{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO:2022/1216 <br>KARAR NO:2025/479<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:09/03/2021<br>NUMARASI:2018/1192 Esas, 2021/256 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat <br>KARAR TARİHİ:27/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl davada davacı vekili; davacı şirkete ait spor salonunda 10.06.2018 tarihinde meydana gelen yangın sonucu salonun kullanılamaz hale gelmesi üzerine, davalı şirketle 30.06.2018 tarihli ve işin 23 iş günü içerisinde tamamlanmasını öngören bir tadilat sözleşmesi imzalandığını, ancak işin süresinde tamamlanmadığını, meydana gelen gecikmenin davacının ticari itibarını zedelediğini ve müşterilerin rakip firmalara yöneldiğini, 08.02.2018 tarihli ihtarname ile iş yerinin en geç 14.08.2018 tarihine kadar teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, buna karşın davalının teslimde gecikme iddiasını kabul etmediğini, davacının sözleşme kapsamında ödemelerini eksiksiz olarak gerçekleştirdiğini, teslimin gerçekleşmemesi üzerine sözleşmenin 30.08.2018 tarihinde feshedildiğini, İstanbul 5. ve 16. Sulh Hukuk Mahkemelerinde delil tespiti yapıldığını, tadilat işini tamamlayan müteahhide 168.000 TL + KDV ödeme yapıldığını, davalının ise 65.000 TL tutarında bir alacak talebinde bulunduğunu ancak bu talep için fatura düzenlemediğini, taraflar arasında karşılıklı ihtarnameler ve cevapların teati edildiğini, neticede 30.06.2018 tarihli sözleşmenin ileriye dönük olarak feshi ile davacının uğradığı zararın ve cezai şartın tespiti ile tahsilini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili; taraflar arasında 30.06.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığını, tadilatın gerekçesinin iş yerinde meydana gelen yangın olduğunu, işin geç başlamasının davacıdan kaynaklandığını, sözleşmenin 6. maddesinde tarafların yükümlülüklerinin düzenlendiğini, ancak iş devam ederken davacının sözlü olarak ek işler talep ettiğini, bu işlerin yapıldığını ve bu nedenle iş süresi ile maliyetin arttığını, sözleşmeye ek olarak yapılan işler için İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/115 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığını, işin uzamasının bu ek işlerden kaynaklandığını, iş tamamlandığında davacı tarafından teslim alındığını, fesih sırasında herhangi bir hak saklı tutulmadığından cezai şart talep edilemeyeceğini, ayrıca üçüncü kişilere yaptırıldığı ileri sürülen işlerin davalı tarafından gerçekleştirildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... Şirketi arasında, davalıya ait spor salonunda 10.06.2018 tarihinde meydana gelen yangın sonucu iş yerinin tamamen zarar görmesi üzerine, tadilat işlerinin yapılması amacıyla 30.06.2018 tarihinde 23 iş günü içerisinde tamamlanmak üzere bir “İşyeri Tadilat Sözleşmesi” imzalandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında makinelerin ve mekânın temizliği, havalandırma, elektrik sistemi, aynalar gibi toplam 22 kalem işi eksiksiz ve tam şekilde yerine getirdiğini, davalının bu işler karşılığında 380.000 TL ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ancak bu bedelin yalnızca bir kısmının ödendiğini, sözleşmede belirtilen kalan 65.000 TL’lik bakiye ile birlikte, tadilat sürecinde taraflar arasında sözlü mutabakatla kararlaştırılan ve müvekkil tarafından gerçekleştirilen ek işlerin bedelinin de ödenmediğini, bu nedenle İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/115 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, akabinde Kadıköy ... Noterliği’nin 30.10.2018 tarihli ihtarnamesiyle davalıya ödeme yapılması yönünde ihtarda bulunulduğunu, davalının ise Zeytinburnu ... Noterliği aracılığıyla 28.01.2019 tarihli ihtarname göndererek sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, ancak bu fesih bildiriminin müvekkiline zamanında ulaşmadığını ve iade edildiğini, bu nedenle ayrıca cevap verildiğini beyan eden davacı vekili, taraflar arasında imzalanan yazılı sözleşme ve sözlü mutabakat çerçevesinde yapılan işlerin bedellerinin ödenmediğini, dolayısıyla davalının borçlu olduğunu belirterek, sözleşme kapsamındaki bakiye alacak ile sözleşme dışı ancak tarafların onayıyla yapılan ek işlerin bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili; davacı tarafın iş yerini hangi tarihte teslim ettiğini kanıtlayamadığını, davacının işi zamanında tamamlamamasına gerekçe olarak ileri sürdüğü ek iş taleplerinin gerçekte geçerli ve somut nedenler olmayıp sadece işi geciktirmeye yönelik bahaneler olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmede öngörülen tüm ödemelerin zamanında ve eksiksiz şekilde yapıldığını, buna karşın davacı şirketin işin faturasını ancak dava açıldıktan sonra kestiğini, müvekkilinin 30.08.2018 tarihinde davacı çalışanlarını iş yerine kabul etmeyerek sözleşmeyi feshettiğini ve bu tarihten itibaren sözleşme ilişkisinin sona erdiğini belirtmiştir. Ayrıca işin zamanında tamamlanamaması nedeniyle spor salonunun açılışının birçok kez ertelendiğini ve bu durumun müvekkil şirketin ticari faaliyetlerine ve kurumsal itibarına ciddi zarar verdiğini, bu gerekçelerle İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde tazminat davası açtıklarını ve bu davanın eldeki dosya ile birleştirilmesi talebinde bulunduklarını beyan etmiştir.Mahkemece  iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre,  taraflar arasında takas ve mahsup talepleri bulunmadığından, bilirkişi raporuyla revize edilen ve üçüncü kişiye yaptırılan işlerin karşılığı olan 121.304,00 TL’den, sözleşme kapsamında davalı tarafından ödenmeyen 65.000,00 TL’nin düşülmesi suretiyle hesaplanan 56.304,00 TL’nin, ayıplı ve eksik işler nedeniyle talep edilebilecek tutar olarak kabulüne ve bu miktarın sözleşmenin feshedildiği 30.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine; işin sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken 02.08.2018 tarihinden fesih tarihi olan 30.08.2018 tarihine kadar geçen süre dikkate alınarak, bilirkişi heyetince takdir edilen 15 günlük ek süre ile belirlenen 13 günlük gecikme süresinin toplamı olan 13 gün üzerinden günlük 3.000 TL olmak üzere hesaplanan 39.000,00 TL tutarındaki gecikme nedeniyle öngörülen cezai şartın da aynı şekilde fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmiştir. Birleşen dava yönünden ise, davacının eksik yaptığı işlerin bedelinin sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak tutarını aştığı gerekçesiyle, 30.06.2018 tarihli sözleşmeye dayalı olarak talep edilen 65.000,00 TL tutarındaki bakiye alacak talebinin reddine karar verilmiş; sözleşme dışı olarak yapıldığı iddia edilen ilave işler bakımından ise, Kadıköy ... Noterliği’nin 21.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 04.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 117.943,50 TL’nin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili, istinaf dilekçesinde; delil tespit dosyasında iş yeri ile ilgili ayrıntılı fotoğrafların bulunduğunu, bu fotoğrafların ayrıntılı bir şekilde incelenerek yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması, hangi işlerin eksik yapıldığının ve karşı tarafın iddialarını karşılayacak şekilde varsa ilave işlerin neler olduğunun tam olarak tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme yapıldığını, bilirkişilerin sözleşmede ayrıntılı bilgilere yer verilmemesi ve uygulama projesi olmaması gibi gerekçelerin arkasına sığınarak dosyada mevcut olan spor salonunun önceki ve sonraki hâllerine ilişkin fotoğrafları incelemekten imtina ettiklerini ve yüzeysel bir değerlendirme yaptıklarını, üçüncü kişi firmaya yalnızca spor salonunun bir an önce faaliyete geçirilebilmesi için zorunlu unsurların yaptırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedel esasına dayandığını ve bu sebeple ek ücret talep edilemeyeceğini, ilave işler için sözleşme bedelinin %30’u kadar ücret takdir edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı yanın ölçüleri alınmış işlerde daha sonra ilave işler yapıldığını iddia etmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, ayrıca cezai şart taleplerinin de hatalı değerlendirildiğini, tüm işin 23 günde tamamlanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen yalnızca ilave işler için 15 günlük ek süre verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu sürenin en fazla 7 gün olabileceğini, bu nedenle cezai şartın eksik hesaplandığını, spor salonunun açılmadığı her günün müvekkili açısından hem nakdi zarara hem de müşteri kaybı ve itibar zedelenmesine neden olduğunu belirterek, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davanın esasına ilişkin yeniden değerlendirme yapılmasını gerektiğinden mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde; eksik ve ayıplı işler bedelinin tamamen üçüncü kişi şirket tarafından kesilen fatura esas alınarak hesaplandığını, oysa tespit dosyasında yalnızca 44.967,32 TL tutarında işin eksik yapıldığının belirlendiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, hatta sözleşme dışı ek işler de yaptığını, eğer gerçekten üçüncü kişi şirkete eksik işler yaptırıldıysa, mahkemece yapılan tespitte bu eksiklik ve ayıpların bulunmaması gerektiğini, ancak keşif sırasında davacının hâlâ eksikleri göstermeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, eksik ve ayıplı işler yönünden belirlenen bedelin tespit dosyasında belirtilen miktarı asla aşamayacağını, cezai şart talebinin koşullarının oluşmadığını, 02.08.2018 tarihinin muacceliyet tarihi olarak değerlendirilemeyeceğini, çünkü sözleşme dışı yapılan ekstra işler için gerekli malzemelerin temini ve iş süresi nedeniyle gecikmenin kaçınılmaz olduğunu ve bunun kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, ayrıca teslim sırasında cezai şart talebi yönünden hak saklı tutulmadığı gibi, sözleşmenin feshi sırasında da itiraz veya şerh konulmadığından cezai şartın istenemeyeceğini, birleşen dava yönünden bakiye alacak talebinin tamamen reddedilmesinin yerinde olmadığını, bu ret kararının eksik iş yapıldığı kabulü anlamına gelmeyeceğini, tespit dosyasındaki değerlendirmeler dikkate alınarak bakiye alacak yönünden yalnızca 20.032,68 TL borçlu olunduğu yönünde karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı iş sahibi, asıl davada davalı-birleşen davada davacı yüklenicidir. Asıl davada davacı iş sahibi, sözleşmenin ileriye etkili şekilde feshedildiğini ileri sürerek, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin yanı sıra eksik ve ayıplı imalattan kaynaklanan zarar (alacak) talebinde bulunmuş; birleşen davada da davacı yüklenici bakiye iş bedeli ile sözleşme dışı yapılan ilave işler bedelinin tahsilini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekilince istinaf edilmiştir.Taraflar arasında iş yeri tadilatı işini konu alan götürü bedel esasına göre düzenlenmiş eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve sözleşmenin de ileriye etkili sona erdiği anlaşılmaktadır.Eser sözleşmesi ani edimli bir sözleşme olması nedeniyle kural olarak ancak geriye etkili feshedilebilirse de ileriye etkili olarak feshedilmesi halinde sözleşmenin tasfiyesi kapsamında tarafların sözleşmeden doğan tüm hak ve taleplerinin fesih tarihine göre değerlendirilmesi gerekir.Asıl davaya yönelik yapılan istinaf incelemesinde;Eser sözleşmesinin ileriye etkili fesih hâlinde sair koşulları da varsa ifaya etkili cezai şart (gecikme cezası) ile eksik ve ayıplı işler bedeli talep edilebilir. Her iki durumda da iş sahibi gecikilen süreyi, eksik ve ayıpların bizzat kendisi tarafından giderildiğini veya üçüncü bir kişiye tamamlattığını ve bunların bedelini kesin delillerle ispatlaması gerekir. Her zaman temini mümkün olan fatura tek başına bu taleplerin ispatı için yeterli değildir.Birleşen davaya yönelik yapılan istinaf incelemesinde;Sözleşmenin ileriye etkili şekilde feshedildiği durumlarda yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı sözleşme kapsamındaki yasal imalatların bedelini sözleşme fiyatlarıyla; sözleşme kapsamında olmayan, iş sahibinin açık talebi veya onayı üzerine ya da işin gereği olarak  yapılan zorunlu, yararlı ve yasal nitelikteki sözleşme dışı  ilave işlerin bedelini ise vekaletsiz iş görme hükümlerine göre yapıldıkları tarihindeki piyasa rayiçlerine göre talep edebilir.Bu çerçevede bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmakla; mahkemece öncelikle sözleşmenin feshedildiği tarihin kesin olarak belirlenmesi,  bu tarihe göre asıl davada talep edilen cezai şart alacağı bakımından gecikme süresinin doğru şekilde tespit edilmesi, sözleşme dışı yapılan ilave işlerin sözleşme süresine etkisi araştırılarak bu işler için geçen sürenin sözleşme süresine eklenmesi,Asıl davada üçüncü kişiye yaptırıldığı ileri sürülen talebe konu ayıplı işler bedeliyle ilgili olarak sadece fatura ile sonuca gidilmiş ise de, davadan önce taraflarca alınan tespit raporları, mevcut fotoğraflar varsa tanık beyanları ve tarafların diğer tüm deliller toplanarak  fesih tarihine kadar olan ayıplı işlerin bedeli kesin ve somut bir biçimde belirlenerek bu bedel üzerinden hüküm kurulması,Birleşen davaya konu italeplerle ilgili olarak;  öncelikle sözleşme ve varsa ek protokoller birlikte değerlendirilerek sözleşme kapsamında yapılan işler ile sözleşme dışı ek işler ayrı ayrı kesin bir şekilde belirlenerek  yukarıda yazılan şekilde ücretlendirilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile; eksik incelemeye dayalı usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/03/2021 tarih, 2018/1192 Esas, 2021/256 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 27/05/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ece4e1bd4d205ae9","SID":"a4d8a1ca16afddc9"}}