{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/554 - 2025/775<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/554 <br>KARAR NO\t: 2025/775<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/02/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/620 Esas - 2024/110 Karar<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 29/05/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29/05/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki olduğu ... plakalı aracın karışmış olduğu 23/06/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi kapsamında kazada zarar gören dava dışı 3. kişi için tazminat ödediğini, söz konusu kazanın yasal sınır üzerinde alkolün etkisi ile gerçekleşmiş olduğundan, yapılan ödemeyi davalıya rücu etmek amacıyla Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7141 E. ve Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8252 E. sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazları neticesinde takibin durduğunu, arabuluculuk süreci ile anlaşma sağlanmaya çalışılmışsa da, anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ve munzam zarara ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7141 E. sayılı takibe itirazın iptali ile takibin 47.831,95 TL asıl alacak ve 5.578,65 TL işlemiş faiz olmak üzere 53.410,60 TL üzerinden devamına, Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8252 E. sayılı takibe itirazın iptali ile takibin 64.523,56 TL asıl alacak ve 2.179,66 TL işlemiş faiz olmak üzere 66.703,22 TL üzerinden devamına, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı, davaya cevap vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7141 Esas sayılı dosyasındaki ödeme emrinin incelemesinde, alacaklının ... Sigorta Anonim Şirketi, borçlunun ... ile ..., takip tarihinin 14/09/2020, harca esas toplam alacağın 53.410,60-TL olduğu, borçluların süresi içinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, davacı vekili tarafından süresinde itirazın iptali davası açıldığı Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8252 Esas sayılı dosyasındaki ödeme emrinin incelemesinde, alacaklının ... Sigorta Anonim Şirketi, borçlunun ... ile ..., takip tarihinin 05/07/2019, harca esas toplam alacağın 66.703,22-TL olduğu, borçluların süresi içinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, davacı vekili tarafından süresinde itirazın iptali davası açıldığı, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/1210 Esas sayılı dosyasının incelemesinde, müştekinin ... ile ..., sanığın ... olduğu, Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma, Alkol veya Uyuşturucu Maddenin Etkisi Altındayken Araç Kullanma suçundan Adli Para ve Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın temyizde onama sonucunda 03/05/2023 tarihinde kesinleştiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 23/06/2016 tarihinde meydana gelen ve dava dışı 3.kişiye ödenen geçici ve sürekli iş göremezlik zararının sigortalıdan rücuen tazmini için Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7141 E. ve Eskişehir 1.İcra Müdürlüğü'nün 2019/8252 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile, takibin devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi noktalarında toplandığı, Nöroloji Uzmanı Dr.... ve Uzman Trafik Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11/08/2023 havale tarihli raporda özetle; \"...Dosyadaki tekmil bilgi ve belgeler, kaza tespit tutanağı, kazaya tarafların beyanları, olay yeri, yol ve hava durumu, araçların geliş istikametleri, çarpma noktası ve kazanın oluş şekli değerlendirilmiş olup, bu kazanın oluşumunda ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü ... kamyonet sürücülerinin 0.20 promilin üzerinde alkollü iken araç kullanmalarının KTK'nın 48/5 maddesi uyarınca yasak olmasına rağmen, sürücü 2.28 promil yasal sınırların üzerinde aşırı alkollü olmasına rağmen, sevk ve idaresindeki kamyonet ile taşıt trafiğine çıktığı, yolda seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, seyrine yolun sağında kendi şeridinde kalacak şekilde özen göstererek devam etmesi gerektiği halde, bahse konu olay yerine geldiğinde, sevk ve idare hatasıyla karşı yol şeride geçme neticesi, trafik güvenliğini tehlikeye düşürerek karşı şeritte gelmekte olan motosiklet sürücüsünü önünü kapatarak, aracının sağ yan kısımları ile diğer aracın ön kısımlarına çarpma sonucu meydana gelen kazaya birinci derecede etken olduğu anlaşmakta olup, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan sürücülere ait asli kusurlardan 84/9 maddesi şeride tecavüz etmek, 56/1-a maddesi şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak, aynı Kanun'da yer alan diğer 48/5 maddesi 0.20 promil üzerinde alkollü iken araç kullanmak, kurallarını ihlalinden dolayı, kazanın oluşumunda % 100 (yüzde yüz) birinci derecede ve tam kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ise sevk ve idaresindeki motosikleti ile  kendi şeridinde seyri sırasında, karşı şeritten kontrolsüz bir şekilde aniden şeridine girerek önünü kapatan kamyonet sürücüsüne karşı mesafenin yakın oluşu nedeniyle kazayı önleyici etkin bir tedbir alma imkanının olmadığından dolayı, kazanın oluşumunda kural ihlalinin olmadığı, alkolün kazaya etkisi yönünden inceleme ve değerlendirmede, dosya içeriğindeki bilgiler ve yapılan beyanların incelenmesi sonucunda;<br>\tSürücü ...'ın kazadan dolayı alınan doktor raporunda 2.28 promil alkollü olduğu tespit edildiği, kaza sonrasında yapılan ölçüm sonucu belirlenen alkol seviyesinin santral sinir sistemi üzerinde dikkat dağınıklığı, refleks zayıflığı, algı bozukluğuna yol açtığı düşünülmüştür. Kamyonet sürücüsü ...'ın, ... idaresindeki motosiklete çarpması; yukarıda belirtilen alkolün yol açtığı dikkat dağınıklığı ve algı bozukluğuna bağlandığının belirtildiği gerekçesiyle; \"Davacının davasının KABULÜ ile, Eskişehir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7141 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 47.831,95-TL asıl alacak ve 5.578,65-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.410,60-TL üzerinden devamına, Eskişehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8252 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 64.523,56-TL asıl alacak ve 2.179,66-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.703,22-TL üzerinden devamına\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkil davalı esnaf işletmesine sahip olup, rücuen alacak istemiyle başlatılan icra takibine konu itirazın iptali istemiyle açılan iş bu davada ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih, 37 Esas - 9 Karar R.G.3.7.1944 sayılı kararında bu husus; \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" denildiğini, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkil davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilmediğini, müvekkil davalı huzurdaki davadan ön inceleme tutanağının tebliğiyle haberdar olduğunu, dava dilekçesinin müvekkile tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası incelendiğinde gösterilen adresin muhtatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğu, adresin kapalı olmasından dolayı tebligatın madde 21/2 gereğince mahalle muhtarına bırakıldığı ve kapıya 2 nolu haber kağıdı yapıştırıldığı belirtilmiş ise de tebliğ mazbatasında belirtilen tarihte müvekkilin eşi ve çocukları evde olup, mazbatada yazılı bu belirlemenin gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki müvekkilin adresinin kapalı olduğuna mazbatada yer verilmiş ise de muhatabın nerede olduğunun komşularından sorulmadığını, 2 nolu haber kağıdının yapıştırıldığına dair de komşulara bir beyan ve açıklamada bulunulmadığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla öncelikle zamanaşımı itirazında bulunulduğu, bu talepleri hususunda istinafa konu yerel mahkeme kararında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, müvekkil ... Eskişehir ilinde oto galericileri sitesinde oto galericiliği yapmakta olup, oto galericiliği yaptığına dair meslek odası kayıtlarının yanı sıra vergi kayıtları da bulunduğunu, davacı tarafından sigortalanan kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkil tarafından satılan bir araç olduğunu, her ne kadar müvekkil davalı araç kayıt maliki ise de bu aracın dava dışı ...'a satılarak fiilen teslim edildiğini, nitekim kazaya karışan araç her ne kadar trafik sicilinde müvekkil adına kayıtlı ise de önceki dilekçeleri ekinde sunulan 15.10.2015 tarihli ... Otomotiv Oto Satış Sözleşmesi ile 16 (onaltı) Bin TL bedelle diğer borçlu ...’a satılarak aynı gün bu kişiye teslim edilerek zilyetliği devredilmiş olup, bu tarihten sonra da bu kişinin zilyetliğinde olduğunu,  müvekkilin işleten sıfatının olmaması nedeniyle kazadan ve kaza sonrası ödendiği iddia edilen tazminattan da sorumluluğu bulunmadığını, 23.06.2016 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle ...'a ödendiği iddia olunan tazminatın rücu koşullarının oluşmadığını, 23.06.2016 tarihli Eskişehir Devlet Hastananesi Genel Adli Muayene raporunda; \"motosiklet kazası kaskı takılı değil\" açıklamasına yer verildiğini, bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, dava dilekçesi ekinde maluliyet raporu olarak sunulan 01.6.2018 tarihli 1857 sayılı Adli Kurul Raporunda dava dışı ...'ın toplam özürlülük oranının %10 olduğu değerlendirmesine yer verildiği, özürlülüğün hangi mevzuat hükümlerine göre nasıl ve ne şekilde hesaplandığına raporda denetime elverişli olarak yer verilmediğini, kaza tarihi 23.06.2016 olup, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yürürlükte olan Yönetmelik, 30.03.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik olup, Bu Yönetmelik hükümlerine göre de maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerin Adli Tıp Anabilim dalından alınması gerektiğini, gerçek zararın tespiti için öncelikle dava dışı ...'ın maluliyet durumunun ve oranının somut ve denetlenebilir bir şekilde tespiti gerektiğini, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüt olgusu gerçekleşmeden faiz talebinde bulunulmasının yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğu gibi usule ve yasaya da aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, davacı Sigorta Şirketi tarafından zarar gören (3. kişi) hak sahibine ödenen tazminatın, ZMMS poliçesi kapsamında kendi sigortalısından (sürücünün olay anında alkollü olduğu ve kazanın alkolün münhasıran etkisi altında meydana geldiği iddiasına dayalı) rücuen tazmini için girişilen icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. <br>\tKTK'nın 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, Sigorta Sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.<br>\tSigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır.<br>\tSomut olayda, davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 26/10/2015 tanzim tarihlidir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.<br>\tSigorta Genel Şartları'ndan sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, \"B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; \"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.<br>\tÖdemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.<br>\tSigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:<br>\ta) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,<br>\tb) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,<br>\tc) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,<br>\tç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,<br>\td) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,<br>\te) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,<br>\tf) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,<br>\tSigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.\" denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.<br>\tBu çerçevede, 01/06/2015 tarihinden önceki Sigorta Genel Şartları'ndan kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmiş olması aranırken, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Sigorta Genel Şartları'nda kazanın, aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelmesi rücu için yeterli sayılmıştır.<br>\tDavacı ile davalı araç maliki arasında akdi bir ilişki olup, davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılık olarak gösterilmektedir. Bir başka ifade ile uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmamaktadır.<br>\tYukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca sigorta sözleşmesinin akitleri arasında sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklara dair davalarda taraflardan biri Sigorta Şirketi olmakla birlikte, sigortalı diğer tarafın tüketici olması (sigortalı aracın hususi araç olarak kullanılıyor bulunması) halinde davaya bakma görevi, 6502 sayılı TKHK'nın 3., 73/1. ve 83/2. maddeleri uyarınca Tüketici Mahkemelerine, sigortalının tacir sıfatı taşıması yahut sigortalı aracın ticari olması/ticari amaçla kullanılması halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerine aittir. Somut olayda, aracın niteliği ve kullanım şekli gözetildiğinde ticaret mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla göreve ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. <br>\t2918 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. <br>\tBurada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).<br>\tBu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir.  Sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı).<br>\tPoliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde; \"Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, rücu sebepleri  düzenlemiştir.<br>\tTalebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-f maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davacı olduğundan davacının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. <br>\tKaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile \"birlikte sorumluların\" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK'nın 73/1. maddesinde zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; \"Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br> \tYine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi; \"Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.\" şeklinde ve TBK’nın 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir.<br>\t6098 sayılı TBK'nın 153. maddesinde zamanaşımının durması, 154. maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir (Mülga 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 132 ve devamı maddeleri). Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir. <br>\tTBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında;<br>\t “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; <br>\t1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse,<br>\t 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa,” şeklinde düzenleme mevcuttur. <br>\tİlgili maddeye göre zamanaşımı, borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zamanında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir. Ayrıca icra takibi açıldıktan sonra icra takibinin devamını sağlayıcı nitelikte bulunan her işlem ile zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar.<br>\tSomut olayda, davacı sigorta şirketince ödeme ve yapılan icra takipleri nazara alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. <br>\tMüterafik kusura ilişkin kaza tespit tutanağında bir belirleme yapılmadığı ve yaralanmanın niteliği gözetildiğinde müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 3531-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 8.204,96-TL istinaf karar harcından peşin alınan  2.051,24 TL'nin mahsubu ile bakiye 6.153,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Davalı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,<br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br>\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d46a519454c025a0","SID":"9c2b4494350838ec"}}