{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO\t: 2024/397 <br>KARAR NO\t: 2025/402<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/06/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2025<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA                                                            <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; \tMüvekkillerimden davacı ... (------), davalı ...'a, 10.08.2023 düzenleme tarihli, 31.01.2024 vade tarihli, 23.318 Amerikan doları bedelli bonoyu düzenleyip teslim ettiğini,  Diğer davacı müvekkilim ... ise mezkûr senedin ön yüzüne kefil sıfatıyla imza attığını hukuki tabirle, düzenleyen yanında avalist olduğunu, \tDavalı,  ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Değişik İş, ------ Karar sayılı dosyasından mezkûr senetle ilgili olarak ihtiyati haciz kararı temin etmiş; akabinde -----. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasından icrai takibe geçtiğini, İşbu menfi tespit davası bononun lehtarı ve düzenleyeni arasında görülmekte olup işbu nedenle alt ilişkiden doğan şahsi def'ilerin de ileri sürülmesi mümkün olmadığını, Davalı ile davacı arasında doğrudan bir hukuki ilişki  bulunmadığını, \tDavalı ... ihtiyati haciz ve icra takibi aşamalarında müvekkilim  ------- neden borçlu olduğuna dair hiçbir açıklama ya da iddiada bulunmadığını, . İşbu ihtiyati haciz ve icra takibi, ortada bir bono bulunması gerekçesiyle yapıldığını, Oysaki davacı ----- ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki yoktur. Eğer davalı,------ kendisine 23.318,00 Amerikan doları tutarında borçlu olduğunu iddia ediyorsa bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, Takibe konu bono, üçüncü kişinin borcunun teminatı olarak verildiğini, Gerçekte davalının 23.318,00 Amerikan doları tutarında alacaklı olduğunu ispatlaması ise imkânsızdır. Çünkü ------ ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını,  bononun düzenlenme sebebi üçüncü kişi ile davalı arasındaki hukuki ilişki bulunmadığını,  davalının bu borcun varlığını ispatlamaksızın ödeme talep etmesi hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne ---- İcra Dairesi'nin----- Esas sayılı  takip dosyasının İPTALİNE,. Bono aslının düzenleyen konumundaki davacı  -----Şirketi'ne iadesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin  davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br><br>SAVUNMA                           <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin hiçbir somut ve yazılı delili dosyaya sunamadığını, . HMKnın senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacıların iddiasını dava konusu kambiyo senedi kuvvetinde bir senet ile ispatlaması gerektiğini Davacıların delillerinde ve dilekçelerinin içeriğinde böyle bir ispat vasıtasına da dayanmadıkları ve böyle bir yazılı belge sunmadıkları açıkça görüleceğini, Davacı, -------\"keşideci\"; diğer davacı ... ------ ise \"aval\"i olduğu, takip ve dava konusu, 23.318,00-USD bedelli bono; \"kambiyo senedi\" vasfını haiz ve 6102 sayılı TTK.m.776 hükmünde tanımlanmış tüm zorunlu unsurları içerdiğini, Dava konusu icra takip dosyasıyla, tarafımızdan icra işlemleri takip edilen, dava konusu edilmeye çalışılan: -10.08.2023 tanzim, -31.04.2024 vade tarihli, -23.318,00-USD (Amerikan Doları)bedelli bonoyu, ŞAHSİ AVAL hükümlerine göre bizzat imzalayan davacı ...'nin eldeki menfi tespit davasını açmaya hakkı bulunmadığını, her ne kadar, davacılar, eldeki davaya bir takım, banka dekontlarısunmaya çalışmakta iseler de; dava dosyasına sunmaya çalıştıkları banka dekontlarının, dava konusu olanbonodan kaynaklanan alacaklahiç bir ilgisinin olmadığı, sunulan dekont içeriklerindende, açıkça anlaşıldığını, bu nedenle, ispat külfeti altında olan davacıların, haksız ve dayanaksız iddialarını, ispat şartını sağlayamadıklarıortada olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle açılmış olan davanın reddine, alacağın likit ve belirli olması; haksız ve mesnetsiz davanın, kötü niyetle salt icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış olmasından dolayı, davacıların İcra Takibinin takibe giriş miktarının %20sinden az olmamak üzere her iki davacının ayrı ayrıTAZMİNAT ödemekle yükümlü tutulmasına,  yargılama giderleri ile vekalet ücretinin  davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. <br><br> İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır.Mahkemece  yapılan yargılama sırasında taraflarca  gösterilen deliller toplanarak dosya arasına kazandırılmıştır.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun  teminat bonosu olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay -----.Hukuk Dairesi'nin  ----- Esas,  ---- Karar sayılı  ---- Esas, -----Karar sayılı kararları)  <br>YHGK'nun 14.3.2001 tarih ve ----- sayılı ve yine 20.6.2001 tarih ve ----- sayılı kararlarında da benimsendiği üzere; dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. İİK'nun 169/a maddesi uyarınca belgede takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesi gereklidir.<br>Dava konusu edilen senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanmasının gerektiği, İİK'nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, ilgili senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarlarının belirtilmesinin gerekli olduğu hususu açıktır.<br>Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın dava konusu senedin teminat senedi olduğu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını  yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı, bu nedenle açılan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br> İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesinde, ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünün yer aldığı, buna göre, somut olayda mahkememizce verilmiş bir tedbir kararının bulunmadığı, dolayısıyla tazminat koşulların oluşmadığı anlaşılmakla  davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine dair aşağıdaki şekilde karar hüküm oluşturulmuştur.<br><br>HÜKÜM  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, <br> 3- Karar harcı 615,40 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 12.841,26 TL peşin harçtan mahsubu ile artan  12.225,86 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde  davacı tarafa iadesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 116.790,96 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile  hazineye irat kaydına,<br>8-Taraflarca dosyaya yatırılan  ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde  ilgili  tarafa iadesine,Dair davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı  kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7709a8290ab6ca67","SID":"474e149520ddf678"}}