{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/529 - Karar No:2025/681<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/529 <br>KARAR NO\t: 2025/681\t    T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>   K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/10/2022<br>NUMARASI\t: 2016/859 E-2022/589 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 04.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.06.2025\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak  istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında, davalının Aksaray'da yapımını üstlendiği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Aksaray Merkez Fatih Mahallesi 32 Derslik İmam Hatip Lisesi+200 Öğrencilik Pansiyon + Çok Amaçlı Salon (ÇAS) Yapım işi ihalesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü  Aksaray Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesine 200 öğrencilik pansiyon+ÇAS yapım işi ihalesinin, her türlü sıva, boya, mantolama, tesviye, yalıtım, seramik ve kaplama işlerinin malzemeli, çalışma iskele araç gereç ve ekipmanları ve komple işçiliklerinin yapılması hususunda 03.11.2014 tarihinde iki ayrı sözleşme imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmeler kapsamında tüm işleri yaptığını, bu işlere ilişkin metrajların davalının şantiye mühendisi olan ... ile birlikte çıkartıldığını, bizzat davacı yetkilisi tarafından da onaylandığını, ancak bu onay sırasında davalının bir takım haksız itirazlarda bulunduğunu, bu itirazların müvekkilince kabul edilmediğini, dış cepheye iskele kurulan yerlerde boşluk düşülmeyeceği halde davalının haksız olarak bir kısım yerlerde giydirme cephe (2 şantiyede toplamda 300 m2) yapıldığından bahisle boşluk düştüğünü ve bu kadar m2' nin parası ile birlikte birçok müvekkili imalatının ve hakkının karşılığını ödemediğini, bu nedenle sundukları metraj ve hesaplamalara davalının çekince koyduğu m2’lerin ve  diğer alacak kalemlerinin de eklenmesi suretiyle bilirkişilerce hesap yapılmasını talep ettiklerini, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı olarak yapılan imalatların ve bedellerinin metrajlarına göre hak edilen bedellerin tablo halinde gösterildiğini, buna göre yapılan imalatlar ve bedellerin Aksaray Merkez İmam Hatip Lisesi 200 Kişilik Pansiyon ve ÇAS inşaatı (Polis Koleji) KDV dahil toplam 281.452,09 TL, Aksaray Fatih Mahallesi İmam Hatip Lisesi 200 Kişilik Yurt ve ÇAS inşaatı işinde KDV dahil toplam 463.176,30 TL, Aksaray Fatih Mahallesi 32 Derslik İmam Hatip Lisesi inşaatı işinde KDV dahil 426.768,01 TL olduğunu, hesaba dahil edilmemiş imalatlar bedelinin de KDV dahil 16.587,65 TL olduğunu, davalının imalatların yapılmadığı yönünde bir itirazının bulunmadığını sadece metrajlara itirazı olduğunu, müvekkilinin buraya kadar ki açıklamalarda belirtilen imalatlardan dolayı 1.187.984,05 TL alacaklı olduğunu, fazla hakları saklı olarak açıklanan bu alacaklar nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL talep ettiğini, bu imalatlarla birlikte 32 Derslik İmam Hatip Lisesinin dış cephesinde yapılan imalatlar toplamının KDV dahil 201.166,93 TL olduğunu, şimdilik bu miktardan 1.000,00 TL talep ettiklerini, davalının taraflar arasında akdedilen sözleşmeler aşamasında tesfiye işini müvekkilinin rızası olmaksızın bir başkasına yaptırdığını, bu iş nedeniyle müvekkilinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle 53.306,50 TL kar kaybı zararı olduğunu, bu kalem alacak nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, davalının ekstresinde müvekkilinin bu güne kadar nakit ve çek olarak 1.183.396,58 TL ödediğinin görüldüğünü, bu ödemelerin içerisinde olan davalının müvekkiline vermiş olduğu 6.500,00 TL’lik  30.04.2015 tarihli çekin 1.500,00 TL’lik kısmının davalının dava dışı İkbal Ticaretin borcunun ödenmesi amacıyla verildiğinden ödemenin 1.500,00 TL’lik kısmını bu nedenle kabul etmediklerini, SGK ödemelerinin normal şartlarda davalının müvekkili adına yaptığını ve müvekkiline ödeme olarak gösterdiğini, ancak Fatih Mahallesi projesindeki Kasım 2014 SGK prim ödemesi, 848,37 TL ve Merkez İmam Hatip projesindeki Kasım 2014 SGK prim ödemesi 599,05 TL'nın 15.01.2015 tarihinde müvekkili tarafından yapıldığını, makbuz asıllarının müvekkilinde olduğunu, bu SGK ödemeleri toplamı 1.447,42 TL müvekkili tarafından ödendiğinden davalı şirketin ödemesinde görünmesine itiraz ettiklerini, yine davalının kendisine ait işlerde, 21 yevmiye 110,00 TL ve 42 yevmiye de 100,00 TL'dan müvekkili şirket işçilerini çalıştırdığını, 42 yevmiyelik çalışma karşılığından mahsup edilmek üzere 400,00 TL elden ...’e verdiğini ve kalan 6.100,00 TL’nı da 06.07.2015 tarihinde müvekkili banka  hesabına ödediğini, müvekkiline yapılmış ödeme gibi görünen 6.100,00 TL' lik bu ödemeyi de kabul etmediklerini, müvekkilinin şantiyeye getirdiği iç ve dış cephe boyaları ile astarlarını davalının satın almak istediğini, 94.400,00 TL' lik boyanın ve astarın davalıya satıldığını, bu miktarın da toplam ödeme içerisinde göründüğünden bu bedelin de mal karşılığı ödendiği için düşülmesi gerektiğini, bu açıklamalar kapsamında mahsubu gereken 1.500,00 TL, 1.447,42 TL, 6.100,00 TL, 94.400,00 TL =103.447,42 TL nin çıkartılması ile müvekkiline davalı tarafından inşaat imalatı kaynaklı ödemelerin 1.183.396,58 – 103.447,42= 1.079.949,16 TL olduğunu, yukarıda bahsedilen 63 yevmiyenin SGK primleri müvekkili şirket tarafından ödendiğinden ve Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/10716 sayılı dosyası ile talep edilen 127 yevmiyenin SGK'ları da müvekkili tarafından ödendiğinden davalı şirketten 127+63=190 yevmiye için 2.850,00 TL SGK prim alacağının bulunduğunu, ayrıca bu 190 yevmiyenin yemeklerinin de müvekkili tarafından karşılandığından 1.900,00 TL yemek bedeli alacağı bulunduğunu, fazla hakları saklı olarak şimdilik bu kalemden 1.000,00 TL talep ettiklerini, yine davalı hesabına çalışılan 190 yevmiyenin tamamında müvekkili şirkete ait kum, laçı vs. malzemeler kullanıldığında bu malzemeler nedeniyle 13.452,00 TL alacağın bulunduğunu, şimdilik bu kalemden 1.000,00 TL talep ettiklerini, yukarıda belirtilenlerin dışında müvekkiline ait malzemeleri liste yapılarak davalının kendi yapacağı işlerde kullandırttırıldığını, bu malzemeler nedeniyle  29.10.2015 tarihli davalının şantiye mühendisi ..., inşaat sorumlusu ... imzalı tutanakla da belirli olduğu üzere müvekkilinin 11.408,24 TL alacaklı olup, bu kalem alacak nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, müvekkiline ait iskelenin söktürtülmeyip 3 ay boyunca  davalı tarafından kullandırtıldığını, bu iskele nedeniyle 4.248,00 TL + 68.676,00 TL=72.924,00 TL  alacağın bulunduğunu, şimdilik bu kalem alacak nedeniyle 1.000,00 TL talep ettiklerini, dilekçede yer alan tablonun 7.maddesindeki 3.630,00 TL+ 10.340,00 TL'lık alacakların Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2010/10716 sayılı dosyası ile takip edilip itiraz görmekle itirazın iptali davası açılacak olan alacak kalemleri olup, hesaplara dahil edilmediğini, söz konusu tabloya ... uygulaması yaptırılmamasından sözleşmedeki imalatın değiştirilmesinden kaynaklı tazminat alacağının da dahil edilmediğini, ... uygulaması yaptırılmamasından kaynaklı alacakları için şimdilik 1.000,00 TL talep ettiklerini, müvekkili tarafından 23.02.2016 tarihinde keşide edilen ihtarnamenin 24.02.2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı ödemeyi yapmamakla 06.03.2016 tarihinde temerrüde düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olarak kesin hesabın bilirkişilerce tespit edilmesinden sonra fazla hakları saklı olarak dava dilekçesinde açıklanan alacak kalemleri için şimdilik toplam 8.000,00 TL'nın davalının temerrüde düştüğü 06.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tDavalı vekili: Davacının iddialarını kabul etmediklerini, davacının işi eksik ve kusurlu yaptığını ve inşaat mahallini terk ettiğini, müvekkilince tamamlattırılarak işin idarece kabulünün müvekkilince yaptırıldığını, bu nedenle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu,  23.11.2015 tarihinde geçici kabulün onaylandığını, davacının ilk ihtar tarihinin 23.02.2016 olduğunu, müvekkilinin davacıya SGK ödemeleri ile ilgili herhangi bir teklifinin olmadığını, aksine davacı bu ödemeleri yapmayınca müvekkilinin borçlu görünüp ihalelerden yasaklı duruma düşmemek ve sözleşmeyi feshettirmemek için kendi tedbirini almak zorunda kaldığını,  134.750,00 TL ceza kesilmesi uygulamasının doğru olduğunu, bu yaptırımın taraflar arasındaki sözleşme gereği olup, takas-mahsup talebi yönünden bunun değerlendirilmesini talep ettiklerini, taraflar arasındaki alacak verecek  hesabının her iki iş için birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yine bir kısım işlerde de nefaset kesilmesini gerektirecek bozuk imalatların olduğunu, bunlar için de takas- mahsup talebinde bulunduklarını, davanın kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu belirterek, usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk  derece mahkemesince: Davanın,  eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebi istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ifanın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği, borç ve alacak durumunun taraf defterlerine ne şekilde yansıtıldığının tespiti açısından dosya bilirkişiye tevdi edilmekle, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2 ayrı ihale kapsamındaki işler için 2 ayrı sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeler ve bu sözleşmelerde noter taahhütnamesi ile şantiye şefliği ve inşaat mühendisliği hizmetlerinin üstlenildiği, sözleşmelerin, sözleşmenin konusu başlıklı 3. maddeleri hariç diğer maddeleri birbirinin aynısı olduğu,  sözleşme konusu ihalelerin tamamlandığı ve geçici kabullerinin yapılarak ana işveren olan Aksaray Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne geçici ve kesin kabullerinin yapılarak teslim edildiğinin dosyadaki evraklardan anlaşıldığı, Aksaray Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesine 200 Öğrencilik Pansiyon işinde geçici kabul sonrasında dış cephede sıva imalatlarında sorun çıktığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünce düzeltilmesinin ihtar edildiği, davalı tarafından Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/5 sayılı dosyasında tespit yaptırıldığı,  dava konusu 2 adet sözleşme için, kesin kabul öncesi bazı imalat bozuklukları ve ayıplı imalatların ortaya çıktığı, bunlar giderilmeden işlerin idare tarafından teslim alınmadığı, bu ayıplı imalatların giderilmesi için karşı tarafa ihtarname çekildiği ancak bir olumlu yanıt gelmediği bu nedenle sözkonusu işlerle ilgili olarak sonradan ortaya çıkan ayıpların, yeniden yapılması-onarım giderlerinin tespitinin talep edildiği ve mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından hazırlanan 09.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile,  Aksaray Merkez Fatih Mahallesi 32 Derslik İmam Hatip Lisesi 200 Öğrencilik Pansiyon ÇAS yapım İşi'nde ayıplı imalatların düzeltilmesi bedelini 50.274,96 TL, Aksaray Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi 200 Öğrencilik Pansiyon* ÇAS yapım İşi'nde ayıplı imalatların düzeltilmesi bedelini 34.479,29 TL olarak ve 2017 yılı birim fiyatlarının kullanılarak tespit edildiği, davacı tarafından, bilirkişilerce tespit edilen ayıplı imalatların varlığı reddedilmemekle birlikte, dış cephedeki bazı imalatlardaki hatalara, davalı ... tarafından yapılan diğer imalatların sebep olduğu, bu nedenle kendilerinin bir sorumluluğu bulunmadığı dış cephede belirtilen imalatların iskelesiz de yapılabileceği bu yüzden iskele bedeli hesaplanmaması gerektiği, belirlenen bedellerin fahiş olduğunun beyan edilerek itiraz edildiği, bu bakımdan geçici ve kesin kabuller öncesinde iş bu davanın konusu olan birtakım imalatlarda sonradan ortaya çıkan ve giderilmesi gereken birtakım imalatların bulunduğu, geçici ve kesin kabul tutanakları ve idarenin ( İl Milli Eğitim Müdürlüğü) yazmış olduğunun yazılarla belirgin olduğu, dosya kapsamından bunların davalı tarafından giderildiğinin  anlaşıldığı, Aksaray Merkez Fatih Mahallesi 32 derslik İmam Hatip ÇAS Yapım İşinin geçici kabulünün 23.09.2015 tarihi itibar edilerek yapıldığı, geçici kabulde İnşaat Lisesi 200 Öğrencilik Pansiyon imalatlarında 40 kalem eksiklik olduğu, bu eksiklikler içerisinde taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bulunan imalatlara ait eksikliklerin de bulunduğu, geçici kabulün 23.11.2015 tarihinde onaylandığının görüldüğü, anılan işin kesin kabulünün 08.02.2017 ve 10.02.2017 tarihleri arasındaki incelemeye istinaden yapıldığı ve taraflar arasındaki sözleşmenin konusu olan Okul-Yurt-ÇAS binalarının dış cephe sıva ve boya imalatlarında eksikliklerin olduğunun da tespit edildiği bir tutanak düzenlendiği, kesin kabulün 19.09.2017 tarihinde onaylandığının görüldüğü, Aksaray Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesine 200 Öğrencilik Pansiyon ÇAS yapım İşinin geçici kabulünün 06.07.2015 tarihi itibar edilerek yapıldığı, geçici kabulde inşaat imalatlarında eksiklikler tespit edildiği, bu eksiklikler içerisinde taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bulunan imalatlara ait eksikliklerin de bulunduğu, geçici kabulün 31.08.2015 tarihinde onaylandığı, geçici kabul sonrasında İl Milli Eğitim Müdürlüğünce, 18.02.2016 tarihinde ÇAS dış cephesinde sıvada bulunan patlamalar dahil eksikliklerin giderilmesinin istendiği, anılan işin kesin kabulünün 26.08.2016 tarihindeki incelemeye istinaden yapıldığı ve kesin kabule engel arızalarının bulunmadığının kayda geçirildiği bir tutanak düzenlendiği, kesin kabul tutanağında onay tarihinin yazılmadığının görüldüğü, bu bakımdan kesin kabuller öncesinde iş bu davanın konusu olan birtakım imalatlarda sonradan ortaya çıkan ve giderilmesi gereken birtakım imalat hatalarının ve ayıplı imalatların bulunduğu, dosya kapsamındaki taraflar arasındaki ihtarnamelerden ve davacı tarafın bilirkişi raporuna yaptığı itirazlardan bu eksikliklerin davacı tarafından sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmediği ve belirlenen bu ayıplı ve hatalı imalatların, davalı tarafından giderildiği,  mahallinde bilirkişilerce yapılan tespitlere göre bu hatalı ve ayıplı imalatların düzeltilmesinin bedelinin  84.754,25 TL olduğu, bu bedelin davacı alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği, davacı metrajlarla ilgili olarak davalı firma mühendisleriyle birtakım metrajlar yapılarak mutabık kalındığını beyan ve iddia etmekte ise de,  dosya kapsamından dava dilekçesi ekinde verilen metraj tablolarındaki imza sahiplerinin davalı tarafın yetkili elemanları olmadığının tespit edildiği edildiği ve bu nedenle yapılan bu metraj çalışmalarının ancak bir ön hazırlık kapsamında değerlendirilebileceği, nihai metraj sonuçlarının davalı firmanın sahibi veya şantiye şefi, inşaat mühendisliği için ana işverene isimleri bildirilenler gibi yetkili elemanlarınca kontrol edilip onaylandıktan sonra bir geçerliliğinin olacağı, iskelenin davalı şirketçe kullanıldığı iddiasında ise, davalının iskele sökme görevinin olmadığı ve davacının iskeleyi sökmek isteyip, alamadığına ilişkin bir delilin bulunmadığı, 29.10.2015 tarihinde imzalanan tutanakta belirtilen malzeme bedelleri yönünden yapılan değerlendirmede de, bu tutanakta, davacı tarafından, davalının sahadaki elemanlarına teslim edilen çimento ve boyalar bulunmakta olduğu ve toplam 9.668,00 TL tutarlı bu malzeme bedelleri de dikkate alındığında, dosyaya taraflarca sunulan kesin hesaplar, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının, davaya konu sözleşmeler kapsamında herhangi bir alacağının bulunmadığı, 43.249,78 TL borçlu olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı şirket arasında  03.11.2014 tarihinde iki ayrı sözleşme imzalandığını, müvekkilinin bu iki ayrı sözleşmedeki tüm işleri yaptığını,  bu işlere ilişkin metrajların,  davalının şantiye mühendisi olan ...  ile birlikte çıkartıldığını,  bizzat davacı yetkilisi tarafından da onaylandığını, ancak bu onay sırasında davalı bir takım haksız itirazlarda bulunmuşsa da, bu itirazların müvekkilince kabul edilmediğini, işbu davada, müvekkili ve davalının mühendisi ... ile hazırlanmış olan müvekkili şirketin yaptığı imalatın m²’lerine göre, müvekkilinin hak ettiği imalat bedellerinin tespiti ile tahsilini talep ettiklerini,  mahkeme yazılı gerekçeyle  taleplerinin reddine karar verildiğini, kararın gerekçesinde belirtilen ve taraflar arasında imzalanan dava konusu iki sözleşmede de noter taahhütnamelerinden hiçbir şekilde bahsedilmediği gibi, bu sözleşmelerde de belirtilen isimlerin davalı şirketin şantiye şefi, mühendisi olduğuna ilişkin bir ifadeye yer verilmediğini, aleyhe bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalının  anılan bu kişilerin şirketlerince yetkilendirildiğine ve görevlendirildiğine dair müvekkili şirkete hiçbir yazılı/sözlü bildirimde de bulunmadığını, bulunduğuna dair delil de sunamadığını, çünkü davalı şirket yetkilisi ...’in müvekkiline inşaatın şantiye şefi ve tam yetkilisi olarak ... ile ...’ı tanıttığını, ayrıca dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında şantiye şefi olarak; ..., ... ve ...’ın, inşaat mühendisi olarak da ...’nın tespit edildiği ifade edilmişse de, müvekkili şirket yetkilileri ve çalışanlarının, bu kişileri hiç görmediklerini ve tanımadıklarını, şantiye şefi olarak inşaat mühendisi ...'ı bildiklerini, tüm kontrol ve işlemlerin ... tarafından yürütüldüğünü ifade ettiklerini,  bilirkişi raporuna itirazlarını aynen tekrar ettiklerini, dosya kapsamında dinlenilen tanıklarının beyanlarıyla da sabit olduğu üzere inşaatın şantiye şefi ve tam yetkilisinin ... olduğunu, dosyadaki tüm tutanaklarda ... ile ...’ın imzalarının olmasının da, iddialarının  doğruluğunun  kanıtı olduğunu,  bunlarla birlikte tüm çalışanların davalı şirketin şantiye şefi ve tam sorumlusu olarak tanıdıkları ve bildiklerini ifade ettikleri ... ile ...’ın davalı şirkette SGK’lı olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı hususunun araştırılmasını talep ettiklerini ancak gerekçeli kararda bu hususa ilişkin bir  ifade de bulunulmadığını, kaldı ki bu kişilerin SGK’ları yapılmamışsa, kaçak çalıştırıldıklarını, bunu da müvekkilinin bilmesinin mümkün olmadığını,  söz konusu şahısların davalı şirkette SGK’lı olarak çalışıp çalışmadıkları hususu araştırılmaksızın, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde de davalı şirketin şantiye şefi ve sorumlusu olarak belirttiği isimlerin yer almadığı hususu göz önüne alınmaksızın eksik inceleme ile verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bununla birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişilerin, mukayeseli tablolarda neden davalı şirketin metrajlarını baz aldığının da anlaşılamamış olup bu durumu kabul etmediklerini, bu hususun da göz önüne alınarak inceleme yapılmasını talep ettiklerini, ancak bu taleplerinin değerlendirilmediğini, davalı tarafın Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/5 D. İş sayılı dosyasıyla yaptırdığı delil tespiti raporuna karşı itirazlarını sunduklarını, buna ek olarak 32 derslik lisenin sadece bürüt (perde) beton yüzeylerindeki sıva işlerinin müvekkilince yapılmadığını, buradaki dökülmelerin dahi yokluklarında yaptırılan tespite konu edilip, bedelinin istenmesi hukuken korunmayacağını,  buna ilişkin itirazları göz önüne alınıp değerlendirilmeden hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hak kaybına neden olduğunu, davalının kullandığı yanık tuğlalar üzerindeki sıvaların dökülmesi sorununun da, ayrıca ve önemle göz önüne alınması gerektiğini, davalı tarafın açtığı bir karşı dava olmadığından, Aksaray SHM’de yapılan tespitte haksız olarak belirlenen bedelin, müvekkili alacağından düşülmesinin hukuken imkansız olup bu mahsubun doğru olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere, bu tespit göz önüne alınacak olsa bile, sadece davalı tarafın verdiği bilgilere dayalı olarak  ve yokluklarında yapıldığını ve itirazları bulunduğu halde bunların dahi değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda,  bilirkişilerin, 24.06.2016 tarihli davalı ihtarnamesiyle eksik imalatların giderilmesinin istendiğini ifade etmişlerse de, bu ihtarnamenin fatura iadesi ihtarnamesi olduğunu, ayıplı imalat ile ilgili bulunmadığını, geçici ve kesin kabullerin yapılıp yapılmadığından bilgileri olmaksızın keşide ettikleri 01.07.2016 tarihli cevabi ihtarnamede, imalatların bitirildiği ve faturayı tekrar gönderdiklerinin belirtildiğini, yine geçici ve kesin kabullerin yapılıp yapılmadığından bilgileri olmaksızın keşide ettikleri 12.04.2017 tarihli cevabi ihtarnamede de, “kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, yaptığımız işlerde, kesin kabule engel bir durum var ise, ilgili idarenin, bu durumu gösterir raporu mevcuttur. Bu raporların ve bu duruma ilişkin bilgi/belgelerin tarafımıza ulaştırılmasından itibaren en kısa süre içinde, bu işlerin düzeltilmesi yoluna gideceğimizi ihtaren bildiririz.”denildiğini, buna rağmen, varsa eksiklerin üçüncü şahıslara yaptırılıp parasının müvekkilinden alınması veya mahsup edilmesinin hukuki  olmadığını, yine anılan bilirkişi raporunda Aksaray 1. SHM'nin 2017/5 D.iş sayılı dosyasıyla yaptırılan tespitten sonra müvekkiline ihtar çekilerek ayıplı imalatların giderilmesinin istendiğini, müvekkilinin ise olumlu cevap vermediğinin tespit edildiğinin  yazılı olduğunu, bilirkişilerin burada tarih sıralamasında yanıldıklarını, bunun da önemli olduğunu,  davalının 10.04.2017 tarihinde ayıpların giderilmesi için ihtar keşide ettiğini,  buna karşılık müvekkilinin 12.04.2017 tarihinde bu ihtara olumlu cevap verdiğini,  ancak buna rağmen davalının, Aksaray 1 SHM’de tespit yaptırdığını, yaptırılan tespite ilişkin itirazlarını daha önce bildirdiklerini, bu itirazlarının da değerlendirilmediğini, dökülmelerin ve kabarmaların çoğunun, fotoğraflarda da görüldüğü üzere, zeminden ve çatıdan alınan su nedeniyle olduğunu, müvekkilinin ise, su izolasyon işi yapmadığını, böylece, müvekkilinin bu işte, yani tespit raporundaki zarar ile ilgisi ve sorumluluğunun olmadığını, bu durumun dahi göz önüne alınmaması karşısında öncelikle Aksaray 1 SHM'nin 2017/5 D. İş sayılı raporunun ve ardından da dosyanın bilirkişi raporunun bu haliyle hükme esas alınamayacağını,  tespit bilirkişi  raporundaki rakamların, müvekkil alacağına mahsup edilmesinin doğru olmadığını, bilirkişilere hangi gerekçeyle 84.754,25 TL'nın müvekkili alacağından mahsup ettiklerini ayrıntılı olarak açıklattırılması gerektiğini, bunu talep etmişlerse de gerekçeli kararda bu hususa ilişkin de bir değerlendirmenin yer almadığını, davalının  Ankara 35. Noterliğinin 10882 yevmiye numarası ile, 10.04.2017 tarihinde, bir kısım ayıplı imalatların düzeltilmesi için, kesin bilgi vermeksizin afaki bir ihtarname keşide ettiğini, müvekkilinin de  Etimesgut Noterliğinin 16002 yevmiye, 12.04.2017 tarihli ihtarnamesi ile, aleyhe kabul anlamına gelmemek üzere, yapılan işlerde kesin kabule engel bir ayıp var ise, ilgili idarenin bu durumu gösterir raporunun müvekkiline tebliğinden itibaren en kısa süre içerisinde ayıpları gidereceğini ihtar ettiğini, müvekkilinin iyi niyetli ve ayıplar var ise gidereceğine ilişkin ihtarına rağmen davalının,  ayıpların giderilmesi için ilgili tutanağı tebliğ edip belirlenen ayıp var ise bunların müvekkili tarafından giderilmesini istemeden, Aksaray 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/5 D. İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırdığını, yapılan tespite itiraz ettiklerini, geçici kabulün üstünden yaklaşık 17 ay geçtikten ve dava ikame ettikten sonra yaptırılan tespitin, müvekkili  aleyhine sonuç doğuramayacağını, müvekkilinin ayıplı imalat var ise düzeltmeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen, bu ayıpların, müvekkiline başvurmadan üçüncü şahıslara yaptırılmasını hukukun korumayacağını, bu durumda, davalının yaptığı masraf varsa bile, kendi uhdesinde kalacağını, kaldı ki, varsa geçici kabulde belirlenen eksiklerin müvekkiline hiç bildirilmediğini, bütün bu hususları gözden kaçırarak hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, itirazlarını karşılar bir rapor/ek rapor aldırılmaksızın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, geçici kabulün üstünden yaklaşık 20 ay, kesin kabulün üstünden de yaklaşık 8 ay geçtikten ve davayı ikame ettikten sonra yapılan tespitin müvekkili aleyhine sonuç doğurmayacağını, dava konusu sözleşmelerin 6.8. Maddesinde garanti süresinin idarenin işin geçici kabulünü yapmasından itibaren 12 ay olarak kararlaştırıldığını, buna göre her iki sözleşmeye ilişkin geçici kabullerden itibaren derhal ve hatta 12 ay içinde müvekkili şirkete hiçbir ayıp bildiriminin yapılmadığını, garanti süreleri dolduktan sonraki afaki ayıp bildirimlerinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını, sözleşmeler gereğince müvekkili şirketin kendisine ait iskeleyi kurdurduğunu,  sözleşme kapsamındaki kendi işi bittikten sonra iskelesini sökmek istediğinde, davalı şirketin iki adet yurt inşaatının ön cephesinde bulunan ve davalı şirket tarafından yapılması gereken alüminyum cephe giydirme imalatında iskeleyi kullanacaklarından bahisle müvekkili şirketin iskeleyi sökmesine izin vermediğini, müvekkiline ait iskeleyi üç ay boyunca, alüminyum cephe giydirme işi bitene kadar müvekkiline  ait iskeleyi kullandığını, ayrıca davalının  32 Derslik Lise inşaatında, sözleşme kapsamında olan tüm dış cephe boya ve brüt beton yüzeylerdeki ... sıva işini, müvekkilinin rızası olmaksızın ve hiçbir gerekçe sunmadan müvekkiline yaptırmayacağını söylemesinden sonra, müvekkiline ait olan iskelenin sökülmesine izin vermediğini ve 32 Derslik İmam Hatip Lisesi’nin tüm dış cephesinde kurulu bulunan 4.850m² iskelenin üç ay süre ile kurulu kaldığını,  bu esnada da davalı şirketin iskeleyi üçüncü şahıslara yaptırdığı brüt beton yüzeylerdeki ... sıva ile tüm dış cephe boya işlerinde kullandırdığını, müvekkiline ait iskelenin davalı tarafından kullanılması nedeniyle dava dilekçesinde ayrıntılı olarak izah ettikleri  üzere iskele kullanım bedelini talep ettiklerini ancak mahkeme kararında davalının iskele sökme görevinin olmadığı ve davacının iskeleyi sökmek isteyip, alamadığına ilişkin bir delilinin bulunmadığı gerekçesiyle iskele kullanım bedeline ilişkin alacak taleplerinin reddedildiğini, karara bu yönden de itiraz ettiklerini, dinlenen tanıklarının beyanlarıyla bu iddialarının  ispat edildiğini, mahkemece tanık ifadelerinin değerlendirmeye alınmadığını ve bu hususta gerekçeye de yer verilmediğini,  hükme esas alınan raporda bilirkişilerin müvekkilinin yapmadığını ifade ettikleri imalatları ve verdikleri malzemeleri tam olarak anlamadan rapor düzenlediğini, 94.400,00TL’lik faturanın, davaya konu inşaatlarda kullanılan malzemelerle bir ilgisinin bulunmadığını, bu çelişkilerin giderilip doğru hesabın yapılması için ek rapor ya da yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması için talep de bulunduklarını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, bilirkişilerin ... malzemesinin müvekkilince verildiğinin söylendiğini ifade etmişlerse de  böyle bir ifadelerinin ve iddialarının olmadığını, müvekkilince ... malzemesi üzerine uygulanan mineral sıva ve boyayı verildiğini söylediklerini, davalı şirketin cevap ve ikinci cevap dilekçesinde ... Yapı Kimya … Ltd. Şti. ve ... Yapı Sis. …Ltd. Şti. ile sözleşme yaptığını iddia etmediği gibi bu sözleşmelere de delil olarak dayanmamış olduğu halde 05.12.2019 tarihli beyan dilekçesi ile bir kısım yeni iddialar ve deliller ileri sürdüğünü, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında yeni ileri sürülen iddialara ve yeni delil sunulmasına muvafakat etmediklerinin  10.02.2020 tarihli 10 numaralı duruşma tutanağına zapt edildiğini, gerekçeli kararda bu hususa ilişkin bir değerlendirmeye de yer verilmediğini, davalı tarafça ... dışındaki imalatların müvekkili tarafından yapıldığının ikrar edildiğini,  bu ikrar karşısında davalı tanığı Aysun Akkurt'un tanıklık ifadesinin geçerli olmadığını ve hükme esas alınmaması gerektiğini, bunlarla birlikte davalının mühendisi bu imalatları müvekkilinin yaptığına ilişkin kısmi hakediş raporu düzenlediği gibi, davalı yetkilisi de bir kısım metrajların yerinde ölçüleceği notuyla bu imalatları müvekkilinin  yaptığını açıkça kabul ettiğini, tüm bu izah edilen hususlar değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerin sözleşmenin 6.32 maddesinden alıntı yapıp müvekkili aleyhine sonuç çıkartırken, maddenin devamı olan “Bunun için işveren, taşeronu 7 (yedi) gün önceden yazı ile bilgilendirecektir.” ibaresini göz ardı ettiklerini, davalının, müvekkilinden geri aldığı işlerin hiçbirisinde, 7 gün öncesinde yazılı bir bildirimi olmadığını, bu nedenle de, müvekkili lehine kâr kaybının hesaplanması gerektiğini, bilirkişilerin, mukayeseli tablolarda, neden davalının metrajlarını baz aldıklarının da anlaşılamadığını, bilirkişi raporlarında yanlış değerlendirmeler sonucunda kâr kayıbının da hesap edilmediğini,  davalı tarafın ekstresinde, müvekkiline bugüne kadar nakit ve çek olarak 1.183.396,58TL ödediğinin görüldüğünü, bilirkişi raporunda bu paranın 1.447,42TL’si ile 6.100,00TL’sinin müvekkilinin borç hanesine yazılmaması gerektiğinin tespit edildiğini, ancak raporda davalı tarafından müvekkiline verilen  6.500,00TL’lik çekin 1.500,00TL’sinin, davalının borçlu bulunduğu ...’nın alacağına sayıldığına ilişkin değerlendirme yapılamadığını,  07.10.2015 tarihli 94.400,00TL’lik faturanın, müvekkili alacağı olduğunun tespit edildiğini, ancak, bu faturanın dava dilekçesi ile  talep ettikleri  diğer kalemlerdeki malzemeler için düzenlendiği varsayılıp, o alacak kalemlerine mahsup edilmek suretiyle yanılgıya düşüldüğünü, fatura alacaklarının diğer kalemlerdeki malzemelere mahsup edilmesinin doğru olmadığını, bu hususa ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda müvekkilince ödenen SGK primleri  ile yemek bedellerinin müvekkili alacağına  ilave edilmesi gerektiği tespit edilmiş ise  Ankara 14.İcra Müdürlüğünün 2016/10716 sayılı icra dosyası dava dosyası içersinde bulunmadığından  127 yevmiyeye ilişkin  SGK primlerine ilişkin değerlendirme yapılamadığının ifade edildiğini, belirtilen icra dosyası getirtilerek yeniden rapor alınmadan eksik incelemeye dayalı olarak hazırlanmış raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen  bir kısım alacak taleplerine ilişkin bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında değerlendirme yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6100 sayılı HMK' nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri  bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK' nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, denetime elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.<br>\tHMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların,  bilirkişiye  tamamlattırılmasını,  belirsizlik  gösteren  hususlar  hakkında  ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği,  ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır  .<br>\tBilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksiksiz ve yeter derecede kanaat verici olması, varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarını göstermesi, kendi içerisinde çelişkili olmaması, tarafların itirazlarını karşılaması ve denetime elverişli bulunması gerekir. Kanaat verici olmayan, çelişki içeren, yetersiz ve denetime elverişsiz bulunan rapora dayanılarak hüküm verilemez.<br>\tSomut olayda; mahkemesince alınan 01.03.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle taraflarca sunulan kesin hesaplar, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının dava konusu her iki işe ilişkin sözleşmeler kapsamında herhangi bir alacağının bulunmadığı, 43.249,78 TL borçlu bulunduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş, davacı vekili 18.03.2019 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna gerekçelerini de gösterir şekilde teknik itirazlarını bildirerek ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden itirazları doğrultusunda rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilince itiraz edilmesine rağmen  bilirkişi heyetinden ek rapor alınmadığı gibi  HMK'nın  281/3. maddesi gereğince yeniden bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır.\t<br>\tYerleşik içtihatlarda da kabul edildiği üzere, mahkemesince öncelikle hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan davacı vekilinin rapora itirazlarını da karşılayacak biçimde gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.\t(Yargıtay  (kapatılan)15.HD. 2019/1145E-2020/2255K.,14.07.2020)<br><br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. \t<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı   vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.10.2022  gün ve  2016/859 E., 2022/589 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince  kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı  tarafça yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde  kendisine  iadesine,<br>\t5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderleri ve ödediği istinaf başvuru harcının  ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak   04.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t <br>         Başkan  ...                   Üye ...\t             Üye ...                  Katip...<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8b01dc83a746ad7b","SID":"b8bac59d43d74bba"}}