{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2023/309  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/482      <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t         (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t         (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/286 Esas-2023/18 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 20/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/06/2025<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalının kendisinden talep etmiş olduğu faturada belirtilen tüm hizmetleri eksiksiz yerine getirdiğini ve düzenlediği e-faturayı davalıya gönderdiğini, buna karşın davalı yanın faturaya süresinde itiraz etmediği gibi bedelini de ödememiş olduğundan hakkında Ankara 22. İcra  Müdürlüğü'nün 2022/1584 E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu davalının ödeme emrine yapmış olduğu itirazı neticesinde işbu takip hakkında durdurma kararı verildiğini, yasa gereği söz konusu alacağın arabuluculuk yoluyla çözümü için başvurulmuşsa da taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, davalının itiraz etmiş olduğu alacağın likit olduğunu, davalının da itirazında haksız olduğunu, bu itibarla davalının itirazının iptali ile aleyhine takip talebinde belirtilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1584 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davaya bakmakla görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olmadığını ve görev itirazlarının olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında müvekkilinin şube değişikliği nedeni ile onarım ve tamiratı için görüşmeler yapıldığını, davacı tarafın müvekkiline taahhüt ettiği işleri yerine getirmediğini, müvekkilinin ulaşma çabalarının karşılıksız kaldığını, davacının anahtar dahi teslim etmeden ortadan kaybolduğunu, bu sebeple davacının faturada belirttiği alacak kalemlerine hak kazanmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın haksız kazanç elde etmek adına hazırlandığını, gerçeği yansıtmayan işler barındıran bir evrak olduğunu, davacının işi terk etmesi nedeni ile müvekkilinin dilekçe ekinde sundukları sözleşme ile açık olduğu üzere ... Dekorasyon ile anlaşma yaptığını, davacının ifa ettiğini iddia ettiği ve fatura kestiği işlerin dava dışı ... Dekorasyon Firması tarafından yapıldığını, müvekkilinin de iş bedeli ödemesini dilekçe ekinde dekontlar ile anlaşıldığı üzere anılan firmaya yaptığını, bu halde müvekkilinin davacı firmaya herhangi bir borcu olmadığının açık olduğunu, müvekkili tarafından takibe konu faturanın kabul edilmediğini, davacı adına iade faturası düzenlendiğini, bu hususun da müvekkilinin faturayı kabul etmediğinin ispatı olduğunu, davacının müvekkili ile yaptığı anlaşma gereği işleri yerine getirmemekle kalmadığını, müvekkilinin iş yerlerinde tahribata neden olduğunu, anılan tahribatlar nedeni ile müvekkilinin fazladan masraf yapmak zorunda kaldığını, ayrıca belli bir süre iş yapamadığını, maddi menfaatlerinin bu nedenle de zarar gördüğünü, gerek bu masraflar gerekse davacının yapmayı taahhüt edip de yapmadığı işler gerekse de müvekkilin aylarca işini yürütemediği için nezdinde meydana gelen zararlar için taraflarınca ayrıca dava açılacağını, müvekkilinin davacıya fatura konusu bedel miktarında borcu olmadığının dilekçe ekinde sundukları sözleşme, dekont ve iade faturası ile açık olduğunu, bu halde davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, salt haksız kazanç elde etmek adına kötü niyetle açılan işbu dava nedeni ile reddedilen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talep etme zorunluluklarının hasıl olduğunu, ayrıca mahkemeden keşif ve bilirkişi raporu tanzimi taleplerinin de bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2023 tarihli 2022/286 Esas 2023/18 Karar sayılı kararında özetle; Dava, taraflar arasındaki yapım işinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan takibin iptali isteminden ibarettir.<br>Ankara 22. İcra Dairesi'nin 2022/1584 takip sayılı icra dosyası, müzekkere cevapları, ticari defter ve kayıtlar, tanık beyanları, keşif tutanağı, bilirkişi raporları ile getirtilmesi gerekli tüm deliller dosyaya celp edilmiştir. <br>Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1584 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 26/01/2022 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde toplam 26.107,50-TL istendiği, takibin dayanağının FT02021000000072 numaralı faturadan doğan 26,107,50 TL fatura alacağı olduğu, ödeme emrinin davalıya 31/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin  03/02/2022 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, davacının yasal süresi içerisinde dava değeri olan 26.107,50 TL üzerinden itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasında yapım işi söz konusu olduğundan yerinde keşif incelemesi yapılıp bilirkişi raporu aldırılmıştır.<br>Mahkememizce İnşaat Mühendisi Bilirkişi ..., Elektrik Yüksek Mühendisi Bilirkişi ... ve Mali Müşavir Bilirkişi ...'dan oluşan heyetten 05/12/2022 tarihinde aldırılan  bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasında yazılı olmayan, sözlü bir eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının, \"eksik imalat var\" beyanlarına karşılık, bir ayıp ve eksik ihbarının bulunmadığını, davacının faturasında bulunan imalatlar ile davalının eksik işleri tamamlattığını beyan ettiği üçüncü kişinin sözleşmesinde bulunan imalatların boya yapılması hariç ayrı ayrı imalatlar olduğunu, bunlara bağlı olarak boya hariç diğer imalatların davacı tarafından yapıldığının değerlendirildiğini, davacı tarafından yapıldığını değerlendirdiğimiz imalatlar toplamının KDV hariç 20.225 TL, KDV dahil ise 23.865,50 TL olarak hesaplandığını, boya imalatlarının kimin tarafından yapıldığının kendilerince tespitinin mümkün olmadığını, mahkememizce boya işlerinin davacı tarafından yapıldığına kanaat getirilmesi durumunda,  boya bedeli ise KDV hariç 1.900 TL KDV dahil 2.242 TL olacağını, bunlara bağlı olarak boya işleri hariç davalının KDV hariç 20.225 TL, KDV dahil ise 23.865,50 TL için itirazın iptalini talep edebileceğini, mahkememizce boya İşlerinin de davacı tarafından yapıldığı kanaatine varılacak olursa, davalının KDV hariç 22.125 TL, KDV dahil 26.107,50 TL için itirazın iptalini talep edebileceğini rapor etmişlerdir.<br>Somut olayda, taraflar arasındaki yapım işi sebebiyle davacının düzenlediği faturadan kaynaklı alacağı bulunduğundan bahisle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davacının fatura konusu işleri yapıp teslim ettiğinden alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, buna karşılık davalı tarafın ise taahhüt edilen işlerin davacı tarafından yerine getirilmediği, davacının işi terk etmesi sebebiyle davacının ifa ettiğini bildirdiği ve fatura kestiği işlerin dava dışı firma eliyle gördürüldüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi hükümlerine tabi iş sebebiyle yazılı bir sözleşme bulunmadığı anlaşılmıştır. Eser sözleşmelerinde ayıp hususu 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ayıbın belirlenmesi” başlıklı 474.maddesinde düzenlenmiştir. Madde metnine göre; “İş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.” Ayıp, eser sahibine teslim edilen eserin niteliklerinde, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına göre teslim edilmesi gereken eserin özellikleriyle karşılaştırıldığında, ortaya çıkan her türlü sapmadır. Kısaca ayıp, teslim edilenle, teslim edilmesi gereken arasındaki farktır. Buna göre ayıbın ortaya çıkarılması için teslim edilen ile sözleşmede kararlaştırılanın karşılaştırılması ve eksiklikler bulunması halinde teslim edilen eserin ayıplı olduğu kabul edilmelidir.<br>Keşif mahallinde yapılan inceleme, tanık beyanları, davalının dava dışı ... ile yapılan sözleşme içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davalının davacı tarafından eksik veya ayıplı olduğu bildirilen ve dava dışı kişiye gördürülen işlerin boya ve parke işi olduğunun tespit edildiği, davalının bunlarla ilgili olarak iddiasının da parke tamiratı ve boya yapılması işi ile ilgili olduğu, bunlar dışında davacı tarafından düzenlenen faturada mevcut olan işlerle alakalı dava dışı kişiye iş gördürülmediği, davalı tarafından parke tamiratı ve boya işinin ayıplı veya tümüyle eksik yerine getirildiğine dair davacıya bir bildirimde bulunulmadığı, dolayısıyla yapılan iş ayıplı olsa dahi davalının bu haliyle işi kabul etmiş sayılacağı, aksinin davalı yanca ispat edilemediği, davalı tanığı ...'nun da beyanında boya işinin bir kat yapıldığını belirttiği, bilirkişi heyetince davacı tarafından düzenlenen faturadaki miktarların piyasa rayicine uygun olarak değerlendirildiği, davacının fatura miktarı kadar davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmıştır.<br>Davalının icra takibine yaptığı itirazı yerinde olmadığından takibe yapılan itirazın iptali ile bilirkişi raporu ile tespit edilen  asıl alacak tutarı olan 26.107,50 TL üzerinden takibin devamına, uyuşmazlık eser işinden kaynaklandığından ve alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olmadığı değerlendirilerek davacının icra inkar tazminat talebinin reddi ile yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline ve sonuç olarak davanın kabulü ile davalının takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin 26.107,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, inkar tazminatı talebinin reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili tarafından verilen 01/02/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğini, görev itirazları olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında müvekkilinin şube değişikliği nedeni ile onarım ve tamiratı için görüşmeler yapıldığını, davacının görüşmeler neticesinde kararlaştırılan işleri yerine getirmediğini, ulaşılamaz olduğunu, bunun üzerine müvekkili ... Dekorasyon- ... ile anlaşma yaparak anılan işleri bu firmaya yaptırdığını, bu hususa ilişkin sözleşme ve dekont örneklerini mahkemeye sunduklarını, bu halde davacının da müvekkilinin işyerinde çalışma yapmış olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının gerçek dışı bir fatura düzenlenerek icra takibine başladığını, düzenlenen faturalardaki iş kalemlerinin müvekkili şirketin işyerinde yapılan işler ile bağdaşmadığını, müvekkili şirketin işyeri ile uyuşmadığını, davacının müvekkili şirketin işyerinde iddia ettiği çalışmayı yaptığının kabulü ile hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iade faturasının da düzenlendiğini, davacıya gönderildiğini, davacının itiraz etmediğini, yargılama sürecinde ise davacının, müvekkilinin iş yerinde iş yapmış olduğunun ispatı için bazı videolar sunduğunu, bilirkişilerce videodaki yerin müvekkilinin işyeri olmadığını “diğer yandan video kaydında bulunan oda, keşif esnasında gezilen işyerindeki odalardan biri değildir. görüntünün nereye ait olduğu bilinmemektedir.” şeklinde açıkça beyan edildiğini, bu halde de işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, fatura konusu işyerinin halihazırda aynı iş kolunun devam ettiği faal bir firmadan devralınmış olduğunu, içerisinde iş faaliyeti bulunan yerde zaten dava dışı firmanın yaptığı işler haricinde başkaca bir iş yapılmasına gerek olmadığını, bilirkişinin ise değerlendirmesinde, hangi işin kimin tarafından yapıldığının tespit edilemeyeceğini belirterek “bu durumda sözleşme, tanık beyanları, davacı faturası beraberce aşağıda tablo halinde değerlendirilecek ve davacının yaptığı imalatlar konusunda bir sonuca varılmaya çalışılacaktır. “şeklinde bir beyanda bulunduğunu, ... Dekorasyon- ...’nun yaptığı işler hariç işyerinde mevcut herşeyi davacının yaptığı şeklinde hatalı bir hesaplama yöntemi kullandığını, ... Dekorasyonun yaptığı işler dışında başkaca bir işin olmadığının ispatı için işyerini devreden kişinin tanık olarak dinlenmesinin talep edildiğini, somut olaydaki maddi gerçeği ortaya çıkaracak bu taleplerinin yerinde görülmeyerek reddedildiğini, varsayım ile hazırlanan rapor üzerine hüküm kurulduğunu, kararın eksik inceleme ile verildiğini, yargılama sırasında tanık beyanına da başvurulduğunu, davacı tanığı ...'nın faturadaki 6 adet spot lamba bedeli kaleminin gerçeği yansıtmadığını alenen ifade ederek davalının eski iş yerinden alındığını beyan ettiğini, davacı tarafın dilekçesi ile tanığının beyanı dahi uyuşmaz iken müvekkilini böyle bir bedel ödetmeye mahkum etmenin hakkaniyete aykırı olduğunu, tanığın prizlerin değiştirdiğini söylemişse de faturada böyle bir kalem bulunmadığını, davacı tanığının kameraların da müvekkilinin eski adresinden alındığını belirtmesine rağmen faturada 3 adet kamera bedelinin 3 farklı kalem halinde bulunduğunu, tanık alarm sisteminin montajından bahsetmiş olup faturada bu husustada herhangi bir bedel görünmediğini, davacının işi yaptığını beyan ettiği tanığın beyanları ile faturadaki kalemlerin arasındaki bu tutarsızlığın davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve bu halde hükme esas alınamayacağını gözler önüne serdiğini, bu halde huzurdaki davanın hakkaniyete aykırı olduğunu, faturada laminat parke yapımı, nakliyat, alçıpan karkas ve tavan yapımı, kapı montaj, kapı demontaj işlemleri yapıldığı belirtilmişse de tanıkların da bu hususta bir çalışma belirtmeyerek faturanın bu kalemlerinin de gerçeği yansıtmadığını, mahkemenin ayıp ihbarı yapılmadığından bahisle davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerektiğini beyan etmişse de mahkemeye sundukları mesaj örnekleri ile müvekkilinin davacıya işi yapmadığını belirttiğini, defalarca ulaşmaya çalıştığını, davacının ise kendisini tehdit ettiğinin açıkça görüldüğünü, bu hususun bilirkişi raporunda da yer aldığını, davanın bu gerekçe ile reddinin kabulünün mevcut Yargıtay içtihatları ile de bağdaşmadığını, yargılama sırasında dinletilen tanıklarının beyanları ile açık olduğu üzere huzurdaki davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın faturası ve tanık beyanlarının çeliştiğini, bilirkişinin ise sunulan CD’nin işyerine ait olmadığını belirttiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, öncelikle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, görev itirazının yerinde olmadığını, gerekçeli kararda yer verilen hususların dosya kapsamına uygun ve isabetli olduğunu, dinlenilen davacı tanıklarının müvekkili şirketin bünyesinde çalışmadıklarını, bu nedenle beyanlarının objektif olduğunu, işin de bizzat kendileri tarafından yapılmış olduğunu, yine davalı tanığının beyanlarının da davacı müvekkilinin iddialarını haksız çıkaracak mahiyette olmadığını, takibe konu edilen faturaya davalı yanın süresinde itirazının bulunmadığını, bu nedenle içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiğini belirterek haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, taraflar arasında sözlü olarak kurulan eser sözleşmesi kapsamında iş bedeli alacağı karşılığı olarak düzenlenen fatura bedelinin tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı isteğine ilişkindir. <br>Davalı vekili tarafından verilen davaya cevapta, fatura konusu işlerin davacı tarafından yapılmadığı, bu nedenle bu işlerin başkasına yaptırıldığı, faturanın da bu sebeple davacıya iade edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Mahkemece mahallinde yapılan keşif, aldırılan bilirkişi raporu, dinlenen tanık anlatımları birlikte değerlendirilerek davacı yüklenici tarafından mahallinde yapıldığı tespit olunan işlerin bedelinin piyasa fiyatlarına göre 26.107,50 TL tutarında olduğu, düzenlenen faturaya süresinde itiraz edilmediği gibi süresinde ayıp ihbarı yapıldığının da davalı yanca kanıtlanamadığı, üçüncü kişiye yaptırıldığı iddia edilen işlerin sözleşme kapsamında olmayan imalatlardan olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne ve davalının hakkında yapılan icra takibinin 26.10,50 TL'lik asıl alacak kısmına yaptığı itirazın iptaline ve takibin asıl alacak üzerinden devamına, şartları oluşmadığından yani alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.<br>\tMahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>  1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2023 tarihli 2022/286 Esas 2023/18 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davalı vekilinin bu  karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun,  6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davalıdan alınması gerekli  1.783,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 445,85 TL'nin mahsubu ile kalan 1.337,55 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, <br> Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere  20/05/2025  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>         Başkan  ...                Üye ...                   Üye ...               Katip ...<br>        e-imzalıdır                    e-imzalıdır                  e-imzalıdır                 e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d057dcc15c56a4b","SID":"97403be849e13881"}}