{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/461 <br>KARAR NO\t\t: 2025/905<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/01/2025<br>NUMARASI\t\t: 2024/1037 E.  2025/75 K. <br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ  \t: 12.06.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ : 12.06.2025<br><br>\tİzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.01.2025 tarih 2024/1037 E. 2025/75 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...  tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA : Davacı vekili, ... T.A.Ş'nin resen neticesinde ticaret sicil kaydının silindiğini, Sivas 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1342 esas sayılı dosyasında esas sayılı dosyasında görülen davada davalı olan söz konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkin edildiğinin anlaşılması üzerine mahkeme tarafından şirketin ihyasını sağlamak üzere kesin süre verildiğini, belirterek; şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Ticaret Sicil Müdürlüğü,... T.A.Ş'nin genel kurul toplantısını yapamadığından kaydının sicilden silindiğini, şirketin tasfiyesine karar verilmesi halinde tasfiye memuru atanması gerektiği belirterek; müdürlüğün yasal hasım olması nedeniyle harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın  ilgili üçüncü kişi sıfatındaki davacılar tarafından ihya talebine konu ortaklığın giderilmesi talepli davanın görülüp sonuçlandırılması ve ilamının infazı amacına yönelik ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olmak üzere TTK'nun 547(2).maddesi hükmü uyarınca açıldığı, Sivas 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1342 esas sayılı dosyasında, dava konusu taşınmazın paydaşı sıfatıyla davalı olan  ...  Anonim Şirketinin TTK'nun geçici 7.maddesi uyarınca ticaret sicilinden 04.08.1014 tarihinde terkin edildiği, ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi, davanın görülebilmesi ve sonuçlandırılabilmesi ile verilecek ilamın infazı ile sınırlı olarak ihyasının zorunlu bulunduğu dikkate alınarak, ...  Anonim Şirketinin ortaklığın giderilmesi dava dosyası ile sınırlı olarak ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere TTK'nun 547(2) maddesi hükmü gereği terkin edilen şirketin, terkin tarihinden önceki denetim kurulu üyesi ...   'nün, ihya edilen şirketin temsil edilmesi ve sulh hukuk mahkemesi dosyası ile ilgili ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuruna terkinden önceki şirket denetim kurulu üyesi olması nedeniyle ücret verilmesine yer olmadığına, davaya konu terkin işleminde, TTK'nun geçici 7(4/a) maddesine aykırı olarak şirket adına çıkarılan ihtar dışında şirket yetkilileri adına ihtar çıkarılmamasına bağlı olarak terkin işleminin usulsüz şekilde yapılması nedeniyle davalı tarafın, dava açılmasına sebebiyet verdiği dikkate alınarak, yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davaLı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, ...  Anonim Şirketi'nin 27/03/1958 tarihinde tescil cdıldiği, en son genel kurul toplantısının 12/06/2007 tarihinde yapıldığı, bu tarihten sonra herhangi bir genel kurul tescili yapılmadığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. Maddesi uyarınca çıkarılan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Fasfiyelerinc Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ gereği 13/03/2014 tarihinde münfesih sayılarak tescilli adresine ihtarda bulunulduğu, bu hususun 24/03/2014 tarhli sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığını, yasal süresi içerisinde yanıt verilmemesi nedeniyle 04/08/2014 tarihinde sicil kaydının resen silindiği, bu hususun 08/08/2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, gerçekleştirilen resen terkin işlemleriNİN belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, münfesih durumda olduğu tespit edilen şirketlerin Müdürlüğümüzde tescilli adreslerine ihtarnameler keşide edildiğini, fakat TTK gereği basiretli tacir olarak davranması gereken ilgiler tarafından yasal süresinde herhangi bir başvuruda bulunulmadığını,  davacı dava dilekçesinde yapılan işlemin usulsüz olduğu vönünde herhangi bir iddia ileri sürmediğini,  terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılmadan  dosya kapsamı ile sınırlı olarak şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi ile \tyetinilmesi gerekirken davacının bu vönde bir talebi bulunmamasına rağmen terkin işleminin hukuka uygun olup olmadığı araştırılarak dava konusu şirketin usulsüz olarak terkin cdildiği gerekçesiyle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiğini,  belirterek; kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, resen sicilden terkin olunan şirketin ihyası istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.Ticaret sicil kayıtlarına göre ...Anonim Şirketi'nin  İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı iken 04/08/2014  tarihinde resen silinmiş olup bu kararın 08/08/2014 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan  edildiği sabittir.<br>\t3.6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde istinaden münfesih olmasına veya sayılmasına karşın tasfiye edilmeyerek ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmeyen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve sicilden terkinine ilişkin düzenlemelere yer verilmiş, böylece bu şirketler ile kooperatiflerin varlıklarını şeklen sürdürmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede münfesih olan veya sayılan şirketler ile kooperatiflerin anılan genel hükümlere nazaran kolaylaştırılmış bir usulde tasfiye edilerek unvanlarının sicilden silinmesine ve bunun mümkün olmaması hâlinde ise unvanlarının sicilden re'sen silinmesine yönelik düzenlemeler yapılmıştır.<br>\t4.6102 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 11. fıkrası gereğince şirketin ticaret sicilinden resen kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğünün evvela geçici 7. maddenin 4/a ve 4/b fıkralarında gösterilen hususları yerine getirmesi gereklidir. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasada gösterilen bu usule uymadan şirketin kaydını sicilden terkin ettiği takdirde ticaret sicilinden silinme işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilebilir. (Yargıtay 11.HD'nin  15/06/2020 tarih ve 2020/1592 E.- 2020/2881 K. )<br>\t5.Ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile ilgili şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. (Yargıtay HGK'nin 06.06.2007 tarih ve  2007/10-358 E. -  2007/337 K.)<br>\t6.Anayasa Mahkemesi'nin somut norm denetimi sonucunda 22.06.2023 tarih, 2023/33 E. ve 2023/117 K. sayılı iptal kararı ile ortaklığın veya kooperatiflerin ek tasfiyesinin, tasfiyesi istenilen ortaklıklar ya da kooperatiflerin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilebileceğini içeren  13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle eklenen geçici 7 nci maddenin (15) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin  Anayasamızın 35 ve 40 ıncı maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar vermiştir. Söz konusu iptal kararı Resmi Gazetenin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayı ile yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.<br>\t7.Terkin edilen şirketin ortakları veya yetkilisi dışında üçüncü kişiler tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına istinaden açılan ihya davaları, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinde düzenlenen ek tasfiye niteliğinde olup, Mahkemece davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinin gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih 2023/11-340 E., 2023/1236 K, 11. HD'nin 21.02.2024 tarih 2024/257 E., 2024/1352 K.  09.01.2024 tarih 2023/6897 E., 2024/98 K.)  <br>\t8.Uyuşmazlığa konu olayda, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin şirkete gönderildiği, tebliği yapılamadığı, ihtarın Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. İhyası istenen şirket aleyhine Sivas 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/1342 E. sayılı dava dosyası kapsamında açılan derdest daya konu talep yönünden davacının şirketin ihyasını isteme hakkına haiz olup terkin nedeni ile sicilden terkin edilen şirket aleyhine açılan dava dosyasında taraf teşkilinin ve davanın devamının sağlanması için şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı da bulunmaktadır. Dolayısıyla, davacının şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunduğu ve şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.<br>\t9. Az yukarıda ifade edildiği üzere, TTK'nın Geçici 7. maddesinin 4/a, 11. maddesine göre, şirketin sicilde kayıtlı son adresine ve sicil kayıtlarına göre şirketi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere ihtar yollanması, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesi ve ayrıca ilanın ilgili ticaret ve sanayi odasının internet sitesinde yayımlanması gerekli olup, Ticaret sicil memurluğu TTK'nın geçici 7. maddesine aykırı olarak bir şirketi terkin ettirmiş ise bu durumda yasal hasım olmadığından, kendi hatalı eylemi ile şirket terkin edildiğinden oluşacak yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumludur. (Yargıtay 11. HD.'nin 30/04/2019 tarih ve 2019/1479 E. - 2019/3306 K.,18.09.2024 tarih ve 2024/4524 E.- 2024/6523 K. )<br>\t10.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; şirketin ihyasına karar verilmesi için aranan koşulların oluşmasına, dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesine,  davacı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmedilmemesi için davalının terkin öncesi tebliğ işlemlerini tam olarak yerine getirmesi gerekli olup  terkinde kusurlu sayılan Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla,  istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t<br>\t\t\t\t<br><br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b7eb675019314f7d","SID":"f2bdbd9ea31569e6"}}