{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/2013 <br>KARAR NO\t\t: 2025/915<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/09/2022<br>NUMARASI\t: 2021/448 Esas - 2022/700 Karar<br><br>\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) <br>KARAR TARİHİ \t: 13/06/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ : 13/06/2025<br>                       <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/09/2022 tarih 2021/448 Esas 2022/700 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA \t: Davacı vekili, 16.12.2020 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu ...  plakalı aracı ile seyir halinde iken, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalı ...'ün maliki, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı ticari taksinin kavşak içerisinde kırmızı ışıkta geçerek müvekkilinin aracına çarptığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 50,00 TL değer kaybı tazminatı ve 50,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 06.04.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile değer kaybı talebini 12.000,00 TL'ye, ikame araç bedeli talebini 3.000,00 TL'ye yükseltmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı ... A.Ş. vekili, davacının sigortacılık kanunu gereği müvekkili kuruma başvuru şartını yerine getirmediğini, müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, ATK Trafik ihtisas Dairesinden ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişilerden rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davanın kabulü halinde başvurunun müvekkili şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, davacının 45 günlük ikame araç bedeli talep etmesinin haklı olmadığını, 3 günde yapılabilecek bir tamir işinin, ustanın yoğunluğundan veya işin sürüncemede bırakılmasından dolayı 30-40 güne yayılabileceğini, davacının taleplerinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, otomotiv bilirkişisinden alınan 18.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda davalı tarafa ait ...  plakalı araç sürücüsünün etken olduğu, davacının etken olmadığı, davacıya ait araçta kaza nedeniyle 12.000,00 TL tutarında değer kaybı meydana geldiği,  aracın mevcut hasarı dikkate alındığında, makul tamir süresinin düzenli ve sistemli bir çalışmayla 15 iş günü olduğu, yapılan piyasa araştırmaları neticesinde aynı donanım ve teknik özelliklere sahip bir aracın kaza tarihinde günlük kiralama bedelinin 200,00 TL olduğu, buna göre aracın onarımı süresince ikame araç bedelinin 3.000,00 TL olduğu, ek raporda bu görüşlerde değişiklik olmadığının bildirildiği; eksper raporunda araç sürücülerine %50'şer oranında kusur izafe edilmiş ise de, kaza sonrasında dosyaya sunulan CD'nin bilirkişi tarafından incelendiği ve davalı araç sürücüsünün kaza anında kırmızı ışıkta geçmek suretiyle trafik ihlalinde bulunduğunun tespit edildiği, değer kaybı hesaplama tekniğinin Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybı yönünden davacı tarafa 04.05.2021 tarihinde 1.585,95 TL ödeme yapıldığı, davacı her ne kadar talep artırım dilekçesi ile değer kaybı talebini 12.000,00 TL olarak belirtmiş ise de, ödenen 1.585,95 TL ödeme mahsup edilerek kalan miktar yönünden davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.414,05 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 04.05.2021 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi 41.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin değer kaybı talebinin reddine, 3.000,00 TL ikame araç bedelinin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili, davacı tarafça müvekkili şirkete başvuru yapılması üzerine müvekkili şirketçe gerçek zarar karşılığı olan 1.585,95 TL'nin davacıya ödendiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, haksız ve mükerrer talepleri içeren davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur oranları hakkında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, talep edilen zararın sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilse dahi değer kaybı tespiti için bilirkişi tayini yoluna gidilmesi gerektiğini, değer kaybı bedeli hesaplanırken pek çok kriterin göz önünde bulundurulması ve bunların hepsi birlikte değerlendirilerek bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini, yalnızca reel piyasa şartına göre yapılan hesaplamanın kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay Kararlarında da ortaya konulan hususlar irdelenmeksizin hesaplama yapıldığını, Karayolları Zorunlu Mali Sigortası Genel Şartları Ek-1- değer kayıpları hesaplamasına göre değerlendirme gerçekleştirilmesi ve giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo,/teyp, lastik, hava yastığı,jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarlarının değer kaybı teminat kapsamı dışında olduğu belirtildiğinden, söz konusu parçaların değer kaybı hesaplamasında dikkate alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan reel piyasa bedellerinin detaylandırılmadığını, davacıya ait aracın önceki kazasının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, dava konusu edilen tutar yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz ve ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren yasal faiz olması gerekirken, hükmedilen tüm alacak bakımından temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkil şirketin faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak kabul edilmesi gerektiğini, arabuluculuk yargılama giderleri ve taraf vekalet ücretinin davacı taraftan tazmini gerektiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, davada hukuki yararının mevcut olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından değer kaybı nedeniyle maddi tazminat, ayrıca davalı işleten ve sürücüden ikame araç bedeli istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere \"Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır\" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı)<br>\tİlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olarak belirlenmiş olmasına, davacının aracında oluşan değer kaybı tutarının KTK'nın 90/5. maddesine uygun olarak belirlenmiş olmasına, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan değer kaybı tazminatı ödemesi mahsup edilerek hüküm kurulmuş olmasına, kararda tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelerin, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 916,31 TL'den peşin alınan 230,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 683,31 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... A.Ş.'nin yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/06/2025<br>\t\t\t\t<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"425037189456adf2","SID":"3098c3a744930294"}}