{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1956 <br>KARAR NO\t\t: 2025/903<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03.02.2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/186 Esas 2021/54 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 12.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.05.2025<br><br>\tİzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.02.2021 tarih 2018/186 Esas 2021/54 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı sigorta şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı adına kayıtlı araç ile dava dışı araçların karıştığı trafik kazası neticesinde oluşan zarara karşılık ZMMS poliçesi kapsamında maddi hasar bedeli ödemesi yaptığını, ödenen bedelin, olay yerini terk olgusuna dayanılarak davalıadan rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, bu kapsamnda yapılan takibe davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini, belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davacı tarafından açılan davanın ve yapılan icra takibinin haksız olduğunu, davalının davacıya borcu bulunmadığını, somut olayda rücu koşullarının oluşmadığını, araç sürücüsünün zorunlu olarak olay yerini terk ettiğini, bu durumun  tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağını, teminat dışı hallerin somut delillerle ispatının gerektiğini ancak somut delillerle ispat edilemediğini, belirterek; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kaza sonrasında sürücüsünün kaza mahallinden firar ettiği belirtilen davacı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı davalıya ait aracın, park halinde bulunan dava dışı araçlara çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda davalı yana ait araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, davacı tarafından kaza nedeniyle üçüncü kişilere 6.045,21-TL  ödeme yapılarakve zarar görenin zararının giderildiği, yapılan bu ödemenin tahsili istemi ile yapılan takipte  6.045,21-TL asıl alacak, 177,38-TL faiz olamk üzere toplam 6.222,59-TL davalıdan tahsilinin talep edildiği, davaya konu olayda davalı yana ait aracın sürücüsünün kazaya karıştığı resim ile anlaşıldığı ancak kaza tutanağı ile olay yerinden ayrıldığının kayıtlı olduğu, olay yeri terk etmesi ile ilgili ispat yükünün davalı sigortalıda olduğu, sigortalı tarafından ise bu konuda somut delil sunulamadığı, meydana gelen kazada sürücünün olay yerini terk etmesi neden ile sigortacının, sigortalısına rücu hakkının bulunduğu, belirtilerek; itirazın iptali ile takibin devamına, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, mahkeme önce ispat yükünün davacı da olduğunu belirtilmesine rağmen sonra davalının davasını ispatlayamadığından bahisle davanın kabul edildiğini ifade edildiğini, kararda çelişki bulunduğunu, davalı araç sürücüsünün alkollü yada ehliyetsiz olmadığı için alkol yada ehliyetsizlik gibi hallerin  ispatlanmasının hukuken mümkün olmadığını, kaza yerini terk terk başına rücu edilebilecek hallerden sayılmadığını,  araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi zararın artmasına da sebebiyet vermediğini, kazanın yada meydana gelen zararın  araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi ile de bir ilişkisi bulunmadığını,  olayda alkol, ehliyetsizlik, kasta varan ağır kusur vb olarak sıralanabilecek teminat dışı hallerden biri mevcut olmadığı gibi aksi de davacı tarafça ispatlanamadığını, raporun hükme esas alınamaycağını, rücu şartlarının oluşmadığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişiye yapılan araç hasar ödemesinin olay yeri terk nedenine dayanılarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle  davanın  kabulüne karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tDavacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır. Nitekim, kaza tespit tutanağı içeriğinde somut uyuşmazlıkta sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği anlaşılmaktadır.<br>\t3.\tSigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.<br>\t4.\tTaraflar arasında geçerli ZMSS poliçesinin düzenlenme tarihi olan  tarihinde yürürlükte bulunan 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı  B.4/f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin,  tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hali rücu nedeni olarak düzenlenmiştir.<br>\t5.\t01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar \"hariç\" denilerek, gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir.<br>6.\tBu kapsamda, somut olayda, ispat yükü davalıda olup, davalı taraf araç sürücüsünün olay yerini haklı sebeplerle terk ettiğini ispatlamak zorundadır.<br>7.\tNitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 13.02.2025 tarihli 2024/11202 E. 2025/2473 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gerekenin maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğu, istisnai durumlar ise \"hariç\" denilerek gösterildiği, buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacağı, olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayıldığı, ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açtığı, oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiği dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalı üzerinde olduğu, belirtilmiş olup, dairemizcede; anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde önceki uygulamadan vazgeçilerek, maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle  koşulları gerekleşmiş ise olay yeri terk olgusunun rücu nedeni olabileceği kabul edilmiştir.<br>8.\tRücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur.<br>9.\tBu çerçevede somut olayda; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile de olaya ilişkin belirlenen maddi olgular esas alınarak, olayın oluş şekline uygun düşecek şekilde kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur ve hasar değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.f bendi uyarınca rücu koşullarının gerçekleştiği, olay yerinin zorunlu nedenle terk edildiği yönündeki savunmanın da davalı tarafından kanıtlamadığı gözetilerek, olayın oluşumunda tarafların mevcut kusuru ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar ve davalıya rücu edilebilecek miktarın tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.<br>10.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun  hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve rücuya konu gerçek zararın olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, kazanın sigortalı araç sürücünün kusurlu davranışı ile gerçekleştiğinin tespit edilmesine, zorlunu bir neden olmaksızın olay yerinin terk edilmiş olması nedeniyle poliçe kapsamında davacının ödediği tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına isabet eden bedel nispetinde ve ödediği miktar ile sınırlı olmak üzere rücu edebilecek olmasına, asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülerek takibe konu asıl alacak ile işlemiş faizin takip talebindeki miktarı geçmeyecek şekilde hüküm altına alınmış olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tH  Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 106,27-TL'nin mahsubu ile bakiye 509,13-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br>\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7639a768fbefa7c7","SID":"f01f35e449630c94"}}