{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/400 - Karar No:2025/680<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/400 <br>KARAR NO\t: 2025/680<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/12/2022<br>NUMARASI\t: 2022/601 E-2022/834 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser  Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 04.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04.06.2025\t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine   eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tAsıl davada davacı vekili:  Taraflar arasında 25.02.1999 tarihinde yüklenici sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya ait parseller üzerine 1252 villa ve 22 daireden oluşan inşaatın 1.350.000,00 TL(yeni TL) birinci keşif bedeli konut inşaatları ile alt yapı ve çevre tanzimi inşaatlarının yapımını maliyet+%11 kar ile yapmayı üstlendiğini, müvekkilinin sözleşme şartlarına uygun olarak işi tamamladığını, sözleşmenin 24.maddesi uyarınca davalı kooperatifi yazılı olarak haberdar ederek geçici kabule hazır olduğunu bildirdiğini, davalı kooperatifin geçici kabul heyetinin 18.07.2014-21.07.2014 tarihleri arasında incelemeler yaparak geçici kabulü yaptığını ve işin eksiksiz, kusursuz yapıldığı belirtilmek suretiyle geçici kabul tutanağının düzenlediğini,  geçici kabulü müteakip kooperatifin konutları üyelerine teslim ettiğini ve 3 yıldan bu yana konutların kullanılmakta olduğunu, 21.07.2014 tarihi itibariyle müvekkilince yapılan işlere ilişkin olarak 2013-2014 yılı için 1 nolu 1.484.736,76 TL tutarında hakediş düzenlediğini, kooperatifin hakediş tutarından muhtemel kusurlu ve ayıplı imalatlara karşılık teminat olarak tutulmak üzere 81.736,00 TL'lık kısmını kestiğini, bakiye 1.403.000,77 + 14.030,01 TL KDV olmak üzere toplam 1.417.030,78 TL miktarlı 21.07.2014 tarihli faturanın müvekkilince düzenlendiğini, bu miktardan alınan avans olan 1.055.824,30 TL avans ve %3 gelir spotaj vergisi 42.090,02 TL’nin düşümü ile 319.116,46 TL'nın kaldığını, davalı tarafından bankadan yatırılan 10.000,00 TL’nin de düşümü ile 309.116,46 TL müvekkili alacağının bulunduğunu, davalının bu borcu ödemekten kaçındığını, müvekkilinin 24.10.2017 tarihli ihtarname ile bu miktar alacağını talep ettiğini, davalının cevabı ihtarı ile kesin hesap yapılması ve bir kısım ayıplardan bahsederek borcunu ödemekten kaçındığını, müvekkilinin 21.07.2014 tarihli 1.417.030,78 TL bedelli faturası davalıya tebliğ edildiği halde yasal sürede itiraz etmediğinden fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, davalının 06.11.2017 tarihli cevabi ihtarında da faturaya yönelik açık bir itirazın bulunmadığını, davalının bu ihtarında söz konusu ettiği durumların fatura alacağı ile ilişkilendirilmesinin de mümkün olmadığını, geçici kabul sonrası düzenlendiği iddia olunan belgede söz konusu edilen ayıpların ortadan kalktığını, davalının ayıp ihbarının süresinde dahi olmadığını, resmi kurumlarca yerine getirilmesi gereken işlemlerin de ayıp olarak nitelendirildiğini, faturanın tarafların  ticari defterlerine de işlendiğini, sözleşmenin 25.maddesinde kesin kabulün düzenlendiğini, geçici kabul 21.07.2014 tarihinde yapıldığından geçici kabulden sonraki bir yıllık süreye göre 21.07.2015 tarihi itibariyle de artık kesin kabulün yapılmış olduğunun kabulü gerektiğini, bu halde davalının müvekkilini kesin kabule davet etmesinin hukuken bir anlamı bulunmadığını, bu yönden davalının cevabi ihtarına eklediği 04.08.2015 tarih 16331 yevmiye sayılı açık ayıplara ilişkin ihtarının hiçbir kıymeti olmadığını, çünkü bu ihtarın işin kesin kabulünden sonra ve bu anlamdaki yasal uyarı sürelerinden çok sonra yapıldığını, yine davalının söz konusu ihtardaki imalat eksikliklerine dayanabilmesinin de olanaksız olduğunu, 06.11.2017 tarihli ihtarnamede eksikliklerin ilgili devlet kurumlarınca giderildiğinin kabul edildiğini, yani 2013-2014 yılı 1 nolu hakedişe yönelik olarak tutulduğu iddia olunan tutanaktaki eksikliklerin giderildiğini, bu halde davalının artık bu eksikliklere dayanabilmesinin olanaksız olduğunu, diğer yandan taraflar arasındaki sözleşme kapsamında imalatların bazı kısımların davalı tarafından başka taşeronlara verilmek suretiyle imal ettirildiğini, davalının ayıp olarak ileri sürdüğü hususların başka taşeronlar tarafından yapılmış imalatlar olduğunu, bu nedenle davalının ileri sürdüğü ödememe konusundaki itirazlarının yasal anlamda geçerli dayanağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 17.maddesi gereğince tahakkuk tarihinden itibaren 30 gün içinde ödenmeyen alacaklara 21.08.2014 tarihinden itibaren aylık enflasyon oranında (DİE tarafından açıklanan toptan eşya fiyatı üzerinden) gecikme zammı ile birlikte bankaların kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi oranında faizi ile birlikte ödetilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin  bakiye 309.116,46 TL alacağının davalıdan tahsiline ve bu alacağa  sözleşmenin 17. maddesi gereğince 21.08.2014 tarihinden itibaren DİE’nin açıkladığı toptan eşya fiyatı üzerinden gecikme zammı uygulanmasına  ve yine 309.116,46 TL alacağa 21.08.2014  tarihinden  itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini istemiş, 03.03.2020  tarihli ıslah dilekçesiyle 309.116,46 TL'lık talebi  84.407,34 TL daha arttırarak 393.523,80 TL'na ıslah ederek 21.08.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tAsıl davada  davalı vekili: Dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında 25.02.1999 tarihli sözleşme ve bila tarihli alt yapı sözleşmesi yine 19.05.2012 tarihli alt yapı işleri yeni fiyat tespit tutanağına dayanan iş ilişkisi bulunduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen alacak için düzenlenen (2013-2014) yılı 1 nolu hakedişin 25.02.1999 tarihli sözleşme çerçevesinde düzenlenmemiş olup, bila tarihli Altyapı Sözleşmesi ve  19.05.2012 tarihli Yeni Fiyat Tespit Tutanağı çerçevesinde yapılan işler için düzenlenmiş hakediş olduğunu, davacının yapılan sözleşmeleri birbirine karıştırdığını, davaya dayanak yapılan 2013-2014 yılı 1 nolu hakedişten müvekkilinin borcunun bulunmadığını, ayrıca taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve 19.05.2012 tarihli yeni fiyat tespit tutanağı kapsamında davacının edim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, 25.02.1999 tarihli sözleşmeye ilişkin geçici kabulün 21.07.2014 tarihinde yapıldığını,  ancak geçici kabul tutanağında eksik ve kusurlu işler belirtilerek liste halinde sıralandığını, eksik ve kusurlu imalatlarla ortaya çıkan gizli ayıplar hakkında davacıya 04.08.2015 tarihli 16331 yevmiye sayılı ihtarnamenin gönderildiğini, konu hakkında 20.08.2015 tarihinde davacı şirket yöneticileriyle toplantı yapıldığını ve eksik kusurlu imalatlara yönelik çalışmalar tamamlanmadan kesin kabul işleminin yapılmayacağının karar altına alındığını, ikametin başlamasıyla birlikte özellikle altyapı imalatlarında görülen eksik ve kusurlu imalatların günlük yaşamı etkilediğini, davacıya yazılı ve sözlü bildirimlerin yapıldığını, günlük yaşamı etkilememesi için alt yapı kaynaklı hataların ve eksikliklerin aciliyetine binaen ilgili kurumların  çalışmaları ile giderildiğini,  taraflar arasındaki mutabakata göre konuyla ilgili teknik bir rapor hazırlatıldığını ve davacıya toplantı sırasında sunulduğunu,  geçici kabul tutanağındaki eksik ve kusurlu işler ile 04.08.2015 tarihli  ihtarname ile bildirilen gizli ayıplar, eksik ve kusurlu işlerin davacı tarafça yerine getirilmediğini, bundan dolayı da davacı tarafın müvekkili kooperatife 25.02.1999 tarihli sözleşme kapsamında işlerin kesin kabulü için yazılı müracaatta bulunmadığını,  ayrıca 2017 Ekim ayına kadar da yazılı olarak  alacak talebinde bulunmadığını,  müvekkilinin 2013-2014 yılı imalatlarını kapsayan 1 nolu hakedişten borcunun bulunmadığını, diğer bila tarihli altyapı sözleşmesi ve 19.05.2012 tarihli alt yapı işleri yeni fiyat tespit tutanağına dayalı edim yükümlülüklerinde  eksik ve kusurlu bırakılan işlerle ilgili olarak dava açma haklarını saklı tuttuklarını belirterek, davanın ve ıslah talebinin zamanaşımı ve esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tBirleşen davada davacı kooperatif vekili: Taraflar arasında biri 25 Şubat 1999 tarihli sözleşme, diğeri bila tarihli “Altyapı Sözleşmesi” ve 19.5.2012 tarihli altyapı işleri “Yeni Fiyat Tespit Tutanağı”na dayanan iş ilişkisi bulunduğunu, 25.02.1999 tarihli sözleşme kapsamında işin geçici kabulünün 21.07.2014 tarihinde yapıldığını, eksik ve kusurlu işlerin liste halinde geçici kabul tutanağında sıralandığını, yapılan binalarda ikamete başlamasından takriben 2,5-3 yıl sonra çeşitli gizli ayıpların  baş gösterdiğini, özellikle altyapı imalatında eksik ve kusurlu imalatlarla ilgili davalıya birçok kez yazılı ve sözlü bildirimlerin yapıldığını, davalı yüklenici tarafındann geçici kabul tutanağındaki eksik ve kusurlu işlerle sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı işlerin yerine getirilmediğini, bundan dolayı 25.02.1999 tarihli sözleşme kapsamındaki işlerin kesin kabulü için yazılı müracaatta bulunulmadığını, eksik  kusurlu işlerin tespiti bakımından Ankara Batı 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin  2018/17 D.İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırıldığını belirterek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik gizli ayıplı ve kusurlu işlerin giderimi bedeli olarak 1.000,00 TL'nin işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 10.11.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava değerini 759.531,00 TL daha arttırarak 760.531,00 TL’na yükselterek bu miktarın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\t\tBirleşen davada davalı vekili: Asıl davada taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını ve 19.19.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre 309.116,46 TL fatura alacağı ile 84.407,34 TL gecikme zammı olmak üzere müvekkilinin karşı taraftan 393.523,80 TL alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, davacının iddia ettiği ayıplarla ilgili olarak Ankara Batı 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/17 D.iş sayılı dosyasında 06.03.2018 tarihinde tespit yaptırılmak suretiyle işbu davayı açarak asıl davayı uzatmaya matuf bir harekete girdiğini, bu nedenle birleştirilen işbu davanın asıl davadan ayrılarak başka bir esasa kaydının yapılmasını talep ettiklerini, 25.02.1999 tarihli sözleşmeye tabi işlerin geçici kabulünün 21.07.2014 tarihinde yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere bu tarih sonrası düzenlendiği iddia olunan eksikliklerin ise eksiklik olarak nitelendirilemeyeceğini olsa olsa açık ayıp niteliğinde olduklarını, geçici kabul tutanağı sonrası düzenlendiği iddia olunan eksik işlere( ayıp) yönelik bila tarihli tutanakta belirtilen tespit konusu eksikliklerin (aslında açık ayıp oldukları) müvekkilinin imalat hatası olarak değerlendirilemeyeceğini, ayıp olarak nitelenen hususların ilgili devlet kurumları tarafından yerine getirilmesi gereken durumlar olduğunu ve bunlar da ilgili kurumlarca giderilmiş olduğundan bu ayıpların bu aşamada tespitinin de mümkün olmadığını, ayrıca müvekkilinin yüklendiği işlere ilişkin olarak 2013-2014 yılında 1 nolu hakedişin yapıldığını, davacı kooperatifin bu hakedişten 81.736,00 TL’lik kısmının eksik ve kusurlu imalatların olması ihtimaline istinaden teminat olarak imalat kesintileri adı altında kestiğini, yine bila tarihli tutanakta yazılı bulunan 4 kalemden ibaret olan açık ayıpların  da giderilmiş olduğunu, karşı tarafça yaptırılan 2018/17 D.iş sayılı tespit raporundan müvekkilinin haberi bulunmadığını, 6098 Sayılı TBK’da yer alan yasal düzenleme gereğince ayıp gizli olsa dahi bunun en kısa sürede muhataba bildirilmesi gerektiğini, davacı kooperatifin iddia ettiği gibi ayıplar var ise bunun yasal sürede müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu halde eserin olduğu gibi kabul edilmiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince: Asıl ve birleşen dosyadaki davaların, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında 25/02/1990 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin konusunun kooperatife ait ... parseller üzerinde yaptırılacak 152 villa ve 22 daire çok katlı inşaatın 1.350.000,00 TL birinci keşif bedeli ile konut inşaatları yine parsellerin alt yapı ve çevre tanzimi inşaatlarının bu sözleşme ve eklerindeki şartlara uygun olarak yüklenici tarafından yapılması olduğu, taraflar arasında ayrıca tarihsiz \"alt yapı sözleşmesi\" ve ayrıca \"yeni fiyat tespit tutanağı\"nın imzalandığı, asıl davada davacı yüklenicinin 21/07/2014 tarihli hakkediş ve aynı tarihli 1.417.030,78 TL'lik faturadan kaynaklanan 309.116,46 TL hakediş alacağının ve sözleşmenin 17. maddesi gereğince gecikme cezasının ve faizinin tahsili için dava açtığı, birleşen davada ise iş sahibi kooperatif tarafından yüklenici aleyhine gizli, ayıplı ve kusurlu işlerin bedeli için alacak davası açtığı, mahkemece dosyanın mali müşavir ve inşaat bilirkişisinden oluşan bilirkişi kuruluna tevdi edilerek bilirkişilerden 19/09/2018 tarihli rapor ve itiraz üzerine 08/03/2019 tarihli ek raporun alındığı,  birleşen dava yönünden ön inceleme yapıldıktan sonra birleşen dava yönünden rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edilerek 15/07/2019 tarihli 2. ek raporun alındığı, Etimesgut Belediyesi'nden  iskan ruhsatlarının celp edildiği ve bilirkişi heyetine nitelikli hesap uzmanı bilirkişi eklenmek sureti ile bilirkişi kurulundan 02/04/2020 tarihli raporun alındığı, yapılan yargılama sonucunda asıl davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan ve yüklenici tarafından açılan hakediş alacağının tahsili talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin, 21/07/2014 tarihli geçici kabul tutanağı, hakediş, davacı tarafça düzenlenen fatura, tarafların ticari defterleri ve bilirkişi raporuna göre davacı yüklenicinin, 309.116,46 TL hakediş alacağının bulunduğu, bu alacağın ödenmesinde eser sözleşmeleri gereğince davalı iş sahibinin sorumlu olduğu kanaatine varılmakla, asıl davada davacının davasının kabulüne, 24/10/2017 tarih, 32441 yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ tarihi ile verilen süre dikkate alınarak 03/11/2017 temerrüt tarihinden itibaren asıl alacağın avans faizi ile tahsiline karar verildiği, taraflar arasında imzalanan 25/02/1999 tarihli sözleşmenin 17. maddesinde, hakedişler onaylandıktan itibaren 7 gün içinde tahakkuk etmiş sayıldığı  ve tahakkuk tarihinden itibaren 3 gün içinde ödeneceği,  hakediş ödemelerinin tahakkuk tarihinden sonra 30 gün geçerse hakediş tutarından kooperatifçe alınan malzeme tutarı, varsa müteahhit malzeme alımı için verilen avans ve müteahhit karı %10 düşüldükten sonra, kalan kısma aylık enflasyon oranında (DİE tarafından açıklanan toptan eşya fiyatı üzerinden ) gecikme zammı ilave edileceği hükmü bulunduğu, hakkedişin 21/07/2014 tarihinde onaylandığı, bu şekilde hakedişlerin 7 gün sonra 28/07/2014 tarihinde tahakkuk ettiği, davacının hakediş alacağına bu tarihten itibaren ÜFE oranında gecikme zammı talep edebileceği kanaatine varılmakla, hükmedilen alacağa 28/07/2014 tarihinden itibaren ÜFE oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verildiği, birleşen dava yönünden bilirkişi kurulu tarafından 02/04/2020 tarihli raporda, ayıplı işler nedeni ile iş sahibinin alacak miktarının 760.531,00 TL olarak hesaplandığı,  geçici kabul tarihi 21/07/2014 olup, sözleşmenin 25. maddesine göre kesin kabul tarihinin 21/07/2015 olduğu, iş sahibi kooperatif tarafından yükleniciye 04/08/2015 tarih, 39350 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek ortaklardan 30/06/2015 tarihinde kadar bildirilen hatalı, eksik imalatlara ilişkin hususlar açıklanarak hatalı ve eksikliklerin tamamlanması için toplantı yapılmasının talep edildiği, her ne kadar 30/06/2015 tarihinde kooperatifin öğrendiği ayıplı ve eksik işleri makul süre geçtikten sonra 04/08/2015 tarihinde yükleniciye bildirmiş ise de yüklenici şirket yetkilileri ve kooperatif yetkilileri tarafından yapılan 20/08/2015 tarihli toplantıda 04/08/2015 tarih ve 16331 sayılı Ankara 10. Noterliği'nin yazısı ile ilgili konuların görüşüldüğü, toplantı sırasında yüklenici şirket katılımcılarının ilgi yazı içeriği konuların yerinde tespiti yapılarak kayıt altına alınması, teknik olarak değerlendirilmesi ve uygulamaya ilişkin kararların bu çalışmaya bağlı olarak verilmesini önerdikleri, önerinin yönetim kurulunca da kabul edildiği ve kooperatif inşaat alanında 2015 yılı Eylül ayı içerisinde yerinde tespit çalışması yapılması ve uygulamaya ilişkin bir iş planı hazırlanmasının kararlaştırıldığı, bu çalışmalar tamamlanmadan kesin kabul işleminin yapılmayacağı konusunda mutabık kaldıkları, buna ilişkin tutanak tutulduğu, bu tutanağın içeriği dikkate alındığında, yüklenici şirket yetkililerinin 04/08/2015 tarihli ihtarnamedeki ayıplı imalatları kabul ettiği ve buna ilişkin uygulama yapılmasını kabul ettiği, çalışmalar tamamlanmadan kesin kabul yapılmayacağının kararlaştırıldığı, buna göre bilirkişiler tarafından ayıplı imalat bedeli olarak belirlenen 760.531,00 TL'lik alacağa ilişkin işlerin yüklenici tarafından tamamlanmasının kabul edildiği, bu nedenle söz konusu 20/08/2015 tarihli toplantıda varılan mutabakat gereğince ayıp işlerin bedeli olan 760.531,00 TL'nin ödenmesinden yüklenicinin sorumlu olduğu kanaatine varılmakla birleşen davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, 309.116,76 TL alacağın 03/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle ve 28/07/2014 tarihinden itibaren asıl alacağa uygulanacak ÜFE oranında gecikme zammıyla birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davanın kabulü ile, 760.531,00 TL alacağın 1.000,00 TL yönünden dava tarihi, 759.531,00 TL yönünden ıslah tarihi olan 10/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikten davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>\tDavacı- birleşen davada davalı ...… Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dosyasına örneği sunulan ve dava taraflarının kabul ettiği  20/08/2015 günlü Toplantı Tutanağı isimli belgenin kooperatif yetkilileri dışında bulunan  imzaların, müvekkili şirketin  yetkileri olan ... ve ...'na ait olduğunu, 20/08/2015 tarihli toplantı tutanağının yasal dayanağının, 04.08. 2015 tarih ve Ankara 10.Noterlğinin 16331 sayılı  ihtar kapsamı ile belirlendiğini, bu halde  gerek davadaki iddiaları  ve gerekse bilirkişi raporlarında da kabul gördüğü üzere Ankara 10. Noterliğinin 04.08.2015 gün  16331 yevmiye  sayılı ihtarda, bahsedildiği üzere  davalı kooperatifin üyelerine yaptığı duyuruda 30.06.2015 tarihine kadar   hatalı ve eksik imalatların Kooperatif  Yönetim Kuruluna iletilmesini istediği  ve  iletilen ayıplı  imalatlarla ilgili bildirimler üzerine  kooperatifin  en geç 30.06.2015 tarihinde ayıplardan  haberdar olduğu, ayıp ihbarının  04.08. 2015 tarihinde müvekkili şirkete ihtar edildiğini, yani  30.06.2015 tarihinde öğrenilen açık veya gizli ayıpların 04.08.2015 ihtar tarihi itibariyle 35 gün sonra müvekkili şirkete bildirildiğini, buna göre de 20.08.2015 tarihli toplantı tutanağının TBK’nun 474 ve 477.maddelerinde yasanın aradığı süreden çok sonra yasal süre aşılarak yapılan ayıp ihbarına dayalı konuları kapsaması ve toplantı tutanağında müvekkili şirketin kabulü anlamına gelebilecek bir davranışı veya sözünün olmadığı ve karşı dava bakımından savundukları ayıplara karşı  kooperatif tarafından müvekkili şirkete geç haber verildiğine ilişkin hukuki olgunun mahkemenin de kabulünde olduğunun açık olduğunu, müvekkilinin bu toplantıya katılması  ve iddia  edilen ayıpların değerlendirilmesinin açık veya gizli ayıpların kabul edildiği, yapımının taahhüt edildiği anlamına gelmeyeceğini, müvekkili şirket yetkililerinin  uzun yıllara sari yapım işi nedeniyle aralarında devamlı görüşme ve istişare  bulunan kooperatif yetkililerinin, kendilerini bir toplantıya davet etmelerine icabet etmiş olmalarının bir şeyin kabulü olarak veya bir şeyin yapılmasının yüklenilmesi olarak adlandırmamak gerektiğini, mahkemenin hiç bir borç altına girilmeyen, sonuçsuz kalan, toplantıya katılmayı müvekkili şirket anlamında  ayıbın giderilmesini gösteren davranışlar içine girmek olarak nitelendirdiğini ki bu kabulün tamamen hatalı olduğunu, söz konusu toplantı tutanağına  göre, müvekkili şirketin ilgilileri ile kooperatif ilgililerinin 20/08/2015 günlü yaptıkları toplantıda müvekkilinin, davalının ihtar ederek bildirdiği ayıpların varlığını kabul ettiği ve  bunların giderilmesi taahhüdünde bulunduğuna ilişkin açık veya kapalı veya da bu anlama gelecek bir davranışı  bulunmadığını, bilakis müvekkili şirketin  yapılan ihtarı kabul etmediği  bunların yerinde tespiti yapılmasını önerdiğini, bu önerinin  kooperatif tarafından kabul edilerek Eylül 2015  ayı içerisinde  bir iş programı hazırlanmasının kararlaştırıldığını, bundan sonra da  devam eden süreç içinde de müvekkilinin 04.08.2015 tarihli ihtarda ve 20/08/2015 günlü toplantı tutanağında konu edilen şeyler ile ilgili olarak, kabulü anlamında  değelendirilebilecek  hiç bir davranışı olmadığını, bu sebeple adı geçen belgeden,  müvekkili şirketin ayıplı imalatları kabul ettiği gibi bir sonuç çıkartılmasının mümkün olmadığını, kooperatifin,  20/08/2015 tarihli tutanakta kararlaştırılan Eylül 2015 ayı içerisinde  müvekkili ve kooperatif yetkililerinin katılacağı,  ihtar edilen ayıplar ile ilgili bir teknik tespit yapılmadığı ve bu anlamda bir iş programı da hazırlanmadığını, yani toplantı tutanağının uygulamasının hiç bir zaman yapılmadığını, bu nedenle toplantı tutanağı ayıpların kabulüne ilişkin  bir ispat vesikası olarak ele alınamayacağı gibi taraflar arasında  yapılan 25/02/1999 tarihli  sözleşmenin  25.maddesinde yazılı olan kesin kabule dair  süreleri  ortadan kaldırdığına dair tarafların mutabakatını içerir bir belge de  olmayacağını, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında ve delilleri arasında sunulan geçici kabulün 21/07/2014 tarihinde yapıldığını, kooperatifin gönderdiği Ankara 10.Noterliğinin 04/08/2015 tarih 16331 yevmiye sayılı ihtar tarihi itibariyle  1 yıllık teminat süresinin bittiğini, bu sebeple de  kesin kabulün sözleşme gereğince otomatik olarak 21/07/2015 tarihinde  gerçekleşmiş olduğunu,  buna istinaden kesin kabulün gerçekleşme tarihinden sonra yapılan ve  fiilen yürürlüğe konulmamış olan 20/08/2015 tarihli  toplantı tutanağının  kesin kabul ile ilgili hükmünün hukuki bir değerinin bulunmadığını, bir an için adı geçen toplantı tutanağının  kesin kabul süresini ileri tarihe attığı varsayılsa dahi bunun dava dosyası içeriğindeki ayıplı imalatların kooperatif tarafından müvekkili şirketin  hukuki olarak  zamanında uyarılmadığı yönündeki kabulü bakımından  bir önemi olmayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için mahkemenin  karşı tarafın davasının kabulü doğru olsa dahi kabul edilen meblağın mahkemenin esas dava bakımından kabulündeki hukuki olguya göre çelişkili olduğunu, ayrıntılı olarak belirttikleri hesap icmaline göre kooperatifin müvekkili şirkete   21/07/2014  tarihli 788561 sayılı faturadan 309.116,46TL borcu kalmış olup, bu miktar üzerinden dava açıldığını, ancak kooperatifin hiç bir zaman müvekkili şirketten sonradan çıkması muhtemel  ayıplı imalatlar  için kesmiş olduğu 81.736,00 TL’sını ayıplı imalatlar bakımından kullandığını ispat edemediğini, böylece kooperatifin müvekkilinden 21/07/2014  tarihli 788561 sayılı fatura toplamından  81.736,00 TL’sını sebepsiz olarak   kendisine mal edindiğini, kooperatifin davasının ıslah edilen bedel üzerinden  kabul edildiğini, mahkemece ayıplı imalatların varlığı ile ilgili hiçbir araştırmanın yapılmadığını, tespit raporunun tartışılmadığını, ayıbın varlığı kabul edilerek karşı tarafın davasının kabul edildiğini,  mahkemece asıl davanın 309.116,46 TL asıl alacak üzerinden kabul kararı verildiğini  ve bu asıl alacağa  dava dilekçesinin sonuç kısmı uyarınca 25/12/1999 tarihli sözleşmenin 17. maddesi gereğince  28/07/2014 tarihinden itibaren ÜFE oranında  gecikme zammı  ile tahsiline karar verdiğini, mahkemenin bu kabulüne göre, müvekkili şirket tarafından alacak davası ile talep edilen 21/07/2014 tarih 788561 sayılı  fatura alacağına dahil olan lakin kooperatif tarafından sebepsiz yere kesilen ve  kooperatifin mal varlığı içinde sebepsiz zenginleşmeye neden olan 81.736,00 TL'sının da  ana kaynağı olan  21/07/2014 tarih 788561 sayılı faturanın tabi olduğu hukuki rejime tabi olması söz konusu  olacağından kooperatifte sebepsiz yere duran, 81.736,00TL.'nın da 28/07/2014 tarihinden itibaren ÜFE oranında  gecikme zammı ile birlikte hesaplanması ve bu şekilde ortaya çıkan  meblağın karşı tarafın alacağı olan  842.267,00 TL’dan mahsup edilmesi gerektiğini, bu yönden de mahkemenin karşı tarafın talebi bakımından davasının kabulüne karar vermiş olmasının hatalı olduğunu belirterek, karşı tarafın davasına ilişkin mahkeme kararının kaldırılmasına ve birleşen davanın reddine, bu talebin kabul edilmemesi halinde karşı tarafın asıl alacağı olan 842.267,00 TL’dan, 28/07/2014 tarihinden itibaren  81.736,00TL.'na uygulanacak ÜFE oranında  gecikme zammı hesaplanmak suretiyle çıkan meblağın asıl alacaktan mahsup edilmesi yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>\tDavalı-birleşen davada davacı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl davada davacı tarafın alacağı zamanaşımına uğramış olup yasal süresi içerisinde  zamanaşımı def'inde bulunmuş olmalarına rağmen mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu,  asıl davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, yüklenicinin eseri teslim borcunu yerine getirmediğini, bu itibarla hakediş ödemesine hak kazanamadığını, davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 04.08.2015 tarihli ve 16331 yevmiye nolu ihtarnamenin ilgi tutulduğu 20.08.2015 tarihli toplantı tutanağı taraflarca imzalanmakla birlikte geçici kabulün kesin kabul olarak kabul edilemeyeceğinin tarafların kabulünde olduğunu, böylelikle sözleşmenin 25.maddesindeki geçici kabulün kesin kabul olarak anılacağına ilişkin hükmün taraflarca bertaraf edildiğini, ancak yüklenicinin usulüne uygun olarak teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle hakediş ödemesine hak kazanamadığını, bu yön gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla asıl davada asıl alacağa hem ÜFE oranında gecikme zammı adı altında, hem de avans faizi adı altında iki ayrı faiz yürütülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın faize faiz uygulamasını da içerdiğiden kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden;  karşı tarafın temerrüt tarihinin dava tarihi olarak esas alınması hatalı olup, karşı tarafın dava tarihinden çok daha önce temerrüde düşürüldüğünü, müvekkilince 16.05.2013 tarihli yazı ile 14.05.2014 ve 04.08.2015 tarihli ihtarnameler ile kusurlu imalatların ve aksaklıkların yükleniciye bildiğirildiğini, karşı tarafça 20.08.2015 tarihli toplantı tutanağında gizli ayıp ve kusurları kabul ettiği ve bunlar giderilmeden kesin kabulün yapılmayacağını ikrar ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu bağlamda karşı tarafın ilk olarak 16.05.2013 tarihinde temerrüde düşürülmüş iken ve de  her halükarda 20.08.2015 tarihinden itibaren karşı tarafın gizli ayıp ve kusurları kabul ettiği tarih olarak kabul edildiğinde temerrüt tarihinin en geç 20.08.2015 olması ve bu tarihlerden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken dava-ıslah tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla karşı tarafın temerrüde düşürülme  tarihinin 17.05.2013  tarihi olduğu iddiasına esas olmak üzere 24.05.2019 tarihli 2017/8 E-2019/3 K.sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı da dikkate alındığında en geç  açtıkları karşı dava tarihi olan tarihten itibaren toplam alacaklarına  avans faizi yürütülmesi gerekirken ıslah tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinin hatalı olduğunu, eseri zamanında teslim etmeyerek gecikmeye sebebiyet veren-temerrüde düşen yüklenicinin  tam ve ağır kusurlu olduğunu, dolayısıyla temerrüdün hüküm ve sonuçlarından sorumlu olduğunu, gizli ayıplı ve kusurlu imalatlarını tespiti amacıyla Ankara Batı 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/17 D.İş sayılı dosyasıyla delil tespiti yaptırıldığını, işbu delil tespitinde de daha evvel yükleniciye bildirilen gizli ayıplar ve kusurlu imalatların açıkça tespit edilmiş olup, delil tespiti neticesinde karşı taraf ayıpları gidermediği için işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, gizli ayıplı kusurlu imalatların ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplar olduğunu, yüklenicinin fazlasıyla gecikerek, temerrüde düşerek teslim borcunu yerine getiremediği gibi işbu gizli ayıplı ve kusurlu imalatlar nedeniyle de tam ve ağır kusurlu olduğunu, yüklenicinin ayıbı hileli olarak gizlediği durumda gerek açık, gerekse gizli ayıplar bakımından iş sahibi için gözden geçirme ve bildirim külfetinin söz konusu olmayacağını, burada esasen yalnız yüklenicinin hileli davranışları değil, ifa anında dürüstlük kuralına aykırı herhangi bir davranışının varlığının bildirim külfetinden muafiyet bakımından yeterli olduğunu, karşı tarafın gerek ihtarlar gerekse de şifahi olarak müteaddit kez uyarıldığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına,  asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 760.531,00TL alacağın temerrüt tarihi olan 17.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tAsıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece  asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde  belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tAsıl davada davacı yüklenici vekilince, taraflar arasında 25.02.1999 tarihli sözleşme kapsamında309.116,46 TL bakiye hakediş alacağının ödenmediğini belirterek, bu bedelin sözleşmenin 17.maddesi gereğince 21.08.2014 tarihinden itibaren DİE'nin açıkladığı toptan eşya fiyatı üzerinden gecikme zammı uygulanması ile yine 309.116,46 TL  alacağa 21.08.2014 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması talebinde bulunmuş, 03.03.2020 günlü dilekçesiyle talebini 84.407,34 TL arttırmak suretiyle 393.523,80 TL olarak ıslah ettiğini, 309.116,46 TL'sına 21.08.2014 tarihinden, 84.407,34 TL'sına ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını talep ettiği  ve arttırılan miktar üzerinden ıslah harcının yatırıldığı görülmüştür. <br>\tYüklenici şirket tarafından açılan asıl davada, davalı tarafça ıslahla arttırılan miktar için de zamanaşımı defiinde bulunulmuştur. Mahkemesince istinafa konu gerekçeli kararda, asıl davada davacı tarafından davadaki talebin ıslahına ilişkin herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı, bu nedenle asıl davada talep edilen müddeabih ıslahla birlikte 393.523,80 TL olduğu halde davanın kabulüyle 309.116,76 TL yönünden hüküm kurulması ve davalı vekilinin ıslahla arttırılan miktara ilişkin de zamanaşımı defii yönünden kabul ve red gerekçesi de gösterilmeksizin hüküm kurulması  eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye ilişkin olmakla doğru görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle,  taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, tarafların sair istinaf sebepleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\t HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurusunun  kabulüne,<br>\t2- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2022 gün ve 2022/601  Esas 2022/834  Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı- birleşen davada davalı tarafından birleşen dava  için yatırılan 9.703,50 TL ve 3.284,45 TL olmak üzere toplam  12.987,95 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5- Davalı- birleşen davada davacı tarafından asıl ve birleşen dava için yatırılan 5.278,94 TL ve 12.987,97 TL olmak üzere toplam 18.266,91‬ TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, <br>\t6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince  KESİN olarak  04.06.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br>\t<br><br><br>         Başkan  ...                   Üye ...\t             Üye ...                 Katip...<br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e71768049210a78","SID":"d3b662c2bf936a1b"}}