{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1133 - 2025/1067<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1133 <br>KARAR NO\t: 2025/1067<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN\t<br>ASIL DOSYA\t<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23.01.2024<br>NUMARASI\t: 2022/500 Esas - 2024/63 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVALI\t: TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ, [25999-56551-03458] UETS<br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK  2023/292 ESAS SAYILI DOSYA<br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ...   <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br><br>DAVALI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 08.05.2024  <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ    : 02.07.2024 <br>KARAR TARİHİ\t               : 26.05.2025<br>İLAM YAZIM TARİHİ\t: 26.05.2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; 05.10.2020 tarihinde davacının idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Caddesi istikametinde seyir ederken Elvan Sokak yönünden gelen ... idaresindeki, davalı sigorta şirketinde ... poliçe numarası ile  sigortalı olan ... plakalı aracın müvekkilinin aracına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ...'ün olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, davacının aracında meydana gelen hasar nedeniyle 32.724,87 TL bedelle onarım gerçekleştiğini, müvekkilinin aracının bakımlarını süresinde ve eksiksiz olarak yaptırdığını, kaza sonrası aracında değer kaybı meydana geldiğini, sigorta şirketi tarafından taraflarına 6.373,44 TL ödeme yapıldığını fakat bu ödemenin yetersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL'lik değer kaybı zararının olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl dosya davalısı Türkiye Sigorta vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, müvekkili şirketçe 2020 yılı trafik hasar limiti olan 40.000,00 TL'nin maddi dosya için ödendiğini, poliçe teminat limitleri gereği sorumlu olunan tutarın başvuran tarafa ödendiğini, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi gereğinde sorumlu olunan teminat limitinin tamamen tükendiğini, bu nedenle haksız kararın kaldırılması ile itirazların kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hasar aşamasında müvekkili şirketi tarafından davacı tarafa değer kaybına ilişkin 29/12/2020 tarihinde 6.373,44 TL, Ak Sigorta A.Ş'ye ise 30/12/2020 tarihinde 33.149,12 TL rücu ödemesi gerçekleştirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilecek olması ihtimalinde değer kaybı hesaplamasının zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlar ekinde yer alan formüle göre yapılması gerektiğini, ayrıca söz konusu değer kaybı hesabının uzman sigorta eksperi tarafından yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, sigorta şirketlerinin kaza nedeniyle araçta oluşan gerçek zararlardan sorumlu olduğunu, kural olarak araç mahrumiyet bedeli kayıplarından sorumluluğunun olmadığını, davalı şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, tüm bu nedenlerle; davanın reddine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; 05.10.2020 tarihinde Müvekkili ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile ... Caddesi istikametinde seyir ederken Elvan Sk yönünden seyir halinde olan ... sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracı ile müvekkil sevk ve idaresinde olan araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, müvekkilin aracında meydana gelen hasar nedeniyle onarımı yapılmış olup, ekte sunulan faturada da 32.724,87 TL bedelle onarım gerçekleştiği, işbu kazanın ardından müvekkiline ait ... plaka numaralı araçta  değer kaybı meydana geldiği, iş bu Müvekkile ait araçta tamirat nedeniyle meydana gelen değer kaybı zararını talep etme zorunluluğu hasıl olmuş bu doğrultuda Türkiye Sigorta'dan talepte bulunulduu, başvuru üzerine sigorta tarafından 6.373.44 TL ödeme yapıldığı, yaşanan kazada müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı ile ilgili Kocaeli 2.Asliye Ticaret  Mahkemesinin 2022/500 Esas numaralı dava ikame edilmiş olup ve halihazırda devam ettiği, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/500 Esas sayılı dosya kapsamında alınan tarihli bilirkişi raporunda davacı müvekkilin aracındaki değer kaybı 20.000 TL olarak hesaplandığı, sigorta poliçesinin maddi araç başına limiti 41.000 TL olduğu, Sigorta firması tarafından aracın onarımı için 32.724,87 TL, değer kaybı için 6.373.44 TL olmak üzere toplamda 39.098,31 TL ödeme yapıldığı, Sigorta firmasının 1.901,69 TL maddi araç başına limiti kaldığı, müvekkilinin aracındaki değer kaybının 20.000,00 TL olarak hesaplandığı, Sigortanın limiti dışındaki değer kaybından araç sürücüsünün sorumlu olduğu, müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı nedeniyle,  Kocaeli Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/24568 başvuru, 2022/223 büro numaralı arabuluculuk dosyası ile görüşmeler yapıldığını, görüşmelerin olumsuz sonuçlandığı, tüm bu nedenlerle öncelikle dosyanın Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/500 Esas numaralı dosyası ile birleştirilmesine, 13.626,56 TL değer kaybı zararının olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBirleşen dosya davalısı ... cevap dilekçesinde; davalı ile davacının birlikte karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucu oluştuğu iddia edilen değer kaybına ilişkin işbu dava ile davacı taraf tazminat talebini yalnızca davalıya (araç sürücüsüne) karşı öne sürdüğü, değer kaybına ilişkin olarak Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/500 Esas sayılı davası ise zorunlu trafik sigortası kapsamında ZMMS şirketine karşı ikame edildiği, davacı tarafın oluştuğunu iddia ettiği değer kaybı, aracın kaskosu bulunduğundan dolayı öncelikli olarak kasko poliçesi kapsamında olduğu,  müvekkile karşı açılmış olan işbu davada talep ve iddia edilen tazminatın kasko şirketine karşı da yöneltilmesi gerektiği, davacı taraf dava dilekçesinde de Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/500 Esas sayılı dosyası ile değer kaybına ilişkin dava açtıklarını, talep edilen değer kaybı tutarının da işbu dosyadan düzenlenen bilirkişi raporu baz alınarak  talep edildiğini, işbu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan görevsiz mahkemede açılan davanın öncelikle görev yönünden usulden reddine karar verilerek görevli Asliye Tİcaret Mahkemelerine gönderilmesine, HMK'nın 114/1 (ı) maddesine aykırı ikame edilen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddilmesine, Allianz Sigorta A.Ş.'nin davaya eklenmesi adına eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesini, kesin süre içerisinde eksiklik tamamlanmadığı taktirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddilmesine,  aksi kanaatte ise davanın Allianz Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesine, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br> İlk derece mahkemesi tarafından davanın asıl dosya yönünden kabulüne, 1.000,00 TL  değer kaybı bedelinin davalı sigorta şirketi yönünden 11/06/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte poliçede yer alan limit dahilinde davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili  istinaf dilekçesinde;  Bilirkişi raporuna göre davalı hakkında ek dava açma zarureti hasıl olduğunu ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/292 E. sayılı dosya ile birleşme talepli olarak dava açıldığını, ancak bu dosyada hukuka aykırı olarak birleştirilme kararı verildiğini, aynı yargı çevresinde bulunmalarına rağmen “aynı düzey ve sıfattaki” hukuk mahkemeleri olmadıklarından birisindeki davanın diğerindeki dava ile birleştirilmesinin yasal olarak mümkün olamayacağını, ilk derece mahkemesi tarafından müteselsil borçlu olan birleşen dava davalısı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TBK 155/1 gereğince: zaman aşımının müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olacağından davaya konu olayda birleşen davaların davalıları müteselsilen sorumlu olduklarından Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/500 Esas sayılı dosyası ile kesilen zamanaşımının Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/292 E. sayılı dosyasındaki müteselsil sorumlu davalı için de kesildiğini, dolayısıyla işbu davanın zamanaşımı nedeni ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararın açıklaması ile sonuçta kurulan hükmün örtüşmediğini, her ne kadar Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi  23.01.2024 tarihli gerekçeli kararında açıklama kısmında \"Haksız fiilde müteselsil borçlulardan birisine karşı açılan dava da zamanaşımı süresi bütün borçlular için kesileceğinden 23.01.2024 tarihli kısa kararda sehven davalının birleşen dosya davalısının birleşen dosyada ki zaman aşımı itirazının zaman aşımı süresi dolduktan sonra birleşen dosyada dava açılmış olması sebebiyle kabulüne, mahkememiz dosyasıyla birleşen 2. AHM'nin 2023/292 E sayılı dosyasının zamanaşımından reddine karar verilmiş olup, kısa kararda değişiklik yapılamayacağından düzeltilememiş, birleşen dosya yönünden davalı lehine bu nedenle vekalet ücretine hükmedilmemiş yargılama giderleri davacının üzerinde bırakılmıştır.\" şeklinde açıklama yapılmışsa da, hükmün tam tersi şekilde kurulduğunu ve gerekçeli kararın açıklama kısmı ile hüküm arasında çelişki oluştuğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dairemizce, istinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleri ile birlikte ve re'sen kamu düzenine ilişkin hususlar dahilinde duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılmıştır.<br>Asıl dava maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı olarak sigorta şirketine yöneltilen değer kaybı istemine ilişkin olup; birleşen dava ise sigorta şirketinin poliçe limiti nedeniyle karşılanmayan bakiye değer kaybı istemli işleten ve sürücüye karşı yönetilen maddi tazminat istemine ilişkindir. <br> 6100 sayılı HMK'nun 27.maddesi uyarınca davanın tarafları hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ayrıca mahkemenin açıklamaları dikkate alınarak değerlendirilmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. <br>Anayasa’nın 138. ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, Kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. 6100 Sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki dinlenilme hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.<br>Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik şekli ve görünüşte gerekçe yazılması, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Hakim gerekçe sayesinde, verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br>Anayasa’nın 141.maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.<br>HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. Buna göre; tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Gerekçenin somut dosya içeriği ile uyumlu olması gerekir.<br>Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.(Yargıtay 9.H.D.,10/02/2016 tarih, 2015/34870 Esas,2016/3339 Karar)<br> 6100 sayılı HMK 'nun \" Davaların Birleştirilmesi\" başlıklı 166. Maddesi:  (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.<br>    (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.<br>(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. <br>    (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.<br>    (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.<br>6100 sayılı HMK 'nun \" Davaların Ayrılması\" başlıklı 167. Maddesi:  (1) Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder. <br>Hükümlerini içermektedir.<br>Buna göre, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda mahkeme davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden, ayrı olarak açılmış davaları birleştirebileceği gibi (HMK 166), yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış davaların ayrılmasına da karar verebilir. (HMK 167) Bu konuda kanun hakime takdir hakkı tanımıştır. Ancak hakim takdir hakkını yargılamanın makul süre içerisinde bitirilmesini ve düzenli bir şekilde yürütülmesini emreden usul ekonomisi ilkesini de gözeterek kullanmak durumundadır.<br>HMK’nun 353 maddesinin 1-a fıkrasının 5. bendinde; İlk derece mahkemesi tarafından usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, karar verilmiş olması durumunda Bölge Adliye Mahkemesinin dosyanın esasını incelemeden ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye göndermesine kesin olarak karar vereceği hükme bağlanmıştır.<br>Tüm bu açıklamalara göre;<br>1-Davacı tarafından işleten ve aynı zamanda sürücü konumunda olan davalı ... aleyhine açılan Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/292 Esas sırasına kayıtlı dava ile   davacı tarafından sigorta şirketine yöneltilmiş bulunan Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/500 Esas sırasına kayıtlı davaların görüldükleri mahkemelerin \"aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri\" olmadıkları gözetilmeksizin; Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 15.11.2023 tarih 2023/292 Esas 2023/400 Karar sayılı birleştirme kararı usûl ve yasaya aykırıdır. Yanı sıra Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesince celse ara kararları ile anılan dava dosyası ile mahkemesinin elindeki dava dosyasının birleştirilmesinin gerektiğine dair duruşma kararı ile dört celse birleştirme işlemlerinin beklenmesi de doğru görülmemiştir. Bu bakımdan davacının bu yönde birleştirme talebinin  olması verilmesi gereken karara bir etkisi bulunmayıp; birleştirme ve tefrik işlemlerinde yasanın aradığı koşulların değerlendirilerek usûl kurallarına uygun hareket edilmesi ve 6100 sayılı HMK 30. maddesinde düzenlenen \"usûl ekonomisi\" ilkesine  uygun bir karar verilmesi  gerekmektedir. <br>2--Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar 6100 sayılı HMK 321.maddesi kapsamında uyuşmazlığı esastan çözer şekilde nihai bir karara ilişkin olması nedeniyle hüküm niteliği teşkil ettiğinden; Yerel Mahkemenin 23.01.2024 tarihli son celsede, birleşen Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/292 Esas sayılı dava dosyası yönünden duruşma ara kararı ile davanın esastan çözümüne ilişkin karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>3-Mahkemesince 23.01.2024 tarihli celse ara kararı ile birleşen Kocaeli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/292 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar verildiği ve birleşen dava yönünden gerekçeye ise 05.02.2024 tarihli asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden yazılan ortak gerekçeli kararda birlikte yer verildiği halde kararın gerekçesinde \" mahkememiz dosyası ile birleştirildiği, birleştirmenin ancak aynı sıfattaki mahkemeler arasında olabileceği bu nedenle birleştirme kararının yerinde olmadığı, dosyanın tefrik edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekmekle\" şeklinde gerekçesi ile davanın tefrikine karar verildiğine dair kanaat uyandırıldığı ancak  mevcut dosya kayıtlarına göre birleştirilen dava dosyasının birleştirme işleminden sonra bu kez tefrik edildiğine ilişkin her hangi bir karar ve işleme rastlanılmaması nedeniyle çelişki ve usûle aykırılık meydana getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. <br>Yanı sıra karar gerekçesinin devamında ise tefrik edilmesi gerektiği yazılı olan dava hakkında zamanaşımına ilişkin gerekçeye yer verilmesi ve yine devamında \"haksız fiilde müteselsil borçlulardan birisine karşı açılan dava da zamanaşımı süresi bütün borçlular için kesileceğinden 23.01.2024 tarihli kısa kararda sehven davalının birleşen dosya davalısının birleşen dosyada ki zaman aşımı itirazının zaman aşımı süresi dolduktan sonra birleşen dosyada dava açılmış olması sebebiyle kabulüne\" denilerek mahkemenin kararının aksi istikamette çelişik gerekçeye yer verilmesi ve \"mahkememiz dosyasıyla birleşen 2. AHM'nin 2023/292 E sayılı dosyasının zamanaşımından reddine karar verilmiş olup, kısa kararda değişiklik yapılamayacağından düzeltilememiş\" şeklindeki gerekçe ile anlam kargaşasına sebebiyet verilerek; hüküm gerekçesinin kendi içerisinde de çelişki meydana getirilmesi usûl ve yasaya aykırı olup sonuç olarak ara karar şeklinde düzenlenen 23.01.2024 tarihli birleşen davanın zamanaşımına dair reddine ilişkin karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>4-Bununla birlikte 23.01.2024 tarihli celse ara kararı ile birleşen Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/292 Esas sayılı dava dosyası yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar verildiği halde asıl ve birleşen dava dosyaları hakkında ortak gerekçeli kararın hüküm fıkrasında birleşen dava dosyası yönünden davanın zamanaşımından  dair hüküm fıkrasına yer verilmeden yalnızca asıl hükmün fer'ileri olan yargılama giderleri ve vekâlet ücretine ilişkin hüküm kurulması da  usûl ve yasaya aykırıdır.<br>Şu halde mahkemesince yapılması gerek duyulan iş,  birleşen dava dosyası yönünden 6100 sayılı HMK 166 ve 167.maddelerine göre davaların ayrılması ile ilgili olarak öncelikle bir karar verilmesi, 6100 sayılı HMK 321.maddesine uygun olarak nihai karar ile verilebilecek olan zamanaşımı nedeniyle davanın reddine dair kararın ara karar şeklinde verilemeyeceği hususunun akılda tutulması, asıl ve birleşen dava dosyaları hakkında taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilerek; ortaya çıkacak sonuca göre, gerekçe ve hükümde çelişki meydana getirilmeden  bir karar vermekten ibaret olacaktır.<br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-5 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, tarafların iddia ve savunmalarına göre yargılama yapılıp; oluşacak sonuca göre gerekçe hakkı gözetilmek suretiyle bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.01.2024 tarih 2022/500 Esas, 2024/63 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesine  GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,<br>4-İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, <br>5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  26.05.2025   <br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır* <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f03bdaf4d544750e","SID":"1b3fd8cce042fa66"}}