{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                           <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1136 <br>KARAR NO:2025/1079 TÜRK  MİLLETİ  ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/02/2025<br>NUMARASI:2024/832 Esas, 2025/199 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali \" Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan \"<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:18/06/2025<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından incelendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;   <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Şirketi ( ...) sahibi ve yetkilisi olduğunu davalı ise... Şirketi (...) 'nin sahibi ve yetkilisi olduğunu, davalının,  geri ödenmek üzere müvekkilinden borç para istemesi üzerine müvekkili tarafından ... Şubesinin ...  iban nolu hesabından davalının ...bank ... iban nolu hesabına banka havalesi yoluyla davalıya 1.000.000,00 TL  ödünç para göndermiş olduğunu, kararlaştırılan geri ödeme günleri geçmesi üzerine tüm şifahi taleplere rağmen davalının ödünç aldığı bedeli geri ödememesi üzerine hakkında icra takibi yapıldığını, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine icra takibi durdurulmuş olduğunu, yetki itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini,  davacı alacaklı tarafından, davalı borçluya 09.05.2024 ve 10.05.2024 tarihinde banka havalesi yoluyla ödünç para verildiğini, ödüncün geri verileceği tarihin de açıkça kararlaştırılmasına rağmen davalı taraf bu borcunu ödememiş olduğunu, yapılan icra takibine de haksız bir şekilde itiraz ettiğini, ödüncün geri verileceği tarih açıkça kararlaştırılmasına rağmen borç bugüne kadar ödenmediğini, davalının itirazının iptali  ile takip tarihinden işleyecek  reeskont avans faiziyle birlikte tahsili için iş bu davayı açtıklarını, taraflar arasında yapılan ticari dava şartı arabuluculuk görüşmelerine davalı taraf katılmadığından anlaşma sağlanamadığını belirterek,  davalının Bakırköy ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasına  yapmış olduğu itirazının iptalini, takibin 1.000.000,00-TL üzerinden devamını, davalının %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.İlk derece mahkemesince; \" ..1-Açılan davada görev yönünden dava şartı  yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ gönderilmesine,.. \" karar verilmiş, bu karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, Esasa ilişkin beyan ve itiraz haklarımız şimdilik saklı kalmak kaydıyla Sayın Mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olmuştur. Şöyle ki; Yerel Mahkemece dosya kapsamında esasa ve usule ilişkin beyan ve itirazlarımız sunulmadan ve dahi bildireceğimiz deliller toplanılmadan davaya konu banka havalelerinin gerçek kişiler arasında yapıldığı ve tarafların adı geçen şirketleri temsil ettiklerine dair bir beyan ve ibarenin dekontlarda yer almadığı gerekçesiyle ve yine  gerçek kişiler arasında yapılan ödünç para verme iddiasının ticari davaya vücut vermeyeceği kanaatine varılarak görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, müvekkile ödünç para gönderildiği ve vadesinde ödenmedi iddia edilmiş ise de bu iddianın maddi gerçekliğe aykırı olduğu ancak  yargılama safahatinde bildireceğimiz delillerle ortaya çıkabilecek niteliktedir.Keza şu aşamada dahi   dosya arasına gelen ticari sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere hem davacı taraf hem de müvekkil, ticari şirket yetkilisidir. Bilineceği üzere TTK 4. Maddesine göre her iki tarafında tacir olduğu uyuşmazlıklarda Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu amir hükümdür. Yine dosya kapsamında sadece davacı tarafça sunulan dekont içeriklerine bakılarak şeklen yapılan bir inceleme ile esasa ilişkin beyanlarımız dahi alınmaksızın görevsizlik kararı verilmiştir. Açıklanan bu sebeplerle  dosya kapsamında deliller toplanılmadan eksik inceleme ile tarafların gerçek kişi olduğu nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Keza iş bu dosya kapsamında Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmakla usul ve yasaya aykırı Görevsizlik kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Yerel mahkemenin iş bu istinafa konu kararında müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da yine yasal usul ve esaslara aykırılık teşkil etmektedir. İş bu yerel mahkeme ilamını bu yönüyle de istinaf ettiklerini talep etmiştirDavacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; lk derece mahkemesindeki iddialarını tekrarla,  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2024/832 E.,  2025/199 K. Sayılı 18/02/2025 tarihli kararı ile dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Dava dilekçesine karşı herhangi bir cevap vermeyen davalı, sırf davanın uzaması için görevsizlik kararını istinaf etmiştir.Davalının istinaf talebi \"Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü\" başlıklı HMK 29. Maddesine aykırıdır. Sırf yargılamayı geciktirmek için yapılan iş bu istinaf talebinin reddini talep etmiştir. Dava konusu somut uyuşmazlık ticari nitelikte olmayan ödünç/borç ilişkisine dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir.Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi  bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı) 6102  Sayılı TTK'nın 12.maddesine \"bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" 15.maddesinde de \" İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\"düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.) Dava konusu somut uyuşmazlık ticari nitelikte olmayan ödünç/borç ilişkisine dayalı itirazın iptali talebine ilişkin olması nedeniyle görevli mahkeme asliye Ticaret mahkemesi değil, Asliye hukuk mahkemesi olduğundan mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup davalının istinaf istemi yerinde değildir.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosya kapsamındaki  delillere göre ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediği anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,18/06/2025  tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0ae9662bb048614","SID":"49a8d1b80fea1f29"}}