{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/809 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/456<br><br>DAVA\t:Yargılanmanın Yenilenmesi<br>DAVA TARİHİ\t: 21/02/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 18/06/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Yargılanmanın Yenilenmesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı vekili dilekçesinde özetle; mahkemenizin... Esas,... Karar Sayılı ve 07/10/2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildğiğini, başvurularının olağan kanun yolları süresinde olmadığı gerekçesi ile reddedilmiş ve  verilen karar kesinleştiğini, ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa’nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6., 1982 Anayasası’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verildiğini, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde ise adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini, kararların somut, açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği öngörüldüğünü, mahkemenizce de bilindiği üzere; 445/7. bendine göre, lehine karar verilen tarafın veya vekilinin, hükme etkisi olan diğer bir hile ( ve hud’a ) kullanmış olması yargılamanın iadesi sebebi olduğunu,  Hukuk  Muhakemeleri  Kanununun 375. maddesinin; bilirkişi veya tercümanın, Hükme Esas Alınan Husus Hakkında Kasten Gerçeğe Aykırı Beyanda Bulunduğunun Sabit Olması  HMK m. 375/1-f yine Lehine Karar Verilen Tarafın, Karar Tesir Eden Bir Hileli Davranışta Bulunması HMK m. 375/1-h, olması durumunda yargılamanın yenilenmesinin yapılabileceğini belirtildiğini, dava dilekçesinde de belirttikleri üzere;  müvekkili şirketin temlik almış olduğu alacağa ilişkin olarak ...Ltd. Şti.'nin teminat mektubu almak üzere ...Şubesinde bulunan hesabına yatırmış olduğu paranın 4.900.000,00.-TL. lık kısmı hesap sahibi olan müvekkil şirketi temsile yetkili kişilerin herhangi bir talimatı olmaksızın şirketle uzaktan yakından ilgisi veya mevduat sahibi olmayan 3. Kişi (...)’in bizzat düzenleyip imzaladığı 27.01.2014 tarihli “Havale, EFT Talimat Formu” na dayalı olarak Şube Müdürü ...’in emir ve talimatları ile kendisinin İstanbul’dan tanıdığı ...Ltd. Şti. nin ... Bankası ...şubesi nezdindeki ...  İban numaralı hesabına havale edilmiş ve bu hesaptan da büyük bir kısmı şahsın kardeşlerine ait şirket ve tanıdıklarının hesaplarına aktarıldığını, mahkeme ara kararı gereğince ... tarafından gönderilen belgelerin eksik olduğu zira ... tarafından eft talimatı ve firma talimatı gönderildiğini, bu nedenle mahkeme tarafından ...'a müzekkere yazılarak  ... Teftiş Kurulu Raporunun istenilmesine, EFT işlemi yapıldıktan sonra ... Bankasından yapılan EFT'nin iptaline ilişkin talep belgesinin istenilmesine, Banka Müdürünün savcılık soruşturmasında yer alan dava dışı şahıs adına banka tarafından açılan 500.000,00 TL lik kredinin bu hesaptan yapılan EFT'ler ile kapatıldığını gösteren belgelerin istenilmesine karar verilmesi taraflarınca talep edilmesine rağmen mahkeme tarafından talepleri doğrultusunda işlem yapılmayarak dosyada eksik inceleme yapılarak davanın reddine karar verildiğini, zira talep edilmiş olan evraklar dosya içerisine alınmış olsa idi bilirkişi raporu tamamen değişecek olacağını, bu sebeple eksik inceleme ile verilen mahkeme kararı açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazlarda mahkemece hiçbir suretle değerlendirilmediği, sayın mahkemenin itibar ettiği bilirkişi raporu sonuç şekil odaklı olduğu ve olayın bütününü açıklamakta aciz kaldığı geniş kapsamlı olarak kriminal raporların tetkikinin yapılmaması, TTK'ya göre resmi evrakların değerlendirilmemesi, olayın olağan dışı akışının ve ilgisiz hesaplara  aktarılan ve izah edilemeyen para transferlerinin varlığı,ilgisiz kişilere ait kredilerin kapatılması,operasyon sorumlusu ve şube müdürünün işlemler ile ilgili verdikleri saatler ile işlemlerin makbuz ve belgelerdeki saatlerin uyuşmaması, Antetli kağıtta işlem talep tarihinin olmaması, şube müdürünün açığa alınıp iş akdinin feshi,virman,eft ve kredi kapatma işlemlerinin tamamı bilirkişi tarafından incelenmeden varlığını kabul etmedikleri ve kriminal raporda yazının ...'e ait olmadığına dair rapor varken ,dışardan atanmış müdürlerin tek ortaklı şirketlerde geçerli olabilmesi için küçük dahi olsa hisseye sahip olması yada şirket ortağınında müdürlük vasfına müştereken veya müteselsil imza hakkı olması gerekli iken hukuken bütünlüğü olmayan  belgeye dayandırılarak telafisi mümkün olmayan zararlar bilerek ve isteyerek verildiğini, müvekkil ...olarak ... ile yaptığı anlaşmalara istinaden ..., ... ve ... bankalarından kullanmış olduğu kredileri aktarmış ve sebeple şirket iflas erteleme sürecine girdiğini, ... Tic. Ltd. Şti. İlgililer hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmayı yürüten savcılıkça 11.03.2014 tarih ve ... Soruşturma ve... Karar sayılı kararla “…..taraflar arasında hukuki ilişki bulunduğu, bankacılık yasal mevzuatına uygun ve müşteki Adem’in rızası ile EFT talimatı verilip ... şirketinin hesabından şüpheli ...’ın hesabına para gönderildiği, dolandırıcılık ve emniyeti suistimal suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı..” gerekçesi ile takipsizlik kararı verilmiş, verilen karara yapılan itiraz da ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin.... D. İş sayılı kararı ile ret edilmiş ve takipsizlik kararı kesinleştiğini, her ne kadar ... Cumhuriyet Başsavcılığınca işin \"Temsil ve Yetki\" boyutu incelenmeden eylemin \"Hukuki ilişkiden kaynaklı\" olduğu yönünde değerlendirme yapılıp, havalenin müvekkili şirketin rızası ile yapıldığı gerekçesi ile takipsizlik kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de gerçekte havale için müvekkil şirketi temsile yetkili kişinin rıza ve onayı alınmadığını, dairenizce de bilindiği üzere Limited şirketlerde Temsil: TTK’nın 540. Maddesine göre “Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya bir kaçına bırakabilir.” Hükmünü içermekte olduğunu,  bir itimat kurumu olan banka aldığı mevduatı özenle korumak zorunda olduğunu, dolayısı ile bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğunu, bu kurallar dikkate alındığında tek taraflı bir hukuki işlem niteliği taşıyan havale emrinin bu konuda hesap sahibi veya yetki verdiği kişilerce bir yetki verilmediği taktirde banka personelinin, talimat almadan başka kişilerin hesabına para aktarması, mevduat hesabından usulsüz şekilde para çekilmesi anlamına gelir ve hesap sahibine karşı bankanın sorumluluğuna yol açacağını, bankayı temsile yetkili olanlar da işlemleri banka mevzuatı doğrultusunda ve meslek kurallarına uygun olarak yapmakla görevli olduklarını, diğer bir ifadeyle, tedbirli bir tacir gibi davranmak zorundadırlar, zira cezai sorumluluk ehliyeti, hukuki sorumluluk ehliyetinden farklıdır ve gerçek kişiler aleyhindedir,  bu kuraldan hareketle, müdürün işlediği fiilin mahiyetine göre, Bankacılık Kanununun cezai hükümlerine ve hatta gerektiğinde Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre de cezalandırılması mümkün olacağını, buradan hareketle adı geçen şube müdürünün TCK. 155/2 m.deki unsurları içeren Güveni Kötüye Kullanma fiilinin yanı sıra başkalarına menfaat temin etme amacı ile havale yaparak asıl suçun işlenmesini eylemli olarak kolaylaştırması suretiyle TCK.nun 158 m. Deki unsurları içeren Nitelikli Dolandırıcılık suçundan fail gibi cezalandırılması ve cezayı artıran sebeplerin bu kişi için de uygulanması söz konusu olup, görevi dahilindeki havale işleminde hesap  sahibini temsile yetkili olmayan kişiye ait belgeyi bilerek kullanmak suretiyle para hareketini sağlaması nedeniyle de TCK.m.204-207 maddelerindeki unsurları içeren Belgede Sahtecilik suçu ve bu suçun müessesenin müdürü tarafından işlenmesi hali, ağırlaştırıcı unsur olarak dikkate alınmalı iken ... Cumhuriyet Başsavcılığında iş hukuki boyutta değerlendirilerek takipsizlik kararı verildiğini, ayrıca, özel kanun ve bankacılık usullerine aykırı işlemleri nedeniyle, hakkında hukuki (mali) ve cezai sorumluluk yoluna gidilecek personelin, bankanın kendi iç mevzuatı gereğince idari (disiplin) yönden cezalandırılmasına bir mani hüküm de bulunmadığını, bu açıklamalarla müvekkili zararının tazmini açısından tüm davalılara gönderilen 26.10.2016 tarihli ihtarnamemize... Bankası Genel Müdürlüğü Tüketici İlişkileri Koordinasyon Müdürlüğünce ... tarih ve ... sayılı yazı ile \"... Sözkonusu EFT işlemi ile ilgili olarak banka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmediği\"ni gerekçe göstererek, Keza ... Şube Müdürlüğü de ... tarih ve ... sayılı yazıları ile \"...işlemle ilgili olarak banka mevzuatına ve yasal mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı, işlemin hesap sahibi firma yetkililerinin bilgisi dahilinde yapıldığı ve konu ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiği belirtilerek ihtarnamedeki talebin kabulünün mümkün olmadığı\" şeklinde cevap verildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu  ... soruşturma dosyası ile ilgililer hakkında soruşturma başlattığını, tüm bu beyan ve değerlendirmelere bakıldığında Mahkemenin kararının doğru hakaniyete uygun olmadığı  ortada olduğunu, bu nedenle kesinleşen  mahkeme kararının yargılanmanın  yenilenmesi yolu ile kaldırılması için bu davayı açmak zarureti hâsıl olduğunu, bu nedenle  yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne, kesinleşmiş mahkeme kararının kaldırılarak haklı davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;<br>Dava, mahkememizin 2017/175 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.<br>Yargılamanın yenilenmesi kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde kabul edilebilecektir.<br>6100 sayılı HMK 375 maddesine göre;<br>a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.<br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.<br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.<br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hallerinde yargılamanın iadesi talep edilebilir.<br>Yargılanmanın yenilenmesi talep eden davacı vekili talep dilekçesinde HMK m.375/1-f ve m. 375/1-h uyarınca ... Esas sayılı dosyasında verilen kararın HMK 375/1-f  bendi gereği hükme esas alınan husus hakkında bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması ve HMK m.375/1-h bendi gereği lehine karar verilen tarafın karar tesis eden hileli davranışta bulunmasından bahisle HMK 375/1-f ve 375/1-h gereği yargılamanın iadesi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.<br>Yargılanmanın yenilenmesi talep eden davacı vekiline mahkememizin 07/05/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar uyarınca belirtilen soruşturma dosyaları yönünden yapılan incelemede ... CBS'nin .... soruşturma sayılı dosyasında 08/08/2024 tarihinde şikayetçi olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında \" müştekinin şikayetine konu olay ile ilgili gerekli tüm tahkikatın yapıldıktan sonra  ... Adliyesinde Gayrimenkul Değerleme Uzmanı olan (2013 yılında ... Bankası Yalova Şube Müdürü)  ...\" hakkında soruşturma başlatıldığı ve soruşturmanın devam ettiği anlaşılmıştır.<br>... CBS  C.M. ... dosyasında  ihzari inceleme aşamasında bulunması nedeniyle dosya evraklarının sunulmadığı anlaşılmıştır.<br>... CBS'nin...  soruşturma sayılı dosyasında ve ... CBS  ... ve ...ve... ve ... soruşturma sayılı dosyalarının mahkememize konu yargılanmasının yenilenmesi talebine esas dava ile alakalı olmadığı anlaşılmıştır.<br>... CBS ...soruşturma sayılı dosyasında dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatıldığı; hukuki ihtilaftan kaynaklı kyok kararı verildiği ve kararın itiraz edilmesi üzerine ... 2. ACM ... D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Yargılanmanın yenilenmesi talep eden davacı vekilinin mahkememizin ... esas sayılı dosyasında görülen usulsüz banka işlemi nedeniyle alacağın tahsili davasında alınan bilirkişi raporunda  bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olduğu iddiasını isptalayamadığı ve HMK m.375/1-h bendi gereği lehine karar verilen tarafın karar tesis eden hileli davranışta bulunduğu hususunu ispatlanamadığından  yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine,<br>2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 615,40-TL olduğundan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile noksan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı ...ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,<br>4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, <br>5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>Dair taraf vekillerinin  yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf  kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere  verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/06/2025 <br><br>KATİP ...<br> ¸e-imzalıdır<br> <br> <br>HAKİM ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"83e4e18516f10010","SID":"8f6162ea2694f696"}}