{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1795 <br>KARAR NO:2025/632<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:03/06/2021<br>NUMARASI:2017/890 Esas -  2021/367 Karar<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:08/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı arasında Distribütörlük Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 29. maddesi uyarınca tarafların, distribütörün şirket merkezi yeri mahkemelerinin de sözleşmeden kaynaklanacak uyuşmazlıklarda yetkili olduğunu kararlaştırdıklarını, sözleşme uyarınca davalının, müvekkilinden giyim ürünleri satın aldığını, satın aldığı ürünlerin bedellerini ödemediğini, ödenmeyen fatura bedellerinin toplam tutarının 104.955,17 Euro olduğunu, müvekkilinin İzmir ... Noterliğinin 02/08/2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 104.955,17 Euro tutarındaki borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağını davalıya bildirdiğini, davalının borcunu ödemeyerek 11/08/2017 tarihinde temerrüde düştüğünü beyanla 104.955,17 Euro tutarındaki alacağın, fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının, 11/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin, davacıya ait ... markası adı altında üretilen birtakım ürünleri belli bir ücret karşılığında kendi nam ve hesabıyla Türkiye'de satmaya yetkili olacağını, uzun yıllardır devam eden bu ticaret ilişkisinin, müvekkilinin isteği ile sonuçlandığını ve taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davacı yanca dosyaya sunulan faturalar müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarına işlenmiş olup davacı ile ilgili cari hesap muavin dökümünün tutulduğunu, bu hesap dökümlerine göre davacıya en son 14/12/2016 tarihli kayıtla 5.000 Euro ödeme yapıldığını ve bu hesap hareketi sonrası Türk Lirası bazında kur değerlemesi yapılmaksızın, davacıdan 31/12/2016 yıl sonu 367.115,61 TL alacaklı olunduğunu, 31/12/2016 tarihli TCMB döviz alış kuru olan 1 Euro = 3.7099 TL'den Euroya çevrildiğinde müvekkili şirketin 98.955,66 Euro alacaklı olduğunun anlaşıldığını, 2017 yılında hesapta hiçbir hareket bulunmadığını, 31/10/2017 tarihi itibariyle 98.955,66 Euro karşılığı kur değerlemesi yapıldığında müvekkili şirketin alacağının TL cinsinden 433.900,78 TL'ye baliğ olduğunu, taraflar arasındaki ihtilaflı dönem olan 2015-2016 yılları cari hesap hareketlerine göre de 31/12/2016 tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan 367.115,61 TL karşılığı 98.955,66 Eurı alacaklı olduğunu beyanla haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilmiş işbu alacak davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasında mal alım satımına dair ticari ilişkinin bulunduğu, her ne kadar sunulan distribütörlük sözleşmesinin yürürlük tarihi 01/01/2010 ve sona erme tarihi 31/12/2012 ise de, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ticari defter ve kayıtlarına göre 2008 yılında başladığı ve 2012 yılından sonra da devam ettiği, davacı tarafın 28/09/2015 tarihli-4.613,67 Euro bedelli, 22/10/2015 tarihli-42.947 Euro bedelli, 23/11/2015 tarihli - 42.462 Euro bedelli, 25/04/2016 tarihli ve 14.932,50 Euro bedelli faturadan dolayı toplam 104.955,17 Euro alacaklı olduğu iddiasına dayandığı, söz konusu faturalar davalının usulüne uygun ticari defterlerinde de kayıtlı iseler de, alınan tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere tarafların ticari kayıtlarında ödeme ve faturaların karşılıklı olarak kayıtlı olmadığı ve yapılan ödemelerin hangi fatura nedeniyle yapıldığının anlaşılamadığı, faturalardan bir tanesi 2016 yılına ait olmasına rağmen davacının verilen kesin süreye rağmen 2015 yılından sonraki kayıtlarını ibraz etmediği, buna göre alacak iddiasının cari hesap yönünden incelendiği, davalı tarafından 2014 yılında 26/03/2014 tarihli,... numaralı fatura ile 221.860 Euro bedelli, 09/06/2014 tarihli, ... numaralı fatura ile 108.400 Euro bedelli malın davacıya iade edildiği hususunda tarafların kayıtları arasında farklılık olmadığı, farklılığın davacının fatura bedellerinden daha sonra yaptığı %50 oranında indirimden kaynaklandığı, iade edilen malların modasının-mevsiminin geçmiş olması nedeniyle bedellerinden %50 oranında indirim yapılmak suretiyle alacaktan mahsup edileceklerine dair taraflar arasında yapılmış bir anlaşma veya uygulamanın olmadığı, yine davalının 2015 yılında yaptığı ödemelerin de davacının kayıtlarında yer almadığı, davalının gerek 2015 yılı sonu itibariyle gerekse dava tarihi itibariyle kendi kayıtlarında davacıdan alacaklı göründüğü, davacı tarafça aksini ispata yarar bir delil ibraz edilmediği, bu nedenle davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurulmasının hukuka ve adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu, davacıya ait defter ve kayıtların taleplerine rağmen istinabe yoluyla incelenmediğini, bilirkişinin incelemeleri davacının ticari defter ve kayıtları incelenmeden gerçekleştirdiğini, davalının ticari defter ve kayıtları ihticaca salih olmadığı halde bilirkişi raporlarına esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi mahiyetinde sunduğu delillerine muvafakat verilmediği halde bilirkişi raporlarında ve hükmün kurulmasında etkili olduğunu, sunulan tüm delillere ve davalının ikrarlarına rağmen davacının davalıdan alacaklı olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ile davacı arasında imzalanan Distribütörlük Sözleşmesi uyarınca yürütülen ticari ilişki süresince davalı tarafından toplam 104.955,17 Euro tutarında fatura bedellerinin davacıya ödenmediğini, davalının borçlu olduğunu ikrar ettiğini, dava açılmadan önce, davalı sözlü ve yazılı olarak davacıya olan borcunu taksitle ödeme talebinde bulunduğunu, İsviçre’de faaliyet gösteren davacının ticari defter ve kayıtlarını Türkiye’de ibraz edememesini fırsat bilen davalı, dava konusu alacak ile hiçbir ilgisi olmayan bir takım belge ve beyanlarla mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını ve ikrarının sonuçlarından kurtulmaya çalıştığını, davalının “borçlu değil de alacaklı olma hali”nin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hayatın olağan akışına dayanan tarafın artık ispat yükü üzerinden kalkacağından aksini ispat yükünün davalı tarafın üzerine geçtiğini, davalının davacıya borcu olmadığını ispatlamak için ortaya koyduğu iddiaların birbirleriyle çeliştiğini ve davalı’nın kötü niyetli bir şekilde borçtan kurtulma çabası içinde olduğunu, davalının, mal iadesi ve kur farkı uygulaması gibi gerçek dışı beyanlar ve hukuka aykırı bir takım muhasebe oyunları ile alacağı ortadan kaldırma girişiminin sonuç doğurmayacağının bilirkişi raporu ile tespit olunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve  bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine  karar verilmiştir.Karara karşı davacı  vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı, davacının davasını ispat edip edemediği  noktasındadır. Taraflar arasında  2008 yılında başlayan ticari ilişki bulunduğu, yazılı distribütörlük sözleşmesinin ise  18/02/2010 tarihinde imzalandığı, davacının İsviçre'de yerleşik ticaret şirketi olup davalıya  tekstil ürünleri sattığı, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 4 adet faturadan kaynaklı toplam 104.955,17 Euro alacağın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  222/1.maddesi \" Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir \" şeklinde düzenlenmiş olup, Türk Ticaret Kanunu'nun  83. Maddesi de \"ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile  olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar  verebilir.\" hükmünü içermektedir. Bu düzenlemeler uyarınca ticari uyuşmazlıklarda, her iki tacirin ticari defterlerinin birlikte incelenerek tarafların borç alacak ilişkilerini ne şekilde düzenlediklerinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması gerekmektedir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Açık hesap ilişkisi: Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.Taraflar arasında ticari ilişkinin  açık (cari)  hesap şeklinde yürüdüğü,  davacının davalıya tekstil ürünleri sattığı, davalının aldığı mal bedellerine karşılık davacıya değişik tarihlerde değişik tutarlarda ödemeler yaptığı, ödemelerin fatura bazında yapılmadığı,  davacının dayandığı faturalara konu malların davalıya teslim edildiği, faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu uyuşmazlık konusu değildir.Davacı taraf mahkemece müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle  kendisine 03/05/2018, 13/09/2018, 31/01/2019 ve 26/09/2019 tarihli ara karalarında kesin süre verilmesine ve bilirkişi raporlarında da eldeki uyuşmazlığın her iki tarafın ticari defterlerinin birlikte incelenmesi gerektiğine yönelik görüşlerine rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, istinaf dilekçesinde müvekkilinin yurt dışına olması nedeniyle defterleri sunma imkanı bulunmadığı, bu nedenle mahkemeden istinabe yoluyla inceleme yatırılmasını talep etmelerine rağmen mahkemece bu konuda ara karar kurulmadığı iddia edilmiş ise de; müvekkiline ait ticari kayıtların bir kısmının apostil şerhi içeren yeminli tercümelerini mahkemeye sunduğu, mahkemece gerekli görülen bir kısmının ise sunulmadığı,  bu durumda ticari defterleri sunma imkanının bulunmasına rağmen defter ibrazından kaçındığı, bu haliyle mahkemenin dosyaya sunulan deliler ve alınan bilirkişi raporu ile yetinmesinin yerinde olduğu, alınan bilirkişi raporları soncunda davanın aydınlandığı anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişkin istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.Dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporları ile  davacı tarafın 28/09/2015 tarihli 4.613,67 Euro bedelli, 22/10/2015 tarihli 42.947 Euro bedelli, 23/11/2015 tarihli  42.462 Euro bedelli, 25/04/2016 tarihli ve 14.932,50 Euro bedelli faturadan dolayı toplam 104.955,17 Euro alacaklı olduğu iddiasına dayanmaktadır.Davalı davacıya borçlarının bulunmadığı bilakis kendilerinin alacaklı olduğunu savunmaktadır. Söz konusu faturalar davalının usulüne uygun ticari defterlerinde de kayıtlı olmakla birlikte tarafların ticari kayıtlarında ödeme ve faturaların karşılıklı olarak kayıtlı olmadığı ve yapılan ödemelerin hangi fatura nedeniyle yapıldığına dair bir veri bulunmadığı, alacağa dayanak  faturalardan bir tanesi 2016 yılına ait olduğu halde mahkemece verilen kesin süreye rağmen 2015 yılından sonraki kayıtlarını ibraz etmediği, bu durumda davacının alacak iddiasının açık hesap ilişkisi gözönüne alınarak belirlenebileceği, davalının davacı adına düzenlediği 26/03/2014 tarihli, ... numaralı fatura ile 221.860 Euro bedelli, 09/06/2014 tarihli, ... numaralı fatura ile 108.400 Euro bedelli malın davacıya iade edildiği hususunda tarafların kayıtlarının mutabık olduğu, ancak  iade fatura bedellerini kendi defterine işleyen davacının, daha sonra  iade faturalarından  %50 oranında indirim yaparak fark oluşturduğu, gerekçe olarak ta  iade edilen malların modasının-mevsiminin geçmiş olması nedeniyle bedellerinden %50 oranında indirim yapılması gerektiğini savunduğu, ancak bu gerekçeyle alacaktan mahsup edileceğine dair taraflar arasında yapılmış bir anlaşma veya uygulamanın ispatlanmadığı, ayrıca davalının 2015 yılında yaptığı ödemelerin de davacının kayıtlarında yer almadığı, davalının gerek 2015 yılı sonu itibariyle gerekse dava tarihi itibariyle kendi kayıtlarında davacıdan alacaklı göründüğü, davacı tarafça aksini ispata yarar bir delil ibraz edilmediği, davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşılmaktadır.Davacı taraf istinaf dilekçesinde taraflar arasındaki e-mail yazışmalarında davalının dava dışı ikrarının bulunduğunu ileri sürmüş ise de dosyaya sunulan mail yazışmalarında borcun ikrar edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, tarafların mahkeme aşamasında sulh görüşmelerine ait yazışmalar olduğu 22 kasım 2017 tarihli mail de davalı tarafın  gerçekte böyle bir borç olmadığı için anlaşma yapmama durumundayız şeklinde borcu inkar eden beyanı bulunduğu görülmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.882,00 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.266,6‬0 TL istinaf karar harcının davacıya iadesine 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7f454976fdfdb74","SID":"699ee79974c9d21c"}}