{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:<br>KARAR NO\t:<br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>İLİŞKİLİ KİŞİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ..... . Şti (..... ) ile davalı ..... . Şti (..... ) arasında 06/11/2019 tarihinde süresiz olarak Distribütörlük Sözleşmesi düzenlendiğini, Türkiye ve Yurtdışında  davalının üreticinin ürettiği tüm ürünlerin tek satıcısının davacı şirket olduğunu, davacı şirketin ortağı ..... ile davalı şirketin ortakları olan ..... , ..... ve ..... arasın 1/4 'er payla adi ortaklığın  bulunduğunu,  davalı şirket ve ortaklarının 31/04/2021 tarihinde yapılan sözleşme ve daha evvelinde imzalanan 06/11/2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesine uymadıklarını ve davacı şirketin siparişlerini teslim etmedikleri gibi doğrudan piyasaya ürün sattıklarını,   ödeme süresi 120 gün olan fatura bedellerinin tamamını ..... Noterliği'nin ..... tarih ..... yevmiye numaralı ihtarname ile 10 gün içinde ödenmesi, aksi halde 06/11/2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin feshedileceğinin kendilerine bildirilmesi üzerine  davacı şirketin 2.183.674,49 TL parayı 07/09/2021 tarihinde davalı şirket hesabına erken ödemek zorunda kaldığını, bunun üzerine ..... Noterliği'nin ..... tarih ..... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, uyarıya rağmen satış yapılması halinde sözleşmeyi haklı nedenle fesih edeceklerini, akabinde portföy tazminatı, manevi tazminat, itibar ve kar payı tazminatı ile organizasyon ve tanıtım masrafları nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep edeceklerinin ihtar edildiğini, bu ihtara yanıt verilmemesi üzerine ..... Noterliği'nin ..... tarih ve ..... yevmiye numaralı yeni bir ihtarname gönderildiğini ve  ..... Noterliği'nin ..... tarih ..... yevmiye sayılı ihtarname ile davalı şirkete 06/11/2019 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin haklı nedenlerle fesh edildiğini beyan ederek,  bu nedenlerle 1.000,00 TL portföy (denkleştirme) tazminatı, 1.000,00 TL  itibar ve kar kaybı tazminatı, 1.000,00 TL organizasyon ve tanıtım masrafları nedeniyle uğranılan zarar tazminatı, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve davalı şirket arasındaki ticari ilişkide ve ortaklık ilişkisinde hiçbir zaman tek satıcılık sözleşmesinin uygulanmadığını, tek satıcılık hükmünün taraflar arasındaki 30/04/2021 tarihli sözleşme ile tadil edilerek davalı şirketin sadece davacının müşterilerine mal tedarik etmemek şartını yükümlendiğini, genel hükümlere tabi bir tedarik sözleşmesi olarak uygulandığını, taraflar arasında adi ortaklık olduğunu, davalı şirketin adi ortaklığın 30/04/2021 tarihinde tasfiye edildiğini, ortakların adi ortaklığa ait şirketleri ve bu şirketlerin mal varlıklarını paylaştıklarını, davacı şirketin de 30/04/2021 tarihli sözleşmede kararlaştırılan paylaşım uyarınca ..... 'e bırakıldığını, sözleşmenin notlar bölümünün 5. paragrafında davalı şirketin sadece davacı şirket müşterilerine satış yapmayacağı, davacı şirketin müşterileri dışındaki müşterilere de serbestçe satış yapabileceğinin yazıldığını, davacı şirketin davalı şirketin satışlarını arttırmak gibi bir gayesi bulunmadığını, davacı şirketin davalı şirketin ürünlerini konu alan tanıtım organizasyonları, reklam ve müşteri portföyü geliştirme faaliyetleri de gerçekleşmediğini, davacının davalı şirketin ürünlerini satın alacak müşteri sayısı ve ciro bakımından hiçbir anlamlı katkısı yok iken, aynı noktada davalı şirketin davacı şirketin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesinin söz konusu olmadığını beyan ederek davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu ilk talep denkleştirme tazminatına ilişkindir. Denkleştirme tazminatı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 122.maddesinde düzenlenmiş, bu kapsamda tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesi, sağlayıcının tek satıcının bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da menfaatler elde etmesi, tek satıcının sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşteriler ile yapılmış veya kısa süre içerisinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmesi denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun olması gerekmektedir. Denkleştirme tazminatına hükmedilmesi için bu şartların hepsinin bulunması gerekmekte olup, bu zararı ispatlama yükümlülüğü satıcıda olmaktadır. Burada üst sınır tek satıcının son 5 yıllık faaliyetinin sonucu aldığı yıllık ödemelerin ortalamasıdır. Sözleşme ilişkisi 5 yıldan daha kısa süre devam etmiş ise mevcut sözleşme süresinin ortalaması esas alınacak, tespit edilen denkleştirme isteminin  üst sınırı aşması halinde rakam üst sınıra çekilecektir. Tek satıcının son 5 yıldaki kazancı hesaplanırken tek satıcının bütün maliyet ve giderleri indirildikten sonra bürüt karı esas alınacaktır. Üst sınır hesaplamasında tek satıcının sağlayıcıya kazandırdığı müşteriler ile birlikte eski müşteriler ile olan ilişkiden kaynaklanan ücretler de hesaplanacaktır. Yine Türk Ticaret Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca sözleşmenin bir tarafın kusuru ile sona ermesi durumunda o tarafın denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği düzenlenmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere davacının sözleşmeyi feshinde haksız olduğu sabit olduğundan davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 122/3. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı isteyemeyeceği anlaşıldığından davacının denkleştirme tazminatına yönelik davasının reddine, Davacı taraf dava dilekçesi kapsamında itibar ve kar kaybı tazminatı olarak 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere distribütörlük sözleşmesinin 7. maddesi, 31/04/2021 tarihli sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca siparişe konu olan malların fiyatlandırılması ve fiyat değişikliğine dair hükümler, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre davacının siparişlerini alan davalı şirketin ürünlerin güncel fiyatlarını bildirerek bu doğrultuda mal göndereceğini bildirdiği, davacının buna cevap vermeyerek bu teklifi reddetmiş olduğu, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmesi gerektiği, yine ayrıca davacı şirketin distribütörlük sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca teminat yükümlülüğünü çekilen ihtarnameye rağmen yerine getirmediği, bu yüzden davacının kendi kusurundan kaynaklanan hususlar kapsamında kar kaybı isteyemeyeceği anlaşıldığından kendi kusuruna dayalı olarak kar kaybı ve itibar kaybı tazminatı istenemeyeceğinden davacının itibar ve kar kaybı tazminatı talebinin reddine, Davacı taraf dava dilekçesi kapsamında organizasyon ve tanıtım masrafları nedeniyle uğranılan zarar tazminatı olarak 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 6. maddesinde reklam ve fuarlar başlıklı olarak düzenlemenin bulunduğu, bu kapsamda davacının organizasyon ve tanıtım masrafı isteyebilmesi için davalı tarafla görüşerek mutabakat olması gerektiği, ancak dosya kapsamı itibariyle bu hususta bir mutabakatın bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, yine ayrıca sözleşmenin feshinde davacı tarafın haksız olduğu anlaşıldığından davacının bu suretle de organizasyon ve tanıtım masrafı tazminatı talebinde bulunamayacağından davacının organizasyon ve tanıtım masrafları kapsamındaki tazminat talebinin reddine, davacı taraf sözleşmenin haklı fesih edilmesinden bahisle 1.000.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. ve 58. maddesi gereğince bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik hakkının zedelenmesi durumunda bu hakkı ilan edilen kişiye manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği ifade edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. ve 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Her ne kadar Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde kusurdan söz edilmiyor ise de haksız fiilin kapsamında manevi tazminat talep edildiğinden manevi tazminattan sorumluluk için kusur şarttır. Dava konusu uyuşmazlıkta sözleşmenin feshinde davalının kusurunun bulunmadığı, davacının sözleşmenin feshinde haksız olduğu anlaşıldığından, bu suretle de davalının manevi tazminattan dolayı kusuru bulunmadığından sorumluluğunun olmadığı anlaşıldığından davacının manevi tazminat talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ve davalı şirketlerin ortaklarının 31/04/2021 tarihli ön protokol'den anlaşılacağı ve yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere adi ortak olduklarını, yani davacının davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında her ne kadar ..... yazılı ise de; davalı ..... şirketinin ortakları olan ..... ; ..... ve ..... 'un da davacı şirkette adi ortak olduklarını, aynı şekilde davacının davalı şirketin yetkilisi olarak görünen ..... 'in de davalı ..... şirketinin 4 adi ortağı olduğunun açık olduğunu, her iki şirket arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin düzenlenme tarihinin 06/11/2019 olup, ..... şirketinin kuruluş tarihinin 15/06/2009,  davacı ..... şirketinin kuruluş tarihinin  ..... ,  şirketin ..... ismini almasının ise 19/02/2018 tarihli genel kurul kararı ile olduğunu, davalı şirketin mal vermeyi durdurduktan sonra davacı ..... tüm müşterilerine tüm ürünlerin satışını kendisinin yaptığını, davalı ..... bu ürünlerin satışından haksız kazanç elde ettiğini, dolayısı ile davacı ..... firmasının da zarar ettiğini, davacı ..... şirketinin haricen stespit edebildiği kadarı ile davalı şirketi ihtarnamenin ..... Noterliğinin ..... tarih, ..... yevmiye numarası ile  gönderdiğini, yaklaşık 1 aylık bir sürede uğradığı s kar kaybı zararının 45.127,50 USD (Amerikan Doları) olduğunu ancak  yerel mahkeme tarafından bu hususlar dikkate alınmadan davacı şirketin portföy tazminatı zararı olmadığına karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, tüm bu hususların ..... Akademisyeni ..... ve ..... tarafından sunulan uzman görüşleri ile de tespit edildiğini, sunulan uzman görüşleri ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmiş olmasının da HMK hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak edilen 06/11/2019 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin davacı ve davalı şirketlerin gerçekteki ortakları aynı kişiler iken yapılan bir sözleşme olup, bu ortaklık ilişkisi içinde sözleşmedek tek satıcılık hükmünün başından bu yana hiç uygulanmadığını, bu hususun davacı tarafından da bilinmesine rağmen dava konusu istemlerin taraflar arasında uygulanmayan işbu maddelere dayandırıldığını, davacı ve davalı şirketin ortakları gerçekte 30/04/2021 tarihine kadar  eşit hisselerle aynı kişiler olup her iki şirket de  aynı kişilerce idare edildiğinden, böyle bir durumda adi ortaklığa ait iki şirketten birinin  eylemleri ile diğerinin zarara uğradığı iddiasının kabulüne imkan bulunmadığını, 06/11/2019 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi, davacı ve davalı şirketlerin gerçekteki ortakları aynı kişiler iken yapılan bir sözleşme olup, bu ortaklık ilişkisi içinde sözleşmedek tek satıcılık hükmünün başından bu yana, davacı şirketin hiçbir itirazına uğramaksızın ve taraflar arasında bir çekişmeye konu olmaksızın  hiç bir zaman uygulanmamış olduğundan ve bu durumun davalı şirkette 21/05/2021 tarihine kadar Genel Müdür olarak çalışan davalı şirketin sahibi ve yetkilisi ..... 'in bilgisi, talimatları ve iradesi kapsamında geliştiğinden, adi ortaklığın paylaşılmasından sonra davacı şirket tarafından 06/11/2019 tarihli Distribütörlük Sözleşmesine dayanılarak dava açılmasının en temel hukuk kuralı olarak ticari uyuşmazlıklarda da uygulanan çelişkili davranış yasağının ihlali niteliğinde olduğunu, bu kapsamda da verilen kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu beyan ederek  bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava,  tek satıcılık sözleşmesinin feshi nedeni ile  maddi ve manevi tazminat istemine  ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>06/11/2019 tarihli distribütörlük sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin taraflarının  ..... ve Tic. Ltd. Şti (..... ) ile davalı ..... . Ltd. Şti (..... ) olduğu, distribütörün üreticinin ürettiği tüm ürünlerin Türkiye ve yurtdışında tek satıcısı olduğu, sözleşmenin süresiz olduğu, üreticinin başka herhangi bir kişi veya girişimciye bölgede ürünleri temsil etme veya satma yetkisi verilmeyeceği, bunun dışında üreticinin bölgede faaliyet gösteren müşterilere doğrudan veya dolaylı olarak satış yapamayacağı, üreticinin ürettiği ürünleri kendi ad ve hesabına bölgede satacağı, distribütörün bölgede ürünlerin satışını yapmak üzere alt bayiler veya temsiler atayabileceği, alt bayiler ve temsilcilerin faaliyetlerinden distribütörün sorumlu olduğu, üreticinin önceden yazılı izni olmadan sözleşmenin  kapsamına giren ürünler ile rekabet edebilecek başka bir ürünün bölgede temsil, üretim, pazarlama ve satış faaliyetlerinde bulunamayacağı, sözleşme hükümlerine veya ilgili yasa hükümlerine aykırı davranırsa diğer tarafça yazılı olarak uyarılacağı, uyarıya rağmen taraf aykırı davranmaya devam ettiği takdirde diğer tarafından sözleşmeyi fesih hakkının doğacağı, sözleşmeye aykırı davranan tarafın menfi ve müspet tüm zararın tazmininden sorumlu olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. <br>  31/04/2021 tarihili sözleşmenin incelenmesinde; ..... Ltd. Şti...... . Şti. ve ..... şirketinin  hisse devir teslimi konusunda anlaştıkları, ..... , ..... , ..... ..... Şti.'nin 1/4 hisseli ortakları olduğu, ..... kalacakların değerler toplamı sonrasında 30/04/2021 tarihi itibariyle ..... ..... 4.488,00 TL borçlu olacağı, 1.668.000,00 TL borcun 1/4'ünü İber'in ödeyeceği, gelecek olan teşviklerin parasının 4 'e pay edilip dağıtılacağı, karşılıklı belirlenen fiyatlardan araç satışlarının gerçekleştirileceği, karşılıklı kalan araçların giderlerini ruhsat sahibi firmaların ödeyeceği, ay sonu kullanıcı firmalara faturalandırılacağı, firmaların bu değerler üzerinden 30/04/2021 itibariyle borçları ve alacaklarıyla firma sahiplerini ilgilendireceği, ..... 'ın ..... 'den ..... devredileceği, ..... 'ın tedarikini ..... yapacağı, 30/04/2021 tarihli ..... 'nın hali hazırda devam eden satışları ..... tedariki ile aynen devam edeceği, aynı şekilde ..... , ..... 'in ürettiği ürünlerde başka bir tedarikçiden malzeme alıp kesinlikle satamayacağı, ..... 'nın aynı ticaretlerine devam edeceğini karşılıklı taahhüt ettikleri, ..... şirketinin ..... şirketinden tedarik ettiği ürünlerdeki fiyat değişikliğinin ..... 'nın maliyetleri gözönüne alınarak  mutabıklaşarak son halini alacağı, ..... 'nın 25.000,00 TL kira ödeyeceği, ..... depo için 5.000,00 TL kira ödeyeceği, ..... 'daki ev kiralarının ..... 'e ödeneceği, ..... 'de çalışanlardan 2 yada 3 kişinin giderlerinin ..... 'ye fatura edileceğinin  kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamından; sözleşmeye göre tek satıcı (distrübütör) konumunda olan davacı  ..... Şti'nin yetkili ve tek ortağının 20/01/2014-09/01/2024 tarihleri arasında ..... olduğu, sözleşmeye göre üretici konumunda olan ..... Şti'nin 23/02/2018-19/02/2028 tarihleri arasında ortaklarının ..... , ..... , ..... olduğu anlaşılmıştır.<br>Bilirkişi raporuna göre; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının 2019-2020-2021 yıllarında ürettiği tüm ürünlerin davacıya ve dava dışı üçünçü kişilere satıldığı, davacı şirket yetkilisi olan ..... 'in davalı şirkette 07/09/2016-21/05/2021 tarihleri arasında yönetici meslek kodu ile satış ve finansmandan sorumlu genel müdür sıfatıyla çalıştığı ve sadece tek satıcı olarak davacı şirkete mal satmadığı, diğer 3. Kişi alıcı firmalara da mal tedarikinde bulunduğu, ayrıca ön protokol düzenlenmeden önce marka kullanım bedeli ve marka satış bedeli adı ile davalı firmaya fatura kesmesi ve cari hesap kapsamında bu bedelleri tahsil etmesi nedeniyle her iki firmanın 06/11/2019 tarihli distrübitörlük sözleşmesine uymadığı rapor edilmiştir.<br>Bu durumda bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre  davacı tarafından sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğine yönelik iddiası yerinde olmayıp davalıdan talepte bulunmasının  mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.  (benzer Yargıtay 11. Hukuk Dairesi  2021/419 Esas,  2022/4896 Karar)<br>Hal böyle olunca;  davacının  dilekçesinde yer verdiği itirazlarının yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına,  mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre davacı tarafın istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince  esastan reddine karar verilmiş ve  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-..... Mahkemesi'nin ..... Esas, ..... Karar sayılı dosyasında verilen 13/11/2024 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2025\t\t\t\t<br>.....  <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa3cbe8ccb4ae888","SID":"b17d447c2acb121a"}}