{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/176 - 2025/899<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/176<br>KARAR NO\t: 2025/899<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2025<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 30/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ASIL DAVA TARİHİ           : 10/08/2018<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ: 24/05/2019<br>KARAR TARİHİ\t\t : 26/03/2024<br>NUMARASI\t\t : 2022/398 Esas - 2024/260<br> Karar<br><br>DAVACI\t:VATEK ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ VE ELEKTRİK İNŞAAT\tSANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - 0924041633500018- Mehmet Akif Mh.Tavukcuyolu Cd.N.150/3 Ümraniye/İstanbul<br>VEKİLİ\t:Av...<br><br>DAVALI \t: KARAKAYA 86 KATOFOREZ KAPLAMA KİMYEVİ<br>\tMADDELER MAKİNA İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - 0514004785600022 - Hacı Halil Mah. Ali Rıza Efendi Cad. İradem Plaza No:35/2 Gebze Kocaeli<br>VEKİLİ\t: Av...<br><br> BİRLEŞEN GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/327 E-2019/547 K SAYILI  DOSYASI<br><br><br>DAVACI \t: KARAKAYA 86 KATOFOREZ KAPLAMA KİMYEVİ<br>\tMADDELER MAKİNA İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - 0514004785600022 - Hacı Halil Mah. Ali Rıza Efendi Cad. İradem Plaza No:35/2 Gebze Kocaeli<br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVALI\t:VATEK ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ VE ELEKTRİK İNŞAAT\tSANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - 0924041633500018- Mehmet Akif Mah. Tavukcuyolu Cd.N.150/3 Ümraniye/İstanbul<br>VEKİLİ\t:Av...<br><br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Eser sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen bakiye alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi; birleşen dava ise, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle onarım bedeli ve kazanç kaybının tazmini <br>HÜKÜM\t: Kararın kaldırılması yeniden hüküm kurulması<br>İSTİNAF  EDEN\t: Davacı - birleşen davalı vekili<br><br>Asıl davada taraflar arasındaki eser sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen bakiye alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi; birleşen davada ise, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle onarım bedeli ve kazanç kaybının tazmini talepleri nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne; birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı davalı vekili- birleşen davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı-Birleşen davalı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; <br>Vekil edeni ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki davalı yanca icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesi ile de kabul edildiğini, vekil edeni ile davalı arasındaki ticari ilişki açık hesap usulü takip edilmiş olduğunu, davalının takip tarihi itibari ile müvekkiline 36.377,46-TL borcu bulunduğunu, vekil edeninin borcun ödenmesi için davalı tarafla birçok kez görüştüğünü, ancak olumlu sonuç alınamaması üzerine 16.07.2018 tarihinde davalı aleyhine Gebze 4. İcra Müdürlüğü’nün 2018/40964 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, dava konusu icra takibi 16.07.2018 tarihinde başlatıldığını, 19.07.2018 tarihinde icra dosyasına ait ödeme emri davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından 24.07.2018 tarihinde icra dosyasına konu borca itiraz sunulmuş olduğundan icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğunu, taraflar arasında 17.03.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, vekil edeninin dava dilekçesi ekinde örneği sunulu sözleşme ile üstlendiği tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, vekil edeni tarafından sözleşme konusu malzemelerin 02.06.2017 tarihinde teslim edildiğini, bu hususa ilişkin belge dilekçe ekinde sunulu olduğunu, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen; ödemeleri zamanında yapmayarak sözleşmeye aykırı davrananın davalı taraf olduğunu, davalının ödemeyi geciktirerek her geçen gün vekil edeninin zararını arttırdığını, TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı dikkate alındığında vekil edeninin zararının ileride tahsil edilecek faiz bedeli ile dahi telafi edilmesi mümkün olamayacağını, bunun bilincinde olan kötü niyetli borçlunun asılsız iddialarla alacağın tahsilini geciktirmeye çalışarak kendi lehine haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davalı dava konusu iş için, bir kısmı geri ödemesiz olarak KOSGEB'den destek aldığını, davalı tarafından vekil edenince yapılan iş ve teslim edilen malzemelere dayanılarak Kobigel – Kobi Gelişim Destek Programı'ndan destek talebinde bulunulduğunu ve davalıya proje kapsamında geri ödemesiz destek yapıldığını, dava dilekçesi ekinde sunulu belgeler ile de vekil edeni tarafından düzenlenen fatura bedellerinin birebir karşılığının proje kapsamında davalıya destek olarak ödendiğinin görüleceğini, dilekçe ekinde sunulu 16 Mayıs 2017 tarihinde davalı şirket tarafından vekil edenine gönderilen elektronik posta ile proje kapsamında davalıya destek verileceği yönündeki kurul kararının vekil edenine iletildiğini, bu hususa ilişkin Kosgeb Kocaeli OSB Müdürlüğü'nden davalıya ait tüm belge ve kayıtların celbi halinde dahi davalı itirazlarının yersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşmesel edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin ispat edileceğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sadece 17.03.2017 tarihli sözleşme ile sınırlı olmadığını, vekil edeninin bu sözleşme konusu iş dışında da davalı ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli olup dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatını vekil edenine ödemesi gerektiğini, bu dava basit yargılamaya tabi tutulacak ise taraflarına cevap dilekçesi sunulduktan sonra ek beyan ve delil sunma hakkı verilmesi Anayasa ve AİHS hükümleri gereği mecburi olduğunu, bu nedenlerle ve yargılama aşamasında ortaya çıkacak hususlara binaen davanın kabulüne; davalının Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2018/40964 E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına; haksız ve kötü niyetli davalının dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı-Birleşen davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; <br>Vekil edeni şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 25.04.2016 tarihli teklif metni ile davalı tarafın, müvekkili şirket fabrika sahasında atık su geri kazanım tesisi inşa etme yükümlüğü altına girdiğini, teklif metni ile davalı tarafın, sözleşme konusu tesisin inşa edilmesi ve faaliyete başlaması ile müvekkil şirketin fabrikasında hali hazırda bulunan kimyasal arıtma tesisinden çıkan sulardan, % 65 oranında verim elde edileceğini taahhüt ettiğini, davalı tarafın, söz konusu teklif metnini düzenlemeden önce vekil edeni şirketin kimyasal arıtma sistemini incelediğini, şirket merkezinde gerçekleştirdiği incelemeler neticesinde teklif metnini düzenlediğini, davalı şirketin vekil edeni teslim ettiği tesisin, tesliminden kısa bir süre sonra arıza vermeye başladığını, davalı şirket ile arızaların giderilmesi ve tesisin onarılması ile ilgili görüşmelerin sürekli olarak sonuçsuz kaldığını, davalı şirketçe kurulumu gerçekleştirilen tesisin, yaklaşık 1,5 yıldır çalıştırılamadığını,  vekil edeninin, tesisi kullanabildiği dönemlerde ortalama %15-20 oranında verim elde edebildiğini,  bakiye borcuna ilişkin ödemezlik defini kullanan müvekkilinin, söz konusu eksikliklerin giderilmesine kadar bakiye borcunu ödemeyeceğini davalı tarafa bildirdiğini, ancak davalı tarafın, taahhütlerini yerine getirebilmek için gerekli adımları atmadığını ve  Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/40964 E. sayılı icra takibi ile müvekkili zor durumda bırakmaya çalıştığını, davalı tarafça başlatılan bu haksiz takibe ilişkin taraflarınca itiraz edildiğini, itirazın iptali davasının yargılaması mahkememizin birleştirme talep edilen 2018/640 E. sayılı dosyası ile devam ettiğini, davaların taraflarının ve konularının aynı olması ve davaların sonuçlarının birbirleri ile bağlantılı olması nedeniyle işbu davanın Mahkememizin 2018/640 E. sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, davacı tarafça kurulan tesisin, taahhütlerine aykırı olduğuna ve vekil edeni şirkete ayıplı olarak teslim edildiğine ilişkin taraflarınca ayıp tespit davası açıldığını, Mahkememizin 2018/236 D. iş sayılı dosyası ile dava konusu tesisin çalışmadığına ilişkin tespit yaptırıldığını, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, vekil edenine teslim edilen su arıtma tesisinin taahhüde aykırı teslim edildiğinin tespit edilmesine, tesisin mevcut halinin değerinin ve vekil edeninin tesisin değerini aşan ödeme ile uğramış olduğu zararların tespit edilmesine, vekil edeni şirketin tesisin kurulumu ile elde etmeyi hedeflediği ancak edimin taahhüde aykırı teslimi nedeniyle bugüne kadar yoksun kaldığı kazanç kaybının tespit edilmesine, vekil edeninin mevcut tesisin değerinden fazla gerçekleştirdiği ödeme ile uğramış olduğu zararın tazminine karşılık 500,00 TL. (ıslahla 25.000,00 TL), şirketin bugüne kadar elde etmeyi hedeflediği ancak edimin taahhüde aykırı teslimi nedeniyle yoksun kaldığı kazanç kaybının tazminine karşılık 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL. nin  (ıslahla 207.408,94 TL) dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı-Birleşen davacı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; <br>Müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanan 25.04.2016 tarihli sözleşme/teklif metni ile davacı tarafın müvekkili şirket fabrika sahasında atık su geri kazanım tesisi inşa etme yükümlüğü altına girdiğini, imzalanan sözleşme ile davacı tarafın sözleşme konusu tesisin inşa edilmesi ve faaliyete başlaması ile müvekkili şirketin sözleşme öncesinde kurulan ve bünyesinde bulunan kimyasal arıtma tesisinden çıkan sulardan, %60-80 oranında verim elde edileceğini taahhüt ettiğini, ancak söz konusu tesisin kurulup sözde tamamlanmış ve kullanılmaya başlanmış hali ile müvekkili şirketin bugüne kadar elde edebildiği en yüksek verim %40 oranında olduğunu, müvekkili şirket tesisi kullanabildiği dönemlerde ortalama %25-30 arasında verim oranı elde edebildiğini, bu oran müvekkilinin söz konusu tesisi kurmaktaki amacı ile bağdaşmadığını, davacı tarafça tesisin kurulması akabinde düzenlenen fatura kapsamında müvekkili şirketçe davacıya  210.200,00-TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, faturayı tebliğ aldığı tarihte sözleşme konusu edimin ayıplı olduğunu bilmeyen müvekkilinin, davacı tarafça kesilen faturayı defterlerine işlediğini ve gerekli ödemeyi yaptığını, davacı tarafça kurulan tesisin ayıplı olduğunun anlaşılması ile durumun davacı tarafa bildirildiğini, gerekli bakımların yapılması ve sistemin taahhüt edilen verim oranına ulaşacak düzeyde çalışır hale getirilmesi istendiğini, davacı tarafça müvekkilinin sürekli olarak oyalandığını, tesisin çalışmama nedenlerine çeşitli bahaneler bulunduğunu ve müvekkilinin geçiştirilmeye çalışıldığını, taraflar arasındaki yazışmalarda da davacı tarafın söz konusu tutumları açıkça görüldüğünü, tesisin istenildiği düzeyde çalışmamasına bahane olarak müvekkilinin kimyasal arıtma sisteminin gerekli arıtmayı sağlayamadığı iddia edildiğini, ancak davacı tarafça müvekkiline teklif verildiği tarihte müvekkilinin kimyasal arıtma tesisi halihazırda müvekkili şirket bünyesinde kurulu olduğunu, davacı taraf sözleşme konusu teklifi bu sisteme göre verdiğini, tesis kurulup taahhüt edilen yeterli verimi sağlayamadığında bu duruma kimyasal arıtma sisteminin gerekçe gösterilmesi tamamen kötü niyetli bir tutum olduğunu, bugün gelinen durumda müvekkili davacı tarafça kurulan tesisi kullanamamakta olduğunu, davacı tarafça sözleşme konusu edimin gereği gibi ifa edilemediğini, müvekkili davacı tarafça kurulan tesisteki eksiklikleri fark ettiği tarihten bugüne ilgili eksikliklerin giderilmesi için taraflar arasında uzlaşma sağlanmasını talep etmişse de davacı tarafça müvekkilinin taleplerinin karşılanmadığını, son olarak bakiye borcuna ilişkin ödemezlik defini kullanan müvekkilinin söz konusu eksikliklerin giderilmesine kadar bakiye borcunu ödemeyeceğini davacı tarafa bildirdiğini, ancak davacı taraf taahhütlerini yerine getirebilmek için gerekli adımları atmadığı gibi itiraza konu icra takibi ile müvekkili zor durumda bırakmaya çalıştığını, davacı tarafça kurulan tesisin, taahhütlerine aykırı nitelikte olduğuna ve müvekkili şirkete ayıplı olarak tespit edildiğine ilişkin ayıp tespiti davası açma hakkını saklı tuttularını bu nedenlerle; davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı-Birleşen davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle;<br>Taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, bu sebeple öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, birleşen dava ile ileri sürülen taleplerin zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın birleşen davasına dayanak gösterdiği tespit dosyasına dayanılması ve davalı tarafça sunulan taleplerin kabulü mümkün olmadığını, dava konusu ürünün teslim tarihinin üzerinden 2 yılı aşkın süre geçtiğini, davalı taraf geçen süre boyunca sistem çalışmıyor ise buna müdahale etmeyerek zarar görmesine kendisinin sebep olduğunu, dosyaya sunulan beyan ve delilleri ile de sabit olduğu üzere sözleşme konusu işin davalı tarafa ayıpsız ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, sistemin sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edildiğini, ancak karşı taraf sistemden istediği verimi alamamakta ise bu kendi eksikliğinden ve kusurundan kaynaklandığını, sistemin tesliminden sonra karşı taraf kendisine ait olan, kurulumu ve işletmesi kendisi tarafından yapılan kimyasal arıtma sisteminin doğru ve verimli çalışmadığı bu tesisten çıkan doğru şekilde arıtılmayan su dolayısı ile daf ve ön arıtma deposunun çamur içinde kaldığının karşı tarafa birçok sefer iletildiğini, sistemin çamurdan ve yağdan arınıp kontrol edilmesi için öncelikle karşı tarafın kimyasal arıtma sistemindeki aksaklığı gidermesinin mecburi olduğunu, karşı taraf kimyasal arıtma sisteminden kaynaklanan sorunların çözümünü sağlamayıp bu sistem ile ilgili sorunları da müvekkiline yüklemeye çalıştığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 1.4. maddesi ile işverenin sorumlulukları tek tek belirtildiğini, davalı tarafın kendisine husumet yöneltildikten sonra dahi, icra takibi başlatıldıktan ve iş bu dava açıldıktan sonra, müvekkiline gönderdiği mutabakat mektupları ile dava konusu borcu kabul ettiğinin açık ve sabit olduğunu, davalının ödemezlik defi ve ayıp iddiaları alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıdığını, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/236 D.İŞ sayılı dosyası müvekkilinin yokluğunda ve müvekkilinin delilleri ve beyanları incelenmeden hazırlandığını, söz konusu rapora yasal süre içerisinde müvekkili tarafından itiraz edildiğini, karşı yan kendisi aleyhine icra takibi başlatıldıktan yaklaşık 3 ay, aleyhine dava açıldıktan yaklaşık 2 ay ve sistemin teslim tarihinden yaklaşık 1,5 yıl sonra tespit talebinde bulunduğunu, müvekkili tarafından kurulan sistem hiç ve/veya gereği gibi çalışmıyor ise davacının niçin bunca süre ayıp ihbarında bulunmadığı ve tespit için bunca süre beklediğinin irdelenmesinin mecburi olduğunu, karşı yanın aleyhine başlatılan icra takibine konu borcu ödememek kastı ile kötü niyetli hareket ettiğini, karşı yan kendisine tebliğ edilen faturalara hiçbir itirazda bulunmadığını; ayıp ihbarı yapmadığını; hatta ve hatta icra takibi başlatıldıktan, aleyhine dava açıldıktan sonra gönderdiği mutabakat mektupları ile müvekkiline borçlu olduğunu yazılı ve imzalı belgeler ile kabul ve ikrar ettiğini, dosya içerisinde mevcut mutabakat mektupları ile de karşı tarafça takip tarihi itibari ile müvekkilinin kendisinden 36.377,46-TL alacaklı olduğu kabul ve beyan edildiğini, karşı tarafça tek yanlı tutulan takip formlarına göre tespitte bulunulması da hatalı olduğunu, müvekkili ile karşı taraf arasında 17.03.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin dosyada örneği mevcut sözleşme ile üstlendiği tüm edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, müvekkili tarafından sözleşme konusu malzemelerin 02.06.2017 tarihinde teslim edildiğini, bu hususa ilişkin belgenin dosya içerisinde mevcut olduğunu, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen; ödemeleri zamanında yapmayarak sözleşmeye aykırı davrananın karşı taraf olduğunu, dava konusu iş için karşı tarafa KOSGEB tarafından bir kısmı geri ödemesiz destek yapıldığını, çalışmayan bir sistem için bu desteğin yapılmayacağının muhakkak olduğunu, karşı taraf sistemi kullanamadığını iddia ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, karşı yan şayet sistemi kullanamamakta olduğunu ve niçin bugüne kadar müvekkiline ayıp ihbarında bulunmadığını, bu hususa ilişkin tespit yaptırmadığını ve kendisine teslim edilen fatura bedellerine itiraz etmediğini, karşı tarafın sisteme dışarıdan müdahale ederek, kendi lehine delil yaratma ihtimali kuvvetle muhtemel olduğunu, aleyhine yasal yollara başvurulduktan sonra tespit talebinde bulunulmuş olması da bu ihtimali kuvvetlendirdiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki sadece 17.03.2017 tarihli sözleşme ile sınırlı olmadığını, müvekkilinin bu sözleşme konusu iş dışında da karşı taraf ile ticari ilişki içerisinde olduğunu bu nedenlerle asıl davaya sunulan beyan ve delilleri ile yargılama aşamasında ortaya çıkacak hususlara binaen birleşen davanın reddine; asıl davanın kabulüne; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; \"Asıl davanın kabulüne, davalı-birleşen davacı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/40964 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve  takibin devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı-birleşen davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine, Mahkememizin birleşen 2019/327 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, sistemin çalışması için gerekli 25.000,00 TL ile 162.852,85 TL gelir kaybı olmak üzere toplam 187.852,85 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-birleşen davalıdan alınarak davalı-birleşen davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- birleşen davalı vekili vekili istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili- birleşen davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br>Sözleşmeye dayanak yapılan raporun kanuna ve istinaf kaldırma kararına aykırı tespitler içerdiğini, hükme esas alınan raporda çevre mühendisinin dahil edilmemesinin eksiklik olduğunu, zarar hesabı yapılırken tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve karşı tarafın kusur oranında mahsup yapılması gerektiğini, gelir kaybı olarak belirlenen bedelin hangi belgelere dayanılarak ve hangi teknikle ve hangi gelirden mahrum kalındığının açıklanmadan yapılan tespit ve hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığını, basiretli tacir olan davalı-birleşen davacının 2017 Kasım - 24 Mayıs 2019 arasındaki dönemde uğradığı zararın tespiti için iki yıla yakın süre beklediğini, bu durumun ticari hayatın kurallarına aykırı olduğunu, dosya içindeki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesinin mecburi olduğunu, taraflar arasındaki imzalanan sözleşme hükümleri dikkate alınmadan hazırlanan raporun kabulünün mümkün olmadığını, tesisin teslimi sırasında ve sonrasında beklenen verimde çalıştığı davalı-birleşen davacı şirket yetkililerince gönderilen beyanlar ile sabit olduğunu, bilirkişilerin bu yazışmaların incelenmediğini, mail yazışmalarının incelenmesinin mecburi olduğunu, KOSGEB'den gelen yazı cevapları da rapor hazırlanırken incelenmediğini,  Reddedilen bedel üzerinden müvekkil lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi de kabul edilemeyeceğini, Birleşen davada davacı tarafça sunulan tüm taleplerin kabul edilmemiş olmasına rağmen bakiye harç, yargılama giderleri ile vekalet ücreti ile arabuluculuk ücretinin tümünden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul edilmeyen kısımın ayrıntılı olarak hükümde belirtilmesi gerektiğini ve bu kısım üzerinden müvekkilinin lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine karar verilmesini, bu nedenlerle birleşen dava yönünden müvekkili aleyhine olan kararların kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>Davalı- birleşen davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; <br>Davacı- birleşen davalı Vatek Çevre'nin haksız ve kötü niyetli olarak hareket ettiğinin sabit olduğunu, önceki beyanlarını tekrarla birleşen dosya yönünden yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı- birleşen davalı Vatek Çevre'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, eser sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen bakiye alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi; birleşen dava ise, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle onarım bedeli ve kazanç kaybının tazmini  istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Asıl dava, eser sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen bakiye alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemi; birleşen dava ise, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle onarım bedeli ve kazanç kaybının tazmini istemlerine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline ve  takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davacı-birleşen davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Dairemizin 24/04/2022 tarih, 2022/586 Esas - 2022/607 Karar sayılı kararıyla ‘’...davalı-birleşen davalı iş sahibinin ayıbın ve zararın varlığını öğrendiği tarihe göre ayıpların giderilebileceği ve sistemin çalışabilir hale getirilebilmesi için gereken süre belirlenmeli, belirlenen bu süre için davalı-birleşen davacının yapmaktan kurtulunulan giderler gözetilerek kazanç kaybı ne miktarda olacağı konusunda  hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan veya yeni bir bilirkişi heyetinden gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın kabulü doğru olmamıştır...’’ denilerek mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.353/1-a-6 maddesi uyarınca eksikliklerin giderilmesi amacıyla kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen karar verilmiştir. Hükme karşı, davacı-birleşen davalı vekilince istinafa başvurulmuştur. Kaldırma öncesindeki Mahkeme kararının davacı-birleşen davalı vekilince asıl ve birleşen davaya ilişkin kararlar yönünden istinaf edildiği, kaldırma kararı sonrasında Mahkemece kararının  davacı-birleşen davalı vekilince birleşen davaya ilişkin verilen karar yönünden istinaf edildiği, davacı-birleşen davalı vekilince kaldırma kararı sonrasındaki istinaf başvurusunun sadece birleşen davaya ilişkin olduğu, bu sebeplerle Dairemizce istinaf incelemesi birleşen davaya  hasren yapılmıştır.<br>Eser sözleşmesi TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde taraflardan biri iş sahibi, diğeri ise yüklenicidir. Eser Sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici yapımını üstlendiği eseri işi, özen borcu gereği fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun  şekilde yapmakla yükümlüdür. Eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi sonuç sorumluluğudur. Bununla yüklenici tarafların iradeleri doğrultusunda biri sonucun meydana getirilmesi taahhüdü altına girmektedir. Zira eser sözleşmesinde bir eserin yaratılıp  teslim edilmesi borcu altına girilmektedir.  Bu taahhüdün altına giren yüklenici işin niteliği gereği sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır.  Sadakat borcu, yüklenicinin iş eser sahibinin yararına olacak  şeyleri yapması ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınmasıdır.<br>Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmal etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Eksik işlerle ilgili teslim alınırken itirazi kayıt ileri sürmeye ve ihbarda bulunmaya gerek yoktur. Zamanaşımı süresi içinde işin eksik yapıldığı iş sahibince ileri sürülebilir.<br>Eserin ayıplı  olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir. Sözü edilen Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde; yapılan şey iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, yine aynı maddenin devamında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı nispetinde bedelden indirim veya eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bunlar eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin haiz olduğu haklardır.<br>Bir eserin üretimini yüklenen kişinin edimini sözleşmeye, teknik özelliklerine ve amacına uygun biçimde yapıp, iş sahibine teslim etmesi zorunludur. Eser, sözleşmesine uygun biçimde yapılmamış ve reddi gerekiyorsa iş sahibi eserin reddini ve ödediği bedelin iadesini talep edebileceği gibi eseri reddetmeyip ayıplı imalâtın giderilebilmesi için gerekli bedelin ödetilmesini ve her iki halde de imalâtın hatalı yapılması yüzünden uğradığı zararın davalı yükleniciden tahsilini talep edebilir. İş sahibi, ayıpları varlığının öğrenmesi durumunda yüklenicinin zararın artmasına neden olmayarak işi en kısa zamanda başkasına yaptırması gereklidir. İş sahibi gecikerek davalının durumunu ağırlaştırması halinde 6098 sayılı TBK'nın 114/II. maddesi yollamasıyla 52. maddeleri gereğince zararın artmasından sorumlu olur. (Aynı yönde: Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2006/7746 Esas, 2007/7530 Karar sayılı ilamı)<br>Somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 17/03/2017 tarihinde davalı-birleşen davacının fabrika sahasında atık su geri kazanım tesisi kurulmasına ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu ihtilafsızdır. Davacı-birleşen davalı yüklenici, davalı-birleşen davalı ise iş sahibidir. Esere konu iş; taahhüt edilen seviyede su atık geri kazanım tesisi kurulması ve teslimi işidir. Sözleşme bedeli 50.000 Euro + Kdv bedeli olarak kararlaştırılmıştır. Yüklenici, dava konusu sistemin teslim edilmesine rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediğini, iş sahibi ise, dava konusu su atık geri kazanım tesisinin sözleşmede taahhüt edilen verimlilikte çalışmadığını ve ayıplı olduğunu, bakiye iş bedeli için TBK md. 97 gereğince ödenmezlik definde bulunduğunu savunmuştur. Taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları dikkate alındığında, iş sahibi tarafından sistemin taahhüt edilen verimlilikte çalışmadığının yükleniciye bildirildiği, sistemin taahhüt edilen seviyede çalışmasının sağlanması için yüklenici tarafından çalışmalar yapıldığı, iş sahibinin sistemin taahhüt edilen seviyede çalışmadığını kullanımla ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmakla süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Dosya kapsamında  çelişkileri giderir teknik bilirkişi heyetinin 22/09/2023 tarihli kök ve 21/02/2024 ek bilirkişi raporlarında; sistemin davacının taahhüt ettiği %60-65 oranında verimi sağlayacak şekilde çalıştırılamadığını, dosyadaki verilerden sistem çalıştırıldığında %30-40 oranında verimle çalıştığı bu durumunda üretilen eserin amaçlanan maksada uygun çalışmadığını, eserin gizli ayıplı olduğu, iş sahibinin ayıbın ve zararın varlığını öğrendiği tarihe göre ayıpların giderilebileceği ve sistemin çalışabilir hale getirilebilmesi için gereken makul sürenin 90 gün olarak belirlendiği, 2018 Şubat ile 2019 Mayıs tarihine kadar iş sahibinin kazanç kaybı 162.852,85 TL olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, kaldırma kararı öncesindeki teknik bilirkişi heyetinin 21/07/2019 tarihli kök ve 17/07/2020 havale tarihli ek bilirkişi raporlarında; sistemin çalışması için onarım bedelinin 25.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Tarafların ticari defteri üzerinde yapılan incelemede, takip konusu faturaların, alacağın tarafların yasal defterlerinde kayıtlı olduğunu, yüklenicinin defter kayıtlarına göre yüklenicinin 36.377,46 TL alacaklı olduğu, iş sahibinin defter kayıtlarına göre yükleniciye 36.377,46 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bu belirlemelere göre, sözleşmede taahhüt edilen seviyede sitemin çalışmadığını, kullanımla ortaya çıkan gizli ayıplı olduğu, ayıbın giderilmemesine yönelik çalışmalardan sonuç alınmadığı, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından iş sahibinin kasım 2017 tarihi itibariyle sistemin taahhüt edilen seviyede çalışmadığı ve yapılan çalışmalardan sonuç alınmadığı hususlarında bilgi sahibi olduğu, bilirkişi raporunda ayıbın makul sürede onarımın 90 gün olduğu anlaşılmaktadır. Kaldırma kararında da işaret edildiği üzere iş sahibi, ayıpları varlığının öğrenmesi durumunda yüklenicinin zararın artmasına neden olmayarak işi en kısa zamanda başkasına yaptırması gereklidir. İş sahibinin talep edebileceği kazanç kaybı makul tamir süresi ile sınırlıdır. Bu durumda, iş sahibi 2017-11, 2017-12, 2018-01 aylarına ilişkin kazanç kaybını talep edebilir. Kaldırma kararı öncesi hazırlanan 17/07/2020 havale tarihli ek bilirkişi raporlarında; Kasım 2017 tarihinden 24.05.2019 tarihine kadar iş sahibinin gelir kaybının hesaplandığı,  2017-11 (14.539,52 TL), 2017-12 (14.956,90 TL) ve 2018-01 (15.059,68 TL) dönemlerine gelir kaybı toplamı 44.556,1‬0 TL olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, davalı iş sahibi ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde onarım bedelini talep edebilir. Teknik raporlarda, sistemin çalışması için onarım bedeli 25.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Mahkemece, gelir kaybı olarak 44.556,1‬0 TL'ye hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile makul onarım süresi haricindeki dönem için belirlenen gelir kaybına hükmedilmesi doğru değildir. Ayrıca, birleşen dava kısmi dava olarak açılmış olup, dava dilekçesinde temerrüt faizi talep edilmiştir. Birleşen dava dilekçesinde, temerrüt faizin türü belirtilmediğinden avans faizi olarak kabulü mümkün değildir. Davacı, 06/08/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle avans faizi talebinde bulunmuştur. Tarafların tacir ve dava konusunun ticari işletmeleriyle ilgili olması nedeniyle mahkemece avans faizine hükmedilmesi doğru ise de, birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle kısmi dava niteliğinde olduğundan ve davacı tarafça dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden, mahkemece, dava dilekçesiyle talep edilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz, ıslahla arttırılan miktara da ıslah tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerekirken kabul edilen tüm miktara dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanması yerinde görülmemiştir. <br>V.KARAR<br>Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda; davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı-birleşen davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin istinaf talebinin KABULÜ ile; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/03/2024 tarih, 2022/398 E - 2024/260 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,<br>2-a)Asıl davanın KABULÜNE, davalı-birleşen davacı borçlunun Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2018/40964 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına,<br>b)Alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı-birleşen davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine,<br>c)Alınması gerekli 2.484,94 TL harçtan peşin alınan 439,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.045,59 TL'nin davalı-birleşen davacı Karakaya 86 Katoforez Kaplama Kimyevi Maddeler Makina İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, davacı-birleşen davalı tarafından yatırılan 439,35 TL harcın davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalıya ödenmesine,<br>d)Davacı-birleşen davalı  tarafından tebligat, posta, müzekkere ve bilirkişi ücreti gideri olarak sarf edilen 20.278,20-TL yargılama giderinin davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalıya verilmesine,<br>e)Davacı-birleşen davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalı tarafa verilmesine,<br>f)Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana iadesine,<br>3-a)Mahkemenin birleşen 2019/327 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, sistemin çalışması için gerekli 25.000,00 TL ile 44.556,1‬0 TL gelir kaybı olmak üzere toplam 69.556,1‬0 TL'nin 1.000,00.-TL'sinin dava tarihi olan 25/04/2019 tarihinden  işleyecek yasal faizi ile birlikte, kalan kısmının ıslah tarihi olan 06/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-birleşen davalıdan alınarak davalı-birleşen davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>b)Alınması gerekli 4.751,37 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL peşin harç ve 4.000,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 4.044,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 706,97-TL'nin davacı-birleşen davalı Vatek Çevre Teknolojileri Şti.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,   davalı-birleşen davacı Karakaya 86 Şti. tarafından yatırılan 4.044,00 TL harcın davacı-birleşen davalı Vatek Çevre Teknolojileri Şti.'den alınarak davalı-birleşen davacıya ödenmesine,(harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi  dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)<br>c)İlk derece mahkemesince yazılan 05/02/2025 tarih 2025/90 nolu ve 05/02/2025 tarih 2025/91 nolu harç tahsil müzekkerelerinin işlemsiz iadesinin istenmesine, <br><br>d)Davalı-birleşen davacı  tarafından tebligat, posta,müzekkere ücreti gideri olarak sarf edilen 2.200,00-TL yargılama giderinin kabul ve ret oranına göre hesaplanan, 638,00-TL'sinin davacı-birleşen davalıdan alınarak davalı-birleşen davacıya verilmesine, kalan kısmın davalı-birleşen davacı üzerinde bırakılmasına, <br>e)Davalı-birleşen davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-birleşen davalıdan alınarak davalı-birleşen davacı tarafa verilmesine,<br>f)Davacı-birleşen davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalı tarafa verilmesine, <br>g)Arabulucu gideri olarak sarf edilen 1.320,00 TL'nin kabul ve ret oranına göre hesaplanan, 382,80-TL'sinin davacı-birleşen davalıdan alınarak, 937,20-TL'sinin davalı-birleşen davacı alınarak hazineye gelir kaydına,(harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi  dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)<br>ğ)İlk derece mahkemesince yazılan 05/02/2025 tarih 2025/90 nolu ve 05/02/2025 tarih 2025/91 nolu harç tahsil müzekkerelerinin işlemsiz iadesinin istenmesine, <br><br>h)Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilmek ve 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının talep halinde yatırana İADESİNE,<br>İstinaf incelemesi bakımından;<br>4-Davacı-birleşen davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 3.208,58 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>5-Davacı-birleşen davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapmış olduğu, 120,00 TL dosya gideri, 432,50 TL dosya gönderme ücreti ve 1.169,40 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 1.721,9‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalı-birleşen davacıdan alınarak davacı-birleşen davalıya verilmesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK.362/1-a maddesi uyarınca 30/05/2025 tarihinde KESİN olarak karar verildi.<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae9bcb02fe200f66","SID":"64a3067f5671d3f2"}}