{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ..... - .....<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/02/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas- ... Karar<br>İSTİNAF EDEN DAVACI: .....<br>DAVALI\t: ........  <br>DAVA\t: Kooperatifin   İhyası<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br>YAZIM  TARİHİ\t: 09/05/2025<br>Taraflar arasında görülen davada  Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>DAVA: Davacı, Karapınar S.S ........ Kooperatifi'nin  ortağı olduğunu ancak, kooperatif  yönetiminin genel kurul toplantıları yapmaması ve ticaret siciline karşı gerekli sorumluluklarını yerine getirmemesi sonucu bilgisi dışında 2015 yılında kooperatifin sicilden silindiğini, bu durumu Tarım ve Orman Bakanlığı'na, kooperatif yönetim ve denetimi hakkında yaptığı şikayet sonucu öğrendiğini, kooperatif aleyhine açtığı dava sonucunda kesinleşen mahkeme kararı ile Kooperatif aleyhine maddi tazminata hükmedildiğini, kooperatif sicilden terkin olduğu için zararını tazmin edemediğini, zararı tazmin edebilmek ve kooperatifin sulama faaliyetlerine devam etmesi için işbu davayı açtığını ileri sürerek, davanın kabulü ile Karapınar S.S ........ Kooperatifi'nin sicilde terkin kaydının kaldırılarak ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı, davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, \"....Dava, \"Kooperatifin İhyası\" davasıdır.<br>Yargıtay HGK’nun 17.11.2022 gün ve 2021/10-956 E. 2022/1538 K. sayılı emsal içtihadına göre, \"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) geçici 7. maddesi (geçici 7. madde) uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde şirketler, ilgili mevzuattaki tasfiye usullerine uyulmaksızın hızlı bir şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilecektir... <br>Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi kapsamında gerçekleştirilecek terkin işlemi için gerekli olan prosedür ise aynı maddenin 4. fıkrasında detaylı olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda geçici 7. maddenin uygulanması için ticaret sicil müdürlükleri, 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olan veya sayılan şirketleri belirleyerek aynı maddede gösterilen şekilde yapılacak ihtar ve ilanlarla tasfiyeleri için bu maddede öngörülen şekilde gerekli hususları yerine getirmeye veya sermayelerini 559 sayılı KHK’ya göre asgari sermaye tutarına çıkarmamış olma dışındaki hâller için münfesih olma nedenini ortadan kaldırmaya davet etmekle ve bazı hâllerde şirketleri tasfiye yapılmaksızın ticaret sicilinden re’sen silmekle yetkili ve yükümlü kılınmıştır. Geçici 7. madde kapsamında münfesih olan veya sayılan şirketin tespitinden sonra aynı madde kapsamında işlem yapılabilmesi ise maddede belirtilen usule uygun şekilde ihtar ve ilanın yapılmış olmasını gerektirmektedir (geçici m. 7/4-a). Bunun için tespit edilen şirketlerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve ticaret sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar gönderilmesi, ihtarın ulaşmadığı durumlarda da tebligat yerine geçmesi için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanın yapılması öngörülmüştür. Ayrıca anılan ilan bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanmalıdır. Münfesih sayılan şirketin niteliği ve münfesih sayılma sebebine göre geçici 7. madde kapsamında izlenecek olan prosedüre aykırı şekilde gerçekleştirilen terkin işlemi usul ve yasaya aykırı kabul edilip iptal  yoluna gidilebilecektir.<br> Ticaret sicil müdürlüğünce belirtilen usuller dairesinde gerçekleştirilen ihtar ve ilanlar karşısında muhatapların kayıtsız kalması, geçici 7. maddenin 4. fıkrasının (b) bendi kapsamı dışındaki münfesih şirketlerin, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenlerini ortadan kaldıran işlemleri yaparak buna ilişkin ispat edici belgeleri bildirmemeleri, geçici 7. maddenin 4. fıkrasının (b) bendi kapsamındaki şirketlerin de ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunu bildirilmemeleri hâlinde münfesih sayılan şirket, aynı maddenin 2. fıkrası anlamında derdest bir davada taraf olarak yer almıyorsa ticaret sicilinden re’sen terkin edilir. Bu husus aynı zamanda geçici 7. maddenin 11. fıkrasında “Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir.” şeklinde ifade edilmiştir…<br>Buradan hareketle hukuka aykırı terkin işlemi nedeniyle geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan dava sonrasında verilecek ihya kararı, TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye olarak nitelendirilemez. Zira hukuka aykırı şekilde geçici 7. madde kapsamında terkin edilen şirketin ihyasında amaç, eksik kalmış tasfiye işlemlerinin tamamlanarak şirketin tekrar ticaret sicilinden silinmesinden ziyade hukuka aykırı terkin işleminin iptaliyle şirketin usulsüz terkin öncesindeki hukukî statüsüne kavuşturulmasıdır. Böyle bir karar sonrasında ihyasına karar verilen şirket, herhangi bir şekilde tasfiye aşamasına girmeksizin hukuken varlık kazanır.<br>Öte yandan şirketin geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilmesi durumunda, sonlandırılması gereken hukukî ihtilaflar nedeniyle aynı maddenin 15. fıkrasında belirtilen imkândan yararlanılarak terkin edilen şirketin taraf sıfatını yeniden kazanmasına yönelik ihyası da mümkündür. Ancak böyle bir durumda verilecek olan ihya kararı, hukuka aykırı terkin işleminden farklı olarak TTK’nın 547. maddesi anlamında bir ek tasfiye niteliğinde olacaktır. Zira böyle bir durumda, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmamakta, ortaya çıkan hukukî ihtilafın neticelendirilmesi amacıyla şirketin ihyası talep edilmektedir. Bu durumda verilecek olan ihya kararı da bu tür ihtilafın sonlandırılması çerçevesinde ifa edilecek ek tasfiye işlemleri ile sınırlı olacak, ek tasfiye sürecine ilişkin olarak TTK’nın 547. maddesi uygulama alanı bulacaktır...<br>Sonuç olarak yukarıda değinilen tüm bu düzenlemeler ışığında; geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez. Ancak geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen re’sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukukî ihtilafların çözümü ve sonlandırılması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak verilecek olan ihya kararı, niteliği itibariyle ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanması zorunludur. Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 E., 2021/1107 K. sayılı kararında da aynı hususlar benimsenmiştir.\"<br>Somut olayda ; ........ Sicili Müdürlüğünün cevabi yazısına göre, ihyası istenilen kooperatifin 6102 s. TTK'nin Geçici 7. maddesi gereğince terkin olduğu, terkin işlemlerinin usulüne uygun yapıldığı belirlenmiştir. <br>Davacının ihyası istenilen kooperatife karşı olan alacağından dolayı başlatmış olduğu Ereğli İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin halen derdest olduğu, bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>İhyası istenilen kooperatifin terkin edilmiş olması ve ihyasında davacı tarafın hukuki yararının bulunması nedeniyle davacının davasının kabulü ile ilgili kooperatifin ihyasına karar vermek gerekmiştir. <br>İlgili kooperatifin terkin işleminin ticaret sicili müdürlüğü tarafından usulüne uygun olarak yapılmış olması nedeniyle, tasfiye memuru atanmasının da gerektiği kabul edilmiş, davalı kooperatifin önceki temsilcilerinden 2 tanesinin vefat etmesi, 1 tanesinin de çok yaşlı olması nedeniyle önceki yöneticilerinin dışında re'sen bir tasfiye memuru ataması gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>İhyası istenilen kooperatifin mal varlığının bulunmadığının anlaşılması nedeniyle, tasfiye masraflarının da davacı tarafından karşılanması gerektiği, terkininin ........ Sicili Müdürlüğü tarafından usulüne uygun olarak yapılmış olması ve ........ Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderlerinin de davacının kendi üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna varılmış....\" gerekçesiyle,  davacının davasının kabulü ile ........ Sicil Müdürlüğü'nün ... ticaret sicil sırasında kayıtlı iken, 6102 s. TTK'nin geçici 7. maddesi gereğince terkin edilmiş olan, ........ Kooperatifi'nin (Vergi Kimlik No: ........) ihyasına ve ........ Sicil Müdürlüğü'ne yeniden tesciline, kararın, ........ Sicil Müdürlüğü'nce tescil ve ilanına, ihya edilen kooperatifin, ihya kararının tescili ile diğer ek tasfiye işlemlerinin yapılması için kararın kesinleşmesinden sonra re'sen 1 mali müşavir veya yeminli mali müşavirin  tasfiye memuru olarak tayin edilmesine,  tasfiye memuru için 15.000 TL brüt ücret takdiri ile 5.000 TL'sinin göreve başladığında peşin olarak kendisine ödenmesine, kalan 10.000 TL'nin tasfiye tamamlandıktan sonra kendisine ödenmesine, tasfiye masrafları olarak şimdilik 5.000 TL ücretin, tasfiye memurunun taleplerine göre tasfiye memuruna veya ilgili kurumlara davacı avansından ödenmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı, mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 9. bendinde belirtilen  \"Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına\"  kısım yönünden kaldırılması ve bu bentte belirtilen yargılama gider ve masrafların davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek, mahkeme kararının belirtilen bu sebeple kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.   <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, dava dışı kooperatifin ihyası istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın  kabulüne karar verilmiştir.<br>Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesinde şirket ve kooperatiflerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silineceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının \"a\"  bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı,  yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise;  dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.<br>Somut olayda, ihyası istenilen dava dışı kooperatifin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır.<br>Davacının, dava dışı kooperatif aleyhine  Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E-... K. sayılı dosyasında açmış olduğu davanın kesin hükme bağlandığı ve davacının Ereğli İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında başlattığı icra takibinin derdest olduğu anlaşılmıştır. <br>Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri ile istinaf edenin sıfatı nazara alındığında, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, terkin işleminin  usulüne uygun olduğu,  yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında ve ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, davacının istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  08/05/2025  tarihinde oybirliği  ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır <br><br>Katip ...<br> e-imzalıdır <br><br><br><br>.....<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e9e608f8f6b21c8","SID":"7b59d147a3244c9d"}}