{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2462 - 2025/935<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2462 <br>KARAR NO\t\t: 2025/935<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/09/2023<br>NUMARASI\t: 2022/618 Esas - 2023/450 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 02/12/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 16/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı ile radyoloji ünitesinin işletilmesine ilişkin hizmet tedariki sözleşmesi imzalandığını, davacı sözleşmenin ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle 31/12/2021 itibariyle sonlandırıldığını, davacının büyük ölçekli işletme kapsamında olup sözleşme şartlarının küçük işletme olan müvekkiline dayatıldığını, buna örnek olarak hastane kadrosundaki personelin ücret ve giderlerinin müvekkiline yüklendiğini, 01/07/2021-31/12/2021 döneminde davacı tarafından düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediğini beyan ederek; davalı şirkete Temmuz-2021 ile Aralık-2021 dönemlerinde verilen hizmet nedeniyle doğan 693.623,04 TL fatura alacağına mahsuben davalı tarafından 21.04.2022-23.08.2022 tarihleri arasında sadece 387.091,32 TL ödeme (veya fatura mahsubu) yapılması nedeniyle (davalı, TTK'nın 1530. madde uyarınca temerrüde düştüğünden temerrüt tarihinden sonra yapılan kısmi ödemeler TBK'nın 100. madde hükmü uyarınca faiz ve masraflara sayılarak) hesaplanan (30.11.2022 tarihi itibariyle) bakiye 94.434,98.TL. Anapara, 16.892,64-TL faiz olmak üzere toplam 111.327,62 TL alacağın, anaparasına TTK'nın 1530-(7) maddesi uyarınca işleyecek faizi ile tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmenin davalı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı olarak feshedildiğini, davacıya ödenmemiş herhangi bir alacak bulunmadığını, ticari defterlerde borçlarının olmadığının açık olduğunu, davalının borcu olmadığı gibi alacağı olduğunu beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... <br>1-Davanın KABULÜ ile,<br>94.434,98 TL anapara, 16.892,64 TL işlemiş faiz toplamı 111.327,62 TL alacağın, anaparasına TTK 1530/7 uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ... \" karar verilmiştir. <br>Mahkemece 28/09/2023 tarihli Tashih Şerhi ile \"... Dosyanın incelenmesinde davacının talebi yerinde olduğu anlaşılmakla hüküm özetinin 1 nolu fıkrasının;<br>\"1-Davanın KABULÜ ile,<br>94.434,98 TL anapara, 16.892,64 TL işlemiş faiz toplamı 111.327,62 TL alacağın, anaparasına TTK 1530/7 uyarınca dava tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" <br>Şeklinde tashihine...\" karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde davalının her ne kadar ödemelerinde gecikmeler olduğu ifade edilmiş ise de zaten taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesi hususunda anlaşma sağlanmış buna istinaden de 24.08.2021 ve 05.08.2022 tarihli ihtarnameler gönderildiğini, yani ortada aslında bir gecikme söz konusu olmadığını, davacı tarafça elektrik ve sabit giderlere ilişkin 104.291,31 TL masraf faturası hesaplamada göz ardı edildiğini, yine Radmed adına yapılan bakım onarım bedeli olan 26.676,86 TL hesaplamaya yansıtılmadığını, 427.208,46 TL davalı tarafça yapılan ödeme olup 2021_08. ayına ait elektrik ve 2021 yılında firma adına ödenen bakım onarım bedeli gözardı edildiğini, davalının sözleşme şartlarına riayet etmiş olup davacı yanca sözleşme usulsüz olarak feshedildiğini, davalının, davacıya borcu bulunmamakta aksine devam eden işçilik davaları nedeniyle alacağı bulunmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ileri sürülen iddiaların haksız ve dayanaksız olduğu göz önüne alınarak davalı şirket vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiğini beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2023 Tarih - 2022/618 Esas - 2023/450 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; alacak istemine ilişkindir.<br><br> İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacı ile  davalı  arasında radyoloji ünitesinin işletilmesine ilişkin hizmet tedariki sözleşmesi bulunuğu, davacı tarafça sözleşmenin ödeme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle 31/12/2021 itibariyle sonlandırıldığı, sözleşmenin sonlandırılması akabinde 01/07/2021-31/12/2021 dönemine ait bazı  fatura bedellerinin ödenmediği davacı tarafından belirtilerek davalı şirkete Temmuz-2021 ile Aralık-2021 dönemlerinde verilen hizmet nedeniyle doğan alacaklardan kalan bakiye kısım için davacının eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan 13/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının 2021-2022 defterlerinin incelenmesi üzerine davalının davacıya cari hesap bakiyesi olarak 84.063,87 TL borcunun bulunduğu, davalının temerrüte düşürüldüğüne dair belge görülmediğinden faiz hesaplanması yapılmadığı şeklinde görüş belirtildiği görülmüştür.<br>Dosya arasına alınan 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;  davacıya ait 2020 – 2021 ve 2022 yılları ticari defterlerin e deftere tabi olduğu ve defter beratlarının TTK’nın 64. ile 213. sayılı VUK’nun 220. ve 222. maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulmuş olduğu, tutulması zorunlu diğer defterlerin birbirlerini doğruladığı, 2021 tarihli davaya konu faturaların dönem içi kayıtlarının bulunduğu ve yıl sonu kapanış bakiyesinin 610.864,39 TL. (B) olduğu, Yine 610.864,39 TL. (B) bakiyesi ile 2022 yılı açılış kaydının yapıldığı, 2022 yılı davaya konu faturanın kayıtlarda bulunduğu, bu fatura sonrasındaki alınan fatura ve tahsilat kayıtları neticesinde 23.08.2022 tarihinde bakiyenin 329.701,28 TL. (B) olarak görüldüğü,  davacı vekili aracılığı ile dava dilekçesinde belirtilen davaya konu faturalara faiz işletilmesi Yüce Mahkeme tarafından kabul edildiğinde yapılması gereken hesaplama sonucu talep edilebilecek asıl alacağın 94.434,97 TL, faiz tutarının ise 16.892,63 TL olabileceği şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmüştür. <br>Dosya arasına alınan 19/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalı tarafın 2021-2022 yılı ticari defterlerinin yerinde incelenmesi sonucunda dava tarihi itibariyle davalının davacıya Cari Hesap Bakiyesi olarak 84.063,87 TL borcunun bulunduğu, TTK'nın 1530-(2) madde hükmünce davalının temerrüte düştüğünün kabulü halinde aynı maddenin 4/a ve 7. fıkraları hükümleri çerçevesinde hesaplanacak gecikme faizi tutarının 16.892,64 TL, TBK'nın 100. maddesine göre de ana para borcunun 94.434,98 TL olacağı yönünde görüş belirtildiği görülmüştür.<br>Somut davada; taraflar arasında 2015 yılında Sağlık Hizmetleri Danışmanlık Ve Kalite Denetim Sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya faturalar düzenlenmiş, davacı tarafından bu faturalardan kaynaklanan alacağın bir kısmı eldeki dava ile  talep edilmiştir.<br>Eldeki davada; davacının davaya konu ettiği alacak iddiasına karşılık, davalı tarafından getirilen savunmalarda; davacı uhdesinde çalışan işçiler nedeni ile ödemek zorunda kalınan işçilik alacaklarının mahsup edilmesi durumunda davacının alacaklı olamayacağının beyan edildiği anlaşılmaktadır. <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. <br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.<br>Eldeki davada, davanın tarafları arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.<br>Eldeki davada; tarafların ticari defterlerinin  bilirkişi tarafından incelendiği, davacı tarafından 01.12.2015 tarihli sözleşme ile yükümlenen hizmetlerin davalıya sunulduğu, sunulan hizmet bedellerine istinaden davacı tarafından faturalar düzenlendiği , düzenlenen bazı fatura bedellerinin davalı tarafından ödendiği, ödenmeyen kısımlar için ise davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından açılan davaya karşı getirilen savunmalarda davacı ile aralarındaki ilişkiyi kabul ettiği; ancak davacıya herhangi  bir borcunun bulunmadığını, bunun nedeni olarak ise yapılan ödemeler  ile davacının uhdesinde hali hazırda çalışan bir kısım işçilerin, üst işveren olarak kendisinden talep edilebilme ihtimali bulunan işçilik alacakları için bloke edilen hak ediş bedeline dayandığı anlaşılmaktadır<br>Hemen belirtmek gerekirse; dosya arasına alınan ve davanın taraflarınca imzalanan Sağlık Hizmetleri Danışmanlık ve Kalite Denetim Sözleşmesi'nin 5.23. maddesinde her ne kadar işçilik alacaklarının davacı hakedişlerinden mahsup edileceği düzenlenmiş ise de gerek bu madde gerekse sözleşmenin diğer maddelerinde davalının hak edişleri teminat olarak uhdesinde bulundurmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı görülmektedir.<br>Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>6102 sayılı TTK’nın  23. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197   k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).<br>Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir (6100 sayılı HMK’nın 199.maddesi).<br>Davacının eldeki davada alacak sebebi olarak 25.08.2021 tarih, ... no.lu    84.165,92 TL tutarlı, 11.10.2021 tarih,  ... no.lu  98.096,76 TL tutarlı, 04.11.2021 tarih, ... no.lu 70.158,14 TL tutarlı, 03.12.2021 tarih, ... no.lu  145.910,32 TL tutarlı, 31.12.2021 tarih,  ... no.lu 189.363,69 TL tutarlı, 09.02.2022 tarih, ... no.lu 105.928,21 TL tutarlı faturaları gösterdiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; tek başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı veya hizmet sunan  tarafından gönderilen faturanın alıcı  tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir; ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197  k. Sayılı ilamı) Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu dosyaya alınan bilirkişi raporunda davaya konu edilen faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterinde davacının alacak miktarının 94.434,97 TL, davalının defterinde davacının alacak miktarının 84.063,87 TL olarak yer aldığı böylelikle taraf defterlerinin birbirini doğrulmadıkları görüldüğünden, bu aşmada davalı defterinde yer alan borç miktarı nispetinde davacının davalıdan alacaklı olduğuna karar verilmesinin daha isabetli olacağı değerlendirilmiştir. <br>Ayrıca,  dosya arasına alınan  davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi suretiyle hazırlanan bilirkişi raporunda  'personele yönelik ödeme\" açıklaması ile davalının talep etmiş olduğu mahsup işleminin de yerine getirilmiş olduğu görülmektedir. Öte yandan da  davalının  savunmasına esas teşkil eden  sözleşme ilişkisi kapsamında bazı personelin çalışmaya devam ettiğini bu  nedenle bu personel yönünden işleyecek işçilik alacaklarının da mahsubu gerektiği yönündeki  beyanı karşısında bu personeller yönünden muaccel bir alacağın doğmamış olması nedeniyle bu yöndeki savunmaya da itibar edilmemesi gerektiği değerlendirilmiştir.<br><br>Öte yandan;<br>6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesinde; \"Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiş olup, (2) fıkrada; \"Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.<br>(3) fıkrada; Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır.<br>(4) fıkrada; Sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:<br>a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.<br>b) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınma tarihi belirsizse mal veya hizmetin teslim alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda.<br>c) Borçlu faturayı veya eş değer ödeme talebini mal veya hizmetin tesliminden önce almışsa, mal veya hizmetin teslim tarihini takip eden otuz günlük sürenin sonunda.<br>d) Kanunda veya sözleşmede, mal veya hizmetin kabul veya gözden geçirme usulünün öngörüldüğü hâllerde, borçlu, faturayı veya eş değer ödeme talebini, kabul veya gözden geçirmenin gerçekleştiği tarihte veya bu tarihten daha önce almışsa, bu tarihten sonraki otuz günlük sürenin sonunda; şu kadar ki, kabul veya gözden geçirme için sözleşmede öngörülen süre, mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklının aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, kabul veya gözden geçirme süresi mal veya hizmetin alınmasından itibaren otuz gün olarak kabul edilir.\" düzenlemesine yer verilmiştir. <br> 6102 sayılı TTK'nın 10. maddesinde ise; \"Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.\" hükmü yer almaktadır. 6098 sayılı Yasanın 117. maddesine göre de, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.<br>Eldeki uyuşmazlıkta; davacı dava öncesi için 6102 sayılı yasanın 1530-(7) maddesi uyarınca faiz talep etmiş ise de; anılan faizin talep edilebilmesi için tedarik sözleşmesi yani ana üreticiye belli bir süre mal temininin sağlanması, bu hususta taraflar arasında bir sözleşmenin bulunması gerekmektedir. Eldeki dava, taraflar arasında hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yöneliktir. 6102 sayılı 6102 sayılı TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Mahkemece yanılgılı kanaatle davacının talebi doğrultusunda  6102 sayılı yasanın 1530-(7) maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmişse de az yukarıda belirtilen neden ve gerekçelerle mahkemece 1530-(7) maddesi uyarınca temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmadığından ve davacının dava öncesinde davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair bir delil de olmadığından dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekmiştir. <br>Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜNE; Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/09/2023 Tarih - 2022/618 Esas - 2023/450 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KISMEN KABULÜ ile 84.063,87 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>b-Alınması gerekli 5.742,40-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.899,67-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.842,73-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>c-Davacı tarafından sarf edilen davetiye ve müzekkere gideri, bilirkişi ücretleri olmak üzere toplam 2.880,50-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%75,51 Kabul) 2.175,08-TL'lik kısmının peşin yatırılan 1.899,67-TL harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,<br>ç-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 27.263,75-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>f-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle kabul ret oranına göre hesaplanan (%75,51 Kabul - %24,49 ret) 1.177,96 TL'nin davalıdan, bakiye kalan 382,04 TL'nin davacıdan tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>g-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,<br>c-Davalı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davalının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davalıya iadesine,<br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025\t\t\t\t<br><br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"431c666b190d2783","SID":"79870344bbd14620"}}