{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1763 Esas<br>KARAR NO:2025/828<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/04/2021<br>NUMARASI:2019/456 Esas, 2021/355 Karar<br>DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin genel müdürlüğü Amerika'da olan şirketin Türkiye'deki uluslararası taşımacılığını gerçekleştiren tüzel kişiliği olduğunu, davalı şirket ortaklarının müvekkili şirketin faaliyet alanında hizmet veren dava dışı ...AŞ'nin tasfiye sürecine girmesi üzerine davalı şirketi kurduklarını, davalı şirket ortağı ...'un müvekkili şirketin karlılığını artıracağını, bunun için ...'de çalışan 73 kişilik ekibin de müvekkili şirkette istihdam edilmesi gerektiğini beyan ederek taraflar arasında sözleşme yapılması hususunda müvekkili şirketi ikna ettiğini,  davacı ve davalı şirket arasında imzalanması düşünülen Ticari İş Birliği ve Danışmanlık Tedarik Hizmet Sözleşmesi ile müvekkili şirketin iş hacminin genişletilmesinin planlandığını, ancak davalının kötü niyetli olarak, rekabet yasağı ve cezai şart hükümlerinden kurtulmak amacıyla, sözleşmede mutabık kalınandan farklı düzenlemeler yapmak istediğini, bu nedenle sözleşmenin imzalanamadığını, davalı şirketin 08.01.2018 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkiyi feshettiğini beyan ettiğini, davalı şirket ve şirket ortaklarının; hazırladıkları hükümler doğrultusunda düzenlenecek sözleşmeyi tek taraflı feshetmeyi ve müvekkili şirket nezdinde istihdam edilen ekibini toplayarak başka şirket nezdinde rekabet ve cezai şart hükümlerine takılmaksızın çalışma hayatına devam etmeyi amaçladığını, ancak davalının bu şekildeki sözleşme taslağını müvekkiline kabul ettiremediğini, müvekkili şirketin görüşmelerin başladığı 2017 yılı Temmuzundan bu yana sözleşmenin imzalanacağı inancı ile yatırım ve masraf maliyetlerine katlandığını, 2017 yıl sonuna kadar yaklaşık 4.000.000,00 TL'ye varan masraf yapıldığını, ayrıca müvekkilinin sözleşmenin imzalanmamış olması nedeni ile elde edeceği kazançlardan da mahrum kaldığını ileri sürerek yapılan masraflar ve mahrum kalınan kar için şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini   talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevabında; yaptığı masrafların 4.000.000,00 TL olduğunu belirten davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, bu miktar üzerinden eksik harcın ikmal edilmesi gerektiğini, davacının zararını somutlaştırmadığını, davacının zararını ve zarar verenin kusurunu ispatlaması gerektiğini,  müvekkili şirketin hava yolu taşımacılığında ülkede ilk sırada yer alma potansiyeline sahip olduğunu, davacının bahsettiğinin aksine müvekkili şirketin potansiyelinden faydalanmak isteyen birçok lojistik firmasının müvekkili şirkete ulaşarak işbirliği teklif ettiğini, davacı şirket genel müdürünün daha cazip teklifi üzerine müvekkili şirketin ... Lojistik ile imzalamak üzere olduğu sözleşmeyi imzalamaktan vazgeçtiğini ve davacıya 01.07.2017 tarihinde sözleşme kapsamındaki hizmetlerini sunmaya başladığını, bu kapsamda ...Türkiye eski çalışanlarının davalı şirkette işe başladığını ve ticari bilgilerin davalı ile paylaşıldığını, müvekkili şirketin potföyünü davacıya transfer etmesi ile davacının yeni müşteriler ve gelir elde ettiğini, ancak dava dilekçesinde, davacının müvekkili ile yaptığı işbirliğinden edindiği müşteri, ciro ve kardan bahsedilmediğini, sözleşme imzalanmamış olsa bile davacının iddiasının aksine sözleşmenin kurulduğunu ve müvekkilinin  yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/786 Esas sayılı dosyasında zararların tazmini için dava açtıklarını, davacının açtığı bu dava ile, taraflar arasında devam eden diğer davalarda kullanılmak amacıyla, ticari ilişki kurulmadığı yönünde tespit kararı almayı amaçladığını ve kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddine ve davacının HMK'nın 329/1 madde uyarınca disiplin para cezası ve vekalet ücretine mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; taraflar arasında Ticari İşbirliği ve Hizmet Tedariki Sözleşmesi imzalanması konusunda karşılıklı görüşme ve yazışmalar yapıldığı, ancak tarafların anlaşmaya varamadığı ve sözleşmenin imzalanamadığı, davacının davalıdan imzalanmayan sözleşme kapsamında müspet zararını (yani sözleşmenin taraflar arasında uygulanmamış olması nedeniyle mahrum kalınan kazancı) talep edemeyeceği, buna ilişkin akdi ve kanuni şartların oluşmadığı, davacının yaptığı ve katlanmak zorunda kaldığın masraflar sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararın da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişinin sözleşmenin kurulup kurulmadığı ile ilgili hukuki değerlendirme yaptığını, sözleşme yapma niyeti olmadığı halde, kötü niyetli ve yanıltıcı davranışlarla başkasında böyle bir ümit doğuran kimsenin, sözleşmenin yapılmamasından doğan zararı tazmin etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davalının beyan ve taahhütlerine inanarak sözleşme müzakere sürecinde birçok maliyete katlandığı gibi sözleşmenin imzalanmaması ile elde edeceği kazançtan da mahrum kaldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sözleşmenin kurulmasından önceki safhada güven ilişkisine aykırı davranıldığı ve sözleşmenin kurulamadığı ileri sürülerek yapılan masrafların ve mahrum kalınan karın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece; tarafların anlaşmaya varamadığı ve sözleşmenin imzalanamadığı, davacının davalıdan imzalanmayan sözleşme kapsamında müspet zararı olan mahrum kalınan kazancı talep edemeyeceği, davacının yaptığını ve katlanmak zorunda kaldığını iddia ettiği masraflar sebebiyle uğradığını iddia ettiği zararın da ispata muhtaç olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.Davacı şirketin iş hacminin genişletilmesi için, davalı şirketin danışmanlık ve işbirliği yapma edimini konu alan sözleşme imzalanması hususunda tarafların müzakere süreci yürüttüğü, ancak yazılı bir sözleşmenin imzalanmadığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık; yazılı sözleşmenin imzalanmamasına rağmen taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı, sözleşmenin kurulmadığının kabulü halinde davacının sözleşmenin yapılacağı inancı ile katlandığı masraf ve maliyet bulunup bulunmadığı, varsa bunların davalıdan tazmini gerekip gerekmediği, ayrıca davacının sözleşmenin yapılmaması nedeniyle mahrum kaldığı kar bulunup bulunmadığı ile mahrum kalınan karın davalıdan tazmini gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır. Davacı; davalının güven ilişkisine aykırı davranması nedeniyle taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulamadığını ileri sürerek sözleşmenin imzalanacağı inancıyla yaptığı masraflar ile sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle mahrum kaldığı karın tazminini talep etmiştir. Davalı ise yazılı bir sözleşme imzalanmamışsa da, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ve edimlerini yerine getirdiğini savunmuştur. Bunun yanında davadan önce davalı tarafından; sözleşme ilişkisi kurulduğu, ancak davalı tarafın akde aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla müspet zararların tazmini için davacı aleyhine İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/786 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı ve  söz konusu dosyanın sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı hususunda İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/786 Esas sayılı dosyasında  verilecek kararın, eldeki davayı etkileyeceği açıktır.6100 Sayılı  HMK. 165. maddesi; (1) \"Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir\" hükmünü içermektedir.  Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca bir davanın bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de bu husus hakime keyfiyet derecesinde takdir yetkisi bahşetmez. Zira, yargılama süreci sonrasında mahkemenin kabulünün aksi bir neticenin ortaya çıkması durumunda karar gerekçesinde dayanılan vakıaların ve buna bağlı olarak varılan hukuki sonucun bir önemi kalmayacak, dava dayanağı tümden geçersiz hale gelecektir.Yine HMK'nın 166 maddesinde; davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, aralarında bağlantı bulunacağının varsayılacağı, davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirmenin ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebileceği belirtilmiştir. Buna göre çelişkili kararların verilmesinin de engellenmesi için Mahkemece İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/786 Esas sayılı dosyasında  verilecek kararın eldeki dosyanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek, anılan dosyanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi veya her iki dosyanın aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilerek görülmesi gerektiği düşünülmeden, işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 bendi gereğince kararın kaldırılmasına  karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/456 Esas,  2021/355 Karar ve  27/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.092,35 TL harcın talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ac1b61dc1680948d","SID":"01970b2edf01bd1d"}}