{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/1100 - 2025/1261<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/1100 <br>KARAR NO\t: 2025/1261<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/04/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/126 E.  <br><br><br><br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbire İtiraz<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen tarih ve 2025/126 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir talebine itiraz eden  davalı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkil şirketin aslen davalı ... Anonim Ortaklığı’nın iştiraki konumunda bir kamu iştiraki iken özelleştirildiğini ve ... Holding A.Ş. tarafından satın alındığını, ilerleyen dönemde yine ... Holding A.Ş. iştiraki olan ... Petrol Ürünleri A.Ş. ile birleştiğini ve ticari hayatına ... A.Ş. unvanı altında devam ettiğini; müvekkili şirket henüz özelleştirilmeden önce davalı ile arasında 29.09.2016 tarihli, 2 yıl süreli inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi akdedildiğini; bu sözleşme ile davalının bazı markalarının müvekkilinin kullanımına bırakıldığını, müvekkiline 04.04.2017 tarihi itibariyle verilen kullanım hakkının 04.04.2025 tarihine kadar uzatıldığını; taraflar arasında sözleşmenin uzatılmasına ilişkin istişareler devam ederken davalı tarafça Ankara 20. Noterliğinin 18.09.2024 tarihli ve 21003 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile marka lisans sözleşmesinin uzatılmayacağının bildirildiğini, davalı ile iletişime geçilmiş ise de, olumlu bir cevap alınmadığını, oysa müvekkilinin tek faaliyet konusunun akaryakıt ve LPG dağıtımı olup, faaliyetlerini Enerji Piyasası Düzenleme kurulundan lisans almak suretiyle sürdürdüğünü, lisans almak için 04 ve 37. emtia kodlarını içeren tescil edilmiş bir markası ve/veya söz konusu emtia kodlarından tescil edilmiş olan bir markanın kullanım hakkına sahip olmasının zaruri olduğunu; Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin \"Dağıtıcı Lisansı Sahiplerinin Yükümlülükleri\" başlıklı 34. maddesinin (p) maddesinde açık bir şekilde lisansın devamı süresince yeni bir marka ile değiştirmek suretiyle lisans tadili yapılmadan markanın kullanım hakkının devredilemeyeceği ve/veya kullanım hakkının sona erdirilmemesi gerektiği açık bir şekilde belirtildiğini; davalı ile yapılan görüşmelerde söz konusu markaların müvekkili tarafından kullanılmasına devam edileceği yönünde haklı bir kanaat oluştuğunu, markaların elinden alınması halinde müvekkilinin lisansının iptal edilmesi sonucunun doğacağını, müvekkil şirketin marka kullanım hakkı sona erdiğinde EPDK'ya marka tescil belgesi sunulamaması halinde müvekkilinin dağıtıcı lisansının sonlandırılma tehlikesi bulunduğunu; zira Petrol Piyasası Yönetmeliği tarafından belirlenen 15 günlük süre içerisinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında yeni bir markanın tescil edilmesi ve aynı zamanda EPDK'nın dağıtıcı lisansına derc edilmesinin hukuken ve fiziken mümkün olmadığını¸ lisansının sonlandırılması durumunda müvekkilinin piyasa faaliyetinin durdurulacağını ve telafisi güç hatta imkânsız zararların meydana geleceğini; müvekkilinin bünyesindeki 680 personelin maaşlarını ödeyemeyecek duruma düşeceğini, bayilerinin de zarara uğrayacağını, faaliyetlerinin durması halinde devam eden kamu ihaleleri kapsamındaki yükümlülüklerini de yerine getiremeyeceğinden aynı zamanda kamu zararının da ortaya çıkacağını, kamunun ödediği vergilerden mahrum kalacağını, durumlarının izah edilmesine rağmen davalının marka lisans sözleşmesinin süresini uzatmaktan imtina etmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin marka kullanım hakkını 04.04.2025 tarihinde sonlandırılmasına ilişkin aşırı ifa güçlüğü bulunduğunu ileri sürerek, inhisari olmayan marka lisans sözleşmesinin dava tarihinden itibaren süresinin 5 yıl, aksi kanaatte mahkemenin uygun göreceği süre ile uzatılması talebiyle açtığı davada, öncelikle teminatsız aksi kanaatte ise uygun bir teminat karşılığında veya ilgili lisans bedelinin davalı yana ödenmesi karşılığında taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin yargılama süresi boyunca tedbiren uzatılmış sayılması, davalı tarafın marka sahipliğinden doğan haklarını kullanmasının tedbiren durdurulması ve müvekkili şirketin marka kullanım hakkının devam etmesine karar verilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>\tİhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının, bir Devlet şirketi olan müvekkilinin marka haklarına fiilen ve hukuken tecavüz etmekte olduğunu, dava konusu sözleşmenin süresinin 04.04.2025 tarihinde dolduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi devam ettirme iradesinin bulunmadığını, müvekkilinin sınai mülkiyet haklarını nasıl kullanacağının kendisine ait bir karar olduğunu, yargı yoluyla bir sözleşmenin tarafı olmaya zorlanmasının hukuken mümkün olmadığını, sözleşmenin sona ereceği tarihin yıllar öncesinden her iki tarafça da bilindiğini, sözleşmenin sona ermesi için ihtar çekilmesine gerek olmasa da iyi niyet çerçevesinde süre uzatımı veya aynı konuda yeni bir sözleşmenin olmayacağının bildirildiğini, yapılan görüşmelerde de bu hususun bildirildiğini, davacı tarafça ortaya konan tablonun müvekkili yüzünden gerçekleşmeyeceğini; davacının bu sürede basiretli bir tacir gibi davranmadığını, herhangi bir hazırlık yapmadığını, bunun ticari sonuçlarının davacının sorumluluğunda olduğunu, davacının müvekkilinin markalarını tahrif ettiği ve benzer marka başvurularında bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ticaret unvanını izinsiz kullanarak haksız rekabet de yarattığını, davacının sınai mülkiyet hakkı bulunmadığından SMK’nın 159. maddesi uyarınca tedbir talep edemeyeceğini ileri sürerek, ihtiyati tedbir talebinin reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar dinlendikten sonra verilen ara kararı ile davacı tarafın davalı tarafça kurulmuş şirket olduğu, davalı tarafından tescil ettirilen markaların davacı şirketin çalışma alanına ilişkin bulunduğu, davalının davacı şirkette pay sahibi iken markaların tescil edildiği, lisans sözleşmesinin aynı hukuki durumda yapıldığı, marka başvurularından önce davacı tüzel kişiliğinin oluştuğu, tüzel kişiliğin kazanılması ile birlikte unvan kapsamında ve varsa tescilden önce kullanım kapsamında markaların hukuki durumunun tartışılmasının zorunlu olduğu, özelleştirme nedeniyle yapılan devrin kapsamı ile unvandan ve varsa kullanımdan kaynaklı hakların yargılamada tartışılmasının gerekli olduğu, mevcut hukuki durumun muhtemel sonuçların davacı bakımından oluşturacağı yükün dikkate alındığı, 2025 lisans bedelinin faizi ile yatırılacağı, takip eden yıl lisans bedellerinin 04/04/2026 tarihinden itibaren her yıl 04 Nisan tarihinde yatırılacağı gerekçesiyle, 35.000.000,00-TL karşılığı keşin ve şartsız banka teminat mektubu karşılığında; ve bir hafta içerisinde 2025 yılı lisans bedeli 1.000.000 USD'nin ve 04/04/2025 tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasınca Dolara uygulanan en yüksek faizi tip ve oranı ile birlikte  davalı yana ödenmesi şartıyla taraflar arasında akdedilmiş olan 29/09/2016 tarihli inhisari olmayan lisans sözleşmesinin yargılama süresi boyunca tedbiren uzatılmış sayılmasına, yargılama devam ettiği sürece 4 Nisan 2026 tarihinde ve takip eden yıllarda yıllık 1.000.000 USD lisans bedelinin ödenmeye devam edilmesine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, SMK’nın 156. maddesindeki ihtiyati tedbir şartlarının bulunmadığını, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının özensiz ve basiretsiz davrandığını, sözleşmenin uzatılmayacağının önceden bildirildiğini, müvekkilinin sınai mülkiyet hakları üzerindeki tasarruf yetkisinin kendisine ait olduğunu, sözleşmede sürenin uzatılmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin ara kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Talep, ihtiyati tedbir kararının itiraz yoluyla kaldırılması istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tYukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili, karşı taraf ile yaptıkları görüşmelerde söz konusu markaların müvekkili tarafından kullanılmasına devam edileceği yönünde haklı bir kanaat oluştuğunu, markaların elinden alınması halinde müvekkilinin lisansının iptal edilmesi sonucunun ve telafisi güç hattı imkansız zararların doğacağını ileri sürerek,  taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin yargılama süresi boyunca tedbiren uzatılmış sayılması, davalı tarafın marka sahipliğinden doğan haklarını kullanmasının tedbiren durdurulması ve müvekkili şirketin marka kullanım hakkının devam etmesine karar verilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince tedbir talebi kabul edilmiştir. <br>\tİhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilince, 6769 sayılı SMK'nın 156/1. maddesinde bu kanunda öngörülen davalarda görevli mahkemenin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğu yönünde hüküm bulunduğu, oysa somut uyuşmazlık yönünden SMK'da öngörülen bir davanın söz konusu olmadığı, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve ihtiyati tedbir kararının da görevsiz mahkeme tarafından verildiği ileri sürülmüştür. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde  görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği; HMK'nın 390/1.maddesinde ise, ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği düzenlenmiştir. <br>\tSomut uyuşmazlık, taraflar arasındaki marka lisans sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Marka lisans sözleşmesi ise SMK'nın 24 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda somut uyuşmazlığa da SMK hükümlerinin uygulanması gerekeceği açık olup, görevli mahkeme SMK'nın 156/1. maddesi uyarınca fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin benzer bir hüküm içeren 556 sayılı KHK'nın 71. maddesine ilişkin olarak verdiği 25.01.2018 tarih ve 2017/5311 E. - 2018/690 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan gerekçeyle, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin görev itirazı yerinde görülmemiş, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.   <br>\tMarka hakkına tecavüz iddiasına dayanmayan eldeki davadaki ihtiyati tedbir talebi yönünden, SMK'nın 159. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanmayacağı da açık olup, ihtiyati tedbir talebinin koşullarının bulunup bulunmadığının 6100 sayılı HMK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut tedbir talebine uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir.<br>\tYine somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir kararı, tarafların dinlendiği 22.04.2025 tarihli duruşmadan sonra, aynı tarihli ara kararı ile verilmiştir. HMK'nın 394/1. maddesi uyarınca ancak karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına karşı itiraz edilebilir. Somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir kararı, karşı taraf dinlendikten sonra verildiğinden, HMK'nın 341/1-b maddesi uyarınca bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür. <br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, bu aşamada dosyaya taraflar arasındaki sözleşme, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ile yapılan yazışma, Ticaret Sicil Gazetesi örneği, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı gibi belgeler sunulmuş ise de, söz konusu bu belgelerin HMK'nın 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talep edenler için bir zorunluluk olarak öngörülen davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat şartını sağladığından söz edilemeyecektir. Bu hale göre, somut uyuşmazlık yönünden ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli şartlar bulunmayıp, ilk derece mahkemesinin aksi kanaat ile tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.      <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-İhtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/04/2025 gün ve 2025/126 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,<br>2-İhtiyati tedbir isteminin REDDİNE,<br>\t3-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalıya iadesine,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/06/2025  tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 19/06/2025<br><br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br> <br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b4fc8146d313148b","SID":"7e7a1862d5757197"}}