{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                    <br><br>ESAS NO\t\t: 2018/822  <br>KARAR NO\t\t: 2021/283<br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 19/01/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 21/04/2021<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; Antalya ... İcra müdürlüğü'nün .../... esas numaralı dosyası ile ... tarihinde açılmış olan ... TL tutarındaki alacağa ilişkin genel haciz yoluyla yapılan takibe borçlu olan davalıların itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, söz konusu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkile ait keşidecisi davalı ..., cirantası ... olan ... ... şubesine ait ... TL miktarlı ... numaralı çekin müvekkilin ...'den ...'ya geldiği otobüste çalındığını ve bu nedenle taraflarınca Antalya ... Sulh Hukuk mahkemesinde çekin zayi olması nedeni ile iptal kararı alındığını, davalıların borcun tamamına itiraz ettiğini, ticari ilişki olmadığını ileri sürdüklerini, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davalılardan ...'ın ... tarihinde traktör satımı karşılığında müvekkilinden ... TL aldığını ancak daha sonra traktör üzerinde banka hacizleri bulunduğu için traktörü kendisine devrini yapamadığını, bu nedenle davalılardan keşidecisi ... olan davaya konu ... TL lik çeki ciro ederek müvekkiline vermiş olmasına rağmen çek bedelini ödemediğini, bilahere çek zayiye uğradığı için mahkemeden karar alındığını, davalılardan çek bedelini ödemeleri istenmiş ise de bugüne kadar ne keşidecinin ne de cirantanın her hangi bir ödeme yapmadığı belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>3.Bu açıklamalar ışığında,\tmahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bahsettiği kıymetli evrak iptal kararını ve dava dışı üçüncü şahıs tarafından müvekkiline ... TL verildiğine dair yazıyı kabul etmenin mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili arasında bu yönde bir ticari ilişki bulunmadığını, yazı içeriğinde bulunan imzayı kabul etmediklerini, 2009 yılında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki için verilen çekin vade tarihinden yıllar sonra çek zayi talep edilmesi, bu karar alındıktan yıllar sonra takibe konu edilmesinin gerçekten kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, bir an için iddiaların doğru olduğu kabul edilse dahi zaman aşımı definde bulunduklarını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir hukuki ilişkinin olmadığını, çek iptali kararının da gerçeklerden uzak olduğunu, müvekkilin verdiği çekin davacıya ciro edilmiş olması düşünülse dahi davacının çeki ibraz süresinde bankaya ibraz etmediğini, zaman aşımı dolmadan takip başlatmadığını ve müvekkiline haber dahi verilmediğini, zaman aşımı definde bulunduklarını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>6. Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.<br>7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas,  2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu.,  2006/19-260 esas, 2006/251 karar)<br>8.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dilekçelerde geçen Antalya ... Sulh Hukuk mahkemesinin .../... E, .../... K sayılı dosyası iş bu dosya arasına alınmıştır. Yargılamanın kıymetli evrak iptaline ilişkin olduğu, yargılama sonunda, başka kıymetli evrakların yanında, iş bu davaya da, temel olan icra takibinde de ismi geçen  ... şubesine ait ... TL miktarlı ... numaralı çekin iptaline de karar verildiği anlaşılmaktadır. Kararın kesinleşme tarihi ...'dir.<br>9.Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esasında açılmış olup, mahkemenin ... tarihli kararı ile görevsizlik nedeniyle dosya mahkememize gönderilmiştir. Kararın kesinleşme tarihi ...'dir. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesi ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir ve bu yönüyle usulen bir sorun yoktur. Mahkememiz somut olayda görevlidir. (Mahkememizde benzer bir itirazın iptali davası görülmüş, karar Antalya BAM ... HD'nin .../...-.../... E-K sayılı ilamı ile incelenmiş ve bu karar da Yargıtay ... HD'nin .../... E, .../... K. Sayılı ilamı ile onanmış, göreve ilişkin bir ortadan kaldırma/bozma olmamıştır.)<br>10.Görevsiz mahkemece tanıklar dinlenmiştir. Süresi içinde görevli mahkemeye başvuru halinde, yeni mahkemede görülmeye başlayan dava, görevsiz mahkemede açılan davanın devamıdır. Tarafların görevsiz mahkemede yaptıkları usul işlemleri görevli mahkemede de geçerlidir ancak kural olarak görevsiz mahkemenin yaptığı usul işlemleri geçersizdir. Fakat, görevli mahkeme, görevsiz mahkemenin yapmış olduğu işlemleri, bunların tekrarlanması için bir sebep yoksa kararına esas alabilir.(KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/ YILMAZ, Ejder., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Genişletilmiş 16. Baskı, Ders Kitabı, s. 156) Tekrar tanıklar mahkememizce dinlenmemiştir.<br>11.Görevsiz mahkemede, dava dilekçesi ekinde sunulan ... tarihli \"... adına ben ... ... TL yi ...'a verdim\" içeriğine sahip, ... isminin ve imzanın yer aldığı belgedeki imzanın ...'a ait olup olmadığı yönünde ATK dan rapor alınması için ara karar kurulduğu, ATK'dan ön rapor niteliğinde raporun geldiği, aşamalarda eksikliklerin giderilmesinin çalışıldığı ancak rapor düzenlettirilmeden, dosyada görevsizlik hükmü kurulduğu, mahkememizce imza incelemesi yaptırıldığı, ATK'nın ... tarihli, ... rapor numaralı raporunda özetle; inceleme konusu belgedeki imzanın kuvvetle muhtemel ...'ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.<br>12.Yargıtay 19. HD'nin  2016/11763 E,  2017/6962 K sayılı emsal ilamında da ayrıntılı olarak bahsedildiği üzere; Kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali kararı ve bu kararın hükümleri TTK' nun 563. ve 564. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 563/1. maddesine göre; “Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir\".  Aynı yasanın 564/1. maddesinde ise ; “İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talep edebilir.” hükmüne yer verilmiştir.<br>13.İptal kararının niteliğinden doğan iki önemli sonucu vardır. Bunlar, iptal kararının  olumsuz ve olumlu sonuçları olarak belirtilmektedir. İptal kararının verilmesiyle kıymetli evrakın en önemli özelliklerinden biri olan senedin hak sahibini teşhis fonksiyonu ortadan kalkar. Bu, iptal kararının olumsuz sonucudur.  İptal kararını  alan davacı, borçludan,  kendisine  senedi  ibraz  etmeden ödemede bulunmak hakkını kazanmaktadır. Borçlu da hile ve ağır kusuru bulunmadıkça iptal kararını ibraz edene karşı ödemede bulunmakla borcundan kurtulmaktadır (TTK md.558/2). İptal kararının olumlu sonucu ise davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi yani hak sahibinin teşhisine imkan vermesi olarak karşımıza çıkar. Buna göre, iptal kararı davacının (iptal kararını elde eden kişinin) senette mündemiç bulunan ve iptal ile artık senetten ayrılan hakkın sahibi olduğuna ilişkin bir karine yaratır. İptal kararının her iki etkisi de hak sahipliğinin teşhisi (hak sahipliğinin tespiti) meselesine ilişkindir. Başka bir anlatımla, iptal kararı sadece senedi zayi eden hamilin senette mündemiç hakkı senetsiz olarak borçluya dermeyan edebilmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak suretiyle borcundan kurtulabilmesini sağlar. Kararın maddi hukuk yönünden bir etkisi yoktur. Maddi hukuk yönünden mevcut durum aynen kalır. Başka bir deyişle, iptal kararı hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf  yetkisine tesir etmez.<br>14.İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet niteliği taşımamaktadır. Sadece, elden çıkmış bulunan senedin teşhis fonksiyonunu ifa etmekte ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep hakkı vermektedir. Görüldüğü gibi, borçlu, iptal kararı hamilinin sadece kararı ibraz etmesi ve kararda adı geçen alacaklının kendisi olduğunu ispatlaması üzerine, ağır kusur ve hilesi bulunmaksızın borcunu ifa ederse, borcundan kurtulmaktadır.<br>15.Borçlu, iptal kararını alan kişiye karşı bazı def'ileri ileri sürebilir. Örneğin, borçlu, iptal kararını alan kişinin aslında senet üzerinde herhangi bir hakkının olmadığı (hiç hak sahibi olmadığı veya belirli nedenlerle hak sahipliği sıfatının sona erdiği) def'ini ileri sürebilir. Ancak, iptal kararı hamili, hak sahibi olduğunu iptale ilişkin yargılamada az çok ispatladığından bunun aksini iddia eden borçlu bu yöndeki iddialarını ispat etmek zorundadır. Borçlunun, iddialarını ispat etmesi ile zayi nedeniyle iptal kararı etkisini kaybeder yani sonuç doğurmaz. İptal kararının olumlu etkisi nedeniyle borçlunun karar hamiline yapacağı ifa onu borcundan kurtaracağı için senede zilyet olan üçüncü kişi borcun sona erdiği def'i ile karşılaşabilir. Bu durumda üçüncü kişi, kendisine ifada bulunulan iptal kararı hamili aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açabilir (BK. md. 61). Başka bir anlatımla böyle bir durumda senede zilyet olan üçüncü kişi, iyi niyetli iptal kararı hamiline ödemede bulunan borçluya başvuramaz (Bu açıklamalar için bakınız: Hanife Öztürk(Dirikkan) -Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali, Ankara ,1990, s. 84 vd.; Prof. Dr. Fırat Öztan-Kıymetli Evrak Hukuku 2. Bası, Ankara, 1997, s. 274 vd.; Poroy-Tekinalp-Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 19. Bası, İstanbul, 2010, s. 97 vd.; Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu-Kıymetli Evrak Hukuku 5. Baskı, Ankara, 1999, s. 57 vd.).<br>16.Somut olayda da, davacının, Sulh hukuk mahkemesinden iptal kararı aldığı anlaşılmaktadır.  Borçlu, iptal kararı hamilinin sadece kararı ibraz etmesi ve kararda adı geçen alacaklının kendisi olduğunu ispatlaması üzerine, ağır kusur ve hilesi bulunmaksızın borcunu ifa ederse, borcundan kurtulmaktadır.Kararın maddi hukuk yönünden bir etkisi yoktur. Maddi hukuk yönünden mevcut durum aynen kalır. Başka bir deyişle, iptal kararı hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf  yetkisine tesir etmez.  Borçlu, iptal kararını alan kişinin aslında senet üzerinde herhangi bir hakkının olmadığı (hiç hak sahibi olmadığı veya belirli nedenlerle hak sahipliği sıfatının sona erdiği) def'ini ileri sürebilir. <br>17.Somut olayda, davacının, keşideciye karşı ileri sürdüğü talebi TTK gereği sebepsiz zenginleşmeye, cirantaya karşı ileri sürdüğü talebi temel ilişkiden kaynaklı alacağa ilişkindir.<br>18.Takibe ve iptale konu edilen kıymetli evrakın (çekin) düzenleme tarihine ilişkin bir belirleme mevcut olmamakla beraber davacı asil görevsiz mahkemedeki ... tarihli celsede özetle; çekin vade tarihinin ... yılı olduğunu ileri sürmüştür. Önemle belirtmek gerekir ki; Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). TTK m. 795 gereği, çekte \"vade\" yoktur.  Poliçeye ilişkin hangi hükümlerin çeklere uygulanacağını belirten TTK 818’de de kanun koyucu vade ve vadeye bağlı sonuçlara ilişkin hükümlere göndermede bulunmamıştır. Örneğin poliçede vadeyi düzenleyen TTK 703 vd. maddelerine atıfta bulunulmamıştır. <br>19.Mahkememizce aşamalarda, ticaret mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılmıştır. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; TTK m. 652 gereği, iptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da ileri sürebileceğinin öngörüldüğü, somut dosyada iddia edilen çekin ifa uğruna verilmiş olabileceği, davaya konu olayda da davalı keşideci ve davalı cirantaya başvurulabileceği, icra dosyasındaki hesapların doğru olduğu, davaya konu olayda çekin düzenleme tarihi hakkında somut bilgi bulunmadığından iptal kararının kesinleştiği ... tarihinden itibaren çekten doğan hakların kullanılmasının beklenebileceği, bu tarih esas alınarak zaman aşımı süresi hesaplandığında 6 aylık ve 3 yıllık zaman aşımı süresinin hangisinin uygulanacağının mahkemenin takdirinde olduğu, her iki sürede de zaman aşımı süresinden sonda icra takibinin yapıldığı bildirilmiştir.<br>20.TTK m. 818 gereği, poliçelerdeki sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TTK m. 732 çeklerde de uygulanacaktır. TTK m. 732 gereği; Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. Zaman aşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; 6762 sayılı TTK da sebepsiz zenginleşmede zaman aşımı kurumu düzenlenmediğinden 818 sayılı BK daki 1 yıllık süre uygulanmaktaydı. Çekin zaman aşımına uğradığı tarihten itibaren (13/12/2012) bir yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. <br>21.Yine, TTK m. 814 hükmü gereği;  Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.<br>6273 sayılı kanunla, daha önce altı ay olarak öngörülen zaman aşımı süresi üç yıla çıkartılmıştır. TTK m. 1534 hükmüne göre TTK 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava konusu çekin, iptal kararının kesinleştiği ... tarihi esas alındığında henüz 3 yıllık zaman aşımı süresinin yürürlüğe girmediği, 6 aylık zaman aşımı süresinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının ... tarihinden itibaren 6 ay içinde ... tarihine kadar çekten doğan hakkını keşideci ve cirantadan talep edebileceği anlaşılmaktadır. <br>22.Yargıtay 12. HD'nin  2012/27354 E,  2013/4250 K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İlke olarak, herhangi bir kanun veya düzenleyici kural, hukuksal sonuçlarını yürürlüğe girdiği tarihten sonrası için doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da, yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilememeleri, yani, geçmişe etkili olmamalarıdır. Yasaları uygulama durumunda bulunanlar, başta mahkemeler olmak üzere, onları geriye yürür sonuçlar doğuracak şekilde yorumlamamakla yükümlüdürler. Hukuk güvenliği bunu gerektirir. Kanun koyucu bu kaidenin aksine düzenleme yapabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun; 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860 E., 1988/232 K.; 13.10.2004 gün ve 2004/10-528 E., 2004/533 K; 06.04.2005 tarih ve 2005/10-183 E., 2005/241 K sayılı kararları da aynı yöndedir. Bundan ayrı, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural, \"derhal yürürlüğe girme\" (I'etfet immediat de la loi novelle) niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumların yeni yasa veya düzenleyici kuraldan etkilenmemesi, kazanılmış hakların saklı tutulması gereğinden kaynaklanan bir sonuçtur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Kazanılmış hak kavramı, her ne kadar açık bir biçimde Anayasa'da düzenlenmemiş ise de, bunun hukuk devleti kavramının temel taşlarından biri olduğu ve Anayasa'nın bünyesinde mündemiç bulunduğu, Türk Kamu Hukuku'nda, öğretide ve yargısal kararlarda benimsenmektedir. 6273 Sayılı Kanun'un 7.maddesi ile 6762 Sayılı TTKnun 726.maddesinde yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkarılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre değişikle getirilen 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olması gerekmektedir.<br>23.İptal kararı ile birlikte, ... tarihi itibariyle, davacının hakkını senetsiz olarak ileri sürmesi veya henüz düzenleme tarihine göre hesaplanan ödeme günü gelmemişse yeni bir senet düzenlemesinin keşideciden isteyebileceği anlaşılmaktadır. Davaya konu olayda çekin düzenleme tarihi hakkında somut bilgi bulunmadığından iptal kararının kesinleştiği ... tarihinden itibaren çekten doğan hakkını davacının kullanması beklenir. Davacının sadece beyanına göre, ödeme gününü belirleme yargısal denetimin önüne geçilmesi sonuçlarına yol açabilecektir. Somut olayda ibraz tarihi tespit edilememekle beraber kabule göre, zaman aşımı başlangıç tarihini, iptal kararının kesinleştiği tarihtir ve 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir. İptal kararının kesinleştiği tarihte, 6273 sayılı yasa ile değişik madde henüz yürürlüğe girmemiştir.<br>24.Yargıtay HGK'nun 2017/17-1093 E, 2017/1090 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır (Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:2, s.1761) Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu  hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz ( TBK m.161). Zamanaşımına uğrayan çek nedeniyle kambiyo hukukunun kendisine sağladığı müracaat hakkını kaybetmiş bulunan hamil, kendisinden önceki ciranta ile aralarındaki temel ilişki nedeniyle açacağı davasında, genel hükümler çerçevesinde çeke delil başlangıcı olarak dayanabilir. Ancak, ortada fiziken çek olmadığından, davacı tarafın aldığı çek iptal kararı vardır. Davalı taraf çekin varlığını inkar etmektedir. Olası bir kanun yolu incelemesinde de tekrar değerlendirileceği kesin olmakla birlikte, fiziken çek var olmadığından (örneği dahi), bir inceleme yapılamamış olmakla, olmayan bir belgenin delil başlangıcı olarak kabulü, mahkememiz kabulüne göre mümkün değildir. Delil başlangıcı tanımlamasına giren bir çek veya örneği dosyada mevcut değildir.  Delil başlangıcının belge niteliğine sahip olması, kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından verilmiş ya da   gönderilmiş olmalısı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat edememekle beraber, o işlemi muhtemel göstermesi gerekmektedir. İptal kararı bu unsurları kabule göre taşımamaktadır. İptal kararı, belge niteliğine sahip olmakla beraber, kendisine karşı ileri sürülen kişi veya temsilcisi tarafından gönderilen veya verilen bir belge değildir. Mahkeme ilamıdır. TTK m. 652 gereği, iptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da ileri sürebileceğinin öngörülmekle, iptal kararı gereği ileri sürülen alacağın usulün izin verdiği şekilde ispatı gerekmektedir.  HMK gereği, Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.<br>Delil başlangıcı var ise tanık dinlenebilir. Ancak, az önce belirtildiği üzere, kabule göre, dosyada delil başlangıcı olmadığından görevsiz mahkemece dinlenen tanık beyanları hükme esas alınamaz. <br>25.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi raporu göz önüne alınarak, davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;  <br>1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,<br>2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak; alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL'den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı ...'ın uyaptan yapılan kontrolde ... yargılama gideri yaptığı görülmekle; ... TL'nin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,<br>6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>7-Davalılar kendilerini görevsizlik kararı veren Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında vekil ile temsil ettirdiğinden,  ... TL   vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, (Emsal olarak; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD, 2020/138  E., 2021/429 K)<br>8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekili ... ve davalı ... vekili ... ve davalı ... vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/04/2021       <br><br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br>¸e-imzalıdır    <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"50408ea9aac73f04","SID":"b393dce974b8e2bb"}}