{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t:<br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/05/2025<br><br><br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalıların birlikte kurmuş olduğu .......  ve .......  İş Ortaklığı arasında yapılan sözleşme gereğince inşaat işleri yapıldığını, davacı şirketin yaptığı işlerin karşılığında faturalar düzenlendiğini ve bu faturaların davalı iş ortaklığına gönderildiğini, 25.06.2018 tarihli 1.180.000 TL bedelli ve 20.09.2018 tarihli 990.314,29 TL bedelli faturaların ödenmediğini, ödenmeyen faturalara istinaden davalılar hakkında .......  Müdürlüğünün .......  İcra sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, davalı borçlular tarafından icra takibine itiraz edildiğini, yasa gereği arabuluculuk başvurusu yapıldığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı borçluların itirazının iptali ile takibin devamını, 2.170.314,29 TL borcun takip tarihine kadar işlemiş faizi, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte %20 inkar tazminatının ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı .......  vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ....... in davacı şirkete ne faturalar ne de ticari ilişki yekününe dayalı bir borcu olmadığını savunarak, davanın reddini, karşı tarafın alacak bedelinin %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ....... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ....... 'ın davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini, alacak bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesi  yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Davalı taraf icra dosyasına yapmış olduğu itirazda faiz yönünden de itirazda bulunmuştur. Temerrüt faizi işletilebilmesi için öncelikle borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Davacı, takibe konu alacağı yönünden davalıyı icra takibi tarihinden önce icra takibine dayanak alacağı net olarak belirten miktar üzerinden temerrüde düşürmediğinden davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda her ne kadar TTK 1530 maddesi gereğince takip öncesi işlemiş faiz hesaplanmış ise de; TTK'nun \" Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları \" başlıklı 1530. maddesi satıcı veya hizmet sağlayanın KOBİ niteliğinde olması borçlunun da büyük ölçekli bir firma olması halinde uygulanması gereken bir hükümdür. Taraflar hakkında dosyada bu yönde bir kayıt yoktur.  İlgili düzenlemenin mal ve hizmet tedarikine ilişkin olduğu kanunun lafzından da anlaşılabilmektedir. Dosyada davacının, takip öncesinde takip konusu miktar için davalıyı temerrüde düşürdüğü yönünde bir delil bulunmadığından ve TTK 1530. Maddesi davaya konu ilişkide uygulanamayacağından davacının takip öncesi faiz talebinin reddine, Davacı dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra inkar tazminatı verilebilmesi için geçerli bir ilamsız genel icra takibinin olması, borçlunun 7 günlük süre içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması, dava dilekçesiyle beraber icra inkar tazminatı talebinde bulunulması, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyamız kapsamında ....... Dairesi'nin ....... İcra sayılı dosyasında (eski ....... Dairesi'nin ....... İcra sayılı dosyası) yapılan takip, ilamsız takip olup davalı süresi içerisinde icra takibine itiraz ederek takibi durdurmuş, davacı da süresinde itirazın iptali davasını açmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için mahkemece borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi gerekmektedir. Haksızlık unsurun tespiti alacağın likid olup olmamasına göre belirlenmektedir. Likit alacak demek, alacağın miktarının belli olması demektir. Likit alacaklara örnek olarak kambiyo senedinden kaynaklanan alacaklar, satış bedelinin alacağı, elektrik, su ve telefon aboneliğinin sözleşmesine dayanan alacaklar örnek olarak verilebilir.  Likit olmayan alacaklara ise haksız fiilden kaynaklanan alacakları ve işçi alacakları örnek olarak gösterilebilir. ....... Dairesi'nin ....... tarihli ....... Esas ....... Karar sayılı ilamında sözleşmeden kaynaklanan alacağın likit olduğu ifade edildiğinden ve icra dosyasına konu alacak fatura ilişkisinden kaynaklandığından dava konusu alacağın likit olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu alacağın likit olması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı ....... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksiklikler bulunduğunu, dosya kapsamında rapora itiraz dilekçeleri ile bu hususlara değinildiğini, ancak Mahkemece bu eksiklikler giderilmediğini,  taraflar arasında ticari ilişki ve cari hesap bulunduğu konusunda bir itirazlarının bulunmadığını, tarafların bu ticari ilişki kapsamında cari hesapların yapılmasını ve bakiye borçların belirlenmesi maksadı ile dosyaya sunulan 27/08/2019 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, bu sözleşme kapsamında borç ve alacaklar yönünden uzlaştığını, sözleşme kapsamında yapılan uzlaşma hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda; “…davalı defterlerinde ....... tarih ....... yevmiye numarada kayıtlı ....... tutarındaki kayıta ait belge dosya kapsamında bulunmamakta olup bu kayıt davacı defterleri ile uyumsuzdur. Davalı defterlerinde ....... tarih ....... yevmiye numarada kayıtlı ....... tutarındaki kayıta ait belge dosyada bulunmamakta olup bu kayıt davacı defterleri ile uyumsuzdur… Davacının defterlerinde kayıtlı olmayan listesi yazılı toplam 1.411.690 TL tutarındaki çeklerin davalının borcundan çıkarılması gerekmektedir… Yapılan değerlendirme ve tespitler neticesinde Dava konusu 25.06.2018 tarihli 1.180.000,00 TL bedelli ve 20.09.2018 tarihli 990.314,29 TL bedelli toplam 2.170.314,29 TL tutarında davalı borçlu olmaktadır…” denildiğini, rapor kapsamında her iki tarafında ticari defterlerinin incelenip yine iki tarafın defterlerinde de işlenmediğini veya eksik evraklar bulunduğunu, her ne kadar raporda davalının ticari defterlerinin incelenmesinde dosyada bazı ödemelere ilişkin eksik evrakların olduğu belirtilmişse de aynı şekilde davacı tarafın da ticari defterlerinde davalı tarafından yapılan ödemelerin eksik veya hiç kaydedilmediğinin görüldüğünü, öncelikle defterlerin birbiri ile çelişmekte olup bu durumda delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, çelişkili defterlere itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporunun da hatalı olacağından hükme esas alınamayacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturada yazılı taşıma işinin yapılıp yapılmadığı ve hizmet karşılığı bedelin ödenip ödenmediği hususlarına ilişkin olduğunu, bu durumda uyuşmazlığın çözümünde öncelikle iddiaya konu hizmetin verildiğinin ispatı gerekmekte olup, ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, Mahkemece ispat bakımından tarafların ticari defter kayıtları ile sonuca gitmesi özellikle de davacının bizzat tuttuğu defter kayıtlarından yola çıkılarak davacının iddiasını ispat ettiğine yönelik kabulünün doğru olmadığını, bu nedenle dava konusu faturalarda bahsi geçen hizmetlerin verilip verilmediğinin yukarıda belirtilen yasa maddesine göre tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisinin doğru olmadığını, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” denilmek suretiyle öncelikle iddiaya konu hizmetin verilip verilmediği hususunun tespit edilmesi gerektiğine dikkat çektiğini, iş bu Yargıtay kararı doğrultusunda çelişen ve eksik ticari defterlere itibar edilerek karar verilemeyeceğinin açık olduğunu beyan ederek  istinaf başvurularının kabulüne, ....... Mahkemesinin ....... tarihli, ....... Esas, ....... Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle istinaf kanun yolu ile incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ....... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin, davanın kabulüne dair kararına dayanak olarak alınan 14/04/2024 tarihli bilirkişi raporunun hatalı ve itiraza uğramış olmasına rağmen Yerel Mahkemece rapordaki hatalar ve taraf itirazları görmezden gelinerek hukuka aykırı şekilde işbu raporun dayanak tutularak davanın kabulüne karar verildiğini, davacı yanın defterlerine göre davalının adi ortaklık davacı şirkete 3.712.726,89 TL borçlu göründüğünü, ancak davalı adi ortaklığın defter kayıtlarına göre davalı ortaklığın davacıya 156.712,89 TL borçlu göründüğünü, her iki tarafın da ticari defter kayıtlarındaki aleyhe hususları ve bilirkişi raporlarındaki aleyhe değerlendirmelerini kabul etmemekle beraber, evvela rapordaki uyumsuzluklara rağmen davacı defterlerinin baz alınarak değerlendirmeye gidilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarındaki nihai değerlendirme ve davalı adi ortaklığın davacıya borçlu olduğu yönündeki tespitleri asla kabul etmediklerini, bilirkişi tarafından evvela davacı yanın 2017 yılı kapanışında davalı adi ortaklığa 551.581,00 TL borçlu olduğunu, adi ortaklığın defterlerine göre ise adi ortaklığın davacı şirkete 2.398.581,00 TL borçlu olduğunun tespitinin yapıldığını, yalnızca 2017 yılının kapanışı baz alınmak suretiyle ve davalı adi ortaklığın defter kaydının doğru olduğu kanaati ile adi ortaklığın davacı şirkete 1.846.922,00 TL borçlu olduğunun değerlendirildiğini, bu farkın ise davalı defterlerinde çek ile yapılan ödemelerin yer almamasından kaynaklandığının bildirildiğini, ancak diğer davalı ....... tarafından, davacıyla yapılan ticari ilişki kapsamındaki ödemelere ilişkin olarak çek bilgileri/ödeme kayıtlarının sunulmuş olmasına rağmen bu bilgi ve kayıtlar değerlendirmeksizin hesaplamaya gidilmesinin açıkça raporun eksik ve özensiz hazırlandığını gösterdiğini, davalı defterlerinde yer alan ....... tarihli ....... yevmiye numaralı 2.000.000,00 TL değerindeki kayıt ile 08/07/2018 tarihli ....... yevmiye numaralı 1.497.886,00 TL değerindeki ödeme kaydının davalı defterlerinde yer alırken davacı defterlerinde yer almadığı değerlendirmesi ile, davalı adi ortaklığın davacı şirkete bu iki kaydın toplamı olan 3.497.886,00 TL ve buna davalı defterlerindeki bakiye 156.712,89 TL cari hesap borcu eklenerek davalı adi ortaklığın davacı şirkete 3.654.598,89 TL borçlu olduğunun değerlendirildiğini, ancak, bahse konu kayıtlara ilişkin gerekli inceleme yapılmaksızın ve yine davacı şirkete adi ortaklığın ortaklarınca yapılmış ödemelerin değerlendirilmeksizin hatalı şekilde davalı adi ortaklığın davacı şirkete borçlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, ödeme kayıtlarının eksiklik barındırdığını, nihayetinde davacı yanın olmayan bir bedelde alacaklı olduğunun tespitinin kabul edilemeyeceğini, davacı yanın ticari defter kayıtlarında görünen cari hesap borcu ve iptale konu edildiği belirtilen 230.000,00 TL çek bedeli baz alınmak suretiyle, davacı şirketin 3.942.726,89 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın defterlerinde yer almayan ancak davalının defterlerinde yer alan çek bedelleri toplamının bakiye borçtan düşülmesi gerektiği kanaati ile nihayetinde davacı şirketin 2.531.036,89 TL alacaklı olduğu hesabı yapılmış ise de davacıya yapılan ödemelere ilişkin dosyaya sunulan delil ve kayıtlar değerlendirilmeden hatalı bir hesaplamaya gidildiğini, salt davacı ticari kayıtları üzerinden alacak borç durum değerlemesi yapılmasının hatalı olduğunu, nitekim, davalı defterlerinde kayıtlı ek rapora itiraz dilekçesi ekinde sunulu sözleşme davacının da kabulünde iken davacı, kendi kabullerinde olan borç ödemesini kayıtlarına işlemeyerek usulsüz ve maddi gerçeğe aykırı bildirimde bulunulduğunu ve bu hususun esasında açıklık kazandığını, haliyle, davacı defterleri baz alınarak alacak-borç hesabına gidilmesinin doğru olmadığının ortada olduğunu, fakat bu hususun da Yerel Mahkemece göz ardı edildiğini beyan ederek  istinaf başvurularının kabulü ile hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı ....... Şti. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu faturaların, davalılar tarafından defterlerine işlendiğini ve itiraza uğramadığını, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin yedinci maddesinde ödemelerin ne zaman yapılacağının da belirtildiğini, ayrıca fatura içeriklerine bakıldığında görüleceği üzere davacı şirketin, davalılara mal ve hizmet tedarikinde bulunup ve işlerini yaptığını, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin de zaten son bulduğunu, buna ilişkin düzenlemelerin  TTK 1530.maddesinde açıklandığını, söz konusu yasa maddesi ve konuyla ilgili emsal kararlara göre davalıların temerrüde düştüklerini ve bu nedenle takip öncesi faiz ödemek zorunda olduklarını beyan ederek usul ve yasaya aykırı yerel mahkemenin red kararı yönünden verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ....... vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Temerrüt faizinin talep edilebilmesi için öncelikle borçlunun, borcunu yerine getirmemesi durumunda usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmüş olması gerektiğini, temerrüt, borçlunun borcunu vadesinde ödememesi veya borcunu yerine getirmemesi durumunda alacaklının borçluyu temerrüde düşürmesiyle meydana geldiğini, ancak somut olayda, davacı taraf icra takibine konu alacakla ilgili olarak, davalıyı takip tarihinden önce belirli ve kesin bir tutar üzerinden açıkça temerrüde düşürmediğini, yani, davalıya ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda temerrüde düşürülmüş olduğuna dair herhangi bir hukuki işlem yapılmamış veya resmi bir bildirimde bulunulmadığını, bu durumun temerrüdün gerçekleşmediğini ve dolayısıyla temerrüt faizi talep etmenin hukuken mümkün olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca, dosya kapsamındaki mevcut deliller incelendiğinde, davacının davalıyı açık ve net bir şekilde temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, temerrüt gerçekleşmediği için, takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmesi de hukuken geçerli bir dayanağa sahip olmayacağını, bu bağlamda, mahkemenin davacının işlemiş faiz talebini reddetmiş olmasının, temerrüt ve faiz talebiyle ilgili hukuki gereklilikler göz önünde bulundurularak doğru ve yerinde bir karar olduğunu, davacı tarafın iddialarını Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesine dayandırarak temerrüdün gerçekleştiğini ileri sürmekteyse de, anılan madde yalnızca satıcı veya hizmet sağlayıcının KOBİ niteliğinde, borçlunun ise büyük ölçekli bir işletme olduğu hallerde uygulanabilir olduğunu, ayrıca, ilgili düzenleme, mal ve hizmet tedarikine ilişkin olup, uyuşmazlık konusu alacak açısından uygulanabilirliğinin mevcut olmadığını, davacı yan her ne kadar eser sözleşmesinin son bulduğunu iddia etse de, TTK'nın \"Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları\" başlıklı 1530. maddesi, satıcı veya hizmet sağlayanın KOBİ niteliğinde olması ve borçlunun da büyük ölçekli bir firma olması halinde uygulanması gereken bir hüküm olduğunu, taraflar hakkında dosyada bu yönde bir kayıt bulunmadığını, bu nedenle, davacının temerrüt faizi talebinin dayandığı bu madde, söz konusu uyuşmazlıkta uygulanabilir olmadığını beyan ederek  davacı yanın haksız ve hukuka aykırı istinaf taleplerinin reddi ile taraflarınca yapılmış olan istinaf başvurusunun kabulüne ile ....... Mahkemesinin ....... tarihli, ....... Esas - ....... Karar sayılı kararının müvekkil/davalı lehine kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.  Davacı yüklenici , davalı taraf iş sahibi konumundadır.<br>Davacı taraf dava dilekçesinde; davacı taraf ile davalı adi ortaklık arasında yapılan sözleşme gereği inşaat işleri yapıldığını, ve yapılan iş gereği karşı tarafa iki adet fatura gönderildiğini ancak fatura bedelleri ödenmediği gibi başlatılan takibe de itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır.<br>Davalılardan ....... cevap dilekçesinde böyle bir borcun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiş, davalılardan ....... cevap dilekçesinde; tüm borcun ödendiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Davalı tarafça yargılama sırasında  dosyaya 27/08/2019 tarihli sözleşme ve temlikname  ibraz edilmiş olup; davalı tarafların kendi aralarında mevcut borçlarla ilgili uzlaşma  sağladıklarını ve yükümlülüklerini yerine getirdiklerini ileri sürmüştür. Bu durumda her ne kadar mahkemece yazılı şekilde  karar verilmiş ise de, davalı tarafın yargılama sırasında dosyaya sunmuş olduğu belgeler üzerine durulmamış,  ödemeler konusu araştırılmamış ve bu husus gerekçeli kararda da tartışılmamıştır. <br>Ödeme belgeleri, borcu sona erdiren, uygulamadaki söyleyişle borcu söndüren belgeler olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve her aşamada dikkate alınabilir belgelerdir. Bu nedenlerle; davalı tarafından ileri sürülen yukarıda belirtilen belgeler  incelenerek eldeki dava yönünden ödeme olup olmadığı ile varsa  tarihleri belirlenmeli, geçerli bir ödeme belgesi olup olmadığı hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin mahkemece  uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ....... Mahkemesi tarafından verilen ....... Esas ....... Karar sayılı 11/12/2024 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harcının  talep halinde başvuran tarafa  İADESİNE, <br>4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda DİKKATE ALINMASINA, <br>5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri  gereğince kesin olarak karar verildi.24/04/2025<br>\t\t\t\t<br>....<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f73ae98e05c1b256","SID":"38db7a7ffb2091ba"}}