{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/335 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1185<br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2025 <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/10/2024<br>NUMARASI\t\t: 2020/446- 2024/596<br>DAVANIN KONUSU\t:  Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ \t: 25/04/2016<br>DAİRE KARAR TARİHİ \t:  04/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t:  04/06/2025<br><br> İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2024  tarih ve 2020/446 Esas 2024/596 , Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, Dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.<br>İSTEM;<br> Davacı,  17/11/2015 tarihinde ... plaka sayılı ... ... model aracıyla seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki ağaca şiddetli çarpmak suretiyle durabildiğini, kendisi, eşi ...'nın ve 3 aylık bebeklerinin ağır şekilde yaralandıklarını, kaza sırasında ön yolcu hava yastığı açılmış olduğu halde, sürücü hava yastığının açılmadığını, olay yerine gelen 112 acil ve kurtarma ekiplerinin emniyet kemerini keserek araçtan çıkardıklarını, Bozyaka Devlet Hastanesi Göğüs Cerrahisinde 3 hafta yatarak tedavi gördüğünü, çok sayıda yaralanmanın yanı sıra kalıcı rahatsızlıkların oluştuğunu ve felç riskinin meydana geldiğini, İzmir 6. Tüketici Mahkemesinin 2016/6 Değişik İş sayılı dosyası ileyapılan incelemede aracın kaza esnasında doğrudan darbe aldığını, algılayıcı sensörlerin ön sağ ve sol şase kollarında bulunduğunu sağ ve sol şase kolu, ön panel ve ön tampon demirindeki hasar şeklinden anlaşılacağı üzere aracın komple ön tarafından darbe aldığını, araçta hem sürücü, hem de yolcu hava yastığının açılmasını gerektirecek teknik şartların oluştuğunu, yolcu hava yastığının açılmasına rağmen sürücü hava yastığının açılmadığını, arızanın kullanıcı kaynaklı olmadığının, aracın hava yastığı sisteminin imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, maddi ve maneve olarak zarar uğradığını ve masraf yapmak zorunda kaldığını, dava konusu aracın hava yastığının imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle  6502 sayılı kanun hükümleri gereğince aracın hava yastığının ayıplı değeri ile ayıpsız değeri arasındaki farkın tahsilinin gerektiğini, ağır yaralanması ve aylardır tedavi gördüğü halde hala tam olarak sağlığına kavuşmaması ile birlikte maddi açıdan çok zor duruma düşerek kredi çekmek zorunda kalıp, bakmakla yükümlü olduğu eşine ve 3 aylık bebeğine olan yükümlülüklerini yerine getiremediğini ve aile düzeninin bozulduğunu, dava konusu araçta üretim hatası olmayıp, hava yastığı açılmış olması halinde kazayı çok hafif atlatacağını ve kısa sürede iyileşerek hayatına devam edebileceğini, aracın gizli ayıplı olması nedeniyle, sağlığını kaybeden, aile düzeni bozulan, işyeri kapanan ve aylardır iş bulamadığından kişilik haklarının ağır ve haksız zarara uğradığını, henüz 34 yaşında olup gözündeki ve bileğindeki kalıcı sakatlık nedeniyle, uğradığı zararın izlerini ömür boyu taşıyacağını, maddi zararların  HMK 107. Maddesi gereğince bilirkişi heyetince yapılacak inceleme sonucunda tespit edilebileceğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ve  500.000,00TL manevi tazminatın 17.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.  <br>Davacı, 02.10.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile HMK hükümleri gereğince ıslah yoluyla, 10.000 TL olan maddi tazminat tutarının bilirkişi raporu doğrultusunda  832.483 TL arttırılarak; (3.829,51 TL ayıplı/ayıpsız değer farkı ve 838.653 TL iş göremezlik tazminatı olmak üzere) toplam 842.483,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:<br> Davalı,  dava konusu 2011 model aracın 2.el araç olduğunu, ilk plakasının .... olup, 3.kişi adına kaydedildiğini, davacıya  araç  satmadığını ve  hizmet vermediği gibi araç üreticisi de olmadığını, taraflar arasında hukuki ve akdi ilişkinin de bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, distribütör  sıfatıyla  \"Tüketici  Kanunu'na  göre\" garanti  süresi  içindeki  sorumluluğunun yalnızca garanti süresi içinde sıfır kilometre araçlara karşı garanti yükümlülüğü bulunduğunu ancak dava konusu aracın garantisinin bulunmadığını ve birinci el olmadığını, aracın garantisi bittikten  sonra  açılan  davanın zamanaşımına  uğradığını,  aracın en son 2012 yılında 134.000 -139.000 kilometrede olduğunun tespit edildiğini, tramer kayıtlarında şuandaki kilometresine ulaşmadığını, trafik muayene bilgisinin de sistemde bulunmadığını ve muayenesi yaptırılmadan kullanılmakta olmasının muhtemel olduğunu, aracın son sahibinin 1 yıl 1 aydır aracı kaskosuz olarak kullandığını, bu haliyle kendi güvenliğini ve riskini önemsemediğinin ortada olduğunu, aracın tramerde kayıtlı 30.05.2014, 13.02.2011 ve 11.02.2011 tarihlerinde üç adet kazası olduğunu, hasar dosyalarının celp edilerek kazalarda hava yastığı sisteminin etkileyip etkilenmediğinin ve değiştirilip değiştirilmediğinin ispatlanmasının gerektiğini, kayıtlarına göre üç kazada oluşan hasardan sadece birinin yetkili serviste onarıldığını, diğer ikisinin onarımının nasıl yapıldığının bilinmediğini, davacıya ait noter satış sözleşmesinin dosyaya sunulmadığını, 2012 yılında 139.000 kilometrede olan aracın daha sonraki tarihte davacı tarafından satın alınmış ise davacının üç adet kaza geçirmiş olan hasarlı otomobili satın aldığı bilincinde olduğunu, her  ne  kadar  kaza  tespit  tutanağı, tespit  raporu ve  fotoğraf ve benzeri belgelerin tebliğ edilmemiş olması nedeniyle incelenmemiş olsa da, hava yastıklarının tamamının her kazada açılmasının gerekmediği gibi hava yastıklarının  tamamının açılmasını gerektirecek zorunlu ve teknik koşulların da  olayda gerçekleşmediğini, araçlarda  bulunan asıl aktif  güvenlik sisteminin emniyet  kemeri sistemi olup, hava  yastığının ise, yardımcı , pasif  güvenlik  sistemi olduğunu, hava yastıklarının; aktif güvenlik sistemlerinin yeterli olamayacağı önden çarpmalarda devreye girmesinin istendiğini, aksi durumlarda arkadan, yandan ve düşük şiddetli çarpmalarda ve benzeri çarpmalarda devreye girmesinin istenmediğini, hava yastığının beyninin, kontak açık olduğu süre içerisinde önden çarpmalarda oluşan durma ivmesini yavaşlama ivmesi veya eksi ivme hesapladığını ve oluşan ivme durumuna göre hava yastığını çalıştırdığını, araçtaki yavaşlama ivmesinin istenen değere ulaşmaması halinde hava yastığının çalışmasının söz konusu olmadığını, araçların önünde bulunan ön tampon, radyatör, ön travers, motor kaputu, ön çamurluk gibi parçaların önden alınan darbeyi sönümleme etkisine sahip olduğunu ve alınan darbeyi araç içerisine sönümleyerek verdiklerini, bu durumda araç içerisinde bulunan kişilerin üzerine etkiyen kuvvet de azaldığını, hava yastıklarının aktive olmasında rol oynayan en önemli parametrenin aracın kaza anındaki hızı değil, kaza esnasında oluşan negatif ivme olduğunu, aynı hızda kaza yapan birbirinin aynısı iki araçtan esnek kısmında darbe alan veya esnek bir engele çarpan araçta, daha katı bölgesine darbe alan veya örneğin duvar veya benzeri katı bir engele çarpan diğer araca nazaran daha düşük negatif ivme oluştuğunu, ön hava yastıklarının tetiklenmesi için gereken minimum negatif ivme sınırının, araçtan araca değişmekle birlikte araç boyuna doğrultusunda yaklaşık minimum “1.8 g” ila “2 g” mertebelerinde olup, aracın, ön kısmından + 30 derece açılı bir koni içinde kalacak doğrultuda darbe alması gerektiğini, bu açıdan daha geniş açılı darbelerde ön hava yastığının tetiklenmesinin, hava yastığı teknolojisinin gereği olduğunu, hava yastıklarının  her  kazada  açılması  gibi  bir  durumun söz  konusu  olmadığını, buna göre, bir araçta sürücü ve yolcunun ön kısmında veya yanlarda hava yastıkları bulunsa  dahi, aracın düşük ivmeli darbe alması veya takla atması durumunda hava yastıklarının çalışmayacağını, bu durumun bir üretim veya tasarım hatasından kaynaklanmadığının bilimsel gerçek olduğunu, aracın fotoğraflarından  anlaşıldığı  kadarıyla,  +30  derece  açılı  bir  koni  içinde  kalacak  şekilde  önden alınan bir darbenin söz  konusu olmadığını, araçta  imalat  hatası bulunmadığını, tek taraflı kazada kazanın oluş şekli aracın  ilk darbeyi nasıl  aldığı  gibi benzeri  hususların henüz bilinmediğini, otomotiv  dünyasında  her uzman tarafından bilinen tek  gerçeğin  emniyet  kemerinin korumaya  yetmemesi halinde  hava  yastığının açılmasının  beklenmesi olduğunu, önceki  kazalarında araca yapılmış  müdahaleler bilinmediğini, araçta emniyet kemerlerinin  bağlı  olduğu nasıl tespit  edildiğinin ve “ölüm tokası” olarak  tabir edilen, emniyet kemeri tokasının olup olmadığının, emniyet kemerinin “koltuğa bağlı” olup olmadığının tespit  edilip edilmediğinin belli olmadığını, davacının  %100  asli  kusurlu olduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İhbar olunan HDI Sigorta A.Ş.: kaza tarihinde şirket nezdinde herhangi bir sigorta poliçesinin mevcut olmadığını, şirketin kazaya ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,  davanın şirkete ihbar edilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını bildirmiştir.                  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br> Mahkemece, \"  otomotiv uzmanı bilirkişi Dr. Öğr. Üyesi ...'in, kök ve ek raporlarda, aracın gizli ayıplı olarak üretilip satıldığına ilişkin tespitinin dosya kapsamı ve toplanan delillere uygun olup, davacıda oluşan yaralanmaların niteliği göz önünde tutulduğunda, sürücü hava yastığının açılmaması nedeniyle davacıdaki geçici ve kalıcı maluliyete yol açan yaralanmaların bu nedenle ağır yaralanmalar olarak oluştuğu açık ve anlaşılır olmakla davalı vekili ve ihbar olunan sigorta şirketi vekili tarafından rapora itiraz edilmiş ise de, bilirkişinin yaptığı tespit ve değerlendirmeleri çürütecek hiçbir teknik, bilimsel bilgi ve belgenin sunulmadığı, itirazlarda haklılık bulunmadığı dikkate alınarak, davacıya ait aracın hava yastığı sisteminin ayıplı olarak üretildiği ve satışının yapıldığı, ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu sabit görülmüş ve bu nedenle davalı, davacının maddi ve manevi zararlarından sorumlu tutulmuştur. <br>Görevsiz mahkeme tarafından alınan aktüerya bilirkişi raporunda, davacının iş görmezliğine ilişkin yapılan hesaplamada esas alınan gelirinin, davacının gerçek kazanç ve gelirine uygun olmadığı, meslek odalarından alınan yazılarda soyut olarak belirtilen gelire ilişkin bildirimlere göre değil, davacının kaza öncesi yaptığı iş nedeniyle resmi kurumlara sunduğu belgelere göre gelirinin belirlenerek tazminata esas alınması gerektiği göz önünde tutularak, davacının geliri mali müşavir bilirkişiden alınan raporla belirlenmiş ve bu belirlemeye göre, aktüer bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle davacının talep edebileceği tazminat miktarları hesaplanmış, aktüer bilirkişi son alınan maluliyet raporu, mali müşavir bilirkişi tarafından davacının gerçek gelirine ilişkin rapor, son ek raporun düzenlendiği tarih itibarıyla geçerli olan asgari ücret ve Yargıtay tarafından hesaplamaya ilişkin belirlenen tabloyu dikkate alarak düzenlediği 05/08/2024 tarihli ek raporunda; davacının geçici iş görmezlik tazminatının 4.763,30 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının ise  649.961,69 TL olduğunu bildirmiştir.<br>Görevsiz mahkemede alınan raporda, geçici iş görmezlik tazminatı 41.863,07 TL, sürekli iş görmezlik tazminatı ise  947.678,47 TL olarak belirlenip, davacı taraf bu miktarlar üzerinden talebini artırmış olup, alınan son ek raporda hesap edilen geçici ve kalıcı iş görmezlik bedelinin belirlenen bu miktarlardan daha düşük olması nedeniyle davacı tarafın, görevsiz mahkemedeki talep artırım dilekçesi dikkate alınarak,  geçici ve kalıcı iş görmezlik tazminatı istemleri yönünden aktüer bilirkişi dördüncü  ek raporunda belirlenen miktarlar üzerinden maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. <br>Davacı tarafın, görevsiz mahkeme tarafından hükme dayanak olmayacak nitelikte maluliyete ilişkin ilk rapora göre oluşturulan aktüer bilirkişi raporu sonunda belirsiz alacak niteliğindeki maddi tazminatına ilişkin talebinin hükmedilenden daha yüksek miktarda artırmasında mahkemece yapılan hatalı uygulamada davacı tarafın kusurunun bulunmadığı göz önünde tutularak, reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davacı taraf, vekalet ücreti ve yargılama gideri ile sorumlu tutulmamıştır.<br>Davacı tarafın, maddi tazminata ilişkin davası HMK'nun 107.maddesinde düzenlenen belirsiz alacağa konu olacak nitelikte olmasına ve artırılan miktarda dahil olmak üzere hükmolunan maddi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün bulunmasına ve davacı tarafça ıslah dilekçesi olarak sunulan talep artırım dilekçesinde, artırılan miktar yönünden de kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesine rağmen görevsiz mahkeme tarafından oluşturulan hükümde, hükmedilen maddi tazminatın 10.000,00 TL sinin kaza tarihinden kalan bölümünün ise ıslah tarihi olan 03/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilip, kararın davacı tarafça istinaf edilmemesi nedeniyle davalı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğduğu dikkate alınarak, mahkememizce hükmedilen maddi tazminatın 10.000,00TL'lik bölümüne 17/11/2015 tarihinden, 639.961,69 TL'lik bölümüne ise 03/10/2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. <br>Davacı tarafın maddi tazminata ilişkin 10.000,00 TL'lik tazminat istemi yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 4.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 2.000,00 TL, tedavi ve yol giderleri tazminatı yönünden 1.000,00 TL, ... plakalı aracın ayıplı hali ile ayıpsız hali arasındaki fark bedeline yönelik talep yönünden 3.000,00 TL olarak ayrıştırılmış ve belirlenmiştir. <br>Davacı tarafın, aracın ayıplı ve ayıpsız değer farkının tahsili istemi açısından bilirkişi rapor ve ek raporu alınmış ve bu konuda talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi konusunda deliller toplanmıştır. Tedavi ve yol giderleri istemi yönünden ise uzman hekim bilirkişiden rapor alınmasına ilişkin ihtarlı ara kararı oluşturulmuş, davacı tarafça ara kararı gereği verilen kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırılmamış, davacı vekili 13/10/2021 tarihli dilekçesinde tedavi ve yol giderlerinin az miktarda olması nedeniyle usul ekonomisi gereği bilirkişi ücreti yatırmadıklarını bildirmiştir. Her ne kadar dört ayrı tazminat kalemi bulunduğu halde duruşmada oluşturulan maddi tazminat hükmünde davacının geçici ve kalıcı iş görmezlik tazminatı istemlerine yer verilmesine rağmen sehven aracın ayıplı ve ayıpsız farkı bedeli ile tedavi ve yol giderlerine ilişkin maddi tazminat istemlerinin hüküm içinde yer almadığı duruşmadan sonra fark edilmiş ise de, usul hükümleri gereği hükmün değiştirilmesinin veya hükme eklemeler yapılmasının mümkün bulunmadığı, HMK'nun 305/A maddesi uyarınca bu konudaki eksikliğin hükmün tamamlanması yoluyla giderilmesinin mümkün bulunduğu, ancak hükmün tamamlanmasının ve eksik bırakılan tazminat istemleri konusunda hüküm kurulmasının 305/A maddesi gereği tarafların başvurusu ile mümkün bulunduğu, gerekçeli kararın  yazımına kadar taraflarca başvuruda bulunulmadığı dikkate alınarak, bu eksiklik konusunda bu aşamada bir işlem yapılmamış ve  hüküm kurulmamıştır.<br>Davacı, maddi tazminat talebi yanında manevi tazminat talep etmiştir. Davacının, ikinci el olarak satın aldığı aracın hava yastığı sisteminin gizli ayıplı olarak üretilip satılması nedeniyle geçirdiği trafik kazasında hava yastığının açılmamasına bağlı olarak geçici ve kalıcı iş göremezliğine yol açacak nitelikte ve ağır yaralanması nedeniyle manevi tazminat talep etmeye hakkı bulunduğu tartışmasızdır. <br> Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği uygun bir miktar paranın adalete uygun olması gereklidir.<br>Dosyada toplanan tüm deliller, davacının gizli ayıptan kaynaklanan yaralanmasına bağlı olarak oluşan iş göremezlik hali ve iş göremezlik oranı, tarafların sosyoekonomik durumları, paranın genel satın alma gücü, davacıda oluşan maluliyet zaman içinde kısmen iyileşmiş ve  maluliyet oranı düşmüş ise de, kaza sonrası belirlenen maluliyet oranının yüksekliği nedeniyle mesleğini icra ettiği aracını satarak işine son verdiği, buna bağlı olarak yaşadığı maddi kayıplar ve sosyoekonomik durumu ile ilgili davacıda oluşan acı ve üzüntü birlikte değerlendirildiğinde, hiçbir maddi karşılığın, davacının manevi zararlarını gidermesinin mümkün olmaması ile birlikte TBK'nun 56.maddesi hükmü gereği uygun bir miktar paranın, manevi tazminat olarak belirlenmesinin gerektiği \" gerekçesi ile davanın maddi tazminat istemi yönünden kısmen kabulü ile; 4.763,30 TL geçici iş görmezlik tazminatı ile 645.198,39‬ TL kalıcı  iş görmezlik tazminatından oluşan toplam 649.961,69 TL maddi tazminatın, 10.000,00TL'lik bölümünün 17/11/2015 tarihinden, 639.961,69 TL'lik bölümünün 03/10/2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  davacı tarafın fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine,  Davanın manevi tazminat istemi yönünden kısmen kabülü ile, 125.000,00 TL manevi tazminatın  dava tarihi olan 25/04/2016 tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı ve davalı istinaf talebinde bulunmuştur. <br>BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı katılma yolu ile istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>Maddi Tazminat Yönünden, 13.05.2022 tarihi bilirkişi ek raporunda iş göremezlik tazminatı 2.755.316,46 TL, 10.10.2023 tarihli bilirkişi 3. ek raporunda iş göremezlik tazminatı 3.071.831,63 TL  olarak tespit edildiğini, maluliyet oranının % 8.9, kazancının da asgari ücret  olduğu kabul edilerek hesaplama yapılması neticesinde 05.08.2024 tarihli bilirkişi 4. ek raporunda belirtilen 649.961 TL iş göremezlik tazminatı çok düşük olmasına rağmen mahkemece bu rapor esas alınarak maddi tazminat olarak hükmedilen tazminat miktarının çok düşük olduğunu, dosya kapsamına ve hakkaniyet kurallarına uygun olan 13.05.2022 T.li bilirkişi ek raporu ve 10.10.2023 tarihli bilirkişi 3. ek raporu nazara alınarak maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini,<br>Manevi Tazminat Yönünden : dava konusu aracın gizli ayıplı oluşu ve hava yastığının açılmaması nedeniyle hayati tehlike geçirecek derece ağır yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, sol gözünde ve sağ el bileğindeki kalıcı sakatlık nedeniyle % 40 oranında malul kaldığını, çalışamayacak duruma  gelmesi nedeniyle işyerini kapatmak zorunda kaldığını,  bakmakla yükümlü olduğu eşine ve küçük bebeğine olan yükümlülüklerini yerine getiremediğinden aile düzeninin bozulduğunu, kaza tarihinde 34 yaşında olup, uğradığı bu zararın izlerini ömür boyu taşıyacağını, hükmedilen 125.000,00 TL manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek,  kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı istinaf dilekçesinde;  İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,<br>  2011  model  6  kez   el  değiştirmiş   araç  ile  ilgili  davada  \"husumet yokluğu nedeniyle''  şirket yönünden red  kararı  vermesi gerekirken, mahkemece kısmı kabul yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yerli   üretim  aracın   imalatçısı  ve  satıcısı   olmadığı   halde, distribütör  (dağıtıcı) hakkında   hüküm  kurulduğunu, <br>  ...  A.Ş.,   davaya  konu  yerli   üretim   aracı   yalnızca  ...  A.Ş.'den  alıp, İstanbul'da  \"SATICI\"... A.Ş.'ye  dağıtan olduğunu, ne  davacıya   ne  de dava  dışı  diğer  6 kullanıcıya  araç  satmamış  ve  hizmet  vermediğini,  ...  A.Ş.  araç  üreticisi olmadığını, 7.  el  araç  ile  ilgili  davacı  ile ...  A.Ş.  arasında  hukuki  ve  akdi  ilişki  hiç  kurulmadığını,<br> Distribütör  sıfatıyla  \"Tüketici  Kanunu'na  göre\" Garanti  süresi  içinde  sorumluluk söz  konusu   edilebilir;  ancak,  davada   Tüketici   Kanunu   geçerli   olmadığı  gibi,  kaza   tarihinde  5  yaşında   olan   aracın  garantisi  de bulunmadığını, 2011  model  7.  el  aracın Garantisi  bittikten  sonra  açılan  dava  zamanaşımına  uğradığını, <br>Dava  konusu  kaza   hasarlı  otomobil üzerinde  keşfen inceleme yaptırılmadığını, davacının mahkemece sorulmasına rağmen, kazalı aracın yeri ve akıbeti hakkında   mahkemeye  bilgi  vermediğini, bilgi sakladığını, otomobili hiç görmeyen bilirkişi tarafından, dosya  üzerinden  şahsi  yorumları ile  ve davacının kendi istemine göre  dava  öncesinde  düzenlettirdiği   \"tespit  raporunu esas alan\"  fahiş  hatalı  rapora  göre  hüküm   kurulduğunu, defalarca,  O.D.T.Ü. / İ.T.Ü. gibi bünyesinde Otomotiv Ana Bilim Dalı bulunan, hava  yastığı  sistemleri konusunda uzman Bilirkişi Heyeti  oluşturulması isteminde bulunulmuş olmasına rağmen, araç üzerinde keşfen inceleme yapılmadan tek   bilirkişinin  şahsi  yorumuna  göre  hüküm  kurulduğunu,  \"HAVA  YASTIĞI  SİSTEMİ\"  gibi   çok  spesifik  uzmanlık  isteyen   konuda, -araç  hiç  görülmeden-  tek  bilirkişi   tarafından  rapor   düzenlenemeyeceğini, <br>Kaza anında  tutulmuş  olan  kaza  tespit  raporunda, \"EMNİYET  KEMERİ = TESPİT  EDİLEMEDİ  (7  KODU)\"  yazılı   olmasına  rağmen, davacının  tek  taraflı  kendi  isteğine göre düzenlettirdiği  tespit  raporunda, \"emniyet  kemerinin takılı olduğunun\"  yazılmasının  çok  ciddi  çelişki olduğunu, tespit  raporunu  düzenleyen  bilirkişi  de   olay   anını  görmediğine  göre, emniyet  kemerinin  takılı  olduğunu  nasıl  ve  hangi  tespiti  ile  anladığını, <br>Aracı  hiç  görmediği   halde, araç   üzerinde   inceleme   yapma   gereksinimi  duymadan,   \"davacının   vekilinin   dilekçesine   göre\"  ifadeleriyle   rapor   düzenlendiğini,  Oysa, raporun   6.  sayfasında  : \"   Aracın  hava  yastığı  sisteminde  arıza  oluştuğunda,  .... aracın Elektronik Kontrol Ünitesi   hafızasına  kaydedilmekte  ve  Diagnostik  test  cihazı  OBD'den  bağlanarak  alınan  veri  ile  arızanın  nerede  olduğu  tespit  edilebilmektedir..... D.iş  Raporunda   bu  konuda bir  açıklama  bulunmamaktadır.... \"   yazılı olduğunu, sırf   bu  çelişkili  bilirkişi  açıklaması  dahi,   değişik   iş  dosyası   tespitinin ve  aynısı bu   raporun   doğru   bir   kanaate  varmak  için    yeterli   olmadığını   kanıtladığını,<br>Aracın periyodik muayenelerinin yapılmadığını, 3 adet kaza geçirdiğini, hava yastıklarının bu kazalardan etkilenip etkilenmediğinin, değiştirilip değiştirilmediğine dair herhangi bir belirleme yapılmadığını, <br> Maddi tazminat hesaplamasında  davacının SGK' dan, kazadan sonra meydana gelen engel durumu ile alakalı malulen emeklilik aylığı bağlanıp bağlanmadığı, bağlandı ise ne kadar olduğunun da sorulması gerektiğini, malülen emeklilik aylığı alması halinde bu bedelin maddi tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerekirken, bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın hesaplanan bilirkişi raporuna göre hükmedilen tazminat miktarının hatalı olduğunu,<br> Reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden lehimize vekalet ücretine hükmedilmemesi yönündeki gerekçeli karardaki değerlendirmeler hatalı olduğunu,<br>Kazada kusur bakımından rapor alınmadığını, kusur tespiti bakımından ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini,<br>Kazanın oluşumda asli kusurlu olan davacının sigorta şirketine başvurmadığını, sigorta şirketi tarafından belirlenen tazminat ile davacı tarafından talep edilen tazminat arasında fahiş fark bulunduğunu, <br>Davacıya  kendi  asli kusuru  ile  yaptığı kaza için, mahkemece  125.000  TL  manevi  tazminat  ödenmesine  hükmedildiğini, davacı  hem  kendi  kusuru ile aracını ağaca  çarpmış, eşinin ve  çocuğunun  yaralanmalarına sebep  olmuş; kendisi manevi elem  çekecek yerde  125.000  TL manevi  tazminata hak  kazandığını, yerel  mahkemece, davacı adeta  kaza  yaptığı için ödüllendirildiğini, davacının kişilik haklarına zarar verilmediği  için  davacı manevi  tazminata  hak  kazanamayacağını, belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: <br>Dava, ayıplı araç nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, kaynağı, araçtaki ayıp ile davacının yaralanması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır.<br>                           İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın  oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, özellikle bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olması ve bu konuda dairemizce kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlanması karşısında, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı,  davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2024  tarih,  2020/446 Esas, 2024/596 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf talebinde bulunan davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınması gereken 44.398,88 TL karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 13.245,00 TL'nin mahsubu ile kalan 31.153,88 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>4-Duruşma açılmadığından, davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, <br>5-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>6-HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran  tarafa geri verilmesine,<br>İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2025 tarihinde  oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a10f911bf46a3ec","SID":"a7b8497966e46aff"}}