{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/884 <br>KARAR NO: 2025/889<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 18.03.2025<br>NUMARASI: 2025/107 Esas <br>DAVA: Genel Kurul Kararının İptali<br>Taraflar arasındaki  genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 24.01.2025 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların usulsüz olduğunu, davalı şirketin 200 adet hamiline yazılı hisse senedi bulunduğunu ve payların ...'da kayıtlı olduğunu,  genel kurul kararlarının ve oy dağılımının hukuka uygun olup olmadığının tespiti için ...’dan alınacak resmî kayıtlarla hissedar paylarının doğrulanması gerektiğini, şirketin %60 payına sahip olan davacının 24.01.2025 tarihli toplantıda, hukuka aykırı bir şekilde, ...’ın vekaleten kullandığı ve gerçekte kendisine ait olmayan hisse oranlarıyla ...’ın yönetim kurulu başkanı seçilmesine itiraz ettiğini, ...'ın kendisine emanet edilen ve hukuken yetkisi bulunmayan hisseleri kötü niyetli bir şekilde kullanarak, şirkette mutlak ve kötü niyetli hâkimiyet kurmaya çalıştığını, şirket pay defterinin bilirkişi incelemesi sonucunda, oy kullanma yetkisinin usulsüz şekilde dağıtıldığı ve kararların geçersiz olduğunun anlaşılabileceğini, pay sahiplerinin toplantıya usulüne uygun şekilde çağrılmadığını veya çağrıda eksiklikler bulunduğunu, ..., ... ve ... hakkında  devam eden ceza soruşturmalarının bulunduğunu ve bu kişilerin şirkete verdikleri zarar bulunduğunu, bu kişilerin birlikte hareket ederek şirketin bilgilerini kötüye kullandıklarını, hastalara ait özel verileri rakip hastanelere sattıklarını, asılsız ihbarlar ile şirkete polis baskınlarına neden olduklarını, bu eylemlerle şirket ciddi zararlara uğradığını, müşteri kaybı yaşadığını, hakkında devam eden ceza soruşturmaları bulunan ...’ın yönetim kurulu başkanı olmasının, şirketin itibarını ve ticari varlığını tehlikeye sokacağını, yöneticinin dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma ve haksız rekabet suçları ve başka suçlardan soruşturulmasının ortaklar ve ortaklık açısından risk oluşturduğunu ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptali ile ...'ın yönetim kurulu yetkilerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, 'Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.' düzenlemesini içermektedir. Davacı vekili tarafından '...'ın yönetim kurulu yetkilerinin durdurulması' konusunda ihtiyati tedbir isteminde bulunulmuş ise de; Bildirilen ve celp edilen deliller ile aldırılan yönetim kurulu üyeleri görüşleri uyarınca ihtiyati tedbir şartları bulunmadığı...\" gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin talebinin somut ve ciddi, belgelerle desteklendiğini, şirketin açık bir iflas tehdidiyle karşı karşıya olduğunu, çalışanların maaşlarının ödenmediğini, vergi ve SGK yükümlülüklerinin yerine getirilemediğini, protestolu senetler ve icra takipleri nedeniyle şirketin ticari faaliyetinin durduğunu, banka hesaplarına bloke konulduğu ve şirketin fiilen yönetilemediğini, davalı yönetici hakkında açılmış ceza soruşturmaları bulunduğunu, yöneticinin şirketten kendi şahsi hesabına usulsüz para transferleri yaptığını, %80 engel raporu bulunduğunu, fiilen şirkete uğramadığını ve davalının yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımasının şirketi zarara uğrattığını, bu durumların sunulan belgelerle sabit olduğunu ve HMK'nın 389.maddesindeki şartların oluştuğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini ve bu durumun müvekkilinin zararına neden olduğunu, dava sonucunda yönetim yetkisinin iptali halinde dahi, süreç içerisinde şirketin iflasa sürükleneceğini ve mahkeme kararının uygulanabilirliğinin olmayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  davalı şirketin 24.01.2025  tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. İstinaf başvurusu ise, dava konusu genel kurulunun 3. maddesinde alınan yönetim kurul üyeliğine ...'ın seçilmesine ilişkin karar ile bağlantılı olarak seçilen kişinin yönetim kurulu üyeliği yetkilerinin kullanılmasının tedbiren durdurulmasına, başka bir anlatımla anılan kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine dair verilen 19.12.2024  tarihli ara karara  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine  dair 18.03.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının  iptali davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanılacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak  HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır. Yasada yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin bizzat sunmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Mahkemece maddede belirtilen dava şartı yerine getirildikten sonra ihtiyati tedbir konusunda karar verilmiştir.Davacı vekili 24.01.2025 tarihli genel kurulda alınan kararların iptalini, 3 no'lu kararın yürütmesinin durdurulmasını istemiştir. Diğer maddeler yönünden açık bir icranın geri bırakılması talebi bulunmamaktadır. Esasen, anılan madde ile seçilen yöneticinin yetkilerinin kullanılmasının önlenmesi istenmiş olup, bu talep genel kurulun 3 no'lu maddesinin yürütmesinin durdurulması mahiyetindedir. HMK'nın 389.maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.\" hükmünü, aynı Kanun'un 390/3. maddesi ise \"Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" düzenlemesini içermektedir.Dava konusu edilen kararda, yönetim kurulu üyelerinin seçim ve görev sürelerinin belirlenmesinin görüşüldüğü, şirket ortağı ...'a vekalet ... tarafından şirket ortağı olmayan ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verildiği, talebin 132'ye karşı 68 oyla kabul edildiği anlaşılmıştır. Dosyada hazır bulunanlar listesine göre şirketin toplam paylarını 102 adetini ...'a, 68'ini ...,'e, 20 adetinin ise ...'ya ait olduğu anlaşılmıştır. Şirketin diğer ortağı ihbar olunan  sıfatıyla sunduğu 11.03.2025 tarihli dilekçede, davacının eşi olan ...'ün şirketin eski yöneticisi olduğunun,  bir kısım usulsüzlükler nedeniyle yönetim kurulu üyesinin değiştirilmesine karar verildiğini, davacının şirketi zarara uğrattığını belirtmiştir.Davacı, yönetim kurulu üyesini şirkete karşı işlediği suçlar nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/106081 ve 2024/126043 sayılı dosyaları ile soruşturulduğunu, şirkete karşı suç işlediğini ve şirketi iyi yönetmediğini, ayrıca yöneticinin beden sağlığı olarak da şirketi iyi yönetecek durumda olmadığını ileri sürerek tedbir talep etmiştir. Davada ileri sürülen olguların tamamı delillerin toplanması ve esaslı bir yargılama gerektirmektedir. Ceza soruşturmalarının, dosyaya mahiyeti, sağlık raporu, davalı savunmaları, şirketin diğer ortağının ihbar olunan sıfatıyla sunmuş olduğu beyan dikkate alındığında, davacının taleplerinin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlandığından söz edilemez. Dosyadaki mevcut delillerle, yasada düzenlenen yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince delilerin toplanmasından sonra, talep edilmesi hâlinde ihtiyati tedbir hususunda her zaman mahkemece değerlendirme yapılabileceği de dikkate alınarak, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve yasaya uygun  bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun  esastan reddine dair  aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine 5-Dosyanın,  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92ddf33e0f96c74d","SID":"22b8312347753fc1"}}