{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1994 <br>KARAR NO\t: 2025/943<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/10/2022<br>NUMARASI\t: 2017/391 Esas - 2022/643 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ \t: 18/06/2025 <br>KARAR YAZIM TARİHİ: 18/06/2025 <br>                    <br>Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/10/2022 gün ve  2017/391 Esas - 2022/643 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, davalıların borçlarına karşılık müvekkiline 09.05.2012 ödeme tarihli 15.000,00 TL bedelli bonoyu 09.04.2014 tarihinde verdiklerini, alacağın ödenmesi için davalı yana yapılan tüm ihtarların sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin alacağının tahsili için borçlu davalılar aleyhine Kemalpaşa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2016/139 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu, kambiyo senetlerine özgü takip yolunda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, bu nedenle borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yoluna gitmediklerini, davalıların itirazlarında hukuki ilişkiye somut olarak itirazda bulunmadıklarını, soyut bir şekilde borca itiraz ettiklerini iddia ederek, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı ... vekili, müvekkili ile muris babasının davacıya takibe dayanak olarak gösterilen senede ilişkin herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe dayanak senedin müvekkilinin tefecilik yaptığı iddiası ile Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunmasından sonra ortaya çıktığını ve müvekkilini şikayetinden vazgeçirme maksadı ile davacı yanca işleme konulduğunu, müvekkili ve babasının dönem dönem davacıdan borç para aldıklarını, ancak borçlarının tamamını gerek elden gerekse banka kanalıyla ödediklerini, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davacı yanca kasten ve kötüniyetli olarak verdiği borç paradan daha yüksek miktarlarda imzalattığı senetlerin iade edilmediğini, davacının tefecilik yaparak haksız ve mesnetsiz olarak gelir elde etmeye çalıştığını, davacı hakkında tefecilik suçu nedeniyel soruşturmanın devam ettiğini, takibe konulan senet zamanaşımına uğradığından senedin dayanağı olan hukuki ilişkinin davacı yanca ispatının gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dava dilekçesi içeriğinde müvekkili ve mirasbırakanının davacıya borçlu olduğuna dair somut bir delil sunulamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Kemalpaşa 1. İcra Müdürlüğünün 2016/139 Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalıların murisi ve davalı ... aleyhine 09.04.2012 düzenleme, 09.05.2012 ödeme tarihli, keşidecisi ..., avalist muris ..., lehtarı davacı, 15.000,00 TL bedelli bono dayanak gösterilerek toplam 21.813,50 TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, senedin tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga TTK m.644 uyarınca bonolarda zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu, davacının, itirazın iptaline konu yaptığı bononun 09.04.2012 düzenleme, 09.05.2012 vade tarihini taşıdığı ve vadeden itibaren 3 yılın geçmekle bononun zamanaşımına uğradığı; TTK'nun 644. maddesi uyarınca hamilin keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak bononun zamanaşımı süresi (09.05.2015) dolduktan sonra bir yıl içerisinde (09.05.2016) yalnızca keşideciye karşı talep ve dava hakkının bulunduğu, icra takibinin ise 07.01.2016 olduğu, sürenin dolmadığı, davacı alacaklı aleyhine yürütülen Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2017/398 Esas ve 2019/420 Karar sayılı dosyasında sanık ...'ın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, davalılardan ...'ın keşideci, murisin avalist olarak imzaladığı bono dayanak yaparak takip başlatıldığı, takibe dayanak bononun 3 yıllık süre geçmesi sebebiyle zamanaşımına uğradığı, ancak takibin 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başlatıldığı, sebepsiz zenginleşmediğinin davalılardan ... tarafından ispat edilmesi gerektiği, tarafa yemin hakkının hatırlatıldığı ve davacı asil tarafından yeminin eda edildiği, kaldı ki keşideci davalı ... tarafından da davacıdan borç para alındığının ikrar edildiği, ancak ödemeye yönelik kesin delillerin dosyaya ibraz edilmediği, her ne kadar lehtar davacı hakkında tefecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet hükmü mevcut ise de yapılan ceza yargılamasında dava konusu bononun yer almadığı, bu hususta tarafların ifadelerinin olmadığı gibi gerekçeli kararda da bononun bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, kabul edilen bedel likit olduğundan davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, avalist yönünden bononun zamanaşımına uğraması sebebiyle kambiyo hukukuna dayalı talep hakkının kaybedilmesi hâlinde temel borç ilişkisinden doğan talep hakkının varlığını sürdürmeye devam edeceği, bu durumda hamilin uğradığı zararın tazmini amacıyla TTK’nin 732. maddesi gereğince sebepsiz zenginleşme davasından yararlanabileceği gibi kendi cirantası ile arasındaki temel borç ilişkisine de dayanabileceği, lehtar dışındaki bono hamillerinin düzenleyen ile temel ilişkiye taraf olmadıkları için bu kapsamda talep hakkına sahip olmadığı, lehine aval verilen kişinin borcu zamanaşımına uğramışsa avalistin borcunun da sona ereceği, mirasçılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ne var ki mahkemece mirasçılar lehine veya aleyhine hüküm tesis edilmemiş olduğu, bu durumun istinaf aşamasında ya da hükmün tamamlanması yolu ile giderilebileceği, bu nedenle gerekçeli kararın yazımı aşamasında hükümde değişiklik yapılmadığı belirtilerek, davanın kabulü ile; Kemalpaşa 1. İcra Müdürlüğünün 2016/139 Esas sayılı takip dosyasına davalı/borçlunun yapmış olduğu itirazın asıl alacak üzerinden iptali ile, takibin asıl alacak üzerinden devamına, takip miktarının (talep ile bağlı kalınarak asıl alacak) %20'si oranında hesap edilen icra inkar tazminatı olan 3.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu 15.000,00 TL bedelindeki senedin zamanaşımına uğradığını, davacının senedin kaynağı olan hukuki ilişkiyi ispatlayamadığını, Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/398 E. 2019/420 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesinde; davacının tefecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, gerek eldeki dosyada, gerekse ceza dosyasında dinlenen tanık beyanlarına göre davacının bulunduğu bölgede tefeci olarak bilindiğini, insanlara borç para vererek karşılığında yüksek faiz oranları işleterek senet imzalattığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; kural olarak TBK'nın 387. maddesi gereğince borç para verenin bu paranın geri verilmesi tarihinde faiz talep edemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, hukuki ilişki ispatlandığı takdirde; müvekkilinsı veya babasının davacıdan esasında ne kadar borç almış olduğunun tespiti gerektiğini, davacının verdiği borçlara karşılık olarak ana paranın kat be kat fazlası bedelinde senetler aldığını, kambiyo vasfını yitirmiş bir senetten başkaca ne borca ne faize ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davacının yemin etmesinin hükme esas alınamayacağını, davacının yemininde yalan beyanda bulunduğunu, yemin edasının da usul ve yasaya uygun bir şekilde yerine getirilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava,  zamanaşımına uğramış bonoya dayalı ilamsız haciz yolu ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDosyanın incelenmesinde; davalılardan ...'ın dava tarihinden önce 14.03.2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. TMK'nın 28. maddesi hükmüne göre kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm ile kişilik hakları son bulduğundan, ölü kişi aleyhine dava açılamaz.  (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. ve 114/1-(d) maddeleri). Her ne kadar davacı vekili tarafından verilen dahili dava dilekçesiyle mirasçıların davaya dahili sağlanmış ise de, 04.05.1978 gün 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda belirtildiği üzere, ölü kişinin mirasçılarına davayı yöneltmek suretiyle davanın yürütülmesi veya ıslah yolu ile de davaya devam edilmesi mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 27.01.2016 tarihli 2015/9996 E. 2016/863 K. Sayılı ilamı)  Bu nedenle davacı tarafça davalı ...'ın mirasçıları hakkında ayrı bir dava açılarak, gerekirse açılan dava dosyasının eldeki dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmesi suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken mirasçılar davaya dahil edilerek yargılamaya devam olunması isabetli olmamıştır. Taraf sıfatı dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. (Yargıtay HGK 27.01.2016 tarih 2013/13-684 E.-2016/106 K.)<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.10.2022 tarih 2017/391 Esas 2022/643 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/06/2025<br>\t\t\t\t<br>.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e85e45e867acaf0","SID":"dd8688edaa1ccecb"}}