{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/489 <br>KARAR NO\t\t: 2025/910<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/01/2025<br>NUMARASI\t\t: 2017/1226 E. 2025/91 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Şirketin Feshi <br>KARAR TARİHİ\t: 13.06.2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13.06.2025<br><br>\tİzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.01.2025 tarih 2017/1226 E. 2025/91 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili,  davacının davalı şirketin % 49,8 oranında pay sahibi olduğunu, diğer hissedarların % 49,8 oranında kardeşi ..., % 0,2 oranında annesi ...nun, % 0,1 oranında babası ... ve % 0,1 oranında eşi ... olduğunu, davacının 13.09.2017 tarihli genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ancak daha sonra şirketten dışlandığını, kardeşi ...nun nedeninin anlaşılamadığı üzere şirketten alacaklandırıldığını, ortak olan babasının şirkete yönetim kurulu başkanı olarak atandığını ve babasının şirketin tek mal varlığı gayrimenkulü satarak diğer ortak olan oğlu ...na bedelini aktarmak için çabalar içerisinde olduğunu, şirketin gayri faal olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin feshine, olmadığı takdirde davacının payının karşılığı ödenerek davacının şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Davalı vekili,  davacının iddialarının yerinde olmadığını, şirketin feshini gerektirir ya da davacının şirketten çıkarılmasını gerektirir bir neden olmadığını, tek kişilik yönetim kurulu üyesi atanmasının sebebi yasada düzenlemenin sonradan bu şekilde yapılmış olması ve şirketin faaliyet alanının üç kişilik yönetim kurulunu gerektirmediğini, tek kişilik yönetim kurulu atanmasının davacıyı şirketten dışlanma amacını taşımadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi rapor ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ... A.Ş.'nde 1000/498 hissesinin bulunduğu, davacının dava dilekçesi ile çıkma payının ödenmesi talebi bulunduğundan, uzunca bir süre çıkma payının belirlenmesi için bilirkişilerden rapor ve ek raporlar alındığı, ancak davacı vekili tarafından 13.09.2024 tarihli duruşmada çıkma payı taleplerinin olmadığı, sadece şirketin feshine karar verilmesi taleplerinin olduğu belirtildiğinden, davacının fesih talebi hakkında yapılan değerlendirmede, davalı şirket ortaklarının aile üyelerinden oluştuğu ve ortaklar arasında ortaya çıkan sorunlar nedeniyle ortakların birbirine karşı olan güvenlerini ve iş yapma arzularını yitirdikleri, şirket arasında ihtilaf bulunduğuna ilişkin taraflar arasında görülen davalar bulunduğu, şirket ticaret sicilinde kayıtlı ise de gayri faal durumda olduğu, ana sözleşmede belirlenen konularda faaliyette bulunmadığı, şirketin fabrika binasından başka taşınmazı ve gelir kaynağı olmadığı birlikte değerlendirildiğinde TTK'nun 531 maddesindeki haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu, mevcut haliyle TTK'nun 531 maddesine göre fesih yerine davacının ortaklıktan çıkartılmasının veya diğer bir çözümün ortaya çıkan hukuki sorunu çözücü nitelikte olmadığı davalı şirket vekilinin de davalı şirketin fesih ve tasfiyesini aynı tarihli celsede talep ettiği, anne, baba, ve kardeş ortaklardan oluşan şirketin taraflar arasında sürdürülmesi konusunda iradenin bulunmadığı, şirketin uzunca bir süredir ana sözleşmesinde yazılı ticari faaliyetini sürdürmediği ve bundan sora da sürdürme iradesinin bulunmadığı, davacı ve dava dışı ortaklar ve davalı şirket arasında süregelen çok sayıda dava süreci nedeniyle husumet ve ayrılıklar oluştuğu, anılan nedenlerle fesih ve tasfiye yerine davacının ayrılma payı alacağının ödenmek suretiyle şirketten ayrılmasının uygun bir çözüm olmayacağı, şirketin feshi ile tasfiye süreci sonucunda kalacak bakiye bedel üzerinden taraf ortakların tasfiye payını hisseleri oranında almasının tarafların iradesine ve hakkaniyete  uygun olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının ortağı olduğu davalı ... A.Ş'nin feshi ve tasfiyesine, fesih kararının sonucu olarak şirket tasfiye haline girmekle TTK 536/3 maddesi uyarınca şirkete tasfiye memuru olarak SMMM ...'ın atanmasına, tasfiye süresince tasfiye memuruna aylık 15.000,00-TL ücret takdirine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu edilen şirketin bir aile şirketi olup, ortaklarının anne, baba ve evlatları olduğunu, davalı şirketin feshine karar verilmesini gerektirecek bir sebep olmadığını, davacının hiçbir delile dayanmayan gerçek dışı iddiaları bulunduğunu, aile içi çekişmelerden kaynaklı,  özellikle davacı kız ile baba arasında olan çekişmelerin bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, TTK. madde 530/1 maddesine  göre şirketin uzun süreden beri kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamaması durumunun söz konusu olmadığını, TTK. madde 531/1 e göre; şirketin feshi için haklı sebep bulunmadığını, Anonim şirketler ile ilgili olarak haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarda açık bir tanımlama bulunmadığını, TTK. madde  245 e göre şirketin kuruluşuna yol açan fiili ve ya kişisel sebeplerin, şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek  şekilde ortadan kalkmış olmasının  haklı sebep olarak tanımlandığını, bunun anonim ortaklıklar bakımından, ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanabileceğini, Anonim ortaklıklar bakımından “haklı sebep” olarak nitelendirilebilecek vakıaların, objektif olması ve pay sahibi kimliğinden bağımsız olması gerektiğini, bu itibarla taraflar arasında fikir aykırılıkları ve çekişmelerin şirketin feshini gerektirmediğini, dava sebebi olarak ileri sürülen hususların; ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak, ortakların artık birarada olamayacakları ve sağlıklı şekilde yürütülmeyecek şekilde olduğu sebebi ile açılan davanın şirketin faaliyetinden daha çok pay sahibi baba kız arasında ki çekişmelerden kaynaklandığı, pay sahipleri arasında söz konusu olabilecek fikir ayrılıklarının kural olarak feshe dayanak teşkil eden haklı bir sebep olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının dava sebebi olarak ileri sürdüğü sebeplerin; davacının babasının davacıdan habersiz bir şekilde özel hesaptan  para çektiği, davacının kardeşi ...’nun ortak alacak hesabında anormal artışlar olması, bu hesap hareketlerinin davacının tek imza yetkilisi olarak şirketi temsil ettiği dönemde olduğunu, davacının gerçek dışı afaki iddialarının haklı sebep olarak kabul edilemeyeceğini, şirkete ait fabrika binasının satılacağına ilişkin çevreden duyum alınmış olması vb iddiaların haklı bir neden olmayıp, davacı yana  şirketin tasfiyesini isteme hakkı vermediğini, gerekçeli kararın 6. sayfasında TTK 531. Maddesine atıf yapılarak ve davacı vekilinin 13.09.2024 tarihli celsedeki beyanı esas alınarak,  şirketin tasfiyesine karar verilmiş ise de,  TTK'nun 531.maddesinde aranan haklı neden olgusunun gerçekleşmediğini belirtmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, davalı şirketin feshi, olmadığı taktirde çıkma payı belirlenerek şirketten çıkma istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabul ile davalı şirketin feshine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili,  13.09.2017 tarihli genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı şirketten sonradan dışlandığını, kardeşinin şirketten alacaklandırıldığını, ortak olan babasının şirkete yönetim kurulu başkanı olarak atandığını ve babasının şirketin tek mal varlığı gayrimenkulü satarak şiirketin diğer ortağı olan oğlu ...’na bedelini aktarmaya çalıştığını, şirketin gayri faal olduğunu, babasına verdiği özel vekaletname ile babasının kendisinden  habersiz olarak özel hesaptan para çektiğini, davacının kardeşi ...’nun ortak alacak hesabında anormal artışlar olmasına karşın, bunun sebebinin açıklanamadığını, şirket evrak ve kayıtlarının kendisine verilmediğini, şirkete ait fabrika binasının satılacağınına dair duyumlar alındığı gerekçesiyle  davalı şirketin feshini, olmadığı taktirde çıkma payı ödenerek kedisinin şirketten çıkmasına izin verilmesini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacı vekilinin 13.09.2024 tarihli duruşmada çıkma payı taleplerinin olmadığı, sadece şirketin feshine karar verilmesi taleplerinin olduğu, aynı celsede davalı vekilince de şirketin feshine karar verilmesinin  talep edildiği, şirketin taraflar arasında sürdürülmesi konusunda ortak bir iradenin bulunmadığı, şirketin uzunca bir süredir ana sözleşmesinde yazılı ticari faaliyetini sürdürmediği ve bundan sora da sürdürme iradesinin bulunmadığı, davacı ve dava dışı ortaklar ve davalı şirket arasında süregelen çok sayıda dava nedeniyle husumet ve ayrılıklar oluştuğu, şirketin gayri faal durumda olup, ana sözleşmede belirlenen konularda faaliyette bulunmadığı, şirketin fabrika binasından başka taşınmazı ve gelir kaynağı olmadığı, bu itibarla TTK'nun 531 maddesinde aranan haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu gerekçesiyle<br> davanın kabulü ile, davacının ortağı olduğu davalı ... A.Ş'nin feshi ve tasfiyesine karar verilmiştir.  <br>\tBu durumda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, davacı vekilinin 13.09.2024 tarihli duruşmada çıkma payı taleplerinin olmadığı, yalnızca şirketin feshi taleplerinin olduğu yönündeki beyanı ile aynı celsede davalı vekilince de şirketin feshine karar verilmesinin talep edilmiş olmasına, şirketin uzun bir süreden beri ana sözleşmesinde yazılı ticari faaliyetini sürdürmemesine, bundan sora da da sürdürme iradesinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına, davacı ve dava dışı şirket ortakları ve davalı şirket arasında süregelen çok sayıda davalar bulunması nedeniyle husumet ve ayrılıklar oluşmasına, şirketin gayri faal durumda olup,  şirketin fabrika binasından başka taşınmazı ve gelir kaynağı olmadığının tespit edilmesi nedeniyle TTK'nun 531 maddesinde aranan haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu yönündeki mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.    <br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme <br>neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. \t\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5eeca107f3168858","SID":"f5e9ab2e5b8e972c"}}