{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1133 <br>KARAR NO:2025/609<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2019/1056 <br>KARAR NO:2021/413<br>KARAR TARİHİ:14/04/2021<br>DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul)<br>KARAR TARİHİ:28/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile müflis... arasında 2011 yılından beri ticari ilişki bulunduğunu, 2015 yılında davalı şirketin iflas ettiğini, toplam 13.526.414 TL alacağın iflas masasına kaydı taleplerinin Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1084 esas sayılı dosyasında alınan rapor ile 472.950,79 TL alacağın kaydına karar verildiğini, bakiye 13.053.763,21 TL’lik taleplerinin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketin müflis şirketten Beyoğlu ...Noterliği’nin ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile talep edildiği gibi cezai şart, kira kaybı, bayrak parasından ibaret iflas tarihi itibariyle toplam 12.953.400,00 TL alacaklı olduğunu, ... sayılı dosyasından Ocak ayına ilişkin kira, KDV, faiz taleplerine dayalı alacaklarının iflas tarihi itibariyle 73.250,99 TL, ... sayılı dosyasından Şubat ayına ilişkin kira, KDV, faiz taleplerine dayalı alacaklarının iflas tarihi itibariyle 113.796,52 TL, ... sayılı dosyasından Mart ayına ilişkin kira, KDV, faiz taleplerine dayalı alacaklarının iflas tarihi itibariyle 94.209,18 TL, ... sayılı dosyasından 2013 yılı Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz aylarına ilişkin toplam 262.649,75 TL faturalı alacağın talep edildiğini, iflas tarihi itibariyle bu dosya nedeniyle alacaklarının 292.058,88 TL olduğunu, bu suretle toplam alacağın iflas tarihi itibariyle 13.526.714 TL olduğunu, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında bu alacak taleplerinin incelenmediğini belirterek davanın kabulüne ve alacağın iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1084 esasına kayıtlı olarak menfi tespit ve ipoteğin fekki talebiyle açılan dava sonucuda davacının 472.950,79 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu alacak dışındaki taleplerin yargılamayı gerektirdiğini ve her iki tarafın defterlerinin incelenmesinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; \"Davanın İİK’nun 235 maddesi gereğince açılan kayıt kabul istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın davacının iflas masasına kaydedilmesi gerekli alacağının bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise miktarına ilişkin olduğu anlaşıldı.Mahkememizce dava konusu uyuşmazlığın tespiti amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.SMMM ... ve Prof.Dr. ... tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşmelerin, icra dosyalarından iflas tarihi itibariyle alınmış kapak hesaplarının ve davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde, davacının iflas tarihi itibariyle mevcut olan alacağı 11.947.673,10 TL olarak hesaplanmıştır. Bu tutardan, iflas idaresince kabul edilen 472.950,79 TL mahsup edildiğinde, kayıt kabulüne karar verilebilecek tutar 11.474.722,31 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir.Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m).Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi , sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf, bayilik ön sözleşmesi gereğince 4.000.000 USD cezai şart, bayilik ek sözleşmesi gereğince 100.000 USD cezai şart, kira sözleşmesine göre 236.000 USD kira kaybı, bayilik sözleşmesi gereğince 220.000 USD bayrak parası, istasyonun kapalı kalması nedeniyle 800.000 TL kar kaybı, istasyonun tahliyesi sonrası yediemin deposu olarak kullanılan dükkan için 80.000 TL kira kaybı ve icra takiplerinden kaynaklanan alacaklarının iflas masasına kaydını talep etmiştir. ... sayılı dosyası ile davacı tarafından taraflar arasında yapılan kira sözleşmesine istinaden toplam 29.834,20 USD’nin tahsili talebiyle ilamsız takip başlatıldığı, İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/210 esas, 2013/472 karar sayılı dosyasından taşınmazın tahliyesine karar verildiği anlaşılmıştır. Akaryakıt istasyonu davacı tarafından müflis şirkete 15/05/2012-15/07/2017 tarihleri arasında kiraya verilmiştir. Müflis şirketin Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/628 Esas, 2015/532 karar sayılı ilamı ile 13/07/2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflasın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davacı tarafın bayilik ön sözleşmesi gereğince 4.000.000 USD cezai şart istemine ilişkin olarak; Taraflar arasında imzalanan bayilik ön sözleşmesinin 8.2 maddesi, \"İşbu sözleşmenin taraflarca imza altına alınmasından ve yürürlüğe girmesinden sonra Asya işbu sözleşme ile üstlenmiş olduğu edim ve mükellefiyetlerden rücu eder ve/veya sözleşmeyi fesheder, kusuru ile sözleşmenin devamını olanaksız hale getirirse kıstelyevm yöntemiyle sözleşme bedelini ödeyecek ve buna ilaveten diğer tarafa 4.000.000 Amerikan Doları tutarında cezai şart ödeyecek olup, diğer tarafın ayrıca uğramış olduğu müspet ve menfi sair zararları ile kar mahrumiyeti talep hakkı da saklıdır\" şeklinde düzenlenmiştir. Müflis... tarafından…AŞ’ye karşı mahkememizin 2014/298 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasındaki kira sözleşmesi ile alt kiraya verme yetkisi tanındığı, davacının alt kiraya verme yetkisine istinaden taşınmazı 04/05/2012-15/07/2017 tarihleri arasında kiraya verdiği, İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tahliye kararının davacı şirket hakkındaki iflas erteleme tedbirleri nedeniyle icraya konulamadığı, taşınmazın kaymakamlık vasıtasıyla tahliye edildiği, alt kiracılık yetkisi tanınması nedeniyle tahliyenin haksız olduğundan bahisle sözleşmenin feshi nedeniyle kar mahrumiyetinin tahsili talep edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda kiracı olan tarafın kira sözleşmesine aykırı davranmalarından dolayı kira sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin kiracının kusurlu davranışı nedeniyle feshine karar verildiği, tarafların edimlerini iade etme yükümlülüklerinin bulunmadığı ve kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Davacı ile müflis şirket arasındaki kira sözleşmesinin müflis şirketin kusuruyla feshedildiği hususu, İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/210 Esas, 2013/472 karar sayılı ilamı, mahkememizin kesinleşen 2014/298 esas, 2015/251 karar sayılı ilamı ile sabittir. Kiralananın tahliyesine ilişkin kararlar icra ve infazı için kesinleşmesi gereken kararlardan olmayıp icraya konabilir ise de, müflis şirket hakkındaki iflas erteleme tedbirleri nedeniyle icraya konulamamış olduğu, davacının bu sebeple kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.Müflis şirket, kira bedelini ödememek suretiyle sözleşmenin devamını olanaksız hale getirmiş olup, sözleşmenin 8.2 maddesi gereğince kararlaştırılan cezai şart nedeniyle sorumludur. BK 182/3 maddesinde “Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir\" hükmü yer almakta olup, bir olayda cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumları, borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunun yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi hususların dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, müflis şirketin Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/628 Esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesini talep ettiği, 2015/532 karar sayılı ilamı ile 13/07/2015 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflasın kesinleştiği anlaşılmış olmakla müflis şirketin ekonomik durumu, ödeme gücü, iflasta diğer alacaklıların durumu, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunun yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi hususlar nazara alınarak takdiren cezai şart miktarının % 20'lik kısmından müflis şirketi sorumlu tutmanın hakkaniyete uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İflas tarihi itibariyle USD kuru 2,6556 olup, bu kalem nedeniyle davacının talep edebileceği cezai şart alacağı 2.124.480,00 TL'dir. Davacı tarafın bayilik ek sözleşmesi gereğince 100.000 USD cezai şart istemine ilişkin olarak, Müflis şirket Sözleşmenin 3.maddesi ile müflis şirketin sözleşmenin sona ermesini takiben 1 ay içinde ruhsatların iadesini yerine getirme ve akaryakıt istasyonunu boşaltıp davacı firmaya teslim etme yükümlülüğü altına girmiştir.Aynı sözleşme maddesine göre, bu yükümlülüklerine yerine getirilmemesi halinde müflis şirket davacıya 100.000 USD cezai şart ödeyecektir. İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesinin 20/06/2013 tarih, 2013/210 Esas, 2013/472 karar sayılı kararıyla davacı şirket ile müflis arasındaki kira sözleşmesinin feshi ile müflis şirketin tahliyesine karar verilmiş, karar 03/09/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Müflis şirket sözleşmenin sona ermesini takiben 1 ay içinde ruhsatların iadesini yerine getirme ve akaryakıt istasyonunu boşaltarak teslim etme yükümlülüğü içerisinde olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmakla sözleşme gereğince cezai şart ödemekle yükümlüdür. Sözleşme ile belirlenen cezai şart tutarı 100.000 USD olup, iflas eden şirketin ekonomik durumu, ödeme gücü, iflasta diğer alacaklıların durumu, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yararla cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması  yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunun yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi hususlar nazara alınarak takdiren cezai şart miktarının % 20'lik kısmından müflis şirketi sorumlu tutmanın hakkaniyete uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İflas tarihi itibariyle USD kuru 2,6556 olup, bu kalem nedeniyle davacının talep edebileceği cezai şart alacağı 53.112,00 TL'dir. Kira Sözleşmesi Nedeniyle Kira Kaybı yönünden; Davacı şirket müflis şirketin işletme ruhsatını teslim etmemesi ve kiralanan yeri boş olarak teslim etmemesi sebebiyle 8 aylık kira kaybının olduğunu belirterek 236.000 USD talep etmiştir. Müflis şirket hakkındaki tahliye kararının 20/06/2013 tarihinde verildiği, müflis şirketin alt kiracısı adına düzenlenen ruhsatın davacı adına devrinin 11/07/2014 olup tahliye kararının verildiği tarih ile ruhsatın devredildiği tarih arasında 1 yıl 21 günlük sürenin geçmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça 8 aylık kira bedeli talep edilmiş olup, kira sözleşmesi ile aylık kira bedelinin 25.000 USD, 8 aylık kira bedeli toplamının ise 200.000 USD olduğu, davacının 200.000 USD kira kaybı talebinde bulunabileceği, iflas tarihindeki kur üzerinden bu tutarın 531.120,00 TL olduğu anlaşılmakla bu tutar üzerinden iflas masasına kayıt yapılabileceği tespit edilmiştir.Bayilik Sözleşmesi gereğince bayrak parası istemi yönünden, davacı taraf, akaryakıt istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı akaryakıt firmalarından alabileceği 220.000 USD tutarındaki bayrak parasından mahrum kaldığını belirterek bu tutarın da iflas masasına kaydını talep etmiş ise de, davacı tarafın 8 aylık kira kaybı bedelinin masaya kaydına karar verildiği, kira kaybı ve cezai şart ile birlikte davacının bu sebeple iddia ettiği kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.İstasyonun Kapalı kalması nedeniyle kar kaybı istemi yönünden; Davacı taraf, istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı toplam 800.000 TL'lik kar kaybının masaya kaydını talep etmiş ise de,  davacı tarafın 8 aylık kira kaybı bedelinin masaya kaydına karar verildiği, kira kaybı ve cezai şart ile birlikte davacının bu sebeple iddia ettiği kar mahrumiyeti talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.İstasyonun tahliyesi sonrası yediemin deposu olarak kullanılan dükkan için kira kaybı istemi yönünden, davacı taraf, tahliyeye ilişkin mahkeme kararından sonra müflis şirketin alt kiracısının kaymakamlık marifetiyle tahliye edildiğini, bu süreç içerisinde kiracıya ait malzemelerin 8 ay süreyle kendisine ait depoda kaldığını belirterek bu deponun kullanılması sebebiyle 80.000 TL kira bedeli talep etmiş ise de, davacının alt kiracının eşyalarının tahliye sonrası muhafazası nedeniyle kira bedeli adı altında ücretin müflis şirketten tahsili talebinin yasal dayanağı olmadığı, bu tutarın iflas masasına kaydedilemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.İcra takip dosyalarına dayalı istemler yönünden; Davacı taraf, müflis şirket aleyhine kira alacaklarına ilişkin olarak ...,..., ... ve ... kayıtlı olarak icra takipleri başlatmıştır. Başlatılan icra takipleri ile toplam 573.315,57 TL'nin iflas masasına kaydı talep edilmiş olup, iflas idaresince kabul edilen 472.950,79 TL'nin işbu icra takiplerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi heyeti tarafından iflas tarihi itibariyle işlemiş faiz ve icra masrafları nazara alınarak hesaplama yapılarak ... sayılı dosyası yönünden 67.157,04 TL, ... sayılı dosyası yönünden 105.080,19 TL,... sayılı dosyası yönünden 85.483,68 TL ve ... sayılı dosyası yönünden 270.872,19 TL'nin iflas masasına kaydedilebileceği tespit edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve yukarıda açıklanan gerekçeler ile davacı tarafın bayilik ön sözleşmesi gereğince 2.124.480,00 TL cezai şart, bayilik ek sözleşmesi gereğince 53.112,00 TL cezai şart, kira kaybı nedeniyle 531.120,00 TL, ... sayılı dosyası yönünden 67.157,04 TL, ... sayılı dosyası yönünden 105.080,19 TL, ... sayılı dosyası yönünden 85.483,68 TL ve ... sayılı dosyası yönünden 270.872,19 TL olmak üzere toplam 3.237.305,10 TL'nin iflas masasına kaydını talep edebileceği, iflas idaresi tarafından kabul edilen 472.950,79 TL'nin mahsubu ile neticeten iflas masasına kaydedilebilecek tutarın 2.764.354,31 TL olduğu, bayrak parası, kar kaybı, yediemin deposu kira bedeli adı altında talep edilen alacak kalemlerinin ise reddinin gerektiği anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının Müflis... Şirketi'nden 2.764.354,31-TL alacağının ... sayılı iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda, iflas idaresince kabul olunan 472.950,79 TL mahsup olunduktan sonra 11.474.722,31 TL'nin kayıt kabulüne karar verilebileceğinin tespit edildiğini, bilirkişi raporundaki bu tespite katılmakla birlikte bilirkişi raporunda 4 adet icra takip dosyası alacağı olan 472.950,79 TL'nin yalnızca 257.720,91 TL'lik kısmının ve bayrak parası olarak talep olunan 220.000,00 USD'nin, istasyonun kapalı kalması nedeniyle kar kaybı olarak talep olunan 800.000,00 TL'nin, yediemin deposu olarak kullanılan dükkan için kira kaybı parası olarak talep olunan 80.000,00 TL'nin talep olunamayacağı hususundaki tespitlere itiraz ettiklerini, mahkemenin ise bilirkişi raporundaki meblağ olan 11.474.722,00 TL'yi kabul etmesine rağmen cezai şart alacağından %80 tenkis yaparak neticeten 2.764.354,00 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verdiğini, mahkemenin bu yaklaşık 9 milyon TL'yi bulan %80 tenkis hükmünün haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirketin, müflis şirketten  iflas tarihi itibarıyla toplam 13.526.714,00 TL alacağı bulunduğunu, ayrıca iflası açılması ile birlikte işleyecek faizleri de İİK 196.maddesi gereğince talep edilmesine rağmen mahkemece gerekçeli kararda faiz konusunda da hüküm tesis edilmediğinden kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasına ve müvekkil şirketin kayıt talebinde belirtilen 13.053.763,00 TL alacağının tamamının cezai şart yönünden indirim yapılmaksızın kayıt ve kabulü karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. Dava görevli ve yetkili mahkemede, hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.İİK'nın 195/1. maddesinde \"Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur.\" hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır.Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda 2004 sayılı İİK'da açık bir hüküm bulunmamakla birlikte İİK'nın 198/1 maddesinde konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymette para alacağına çevrileceği öngörülmüş olup öğretide de konusu yabancı para olan alacakların anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı hususu kabul edilmiştir. (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İİK'nın 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılması gerekmektedir. Bunun için de yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesi gerekir. Yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacakların Türk Lirasına çevrileceği tarih ise iflas kararının verildiği tarihtir. Ayrıca, yabancı para alacağının aynen kaydı alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı paranın TL'ye karşı değer kazanması halinde yabancı para alacağı yönünden bir azalma söz konusu olacağından alacaklar arasındaki eşitlik bozularak TL'nin alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olup, bu durumda, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. İflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle alacağın iflasın açıldığı tarihteki ... Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/05/1997 tarih ve 2756 E. 4683 K. sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih ve 2013/7176 E. 2014/1802 K. sayılı, 12/05/2015 tarih ve 2014/5224 E. 2015/3582 K. sayılı, 02/06/2015 tarih ve 2014/4900 E. 2015/4147 K. Sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/2805E. 2024/1401 K sayılı emsal ilamları).Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı ilamında; \"...kayıt kabul davalarında, ispat yükü kural olarak, hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlaması gerekir...\" şekilde açıklandığı üzere kayıt kabul davalarında ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Davacı tarafından, 87 kayıt numarası ile iflas masasına yapılan başvuruda 13.526.714,00 TL'nin kayıt kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.Davacının talep kalemleri incelendiğinde;1-Bayilik İçin Ön Sözleşme başlıklı sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca 4.000.000,00 USD cezai şart, 2-Bayilik İçin Ön Sözleşmeye Ek Sözleşme başlıklı sözleşmenin 3.maddesi uyarınca 100.000,00 USD cezai şart,3-Kira Sözleşmesi Nedeniyle 8 aylık kira kaybından kaynaklanan 236.000,00 USD kira kaybı,4-Akaryakıt istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı mahrum kalınan 220.000,00 USD bayrak parası, 5-Akaryakıt istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı mahrum kalınan 800.000,00 TL kar kaybı, 6-İstasyonun tahliye sonrası yediemin deposu olarak kullanılması ve kiracıya ait malzemelerin 8 ay süreyle depoda kalması nedeniyle 80.000 TL kira bedeli, 7-Kira alacaklarının tahsili istemiyle ..., ...,... ve ... sayılı dosyaları nedeniyle toplam 573.314,00 TL, Olmak üzere; 4.556.000,00 USD ve 1.453.315,57 TL'nin iflas tarihindeki karşılığı olan (12.073.400,00 TL (4.556.000,00 USD'nin 1 USD=2,65 TL'den karşılığı) + 1.453.314,00 TL = 13.526.714,00 TL'dir. İflas idaresi tarafından alacak talebi ile ilgili olarak; \"Bakırköy 5. Asliye Ticaret  Mahkemesi 2017/1084 Esas 2019/1049 K arar sayılı mahkeme dosyasında alınan raporda talepçi şirketin 472.950,79 TL alacaklı olduğu görülmüş olduğundan 472.950,79 TL alacağın sıra cetveline (4.) sırada kayıt kabulüne, 13.053.763,21 TL alacağın reddine\" karar verilmiştir.Taraflar arasında \"Bayilik İçin Ön Sözleşme\", \"Bayilik İçin Ön Sözleşmeye Ek Sözleşme\", \"Ek Protokol\" ve \"Kira Sözleşmesi\" başlıklı sözleşmeler imzalanmıştır.\"Bayilik İçin Ön Sözleşme\" başlıklı sözleşmede; davacı bayi, davalı müflis şirket ise dağıtım şirketidir ve sözleşmede davacı \"...\", davalı \"...\" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin konusu 2.maddesinde Asya ile Bayi arasında kurulacak bayilik ilişkisinin çerçevesini oluşturmak, ... ve ... arasında imzalanacak ve bu sözleşmenin de ayrılmaz bir parçası sayılacak Bayilik Sözleşmesinin düzenlemediği alanları düzenlemek ve Bayi'nin halen işletmekte olduğu akaryakıt istasyonunun işletilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olarak açıklanmıştır. Bayilik ilişkisinin süresinin 15/04/2011 tarihinden itibaren 75 ay olduğu, taraflar sürenin bitiminden 1 ay öncesine kadar sözleşmeyi yenilemek istemediğini bildirmezse 1'er yıl süreyle kendiliğinden uzayacağı sözleşmenin 3.maddesinde belirlenmiştir. Sözleşmenin \"Bedel ve Ödeme Şekli\" başlıklı 4.maddesinde; \"..., Bayiye bayrak parası ve marka kullanım bedeli olarak toplam net 4.320.000 UDS ödeyecektir. Söz konusu bedelin ödenmesi aşağıda belirtilen şekilde taksitler halinde gerçekleştirilecektir. 200.000 USD işbu protokolün imzasını takip eden 2 gün içerisinde ödenecektir. 1.450.000 USD hesap mutabakatının sağlanmadı, 6.2.5 maddesi gereği çalışanların sözleşmesinin feshi, 9.madde gereği ipotek tesisi, ...'nın göstereceği kişinin müdür olarak atanması işlemlerinin bitmesi, tescili, ilanını müteakip 2 gün içerisinde ödenecektir. 870.000 USD 6.1.5 gereği taşınmazın 6.1.6 gereği borçların ödenmesi, teminat mektuplarının alınması ve teminat mektupları nedeniyle teminat olarak ipotek tesis edilen taşınmazın üzerindeki ipoteklerin fekki şartıyla ikinci ödemeyi takip eden 30.gün ödenecektir. İşbu üç kalem ödemeden sonra bakiye her ayın 5.gününde 25.000 USD olmak üzere 72 ayda eşit taksitlerle ödenecektir.\" hükmü yer almaktadır. Taraflar arasındaki ön sözleşmenin 8.2 maddesinde ise sözleşmenin taraflarca imza altına alınmasından ve yürürlüğe girmesinden sonra davalı tarafın kusuru ile sözleşmenin devamını olanaksız hale getirmesi halinde kıstelyevm yöntemiyle sözleşme bedeli ile buna ilaveten 4.000.000,00 USD tutarında cezai şart ödeyeceği düzenlenmiştir.\"Bayilik İçin Ön Sözleşmeye Ek Sözleşme\" başlıklı sözleşmenin 3.maddesinde ise davalı dağıtım şirketi veya yetkili kıldığı firmanın lisans ve ruhsatların iadesi hususunu sözleşmenin sona ermesine takiben 1 ay içinde yerine getirmemesi ve akaryakıt istasyonunu boşaltıp davacı şirkete veya tapu malikine teslim etmemesi halinde 100.000,00 USD tutarında cezai şart ödeyeceği düzenlenmiştir.Taraflar arasında ayrıca \"Ek Protokol\" imzalanmıştır. Davacı ..., davalı Dağıtım Şirketi olarak anılmaktadır. Ek protokol, 15/04/2011 başlangıç tarihli Bayilik İçin Ön Sözleşme' ye ek olarak  02/01/2012 tarihinde imza altına alınmıştır. 1.maddesinde; \"İşbu Ek Protokol ile taraflar 15/04/2011 başlangıç tarihli Bayilik Ön Sözleşmesinin Bedel ve Ödeme Şekli'ne ilişkin 4.maddesine göre Bayii,... tarafından kendisine ödenmiş bayrak parası ve marka kullanım bedelinin faturalandırmamış kısmıiçin 2012 yılının Nisan ayında topluca fatura edecektir.\", 3.maddesinde; \"Taraflar, Bayilik Ön. Sözleşmesi'nin Bedel ve Ödeme Şekli'ne ilişkin 4.Maddesi'nin son bendinde düzenlenmiş olan 25.000 USD'lik aylık ödemelerin ruhsatın devredildiği tarih itibariyle sona erdiği ve bu ödemelerin yapılmayacağı konusunda mutabıktırlar.\" hükümleri yer almaktadır.Taraflar arasında 04/05/2012 tarihinde \"Kira Sözleşmesi\" imzalanmıştır. Sözleşmede davacı \"Kiralayan\", davalı ise \"Kiracı\" olarak anılmaktadır. Sözleşmenin konusu tapu bilgileri verilen ve akaryakıt ruhsatına sahip istasyonun ve inşa edilecek yapıların akaryakıt istasyonu olarak kullanımı için kiralanması olarak açıklanmıştır. Süresinin 15/05/2012 tarihinde başlayıp 15/07/2017 tarihinde sona ereceği, aylık kira bedelinin 25.000 USD + KDV olduğu, kiralananın kiracı tarafından kısmen yada tamamen alt kiraya verilebileceği düzenlenmiştir. Davacı tarafından, davalı müflis şirket aleyhine bayilik sözleşmesi kapsamında borçlu olmadığının tespitine ve teminat olarak tesis edilen ipoteğin fekkine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 tarihli 2017/1084 E. 2019/1049 K. sayılı kararıyla borçlu olmadığının tespitine ve ipotekli taşınmazın kamulaştırılmış olması nedeniyle kamulaştırma bedelinin davacılara ödenmesine karar verilmiştir. İşbu dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının, davalı müflis şirketten 472.950,79 TL alacaklı olduğu hususunda rapor tanzim edilmiştir. İflas idaresinin iflas masasına kabulüne karar verdiği alacak işbu dosyada bilirkişi raporuyla tespit edilen alacak tutarıdır.Mahkemece eldeki dosya kapsamında Mali Müşavir ... ve Öğretim Üyesi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.Davacının 1.talebi sözleşmenin devamının olanaksız hale getirilmesi sebebiyle cezai şart istemine yöneliktir. Davalı müflis şirket tarafından kira bedellerinin ödenmemesi sebebiyle sözleşmenin devamının olanaksız hale getirildiği, nitekim bu hususun İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2013 tarihli 2013/210 E. 2013/472 K. sayılı kararıyla tespit edilerek taraflar arasındaki kira sözleşmesinin feshi ile müflis şirketin tahliyesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının 1.talebi olan 4.000.000,00 USD cezai şart talep hakkı doğmuştur. Ancak cezai şart miktarı yönünden mahkeme takdiri ve davacının itirazı aşağıda değerlendirilecektir. Davacının 2.talebi ise müflis şirketin lisans ve ruhsatların iadesini sözleşmenin sona ermesine takiben 1 ay içinde yerine getirmemesi ve akaryakıt istasyonunu boşaltıp teslim etmemesi nedeniyle 100.000,00 USD cezai şart istemine ilişkin olup kira sözleşmenin İstanbul 19.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2013 tarihli 2013/210 E. 2013/472 K. sayılı kararıyla feshedildiği, işbu kararın 03/09/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu kararın kesinleşmesine rağmen bir ay içinde istasyonun boşaltılmadığı tespit edildiğinden davacının 100.000,00 USD cezai şart talep hakkı doğmuştur. Ancak cezai şart miktarı yönünden mahkeme takdiri ve davacının itirazı aşağıda değerlendirilecektir. Davacının 3.talebi işletme ruhsatının teslim edilmemesi ve kiralanan yerin boş olarak teslim edilmemesi sebebiyle 8 aylık kira kaybı istemine yöneliktir. Dosya kapsamına göre tahliye kararı 20/06/2013 tarihinde verilmiş ancak ruhsat davacıya 11/07/2014 tarihinde devredilmiştir. Bu durumda süre 8 aydan fazla ise de davacı tarafça 8 aylık kira kaybı talep edildiği ve aylık kira bedeli 25.000 USD olduğu için 200.000,00 USD bedele hak kazanmıştır.Davacının 4.talebi akaryakıt istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı mahrum kalınan 220.000,00 USD bayrak parasıdır. Bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının akaryakıt istasyonunun işletilememesinden kaynaklanan kira kaybını talep ettiği, bu talebin ise yukarıda yer verildiği üzere yerinde olduğu anlaşıldığından ayrıca petrol istasyonu işletilseydi akaryakıt şirketlerinden tahsil edebileceği bayrak parasını istemesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacının 5.talebi akaryakıt istasyonunun 8 ay kapalı kalmasından dolayı mahrum kalınan 800.000,00 TL kar kaybı olup bu istem yönünden de bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının akaryakıt istasyonunun işletilememesinden kaynaklanan kira kaybını talep ettiği, bu talebin ise yukarıda yer verildiği üzere yerinde olduğu anlaşıldığından ayrıca kar kaybı istemesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacının 6.talebi istasyonun tahliye sonrası yediemin deposu olarak kullanılması ve kiracıya ait malzemelerin 8 ay süreyle depoda kalması nedeniyle 80.000,00 TL kira bedeli olup yine bu istem yönünden de bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının akaryakıt istasyonunun işletilememesinden kaynaklanan kira kaybını talep ettiği, bu talebin ise yukarıda yer verildiği üzere yerinde olduğu anlaşıldığından ayrıca kira bedeli istemesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacının 7.talebi ise ödenmeyen kira alacaklarının tahsili istemiyle başlatılan icra takibi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Bilirkişi incelemesi neticesinde davacının iflas tarihi itibariyle ... sayılı dosyasından 64.157,04 TL, .... sayılı dosyasından 105.080,19 TL, ... sayılı dosyasından 85.483,68 TL, ... sayılı dosyasından 270.872,19 TL olmak üzere toplam 525.593,10 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır.Davacının 1.ve 2.talepleri cezai şart istemine yöneliktir. Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder... Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır. Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. Burada geciktirici koşul söz konusudur. Şart, muaccel bir asli edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesidir. Bu nedenle, asıl edim hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde koşul gerçekleşir ve kararlaştırılan ceza koşulu, yani yan edim (fer'i borç) muaccel hale gelir. Ceza koşulunun yan borç niteliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder; ceza koşulu muaccel olduktan sonra bağımsız bir alacak niteliği kazanır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s..2857, 2861).Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42). 6098 sayılı TBK'nın 179. maddesinde cezai şartın türleri seçimlik cezai şart (TBK 179/1), ifaya eklenen cezai şart (TBK 179/2) ve ifa yerine cezai şart yani dönme cezası (TBK 179/3) olarak düzenlenmiştir.Cezai şart ile borçlunun kusuru ve alacaklının zararı arasındaki ilişki ise TBK'nın 180.maddesinde; \"Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.\" düzenlemesi ile TBK'da yer almıştır. Cezai şartın ödenmesinin alacaklının zarar görüp görmediğine ve zararının miktarına bağlı olmadığı gibi borçlunun kusuru da aranmaz. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın, alacaklı zarar görüsün veya görmesin ceza ilke olarak ödenir.TBK'nın 182.maddesinde; \"Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkansız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.\" hükmü yer almaktadır.Ceza koşulu, sözleşme özgürlüğü ilkesine dayandığı için taraflar ceza miktarını belirleme konusunda serbesttir. Ancak cezai şart miktarı borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetlerini ihlal edecek şekilde aşırı miktarda ise bu durumda hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu takdir hakkını kullanarak re'sen indirir.TTK'nın 22.maddesine göre; \"Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez.\" TBK'nın 182.maddesinin 3.fıkrasında yer alan cezai şartın indirilmesi konusundaki hükmün, TTK'nın 22.maddesi uyarınca ticari işler ve tacirler bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiş ise de özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olan cezai şart miktarına, sırf cezai şartı ödemekle yükümlü olan tarafın tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları ile sözleşmede belirlenen cezai şart miktarının, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek düzeyde fahiş olması halinde, cezai şarttan indirim  yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Aşırı cezanın indirilmesi şartları; 1. Geçerli bir ceza koşulu anlaşması bulunmalıdır... 2. Ceza koşulu muaccel olmalıdır... 3. Ceza henüz ifa edilmemiş olmalıdır... 4. Ceza koşulu aşırı derecede yüksek olmalıdır. İndirimin en önemli sebebi kararlaştırılan ceza miktarının aşırı derecede yüksek olmasıdır. Ceza miktarının aşırı olup olmadığına hakim takdir hakkını kullanarak karar verir. Hakim takdir hakkına dayalı olarak kararını verirken alacaklı ve borçlunun ekonomik durumlarını, alacaklının çıkarlarını, özellikle uğradığı zarar miktarını, borçlunun kusurunu, borca aykırılığın ağırlığını, sözleşmenin türünü ve süresini göz önünde tutar... Bunun sonunda hakim kararlaştırılan ceza miktarının makul olmayacak derecede yüksek tutulduğunu; adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle açık bir çelişki içinde bulunduğunu görürse, sözleşmeye müdahale edip ceza miktarını indirir... TTK m.22 tacir sıfatını haiz borçlunun hakimden aşırı ceza koşulunun indirilmesini isteyemeyeceği hükmünü içermektedir. Ancak tacir sıfatını haiz borçlu, sözleşmenin içerdiği ceza koşulu miktarının ekonomik mahvına neden olacak derecede yüksek olduğu, bu nedenle ticari kişilik hakkına, adalet ve hakkaniyete aykırı bulunduğu gerekçesiyle tamamen kaldırılmasını veya makul düzeye indirilmesini isteyebilir. Hakim bu takdirde ceza koşulu hükümlerine başvurmaksızın TBK m.27/II'yi uygulayabileceği gibi aşırı ceza koşulu kavramıyla ilgili yukarıda incelemiş olduğumuz durumlar varsa TBK m. 182/III'e göre de ceza miktarını indirebilir. Ceza koşulu, bir karşı edim mukabilinde yüklenilmiş edim olmadığı için borçlu aşırı yararlanma (gabin) hükümlerine başvuramaz... Hakimin aşırı ceza koşulunu kendiliğinden mi, yoksa borçlunun bunu istemesi üzerine mi indireceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre borçlu istemedikçe hakim aşırı cezayı kendiliğinden (re'sen) indiremez. Buna karşılık, diğer bir görüşe göre hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu borçlu talep etmese de kendiliğinden (re'sen) indirir (YHGK 24.1.1968 tarih ve 1966/4, 365/45). TBK m. 182/III hakim kendiliğinden indirir dediğine göre ikinci görüş daha isabetlidir. Hakimin aşırı ceza koşulunu indirme kararı, yenilik doğuran bir karar olup geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurur. Böylece ceza daha başlangıçtan itibaren kararda belirtilen indirilmiş miktarıyla konulmuş sayılır. Dava bir indirim davası olduğundan, hakim hiçbir zaman ceza koşulunun tamamını ortadan kaldıramaz (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2881, 2882, 2883, 2884, 2885).Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/06/2019 tarihli 2017/19-922 E. 2019/706 K. sayılı ilamında; \"...Hâkim, cezanın aşırı olup olmadığını, hakkaniyet ölçülerini aşıp aşmadığını araştırırken, özellikle, borca aykırı davranış nedeniyle alacaklının uğradığı zararı, borçlunun kusur derecesini, alacaklının ortak kusurunu ve tarafların (özellikle borçlunun) ekonomik durumunu dikkate alır. Bu unsurlar dikkate alındığında, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa ceza indirilir. Cezaî şartın aşırı olup olmadığı değerlendirilirken, cezaî şartın amacının alacaklının durumunu iyileştirmek olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Kararlaştırılan ceza indirilirken, her hâlde, alacaklının müspet zararını karşılamak için genel kurallara göre isteyebileceği tazminat miktarının üstünde kalınmalıdır. Aşırı olan cezaî şartın indirilmesi olanağı, zayıf durumda bulunan borçlunun sömürülmesini önlemeye yönelik, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Bu nedenle, borçlunun \"indirilme olanağından önceden feragati\" geçersizdir (Reisoğlu, S: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 2004, s:391,392, Oser-Schönenberger, Tunçomağ, Becker, von Tuhr’a atfen).Cezaî şartla ilgili BK’nın 161. maddesinin birinci fıkrası hükmü, (Akitler cezanın miktarını tayinde serbesttirler) prensibini kabul ettikten sonra, üçüncü fıkrası hükmü ile, hâkimi, (fahiş gördüğü) cezayı (tenkis) etmekle yükümlü tutmuştur. Halbuki, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 24. maddesi hükmü, tacir sıfatını haiz olan tarafların (cezaî şart) miktarını serbestçe tayin edebilecekleri ilkesini kabul ettikten sonra, bu tayin edilen cezanın indirilmesini yani tenkisini talep edemeyeceklerini, şart olarak benimsemiş bulunmaktadır (Doğanay, İ.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, İstanbul, 2004, C.I, s:233,234).  6762  sayılı TTK’nın 24. maddesi hükmü aynen; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu, Borçlar Kanununun 104 üncü maddesinin 2 nci fıkrasiyle 161 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında ve 409 uncu maddesinde yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasiyle bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden istiyemez.”  hükmünü içermektedir. Her ne kadar 6762 sayılı TTK’nın 24. maddesinde \"cezaî şart\" yerine \"ceza\" tabiri kullanılmış ise de, gerek bu madde metninde, fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesinin mahkemeden istenemeyeceğinin belirtilmesi gerekse BK’nın 161. maddesinin son fıkrası hükmüne yapılan atıf dolayısıyla \"ceza\" tabiri ile \"cezaî şartın\" kastedildiği kuşkusuzdur.Ticaret Hukukumuzda cezai şart, miktarı yönünden sadece, BK’nın 20. maddesindeki “ahlâka aykırılık” kavramı ile sınırlanmış bulunmaktadır. TTK’nın 24. maddesi uyarınca tacirin, borçlu olduğu cezai şartın tenkisini istemesi mümkün değildir (Günay, C.İ: Cezai Şart, Ankara 2002, s:216). Ancak, TTK’nın 24. maddesi ile tacir olan şahsa ve onun âkidine tanınmış olan bu (akit serbestisi) ilkesi, bütün akitler için sınırlayıcı bir hüküm mahiyetinde olan TTK’nın birinci maddesi hükmünün atfı nedeniyle BK’nın (butlan) matlabını taşıyan 20. maddesi hükmü ile, tahdit edilmiştir. Şayet, taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan (cezaî şart) miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvını mucip olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede (ağır) ve (yüksek) ise, o zaman, böyle bir (cezaî şartı) ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, (kısmen) veya (tamamen) iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan (cezai şart)'ın (butlanı), hukukun genel bir ilkesidir. TTK’nın 24. maddesi hükmünün, bu genel müeyyidenin dışında kalacağını düşünmek mümkün değildir. Bir borçlunun, iktisadî ve ticarî faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her (cezaî şart), ahlâk ve adaba aykırıdır. ...Cezai şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezai şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkün ise de; bir akdin, taraflardan biri için iktisadi yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâk ve adaba aykırı olduğu, taraflar veya hâkimin bu husustaki subjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira, mücerret tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâk ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Mahkeme, ahlâk ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değerini, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki iktisadî durumunu konusunda uzman bilirkişiler aracılığı ile tespit etmeli, ahlâk ve adaba aykırılığı takdir ederken, tarafları ahlâka aykırı muamelelerden sakınmaya sevketmek ve aynı zamanda fena misal ve numunelerin ahlakı bozmasına engel olmak amacını dikkate almalıdır. Nitekim, adap ve ahlâka aykırılığın tayini bir hukuk sorunudur. Hukuk sorununun çözülmesi, mahkemeye ait bir görevdir...\"TBK'nın 182.madddesinde yer alan hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir hükmü uyarınca cezai şart miktarının borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olup olmadığının değerlendirilmesi neticesinde, borçlunun iflas halinde olduğu da nazara alındığında, mahkemece cezai şart alacağına tenkis uygulanması ve uygulanan tenkis miktarı yerinde olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.İİK'nın 196.maddesinde; \"İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işleme ye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.\" hükmü ile yukarıda yer verilen İİK'nın 195.maddesi bir arada değerlendirildiğinde; kayıt kabul istemine konu alacak iflas tarihi itibariyle hesaplanması gerekmektedir. Mahkemece iflastan sonra işlemiş faize karar verilmez. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Bu nedenle iflas tarihinden sonra faiz talebi yerinde değildir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 18/04/2022 tarih 2021/3088 E. 2022/2171 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 14/04/2021 tarih 2021/807 E. 2021/1663 K.)Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan  istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile arta kalan 556,10 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5c1980538007dfe2","SID":"c3cffbd19673e9f0"}}