{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2025/817 - 2025/1125<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2025/817 <br>KARAR NO\t: 2025/1125<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/36 E.  -  2020/242 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tDairemizce verilen 27/10/2023 tarih ve 2021/1481 Esas 2023/1343 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2024 tarih ve 2024/1114 Esas 2024/9420 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin “...” ad ve logolu televizyon kanalını uzun yıllardır kullandığını, izleyici tarafından tanınmış ve bilinen bir marka yaptığını, müvekkilinin “...” ibaresi içerir muhtelif markaların sahibi olduğunu, yine müvekkilinin www...tv alan adlı web sitesinden web tv yayını yaptığını,  davalının “... ...” şeklinde 38, 42 ve 09. sınıflarda tescil başvurusuna konu ettiği 2016/67670 sayılı markanın müvekkili şirkete ait olan ve uzun yıllardır faaliyet gösteren “...” markaları ile benzerlik gösterdiğini, başvuruya yapılan itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, özellikle aynı sınıf mal ve hizmetlerde markaların iltibas ihtimalinin daha da kuvvetleneceğini, dava konusu “... ...” markasının tescilinin müvekkili, markasının itibarına ve tanınmışlığına zarar verebileceğini, davalının anılan ibareyi tescil başvurusuna konu etmesinin hiçbir haklı nedeninin bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız rekabete sebebiyet vereceğini ileri sürerek  2017-M-10437 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, dava konusu marka ile itiraza dayanak markaların farklı olduklarını, dava konusu markada itiraz markalarında yer almayan şekil unsurlarına ayrıca “...” ibaresinin de eklendiğini, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde görsel, işitsel ve de kavramsal olarak birbirleri ile kıyaslanmayacak derecede farklılık arz ettiğini, ... ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, anılan ibarenin günün ... saatini ifade eden yaygın kullanımı bulunan bir işaret olduğunu, dolayısıyla markaların bütünü ile bıraktıkları algıların birbirlerinden farklı olduklarını, önceye dayalı kullanım ve tanınmışlık koşullarının oluşmadığını, haksız rekabet ve kötü niyet gerekçeli itirazlara, markalar benzer olmadığından ve sunulan bilgi ve belgeler yeterli olmadığından, işbu dava kapsamında itibar edilemeyeceğini savunarak,  davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.<br>\t\t\t\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu “... ...+şekil” marka başvurusu kapsamında 38. sınıfta yer alan hizmetler ile davacı yanın önceki markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler, birbiri ile aynı ya da aynı tür emtialar olduğu, 09 ve 42. sınıflar yönünden markalar arasında ayniyet yada benzerlik ilişkisi bulunmadığı, şu hâlde 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri 38. sınıfta yer alan belirtili emtialar yönünden gerçekleştiği, taraf markalarının ayırıcı unsurları olan \"...\" ibareleri arasında benzerlik olduğu ve karıştırılma ihtimalinin de 38. sınıf emtialar yönünden gerçekleştiği, dosya kapsamına davacı yan tarafından sunulan dokümanların markanın tanınmışlığının veya önceye dayalı üstün hakkın tespiti için yeterli olmadığı, bir an için tanınmışlık kabul edilse dahi benzer bulunmayan mal ve hizmet sınıfları ile davacının markaları arasında imaj transferi olacağı, davalının haksız yarar elde edeceği, davacının marka değerinin zarar görebileceği hususlarını da ispata yarar emare bulunmadığı, davalının kötü niyetli hareket ettiğine dair de dosyaya delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın YİDK iptali talebinin 38. sınıf yönünden kabulüne, diğer mal ve hizmet sınıfları yönünden reddine,  hükümsüzlük talebi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalıya ait \"... ...\" markasının 09. ve 42. sınıfta yer alan mal ve hizmetler yönünden iltibas oluşturmayacağının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, televizyon yayıncılığı, internet haberciliği faaliyetlerini yürüten müvekkili şirketin söz konusu \"...\" ibareli markasını ve \"...\" ibaresini içeren diğer markaları bu alanda aktif bir biçimde kullandığı nazara alındığında, 38. sınıfla, benzer ve bağlantılı sınıflar olan 9 ve 42. sınıflardaki tescil başvurusunun da ortalama tüketici kitlesinde karıştırılma ihtimali yaratacağını, müvekkiline ait \"...\" markalarının, müvekkili şirket tarafından yapılan yatırımlar sayesinde tanınmış hale geldiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı başvurusunun konusu olan işaretin, davacıya ait tescilli markalara toplu olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle ilk bakışta kolayca tefrik edilemeyecek şekilde benzediğinden ve bu suretle iltibasa sebebiyet vereceğinden söz edilemeyeceğini, tanınmışlık konusunda kanaat oluşturabilecek yeterlilikte bilgi ve belgelerin sunulmadığını, davacının KHK md. 8/3, haksız rekabet ve kötü niyet gerekçeli itirazlarının, markalar benzer olmadığından ve sunulan bilgi ve belgeler yeterli olmadığından reddinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kısmen kabul yönünden kaldırılmasını, davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 27/10/2023 tarih ve 2021/1481 Esas 2023/1343 Karar sayılı kararıyla, gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacı markalarının asli unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğu, ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine bu ibareye \"...\", şekil ve renk unsurları ile yeterli ayırt edicilik sağlandığı gibi 38.sınıf hizmetlerin kullanıcısının da bilinçli olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak tüketiciler üzerinde bıraktıkları genel intiba yönünden ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, o halde ilk derece mahkemesince, 38. sınıf hizmetler yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tanınmışlık, önceye dayalı hak sahipliği, haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gözetilerek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine, davacının hükümsüzlük talebi olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 25/12/2024 TARİH VE 2024/1114 ESAS 2024/9420 KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ: Dairemiz kararının, davacı vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle; \"Davacının \"...\" esas unsurlu markaları olup, davalı başvuru markası ise \"... ...\" tür. Somut olayda karıştırılma ihtimalinin bilinçli tüketici nezdinde değil ortalama tüketici düzeyinde tespit edilmesi gerekir. Buna göre taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet verecek şekilde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile TV yayınlarının tüm tüketici kesimleri tarafından izlendiği değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİlk Derece Mahkemesince 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin 38. sınıfta yer alan belirli emtialar yönünden gerçekleştiği, taraf markalarının ayırt edici unsurları olan \"...\" ibareleri arasında benzerlik olduğu ve karıştırılma ihtimalinin de 38. sınıf emtialar yönünden gerçekleştiği gerekçesiyle davanın 38. sınıf yönünden kabulüne karar verilmiş, Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine dava konusu markada \"...\", şekil ve renk unsurları ile yeterli ayırt edicilik sağlandığı gibi 38. sınıf hizmetlerin kullanıcısının da bilinçli olduğu, başvuru kapsamına alınan mal ve hizmetlerin ortalama alıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluşacağı ve bu nedenlerle bahse konu mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesine yol açmayacağı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemiz kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2024 tarih, 2024/1114 Esas, 2024/9420 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.<br>\tGelinen aşamada somut uyuşmazlıkta asıl tartışılması gereken husus, 38. sınıf hizmetler yönünden taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tHer ne kadar Yargıtay bozma ilamında 38. sınıf hizmetler yönünden de karıştırılma ihtimalinin bilinçli tüketici nezdinde değil, ortalama tüketici düzeyinde tespit edilmesi gerektiği belirtilmişse de bu gerekçeye Dairemizce iştirak edilmemiştir. Zira \"38/1-Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. 38/2-Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahi). 38/3-Haber ajansı hizmetleri.\" emtialarından ibaret olan 38. sınıf hizmetler, yararlanıcıları ilgili ve seçici kişilerden oluşan, kendine özgü dinamikleri bulunan, özel hizmetlerdir. Bu nedenle de anılan hizmetlerde iltibas değerlendirmesinin, bilinçli kullanıcılar dikkate alınarak yapılması gereklidir. Nitekim Dairemizin önceki kararında da belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin  18/12/2018 tarih, 2017/2325 Esas, 2018/8031 Karar sayılı kararında bu husus; \"Dava, TPE YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 2012/70713 sayılı marka başvurusu ile davalının tescilli markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b. bendi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin 25.10.2017 tarih 3563/5709 sayılı kararında da benimsendiği üzere başvuru konusu 9, 16 ve 38. sınıf mal ve hizmetler bakımından işaretlerin benzer olmasına karşın başvuru kapsamına alınan mal ve hizmetlerin ortalama alıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluşacağı ve bu nedenlerle bahse konu mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesine yol açmayacağının kabulü gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle bu sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından da davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.\" biçiminde vurgulanmıştır. Dolayısıyla somut olayda da uyuşmazlık konusu 38. sınıf hizmetlerin ortalama alıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu kabul edilmelidir. <br>\tYargıtay ilamında geçen \"TV yayınlarının tüm tüketici kesimleri tarafından izlendiği değerlendirilmeksizin\" gerekçesi ise 38. sınıf hizmetler yönünden bu güne kadar hiçbir Yargıtay kararında rastlanmayan, yeni bir gerekçedir. Ancak bu görüşün benimsenmesi halinde, bir televizyon kanalını 7'den 77'ye her yaş gurubundan insanın izleyeceğinin, dolayısıyla 38. sınıf hizmetlerde en küçük benzerliklerin bile iltibasa neden olacağının kabul edilmesi gerekir ki bu kabulün, kendine özgü dinamikleri olan yayıncılık sektörünü tamamen olumsuz şekilde etkileyecek sonuçlara sebep olacağı açıktır. <br>\tZira bu görüş doğru kabul edilirse, örneğin Ordu'da yayın yapan \"...\" ibareli bir yerel televizyon kanalı markası, kendisinden sonra kullanılmaya başlanan ve \"...\" ibaresini içeren tüm televizyon kanallarına engel olabilecektir. Böylece örneğin yine Ordu'da sanayici ve iş adamlarına yönelik yayın yapmak isteyen televizyon kanallarınca, \"... ...\" veya organize sanayi bölgesinin kısalması şeklindeki \"...\" ibareli bir markanın alınması mümkün olmayacak, Ordu'nun plakasını kullanmak isteyen kişilerce alınacak tüm bu markalar hep iltibas oluşturacaktır. Oysa ülkemizin her bölgesinde, küçük farklılıklarla bu türden kullanımların yaygın olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla varılan bu sonuçların Dairemizce, yukarıda açıklanan gerekçelerle hakkaniyete ve 38. sınıf hizmetlerin özelliğine uygun olmayacağı değerlendirilmektedir. <br>\tKaldı ki eldeki bozma ilamında belirtilen bu görüşün, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal uygulamalarına da uygun bulunmadığı görülmektedir. <br>\tNitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/09/2017 tarih ve 2016/1616 Esas- 2017/4307 Karar sayılı ilamında, davacının yayıncılıkta kullandığı özel karakterle yazılmış \"... ŞEKİL\" markasının, itiraza dayanak daktilo yazım karakteri ile \"a\" harfi logo olarak kullanılan biçimde yazılmak suretiyle oluşturulan \"... şekil\", \"... şekil\", \"... şekil\", \"...\" ibareleri ile benzer olmadığına, tarafların \"a\" harfine renk ve görünüm itibariyle farklılık kazandırdığına değinilmiştir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/12/2019 tarih ve 2019/1606 Esas- 2019/8091 Karar sayılı ilamında, davalı şirketin siyah renkteki \"a\" harfi ile onun hemen altında yer alan dış bükey kavisli oku içeren \"a şekil\" ibaresinin, davacıların turuncu kutucuk içinde beyaz ve siyah ile kırmızı kutucuk içine beyaz \"a\" harfini içeren siyah renkteki \"a\" harfi ibareli markaları ile benzer bulunmamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, davacı tarafın \"...\" esas unsurlu markaları ile davalının \"...\" ibareli markasını benzer görmeyen .../04/2019 tarih ve 2018/1193 Esas- 2019/3172 Karar sayılı ilamı, farklı turuncu tonları bulunan daire zemin üzerine beyaz olarak yazılmış \"a+\" ibareli başvuru markasını, standart karekterle yazılı \"...\" ibarelerinden oluşan itiraza dayanak markalarla benzer bulmayan 26.12.2022 tarih ve 2021/5288 Esas- 2022/9443 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir. Kimsenin tekeline bırakılamayacak ibarelerden olan \"a\" harfi ile ilgili 38. sınıf hizmetlere özel bu kararların, eldeki davada da emsal oluşturacağı açıktır. <br>\tSomut olayda da uyuşmazlık konusu ibare, yayıncılık sektöründe herkesin kullanımına açık, hatta ... saat yayın yapıldığı anlamında sektörde sıkça kullanılan \"...\" ibaresidir. Bu ibarenin bir kişinin tekeline bırakılmasının, yayıncılık sektörünü olumsuz etkileyeceği açıktır. Öte yandan dava konusu başvuru, kobilere yönelik ... saat yayın yapan bir kanal anlamında kullanıldığı izlenimini veren \"... ...\" ibareli olup, mavi renkte \"...\" sözcüğü ve yeşil renkle <br>yazılmış \"...\" şeklinde oluşturulmuş, <br>köşesinde ise bir saat figürüne yer verilmiştir. Davacı markalarının ise turuncu bir daire içerisinde ... sayısından oluştuğu, daire ile saat algısı yaratılmaya çalışıldığı görülmektedir. Buna göre, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, taraf markalarında ortak unsur olan \"...\" sayısının, markalarda kullanılan ve zaman algısı yaratan şekil unsuru ile birlikte değerlendirildiğinde, günün ... saatini ifade etmek üzere kullanıldığı ve uyuşmazlık konusu 38. sınıftaki \"Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı<br> hizmetleri.<br>\" yönünden yaygın kullanılan, ayırt ediciliği son derece zayıf bir ibare olduğu, dava konusu başvurudaki sair kelime ve şekil unsurlarının yeterli ayırt ediciliği sağladığı, bunun yanında sayıların hiç kimsenin tekeline verilemeyeceği de gözetildiğinde, taraf markaları arasında, dikkatli ve seçici kişilerden oluşan ortalama alıcı kitlesi nezdinde, 556 sayılı KHK'nın 8/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin oluşmadığı sonucuna varılmalıdır. <br>\tDairemizce tüm bu nedenlerle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2024 tarih, 2024/1114 Esas, 2024/9420 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen görüşe iştirak edilmeyerek önceki kararda direnilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Dairemizin 27/10/2023 tarih ve 2021/1481 Esas, 2023/1343 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,<br>\t2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t3-Davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/11/2020 gün ve 2018/36 Esas, 2020/242 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t4- Davanın REDDİNE,<br>\t5-Davacının hükümsüzlük talebi olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 35,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t9-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 100,00-TL posta masrafı, 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 262,1‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,<br>\t10-Davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,  <br>\t11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara  iadesine (HMK m.333),<br>\t12-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL harcın, davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t13-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde anılan davalıya iadesine,   <br>\t14-Davalı ... kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T' nin 2/4 maddesine göre hesaplanan 16.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine,<br>\tDair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer şahısın yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 28/05/2025 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde  TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"27494bb9415591df","SID":"44e8c88a7a213471"}}