{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/446 <br>KARAR NO: 2025/688 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/05/2021<br>NUMARASI: 2018/1025 Esas - 2021/515 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/09/2015 tarihinde sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı aracı ile sürücü ... 'nin idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen hasar nedeniyle, müvekkili (muris) ... için 100 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini (davalı ... Sigorta'nın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla), her iki müvekkili için 2.500'er TL manevi tazminatın (toplamda 5.100 TL) kaza tarihi olan 30/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nin hasar bedeline ilişkin talebinin ıslah ettiği bedel de gözönüne alınarak 7.965 TL'nin davalı ... yönünden kaza tarihi olan 30/09/2015'ten, davalı sigorta şirketi yönünden ise  12/11/2015 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 785 TL hasar bedeli alacağı talebinin reddine, manevi tazminat yönünden davacılar ... ve ...'nin manevi tazminat taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili; davanın maddi hasarlı trafik kazası olması sebebiyle ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeden karar verildiğini, alkollü araç kullanmanın tek başına kusur sayılamayacağını, bilirkişi tarafından davalı tarafın yokluğunda, kaza yeri ile dava konusu araç üzerinde keşif yapılarak incelemelerde bulunulduğunu, sadece davacı tarafla irtibata geçerek görüştüğünü, bu görüşmedeki davacı beyanları etkisinde tek taraflı bilirkişi raporu hazırlandığını, bilirkişi raporunun dosya kapsamında olmayan varsayımlara göre yapıldığını, tarafların kusuruna ilişkin dosyadaki tek verinin ve delilin trafik kazası tespit tutanağı olduğunu, bu tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli tek resmi belge olacağını, dosya kapsamında, müvekkilinin  kırmızı ışık ihlali yaptığını gösterir bir delil olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili,  kimin kırmızı ışıkta geçtiği belirlenemiyor ise ışık yokmuş gibi tespit yapılamasının hatalı olduğunu,  Yargıtay yerleşik kararlarında, kırmızı ışık iddiası ispatlanamadığı takdirde her iki araca da %50' şer kusur verileceği belirtildiğini, davacı tarafın iddiasını ispatla mükellef olup, sigortalı aracın kırmızı ışıkta geçtiği somut delillerle ispat edilmediğinden davanın reddi gerektiğini, mahkemece sigortalı araç sürücüsünün 0,58 promil alkollü olması gerekçe gösterilerek kazanın gerçekleşme biçimi ve maddi vakıanın oluşumu hilafına sigortalı araca %75 kusur izafe edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, trafik kazası kaynaklı tazminat taleplerinde zamanaşımı 2 yıl olup, ıslah talebinin zamanaşınına uğradığını, bilirkişi raporunda aracın, daha evvel iddia edilen tutardan çok daha düşük bir tutara tamir ettirildiğinin tespit edildiğini,  davacı tarafa ait ... plakalı aracın kasko şirketinden herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılmadığını, ZMM Genel Şartları gereği \"araç mahrumiyet zararı, kar kaybı\" gibi dolaylı zararların teminat dışı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İlk derece mahkemesinin 04/11/2021 tarihli ek kararı ile \"Hükmün A-5 ve A-6 maddeleri ile ilgili tavzih talebinin reddine,\" karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili 04/11/2021 tarihli ek karara karşı istinaf dilekçesinde; davalılar aleyhine \"tek\" bir vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken her iki davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davacı vekilinin asıl karara karşı süresinde bir istinaf başvurusu yoktur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri  Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Zamanaşımı, borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nin  154. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan biri de dava açılmasıdır. Davanın tamamen ıslahında dava baştan beri (dava dilekçesinden itibaren) ıslah edildiği için ıslah edilen kısım içinde davanın açıldığı tarihte zamanaşımı kesilmiş olur. Dava, belirsiz alacak davası olarak 11/05/2016 tarihinde açılmıştır.  Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına  tabi  olmaksızın, davanın  başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nin 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda artırması mümkündür. HMK'nin 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir. Mahkemece alınan 04/05/2017 tarihli kusur bilirkişi raporunda ve 13/03/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; kırmızı ışıkta geçen araç sürücüsü tespit edilemediğinden sürücülerin ayrı ayrı  %50 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Ardından alınan 13/09/2019  tarihli  bilirkişi raporunda; davalı sürücünün 0.58 promil alkollü ve araç  hızının fazla oluşu göz önüne alınarak % 75, davacı sürücünün %25 oranında kusurlu  olduğu tespit edilmiştir. Yine alınan 24/12/2020 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda; davacı kırmızı ışıkta geçmişse % 100 kusurlu, davalı kırmızı ışıkta geçmişse % 100 kusurlu  olduğu tespit edilmiş kesin bir yargıya varmadan Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu durumda Mahkemece, davalı sürücünün alkollü  oluşu ve araç  hızına dair değerlendirmeleri göz önüne alınarak yeterli gerekçe ile davalının %75 kusurlu olduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik olmadığından kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Hasar tazminatı belirlenmesi için alınan 16/09/2019 tarihli bilirkişi raporunun davacının aracının hasarlı parçaları, rayiç değeri dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak hazırlandığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından hasar raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda Mahkemece alınan hasar raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından; davacıların tavzih talebinin taraflara ek karar ile yeni hak ve borçlar yükletilemeyeceğinden reddedilmesinde; dosya kapsamındaki  bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli  karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin 04/11/2021 tarihli ek kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 544,09 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 272,23‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 271,86 TL istinaf karar ve ilam harcının  davalı ... ile davalı ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar ve ilam harcının  davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-İstinafa başvuranlar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e310a7408b844bd7","SID":"1cc3502662319cc5"}}