{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>İhtiyati hacze itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle:  İhtiyati haczin geçici bir koruma tedbiri olduğunu, bu bağlamda kararın yöneldiği 100.000,00 TL'nin tahsilinin kolaylaştırmak ve mal kaçırılma tehlikesinin olması halinde lüzum  üzerine verilecek bir karar olduğu kanaatinde olduklarını, ancak somut olay nezdinde ihtiyati haczin koşulları oluşmamış olup hakkaniyet ölçüsüne aykırı  ölçüsüz bir tedbir olarak aleyhe sonuçlar doğurduğunu, müvekkilinin şirketin hep şirket hem de şirket sahibinin şahsi hesaplarına bloke konulduğunu, hesaplarındaki paranın kullanılmasının engellendiğini ve şirketin araçlarına haciz konulduğunu, dolayısıyla  müvekkilinin ekonomik menfaatinin ölçüsüz bir şekilde zedelendiğini, 100.000,00 TL'nin de üzerinde haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirketin malvarlığı değerlerinin tümü üzerinden haciz işlemleri başlatıldığını, işbu tedbirin kaldırılmaması halinde ciddi anlamda mağduriyetlerin yaşanacağı kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle yasal süresi içerisinde itirazlarını ileri sürerek işbu kararın kaldırılması hakkında taleplerinin hasıl olduğunu, müvekkili şirkete ait ve çalışanları ......sevk ve idaresinde olan ......plakalı araç ile davacıya ait ...... plakalı aracın karışmış olduğu maddi hasarlı kaza sonucunda davacının sigorta şirketi tarafından taraflarına ...TL hasar tazminatı ödendiğini, anılı sigorta şirketi tarafından müvekkiline yapılmış olan ödemeler için ihtaren rücu edilmiş olup taksit olarak ödemelerin sigorta şirketine yapıldığını, kazaya karışan kişinin müvekkilinin çalışanı müteveffa ......olduğunu ve  asli kusurlu olduğunu, 16.05.2024 tarihli anılı kazada hayatını kaybettiğini, dolayısıyla müvekkilinin hem ölen çalışanı için hem de sigorta şirketinin ihtarına binaen yüklü miktarlarda ödeme yaptığını, müvekkilinin sigortalısı olduğu ......'dan taraflarına 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılmış olan ödemelerin niteliği yargılama sürecinde tespit edileceğinin açık olduğunu, İhtiyati haczi gerektirir yeterli somut gerekçeler bulunmadığını, her ne kadar geçici bir tedbir olarak hukukumuzda uygulama alanı bulmuşsa da sonuçları kesin bir  haciz işlemeninden farksız olduğunu, bu nedenle işbu anılı geçici korumanın uygulanması için ''kusurun'' ''uygun illiyet bağının'' ''işletenin veyahut adam çalıştıranın sorumluluğu'' hususları birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, hukuki ayrım yapılarak sorumluluğun paylaşımının belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin işbu anılı kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin araç işleten sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu tespit edilse dahi sorumlu olduğu zararların sınırları bulunduğunu, kanun müteselsil sorumluluğu esas almışsa da değer kaybının tazmini hususunda kanunda belli başlı bazı şartlar bulunduğunu, bu şartlara dava konusu araçta meydana gelip gelmediği,aracın daha önceden bir kazaya karışıp karışmadığı, değer kaybının olup olmadığı, değer kaybı olması halinde miktarının ne olduğu, aracın tamirde olduğu sürenin ne kadar olduğu, ticari kazanç kaybının olup olmadığı, olması halinde zararın belgelerle ispatlanması gerekliliği, saymış oldukları tüm somut sorunlar yargılama sürecinde açığa çıkacağını, muayyen bir tespit yapılmasının bu aşamada söz konusu değilken müvekkili şirkete yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesinin işbu belirsizlik ile örtüşmediğini, müvekkili şirket aleyhine verilen karar sonrasında hem şahsi hemde şirket hesaplarına haciz konulması, hesaplarını kullanmaz hale gelmeleri,ayrıca şirketin araçlarına da haciz konulmasının açıkça hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haczin  uygulama alanı ve amacının alacağın teminat altına alınması, mükellefin menkul ve gayrimenkul malları ile diğer hak ve alacaklarının kaçırılmasına engel olunması olduğunu, müvekkili şirketin mal kaçırma gayetinde olduğunu gösteren hiçbir delil ve emare bulunmadığını, müvekkilinin bir limited şirketi olduğunu ve faaliyeti kapsamında yanında çalıştırdığı birçok işçisi ve istihdamı bulunduğunu, borca batık bir şirket olmadığını, limited şirket sermaye şirketi olduğunu, dolayısıyla şirket borç ve yükümlülüklerinden sadece şirketin malvarlığı sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumlu olup olmadığının bile yargılama sürecinde belirleneceğini, ihtiyati haciz  İİK md. 257 ve devamında düzenlendiğini, ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin dosyada olmadığını, buna göre mevcut durumda İİK 257. Madde uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemesi, kaçırmaya yada kaçmaya hazırlanması yada hileli işlemlerde bulunması gerektiğini, ancak müvekkilin sorumluluğunun tespiti yapılmadan ve dava konusu araçta değer kaybı olduğunun tespiti yapılmadan müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğratan bir karar verildiğini, Müvekkili şirket ticari bir firma olduğunu, hem şirketin hesabı ve araçlarına hem de ortakların şahsi hesaplarına haciz konulması sonucu ticari olarak zarar gördüğünü ve zarar görmeye de devam ettiğini, kararda 100.000,00 TL ile sınırlı tutulan miktara uyulmayarak haksız ve kötü niyetli olarak ihtiyati haciz uygulandığını, kararın hatalı olarak uygulanması, telafisi imkansız zararların doğmasına zemin hazırladığını, bu nedenle işbu tedbirin ivedilikle kaldırılmasını talep ettiklerini, geçici bir koruma tedbirinin sonuçları taraflardan birinin mahvına sebebiyet vermesi açıkça hak ihlali olduğunu, davacının tarafına yüklü miktarda ödemelerin yapıldığı hangi zarar kalemlerinin karşılandığı dahi belirsiz olup müvekkilinin sorumluluğunu aşan talepler yöneltildiğini, müvekkili şirketin sorumlu olduğunu kabul etmemekle birlikte sorumluluk kapsamı yargılama sürecince belirlenecek belki de değer kaybının olmadığı takdir edilecek ve ticari kazanç kaybından müvekkilinin sorumlu tutulmayacağnı, olasılıkların ve belirsizliğin bu kadar açık olduğu işbu dosya kapsamında ihtiyati haciz kararı ölçüsüz ve orantısız olduğunu,  ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Somut olayda, iddia olunan zarar haksız eylemden kaynaklandığından TBK.'nun 117/2 maddesi gereğince tazminat, haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmekte ve tazminat borçlusu aynı tarihte temerrüde düşmektedir. Bu aşamada haksız fiilin davalı tarafından gerçekleştirildiğini kesin hüküm ile ispatlamak ve zarar miktarının tam olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyete uygun değildir. Dosya içeriğine göre meydana gelen trafik kazası sebebiyle zarar meydana geldiği, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu, trafik kazası haksız fiil niteliğinde olduğundan iddia olunan alacağın olay tarihi itibariyle muaccel olduğu, kaza tespit tutanağının dosyaya sunulduğu ve dosyaya sunulan kolluk tarafından tanzim edildiği anlaşılan kaza tespit tutanağında davacı taraf sürücüsünün kusursuz olduğunun ve davalı taraf sürücüsünün kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu araca ilişkin ileri sürülen hasarlı araç fotoğraflarının dosyaya sunulduğu ve yine sigorta şirketince tanzim ettirilen ekspertiz raporunun dosyaya sunulduğu ve raporda trafik kazası sebebiyle aracın hasar gören parçalarının bedelinin 1.163.233,54-TL olduğunun belirtildiği bu haliyle mevcut durum itibariyle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı anlaşılmaktadır.(Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin emsal Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/1752 E., 2024/1009 K. Sayılı ve 10.07.2024 tarihli ilamı) Öte yandan taşkın haciz iddialarının ise İİK'nın 261/3 maddesi gereğince şikayet yoluyla icra mahkemelerinde ileri sürülebileceği gözetildiğinde davalının ihtiyati hacze itirazlarının yukarıda belirtilen sebepler ve emsal karar ilamı göz önüne alınarak yerinde olmadığı anlaşıldığından itirazın reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati haczin geçici bir koruma tedbiri olduğunu, bu bağlamda kararın yöneldiği 100.100,00 TL'nin tahsilinin kolaylaştırmak ve mal kaçırılma tehlikesinin olması halinde lüzum  üzerine verilecek bir karar olduğu kanaatinde olduklarını, ancak somut olay nezdinde ihtiyati haczin koşulları oluşmamış olup hakkaniyet ölçüsüne aykırı ölçüsüz bir tedbir olarak aleyhe sonuçlar doğurduğunu, davalı şirketin hep şirket hem de şirket sahibinin şahsi hesaplarına bloke konulan hesaplarındaki paranın kullanılmasının engellendiğini ve şirketin araçlarına haciz konulduğunu, dolayısıyla davalının ekonomik menfaati ölçüsüz bir şekilde zedelendiğini, 100.100,00 TL'nin de üzerinde haksız ve hukuka aykırı olarak davalı şirketin malvarlığı değerlerinin tümü üzerinden haciz işlemlerinin başlatıldığını, ......Mahkemesinin ara kararla hükmetmiş olduğu ihtiyati haciz kararı ilamlı takiple icra takibine yasa gereği koyulması mümkün olmadığını, ihtiyati haciz kararı, niteliği itibariyle borçlunun malları üzerinde geçici bir tedbir uygulanması amacına yönelik olduğundan, İİK'nın 257.madde koşullarında alınan ihtiyati haciz kararı ilam niteliğinde bulunmadığından, buna dayanılarak müstakilen ilamların icrası yoluyla takip yapılamayacağını, davalı şirketin ticari bir firma olduğunu, hem şirketin hesabı ve araçlarına hem de ortakların şahsi hesaplarına haciz dosyası düşmesi sonucu ticari olarak zarar gördüğünü ve zarar görmeye de devam etmekte olduğunu, kararda 100.100,00 TL ile sınırlı tutulan miktara uyulmayarak haksız ve kötü niyetli olarak ihtiyati haciz uygulanmadığını, mahkemenin vermiş olduğu kararın hatalı olarak uygulanmasının ölçülülük ilkesinin ihlali ile sonuçlandığını, telafisi imkansız zararların doğmasına zemin hazırladığını, sonuç olarak davacı tarafından yol güvenliğini tehlikeye sokulduğu ve dolayısıyla davacının kusurlu olduğu hususunun açık olduğunu, buna karşın davalının işbu anılı kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalının araç işleten sıfatıyla kusursuz sorumlu olduğu tespit edilse dahi sorumlu olduğu zararların sınırları bulunduğunu, kanun müteselsil sorumluluğu esas almışsa da değer kaybının tazmini hususunda kanunda belli başlı bazı şartlar bulunmadığını, bu şartlara dava konusu araçta meydana gelip gelmediği, aracın daha önceden bir kazaya karışıp karışmadığı, değer kaybının olup olmadığı, değer kaybı olması halinde miktarının ne olduğu, aracın tamirde olduğu sürenin ne kadar olduğu, ticari kazanç kaybının olup olmadığı, olması halinde zararın belgelerle ispatlanması gerekliliği, saymış olunan tüm somut sorunların yargılama sürecinde açığa çıkacağını beyan ederek  ......Mahkemesi'nin ......Esas sayılı dosyasında ihtiyati hacze yönelik itirazlarımızın reddine ilişkin kararın kaldırmasını istemiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava  trafik kazası sonrası meydana gelen değer kaybı maddi zararı ve ticari kazanç kaybı zararına, inceleme konusu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir. <br>Mahkemece\" meydana gelen trafik kazası sebebiyle zarar meydana geldiği, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğu, trafik kazası haksız fiil niteliğinde olduğundan iddia olunan alacağın olay tarihi itibariyle muaccel olduğu, kaza tespit tutanağının dosyaya sunulduğu ve dosyaya sunulan kolluk tarafından tanzim edildiği anlaşılan kaza tespit tutanağında davacı taraf sürücüsünün kusursuz olduğunun ve davalı taraf sürücüsünün kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu araca ilişkin ileri sürülen hasarlı araç fotoğraflarının dosyaya sunulduğu ve yine sigorta şirketince tanzim ettirilen ekspertiz raporunun dosyaya sunulduğu ve raporda trafik kazası sebebiyle aracın hasar gören parçalarının bedelinin 1.163.233,54-TL olduğunun belirtildiği bu haliyle mevcut durum itibariyle yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı  anlaşılmaktadır.\" şeklindeki gerekçeyle 20/01/2025 tarihinde  ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılarca itiraz edilmesi üzerine mahkemece  27/02/2025 tarihli ara kararla ihtiyati haciz kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı  davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Yine mahkemenin 20/02/2025 tarihli ara kararıyla davalı tarafın teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılması talebi, bu hususta görevli mahkemenin icra mahkemesi olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. <br>İİK.257. maddesi hükmüne göre: \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.<br>\tVadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:<br>\t1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>\t2 -Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;<br>\tBu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”<br>\tİİK.'nın 258.maddesinde ise; \"İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.<br>\tMahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. <br>\t(Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005 - 5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.\"<br>\t2004 sayılı İİK'nın 258/1. madde metninden de anlaşıldığı üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' gereklidir.  Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değil, diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmaz. <br>Dosya içeriği ve  mevcut delillere göre  ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,  alacağa yetecek miktarda ihtiyati haciz verildiği için tedbirde ölçülülük ilkesine aykırı davranılmadığı, ilk derece mahkemesince belirtilen alacağa yetecek miktarda ihtiyati haciz kararı  verildiğinden,  bu miktarı aşan taşkın bir haciz var ise, ihtiyati haczin infazı ile ilgili şikayetler infazı yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılır (İİK m.261/3) hükmü uyarınca şikayet yoluyla icra mahkemesince her zaman değerlendirilebileceği (aynı yönde Y. 12. HD. 2018/797-2018/14015) dikkate alınarak, ilk derece mahkemesi kararının ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla;  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-......Mahkemesinin ......sayılı dosyasında verilen ......tarihli karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br> 5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle 6100 HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.24/04/2025\t\t\t<br>......<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"993423b99943388c","SID":"3c2f89d026fe5106"}}