{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1754 Esas<br>KARAR NO:2025/594<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:21/09/2022<br>NUMARASI:2021/562 E. - 2022/165 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı,istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tescil numaralı \"...\" ibareli markasının 22.05.2014 tarihinden itibaren sahibi olduğunu, markanın münhasır, öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, ... ... A.Ş.'nin de ortağı olan müvekkilinin, bu markayı işyeri, reklam panosu, internet sitesi gibi alanlarda kullandığını, sektörünün araç yedek parça sektörü olduğunu, davalının da aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu ve markayı kendi mal ve hizmetlerinde kendi markasıymış gibi izinsiz kullandığını, Noter vasıtasıyla durumun ihtar edildiğini, bu durumun tecavüz ve haksız rekabet doğurduğunu, markaların karıştırılmasına neden olduğunu ve organik bağ izlenimi yarattığını belirterek davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve men'ine, ticaret sicilde davalı ...Ş. adına kayıtlı ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin TTK 52/1 maddesi gereğince ticaret unvanından çıkarılarak ticaret sicilden silinmesine, davalıya ait ... adlı internet sitesi başta olmak üzere \"...\" ibaresinin kullanıldığı her türlü tabela, broşür, katalog, tanıtım, ilan, reklam ve sair ürünlerle her türlü diğer tüm mecralardaki tanıtım ve kullanımının durdurulmasına veya kullanılmamasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamının, asılsız, içerikten yoksun ve gerçek dışı olduğunu, davacı yanın daha evvel müvekkil şirkette resmi ortak olarak bulunmuş olup noterlikçe yapılan pay devri ile pay değeri tarafına nakden ödenerek ortaklıktan çıkartıldığını, bu durumun ticaret sicil kayıtlarının celbi ile görüleceğini, şimdi terkin talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, ... markasının davacı adına tescilli olmasının müvekkilin ticari ünvanında bu ibareyi bulundurmasına engel bir hal oluşturmadığını, Müvekkil şirketin aynı ticari unvan ile 2014 yılından beri faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin satış veya pazarlamasını yaptığı hiçbir ürünün üzerinde veya ambalajında ... markasının kullanılmadığını, ...’nin marka gibi kullanılmakta olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, Müvekkilin ticari ünvanında ... ibaresinin yer almasının da tek başına marka hakkına tecavüz anlamına gelmeyeceğini, ... ibaresinin Almanca dilinde Uluslararası Karayolu Taşımacılığında kullanılan TIR ifadesinin Almanca kısaltılması olduğunu, genel geçer bir ifadenin marka hakkı kapsamında münhasıran kullanılmasının zaten olanaksız olduğunu, Tır yedek parçası satan her dükkandaki değişik markaların kutularında bu kelimenin yer aldığını, çünkü ... yedek parçası satılan ağır arazi taşıtı olan ve dilimize TIR olarak geçen aracın Almancası olduğunu, MarkKHK m. 12 hükmü uyarınca kullanımın dürüst kullanım olduğunu, ticaret unvanının, markasal olmayan ve tescilli olduğu biçimde unvan olarak kullanıldığını bu sebeple marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, Davacının bir diğer talebi olan ... sitesinde tabela, reklam, katalog gibi yerlerde marka kullanımı gibi bir olgunun zaten hiçbir zaman olmadığını, Bu sayılan mecralarda ... isminin ticaret ünvanı olarak kullanıldığını, Markalaştırılmış bir görselin olmadığını, Mevcut hukukî durumda, tescilli bir ticaret unvanının, ticaret unvanı olarak kullanılmasının, başkasının marka hakkını ihlâl etmeyeceği gibi haksız rekabet de oluşturmayacağını, marka hakkına dayalı olarak ticaret unvanının terkini talebinin açık bir dayanağı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayda davacı, davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davalının ticari unvanının 06/06/2014 tarihinde tescil edilerek ilan olunduğu, taraflar arasındaki önceye dayanan ticari ve hukuki münasebet nedeniyle davacının davalının unvanından ve fiili kullanımlarından haberdar olmasının kendisinden beklenebileceği, bu itibarla dava tarihi itibariyle sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunduğu, davalının fiili kullanımlarının da markasal olmayıp, ticari unvanının kullanımı çerçevesinde kaldığı, bu itibarla marka hakkına tecavüz ve ticaret unvanı terkini için yasal koşulların oluşmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut marka tescil belgesinden müvekkillerinin \"...\" markasını kendi adına 22.05.2014 tarihinden itibaren tescil ettirdiğini, buna karşın davalı şirketin ... A.Ş.'nin ise 16.06.2014 tarihinde kurulduğunun ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığını, TTK'de düzenlenmiş haksız rekabete dair hükümlerin başkasına ait önceden tescil edilmiş markanın ticari unvan olarak kullanılmasını haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğini, davalı şirketin müvekkillerince  önceden tescil edilmiş markayı, ticari unvanı olarak kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durumun hukuk düzenince korunamayacağını, müvekkilleri ...'ın ... tescil numaralı markasının bir başka gerçek ya da tüzel kişi tarafından kullanılmasını istemediğini, bundan öteye bizzat yaratıcısı olduğu markadan kaynaklanan haklarının hukuk düzeni tarafından korunmasını talep ettiğini, mükekillerinin daha evvel ortağı bulunduğu firmadan ayrılırken markasını da yanında götürdüğünü, bunun onun en doğal hakkı olduğunu, mahkemenin müvekkillerinin sessiz kalma yoluyla dava hakkını kaybettiği yönündeki değerlendirmesinin de doğru olmadığını ve gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerinin kuruluşundan itibaren davalı şirketle ortak olarak çalıştığını ve bu süre boyunca da davalı şirketin müvekkillerine ait yargılama konusu markayı kullanmasına iyi niyetle müsaade ettiğini, şirketten ayrıldıktan sonra kendisine ait markayı başkalarının kullanmasına muvafakat etmediğini, bu konuda hiçbir zaman sessiz kalmadığını, muvafakatinin olmadığını bildirmesinin ilk evvel dosyaya sunulan Büyükçekmece ... Noterliğinin 20 Nisan 2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile olduğunu, müvekkillerinin ticaret sicil kayıtlarına göre 18/11/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ilk olarak hissedar olduğunun da açık olduğunu, davalı şirketten ayrılır ayrılmaz kullanıma izin vermediğini bildiğini, müvekkilinin ayrılışının davalı şirketin hukuk dışı eylemler olduğundan davalı şirkettin iyi niyetinden ve iyi niyetin korunmasından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin yıllarca TPE nezdinde yapılan marka başvuruları hakkında itirazlar yaptığını, tüm başvuruları takip ederek reddini sağladığını, bu başvurulara ilişkin kararların da dosyada mevcut olduğunu, davalının kötü niyetle hareket ettiğini ve kötü niyetin hukuk düzenince korunmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının hukuk ve yasaya uygun olduğunu, davacının istinafının reddini talep ettiklerini, müvekkilinin ... ibaresini sadece ticari unvan olarak kullandığını, markasal hiçbir kullanımı olmadığını, ortada iltibas veya marka hakkına tecavüz anlamına gelecek hiçbir eylem olmadığını, yerel mahkeme kararı ve dayanak bilirkişi raporunda da arz edildiği üzere davacının  yasada belirtilen süre boyunca sessiz kalmış sayıldığını, sessiz kalmanın örtülü bir vazgeçme iradesi anlamına geldiğini, müvekkilinin ... Otomotiv A.Ş. adı ile çalıştığını en iyi davacının bildiğini, davaya cevaplarını aynen tekrar ettiklerini, ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu davacıya ait ... nolu \"...\" markasına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve davalı adına ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini davasıdır.TPMK kaydına göre,  ... nolu \"...\" markasının davacı adına 12,35,37 sınıflarda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin, müvekkilinin ... tescil numaralı \"...\" ibareli markasının 22.05.2014 tarihinden itibaren sahibi olduğunu, markanın münhasır, öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, dava dışı  ... ... A.Ş.'nin de ortağı olduğunu belirterek davanın kabulünü talep ettiği, dava dışı ... ... A.Ş.'nin 01/03/2021 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin, davacının daha evvel müvekkili şirkette resmi ortak olarak bulunduğunu, noterlikçe yapılan pay devri ile ve pay değeri nakden ödenerek ortaklıktan çıkartıldığını,  terkin talebinde bulunmasının hakkın kötüye kullanımı olduğunu, ... markasının davacı adına tescilli olmasının müvekkilinin ticari ünvanında bu ibareyi bulundurmasına engel bir hal oluşturmadığını, müvekkili şirketin aynı ticari unvan ile 2014 yılından beri faaliyet gösterdiğini, \"... \"ibaresinin Almanca dilinde Uluslararası Karayolu Taşımacılığında kullanılan TIR ifadesinin Almanca kısaltılması olduğunu, genel geçer bir ifadenin marka hakkı kapsamında münhasıran kullanılmasının  olanaksız olduğunu belirterek davanın reddine talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Marka-Patent vekili tarafından düzenlenen 26/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, \"Huzurdaki davanın, dava dışı ... ... ANONİM ŞİRKETİ adına değil, şirket pay sahibi olan ama şirketi temsile yetkili olmayan Davacı ... adına açılmış olduğu, Taraf sıfatı ve diğer HMK kapsamındaki değerlendirmelerin Sayın Mahkemenin hukuki nitelendirme ve takdirinde olduğu, Dava dışı ... ... ANONİM ŞİRKETİ’nin Ticaret Ünvanı Tescilinin (01/03/2021), Davalı ...’nin Ticaret Ünvanının Tescilinden (16/06/2014) daha sonraki tarihli olduğu, Dolayısıyla, davalı şirketin ticaret ünvanı tescili açısından tarihsel önceliğinin olduğu, Dava dışı şirketin “...” ibaresini 2021 yılında, davalı şirketin ise 2014 yılında tescil ettirdiği İTO kayıtlarından tespit edildiği, bu nedenle her 2 ticaret ünvanında da yer alan ve ayırt edici nitelik taşıyan/vurgu/kök/kılavuz unsur olan ek niteliğindeki “...” ibaresini, tescil tarihi itibariyle öncelikli kullanma hakkının kayıtlara göre Davalı şirket olduğu, Davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinin 16/06/2014 tarihi olduğu, unvan terkini istemiyle işbu davanın 29/09/2021 tarihinde açıldığı, öncelik hakkına sahip olduğu anlaşılan davalı yönünden, TTK kapsamında terkin koşullarının mevcut olmadığı tespit edilmekle birlikte, davalı şirketin ticaret siciline tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin de dolmuş olduğu, ... OTOMOBİL  ve ... OTOMOBİL A.Ş  şeklindeki kullanım açısından, Davalı şirketin “...” ibaresini markasal olarak kullandığı herhangi bir emtia/hizmetin olmadığı, Davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, davalı kullanımının, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, mevcut duruma göre, davalı unvan kullanımının davacının marka hakkına ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, ayrıca Davacı açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olduğu, belirtilen sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m52/1 uyarınca terkin şartlarının mevcut olmadığı, Davacının fiili markasal kullanımı ... şekil ile tescil ettirdiği marka görselinin \" ... \" birbirinden açıkça farklı olduğu, Davalı kullanımında yer alan ... işaret, ... ibaresi açısından benzerlik olmakla birlikte, taraf marka kullanımlarındaki şekil unsurları nedeniyle farklılaştıkları, bu sebeple ilgili tüketici kitlesi açısından farklı marka algısı yarattıkları, genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı, ... ibaresinin, Türkiye’de ve uluslararası ticarette kullanılan ve yabancı dilde tanımlayıcı bir anlamı bulunan kelime olduğu ve mal veya hizmet grubunun niteliği dikkate alındığında, ilgili sektörde serbest kullanıma tabi olması gereken bir ibare olarak değerlendirilebileceği, dolayısıyla mevcut fiili kullanımın markaları farklılaştırma ve iltibası ortadan kaldırma açısından yeterli olduğu, mevcut duruma göre, davalı kullanımının davacının marka hakkına ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, belirtilen sebeplerle davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m52/1 uyarınca terkin şartlarının mevcut olmadığı, ayrıca sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olduğu\" belirtilmiştir.Kural olarak markaya tecavüz eylemleri için hükümsüzlük taleplerinde olduğu gibi Kanunda bir dava açma süresi öngörülmüş değildir. Ancak TMK'nun 2.maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Buna göre davalının uzun bir süre kullanımına sessiz kalmak suretiyle davalının davaya konu marka - ticari unvan ya da işarete - artık kullanıma karşı dava açılmayacağına dair inanç oluşturarak yatırım yapmasına neden olan davacının daha sonra tecavüz iddiasında bulunmasını iyiniyet kuralları çerçevesinde korunmaması gerektiği yönünde doktrin ve uygulamada görüş birliği bulunmaktadır.Davacı vekilinin 29 Eylül 2021 tarihli, delil dilekçesi ekinde sunduğu fotoğrafta, iş yeri camekanında \"...\" ibaresinin logo şeklinde kullanıldığı anlaşılıyorsa da, davalı vekilinin 03.11.2021 tarihli cevap dilekçesi ekinde sunduğu fotoğrafta logo kullanımının bulunmadığı,  davacı tarafça sunulan fotoğrafın hangi tarihte çekildiğinin belli olmadığı gibi, davacı tarafından davadan önce delil tespit talebinde bulunulmadığı, davacı tarafından, davalı tarafından, unvanının çekirdek unsurunu markasal kullanıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, tecavüzden kaynaklanan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Dosyadaki sürecin kronolojik olarak sıralanmasında; davacı marka başvurusunun 22/05/2014 tarihinde, ... alan adı tescilinin 12/06/2014 tarihinde yapıldığı, davalı şirketin ticaret unvanının 16/06/2014 tarihinde tescil ettirildiği, davacının şirket kuruluşundan itibaren davalı şirkette çalıştığı, davacıya şirket hissesinin devrinin 18/11/2020 tarihinde yapıldığı, davacının üzerindeki şirket hissesini 31/12/2020 tarihinde ... ve ...'a devredildiği anlaşılmıştır.Davacının  16/06/2014 tarihinde ... Otomotiv A.Ş. unvanı ile tescil edilen şirkete 18.11.2020 tarihinde hisse devir ile ortak olduğu, daha sonra 31.12.2020 tarihinde tekrar hisse devri yapılarak ortaklıktan ayrıldığı, 20 Nisan 2021 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ticaret unvanından kaldırılması, ... sitesi ve mecralarda kullanılmamasını iktibas veya iltibas teşkil edecek şekilde tabela, broşür,katalog, reklam vesair ürünlerde kullanmamasını ihtar etmiş ise de; davacının kendisinin de çalıştığı şirkette, ortak olmasından önce tescil edilen şirketin ticaret unvanına ve alan adına itiraz etmediği, ortaklıktan ayrıldıktan sonra itiraz ederek terkinini talep etmesinin TMK 2.maddesine aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği, davacı tarafça davalının ticaret unvanının çekirdek unsurunu markasal olarak katalog, broşür, iş yeri tabelasında \"...\" ibaresini kullandığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır.Gerekçeli kararın ne şekilde yazılacağı ve gerekçeli kararda hangi hususlara yer verileceği HMK 297. Madde de düzenlenmiş olup, mahkemece gerekçeli kararda şekillere yer verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle karar gerekçesi düzeltildiğinden; davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacının istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/09/2022 tarih, 2021/562 E., 2022/165 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile;3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken markaya tecavüz yönünden 615,40 TL maktu harç, unvan terkini yönünden 615,40 TL maktu harç olmak üzere toplam 1.230,80 TL  harçtan, peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik alınan bakiye 1.171,50TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz yönünden 40.000,00 TL maktu, unvan terkini davası yönünden 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 132,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 353,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1fdbbf2ae7c4133d","SID":"b02afc14dfd1423a"}}