{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/883 - 2025/1116<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/883 <br>KARAR NO\t: 2025/1116<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              \t    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/88 E.  -  2022/336 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hakkı İhlâli<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2022 tarih ve 2022/88 E. - 2022/336 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin, oyunlar ve şans oyunları ile ilgili test, sertifika, danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini, ..., ..., ibareli uluslararası birçok tescili bulunmakla birlikte, ... marka tescilinin bulunduğunu, güvenlik ve bilgisayar sistemleri bakımından deneyimli ve uygulamaya yönelik öğrenci yetiştirmek üzere GLI Üniversitesini kurduğunu,  www.....com internet sitelerinin olduğunu, ... ibareli ticaret unvanını uzun yıllardır kullandığını, müvekkili markası ile davalının kullanımlarının aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu ve markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalının, basiretli tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve kötüniyetli olduğunu, davalı kullanımlarının, müvekkili marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu kullanımların tespiti üzerine davalı tarafa 07/07/2020 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, ancak neticesinde herhangi bir yanıt alınamadığını, davalının 2017/31048 sayılı ..., 2017/31075 sayılı ... ... ibareli marka başvurularının YİDK tarafından reddedildiğini, davalının söz konusu ret kararını mahkemeye taşıdığını, ancak davanın reddedildiğini, davalının 2020/79383 sayılı ... ... ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, bu başvurusunun da reddedildiğini, davalının söz konusu ret kararını mahkemeye taşıdığını, Ankara 2.FSHHM’nin 2022/46 E sayılı dosya kapsamında davanın devam ettiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait 2018/59229 sayılı marka tescilinden doğan haklarına vaki tecavüzünün tespitine, men ve ref'ine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, markalar arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin ve davacı şirketin faaliyet sektörü ve markaların alanlarının birbirinden farklı olduğunu ve ortak hiç bir yönlerinin bulunmadığını, davacı şirketin sunduğu bütün mal ve hizmetlerin kumar, şans oyunları, bahis elektronik makinelerine ve sistemlerine, bunların mevzuata uygunluğunun denetimine ve yönetimine özgülendiğinin görüldüğünü, müvekkili şirketin sunduğu mal ve hizmetlerin bilgisayar ve mobil oyun yazılımlarına (oyun motoru) özgülendiğini, davacı şirketin ana faaliyet alanının kumar, şans oyunları ve bahis olduğunu, bu faaliyet grubunun, müvekkilin faaliyet gösterdiği mobil oyun sektörü ve oyun motorları ile eş tutulamayacağını, kumar ve şans oyunları makineleri, testi ve sertifikasyonu ile özel olarak ilgilenmeyen birinin bu davacı şirketi bilmesinin mümkün olamayacağını, müvekkili şirketin özensiz davrandığını iddia etmenin dayanaktan yoksun, haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili firma tarafından, özellikle 2014 yılından bu yana sektörde aktif olarak “...” markasının kullanıldığını, diğer markanın tanınmışlığından, imajından ve güveninden istifade edilmesinin mümkün olmadığı durumlarda iltibas oluşmadığına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarının olduğunu, müvekkili markalarının önceki tarihli olduğunu ve davacının Türkiye’de hiç bir faaliyetinin bulunmadığını, davacının, 21.06.2018 tarih ve  2018/59229 sayılı “... ...” ibareli markasının, müvekkili markasının kullanılmaya başlandığı tarihten sonra 01.11.2018 tarihinde tescil edildiğini ileri sürerek davaya konu markalar hakkında derdest bulunan Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2018/199 Esas ve 2022/46 Esas sayılı dosyalarının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesi ile davacıya ait tecavüze mesnet gösterilen 2018/59229 sayılı markanın kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürmüşse de, 6769 sayılı SMK m.29/2 hükmü uyarınca, davacıya ait markanın tescil tarihi olan 31.10.2018 ile dava tarihi olan 14.03.2022 tarihi arasında 5 yılı aşkın süre bulunmadığından, söz konusu kullanmama def'inin hüküm ve sonuçlarını doğurmadığı, davacıya ait 2018/59229 sayılı \"...\" ibareli markanın 21.06.2018 tarihinde tescil başvurusuna konu edildiği, 31.10.2018 tarihinde 9, 35, 36, 37, 38, 41, 42 ve 45. Sınıflarda yer alan bir kısım mal ve hizmetler bakımından tescil edildiği, davaya konu iddialara yönelik maddi vakıa tespitleri içeren 13/09/2022 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; \"https://twitter.com/...\" sosyal medya hesabı incelendiğinde; \"...\" twitter hesabının 31 Ocak 2017 tarihinde oluşturduğu, ilk tweetin 31 Ocak 2017 tarihinde atıldığı, 24 takip edilen ve 70 takipçisinin olduğu ve 33 tweet atıldığı, Web bağlantı hesabı olarak \"https://www........\" adresinin girildiği, en son 8 Eylül 2020 tarihinde tweet atıldığı, sonrasında paylaşımın olmadığı, \"https://www.facebook.com/...\" sosyal medya hesabı incelendiğinde; \"...\" facebook hesabının 31 Ocak 2017’de oluşturulduğu, 419 kişinin takip ettiği, twitter hesabındaki aynı logoyu ve bağlantı sayfasını(https://....... )kullandığı, etkinlikler sayfasında ilk 2 Kasım 2017 tarihinde etkinlik paylaşıldığı, fotoğraflar sayfasında ilk paylaşımın 31 Ocak 2017’de, son paylaşımın 5 Eylül 2022’de yapıldığı, \"https://tr..../...-...\" sosyal medya hesabı incelendiğinde; ...-... linkedin sayfasında \"... ...\" ibareli markasal kullanımların bulunduğu, 1.271 takipçisinin olduğu, \"Videolar\" bölümünde ilk paylaşımın 11 ay önce eklendiği, Bilgisayar Oyunları sektöründe 2014 yılında kurulduğu bilgisinin yer aldığı, uzmanlık alanlarının; “Game engine development, Mobile game development, Digital game development, Game design ve Game graphics(Oyun motoru geliştirme, Mobil oyun geliştirme, Dijital oyun geliştirme, Oyun tasarımı ve Oyun grafikleri)” olduğu, konum bilgisinde “...” olduğu, \"https://......./\" alan adının 19/01/2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 19/01/2023 tarihine kadar kayıtlı olduğu, söz konusu alan adı içinde 27/04/2017 ile 14/07/2022 tarihleri arasında arşiv kayıtlarının bulunduğu, söz konusu arşiv kayıtlarında \"... ...\" ibaresinin markasal olarak kullanıldığının tespit edildiği, \"https://www.....com/\" alan adının 06/01/2014 tarihinde kayıt ettirildiği ve 06/01/2023 tarihine kadar kayıtlı olduğu, yer verilen tespitlere ve davalı yanın ibraz ettiği 30/06/2022 havale tarihli delil evrakına göre; davalının \"...\" ibaresini markasal olarak ve ticari etki doğuracak şekilde kullandığı, davalının 22/04/2014 tarihinde ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilerek kurulduğu, şirketin amaçları arasında; bilgisayar ve diğer elektronik cihazlar için oyun yazılımları geliştirmek ve yayınlamanın da bulunduğu, davalının \"...\" markası altında oyun motorları, dijital ve mobil oyunlar, simülasyon yazılımları ve ar/vr uygulamaları geliştirme ve yayınlama faaliyeti ile iştigal ettiği, ayırca oyun geliştirme alanında eğitim hizmeti de verdiği, atölye çalışmaları ve seminerlerde bulunduğu, davalının söz konusu faaliyetlerinin davacı markası kapsamında yer alan marka kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerle benzer olduğu tespit edilmişse bile davalı yanın markasal kullanımlarının davacı yanın marka tescil başvuru tarihinden önceki döneme sirayet ettiği, başka bir deyişle, davacıya ait olup tecavüze mesnet gösterilen markanın tescil başvuru tarihi olan 21/06/2018 tarihinden önce, davalının, Türkiye'de \"...\" ibaresini markasal olarak kullandığı, bu durumun marka hakkına tecavüz iddiası bakımından \"hukuka uygunluk sebebi\" oluşturduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/09/2017 tarih 2016/2533 E 2017/4879 K sayılı kararında da, tescilli bir markadan önceki tescilsiz kullanımın, tescilli markaya dayalı tecavüz iddiası bakımından hukuka uygunluk sebebi oluşturacağının ifade edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin, uzun yıllardır başta oyunlar ve şans oyunları ile ilgili test sertifika, danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkile ait \"...\", \"...\" ibareli uluslararası birçok tescili bulunmakla birlikte, \"GLI UNIVERSITY\" marka tescilinin de bulunduğunu, Paris Sözleşmesi'nin 2. maddesine göre; Birlik üyesi ülkelerden birinin vatandaşlarının, sınai hakların korunmasıyla ilgili hususlarda, diğer Birlik ülkelerinin kanunlarınca kendi vatandaşlarına tanınan veya bundan sonra tanıyabileceği bütün menfaatlerden bu sözleşme ile özel olarak sağlanmış olan haklara halel gelmemesi kaydıyla yararlanacağını, sonuç olarak, bu kişilerin haklarına herhangi bir şekilde tecavüz edilmesine karşı, o ülke vatandaşlarına yüklenen kural ve işlemlere uymak şartıyla, onların sahip olduğu aynı koruma ve kanuni yollardan yararlanacğını, yine Paris Sözleşmesi'nin 6. Maddesi uyarınca; Birlik ülkeleri, tescilin yapıldığı ülkenin yetkili makamınca söz konusu ülkede bu sözleşmeden yararlanacağı kabul olunan bir kişiye ait olduğu, aynı veya benzeri mallar için kullanıldığı iyi bilinen tanınmış bir markanın herhangi bir karışıklığa yol açabilecek bir şekilde yeniden reprodüksiyonunu, taklit edilmesini veya aslına yakın bir şekilde değiştirilmesini içeren bir markanın kullanılmasını gerek mevzuat izin verdiği takdirde re'sen gerekse ilgilinin isteği üzerine yasaklamayı ve tescilini reddetmeyi veya iptal etmeyi taahhüt ederler hükmünün bulunduğunu, her kadar ülkemizde 28/09/2018 tarihinde tescil edilmiş olsa da, müvekkilinin markasının söz konusu marka üzerinde önceye dayalı hakkı ve yine \"...\" olma statüsü ile uluslararası tanınmış bir marka olduğunun da açık bulunduğunu, nitekim davalı tarafından gerçekleştirilen 2017/31048 sayılı \"... ...\" ve 2017/31075 sayılı \"...\" marka başvurularının müvekkilinin itirazları neticesinde reddedildiğini, görülmektedir ki, müvekkilinin marka başvuru tarihi söz konusu başvurulardan sonra olmasına karşın itirazlarının yerinde görüldüğünü, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi tarafından 2022/1319 E - 2022/1197 K. Sayılı gerekçeli kararında garanti markası olduğu kabul edilen müvekkile ait  \"... ...\" ibareli  markası göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin korunmaya değer hukuki yararı olduğunun sabit bulunduğunu, gerekçeli kararda benimsenen Yargıtay 11. HD. 2016/2533 E. 2017/4879 K. Sayılı ilamda  markanın tescilden önce uzun süreli olarak ve yerelden daha geniş bir bölgede kullanılmış olması halinde tescilden sonra da korunmasının gerçek hak sahipliği ilkesinin gereği olduğunun belirtildiğini, müvekkil markasına yönelik tecavüzün hukuka uygun olmadığını, davalının gerçek hak sahibi olmadığı gibi kötüniyetli olduğunu, gerekçeli karar içeriğinde karar mahiyeti ile çelişmesi sebebiyle de kötüniyet iddialarının dikkate alınmamış ve değerlendirilmediğini, davalının basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kötüniyetli olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarına göre; aynı sektörde faaliyet gösteren ve özellikle uluslararası ticaret yapan bir tacirin, bu sektörde kullanılıp da birden çok ülkede tescil edilmiş bir markanın varlığından haberdar olmadığını iddia edemeyeceği, müvekkilinin markasının ''garanti markası'' olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, davalının kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tSMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nın 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötüniyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerekmektedir. <br>\tDavacı vekilince, müvekkili şirket tarafından markalarının yurtdışında çeşitli ülkelerde tescil ettirilmiş olduğu, bu tescillerin söz konusu ibarelerin başvuru tarihinden daha önce davalı şirket şirket tarafından ihdas edildiğini gösteren birer veri olduğu, ayrıca, \"...\" ibaresinin aynı zamanda şirketin ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturduğu, müvekkilinin uzun yıllardır yazılımlar başta olmak üzere oyunlar ve şans oyunlarıyla ilgili test, sertifika, danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösteriyor olması göz önüne alındığında, davalının müvekkili şirkete ait markaların varlığından haberdar olmamasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacağı, dolayısıyla davalının kötüniyetli olduğu iddia edilmiş ise de, mahkemece bu yönde bir değerlendirmede bulunulmamıştır. <br>\tDairemizin, tarafların aynı olduğu, somut uyuşmazlıkla ilgili esas olabilecek 2023/502 Esas, 2025/808 Karar ve 18/04/2025 Tarihli kararında, davalı Şirketin oyunlar ve şans oyunları ile ilgili test, sertifika, danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda uzun yıllardır faaliyet gösterdiği, ülkemizde tescilli markaları bulunmamakla birlikte dava konusu başvuru tarihlerinden önce bir çok ülkede tescil edilmiş \"... ...\" ibareli garanti markalarının bulunduğu, davalı Şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren davacı Şirketin faaliyet gösterdiği alanda test sertifika ve danışmanlık hizmetleri veren davalı Şirketten ve garanti markasından haber olmamasının ticari hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, kaldı ki, dava konusu başvurunun davalı şirketin markalarından haberdar olmaksızın yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla davalı Şirketin dava konusu marka başvurusunda bulunmasının iyi niyetli olduğunun söylenemeyeceği, dava konusu YİDK kararıyla başvurunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle reddinde bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.04.2024 tarih ve 2022/7130 E.-2024/2931 K. sayılı ilamı ile de davacı şirketin 2017/31048 başvuru numaralı \"... ...\" ibareli ve  2017/31075 başvuru numaralı  \"...\" ibareli marka başvurularının kötüniyetli bulunduğu yönünde karar verildiği de anlaşılmıştır.<br>\tBu itibarla, ilk derece mahkemesince, bu hususlar ve ilamlar da gözetilerek, davacının kötüniyet iddiaları yönünden bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, Dairemizce, davacı vekilinin  yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2022 gün ve 2022/88 E. - 2022/336 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/05/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4b7f97883395f1e","SID":"32fc24a23c99f673"}}