{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1182 <br>KARAR NO\t: 2025/1010<br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/... Esas, 2022/... Karar <br><br>DAVACI\t: ... -TCK NO:..., ...<br>VEKİLİ\t: Av. ..., ...<br>DAVALI\t: ... -  TCK NO:..., ...<br>VEKİLİ\t: Av. ..., ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İpotek bedelinin tespiti<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 23/05/2025<br>YAZIM TARİHİ                   : 23/05/2025<br><br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... esas ve 2022/... karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Adana 14. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... Esas sayılı takip dosyasında ... ve ... hakkında başlattıkları takipte borçlu ...'na ait olan bir kısım gayrimenkullerin satışına karar verildiğini, tapudan gelen  kayıtlar incelendiğinde gayrimenkuller üzerinde yer alan banka ipoteğinin önce ...'na, sonra borçlular ...'na, son olarakta davalıya temlik edildiğinin tespit edildiğini, bu işlemlerin hileli olarak yapıldığını, ancak davalıya ipotek bedeli sorulduğunda İcra Müdürlüğü'ne satışa engel olmak amacıyla kötü niyetli olarak 1.228,000.TL alacak bildirdiğini, davalı tarafından bildirilen ipotek alacağının gerçeği yansıtmadığı için bu davayı açtıklarını, davalının dosyaya bildirdiği alacağın yanlış ve satışa engel olma amacı taşıdığını, ipoteğin ilk olarak teminat amacıyla ve 155.000,00.TL üzerinden kurulduğunu, bu miktarın üzerindeki kısmın teminat altına alınmadığını, kaldı ki ipoteğin 102.000,00.TL'lik kısmının davalıya temlik edildiğini, temlik sözleşmesinde faiz ve masraflardan söz edilmediğini, bu nedenle davanın alacağının 102.000,00.TL olduğunu, bu bedele faiz dahi eklenemeyeceğini, faiz eklense dahi temlik tarihinden sonra yasal faiz işletilebileceğini, bununda 155.000,00.TL' yi geçemeyeceğini, bu nedenle davalı tarafından İcra Dairesine bildirilen alacağın bu miktarı geçemeyeceğini, her bağımsız bölüme ayrı ayrı değil, bağımsız bölümlerin tamamı için ipotek tesis edildiğini, İcra Müdürlüğü tarafından taleplerinin reddedildiğini, esasında davalı ve borçlu arasındaki temlik sözleşmesi mal kaçırmaya yönelik olduğu için bu husustaki dava hakları saklı kalmak üzere davalının ipotek alacağının temlik tarihi itibariyle 102.000,00.TL olarak kabul edilmesini, bu alacağa ana para temliki olduğu için faiz işletilemeyeceğinin kabulüne yada faiz ve masraflar dahil olmak üzere teminat ipoteği olduğu için 155.000,00.TL' yi geçemeyeceğine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle açılan davanın memur muamelesini şikayet davası olduğunu, bu davaya bakmak görevinin İcra Hukuk Mahkemelerine ait olduğunu,  dava dilekçesi içeriğinden açılan davanın ne davası olduğu anlaşılamamakla beraber tespit davası olarak değerlendirildiğini, davacının açıklama yapması gerektiğini, ipoteğe konu taşınmazlar üzerine ipotek alacaklısı ... lehine 15.11.2000 tarihinde % 69 faiz üzerinden 155.000,00.TL borç miktarı için fekki bildirilinceye kadar süresiz olarak her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı ipotek tesis edildiğini, kuruluş tarihinden tahsil tarihine kadar faiz işletileceğini, ipoteğin alacak ve ferilerini kapsadığını, davacının ipoteğin en fazla 155.000,00.TL olabileceği ve faiz işletilemeyeceği yönündeki savunmasının yasal mevzuata uymadığını, kurulan ipoteğin  limit ipoteği olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle;  davalıya temlik edilen ipotek, ... ada ... parselde 1,2,3,5,6, ve 7 numaralı bağımsız bölümler üzerinde tesis edilen toplu rehin niteliğinde olduğu, her bir bağımsız bölüm üzerinde ayrı ayrı alacaklar için tesis edilmiş farklı ipoteklerin bulunmadığı, diğer taraftan ipotek, banka tarafından kullandırılan ya da kullandırılacak krediler ile doğmuş veya doğacak borçlar için tesis edilmiş limit ipoteği niteliğinde olduğu, rehin tesis edildiği sırada alacağın miktarının belli olmadığı, ipotek üst sınırının 155.000,00.TL olarak belirlendiği, bunun 102.000,00.TL'lik kısmının davalıya temlik edildiği, üst sınır ipoteğinde asıl alacak, faiz ve diğer giderlerin limiti aşamadığı, taraflarca kararlaştırılan ve tapu kütüğüne tescil edilen yük miktarı ipotekli alacaklının tüm alacak kalemleri için bir üst sınır teşkil edeceği, ipotek akit tablosunda belirlenen faiz oranına göre tespit edilecek faiz dahi asıl alacakla birlikte limiti aşamayacağı, davalının temlik aldığı ipoteğin limitinin 102.000,00.TL olup, asıl alacak faiz ve tüm fer'ileri ile birlikte bu limitin aşılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipotek akit tablosunda ipoteğin nevinin belirtildiğini, söz konusu akit tablosunda ipoteğin limit ipoteği olduğu şeklinde bir şerhin bulunmadığını, dolayısıyla da ipoteğin limit ipoteği olduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin söz konusu taşınmazlar üzerinde alacaklarına binaen bu ipotekleri kurduğunu, ipoteğin limit ipoteği olmayıp faizli ana para ipoteği olduğunu, müvekkilinin alacaklarını teminat altına almak için kurmuş olduğu ipoteğin limit ipoteği olarak değerlendirilmesi ve dahi davanın kabul edilmesinin müvekkili mağdur konumunda bıraktığını, alacaklarını almasının önünü tıkadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, ipotek bedelinin tespiti istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından Adana 14. İcra Müdürlüğü'nün 2014/... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlular ... ve ... aleyhine bonoya dayalı takip başlatıldığını, akabinde borçlu ...'na ait Adana İli, Seyhan İlçesi, İstiklal Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 numaralı  bağımsız bölümler üzerine haciz konulduğunu, ancak işbu taşınmazların tapu kaydında 08/05/2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı temlik işlemi ile davalıya temlik edilen ipotek kaydının bulunduğunu, satışı talep edilen taşınmazlar ile ilgili ipotek bedelinin altında satışa muvafakat edilip edilmediği ve ipotek alacağının bildirilmesi amacıyla icra müdürlüğü tarafından davalı ipotek alacaklısına tebligat yapıldığını, davalı ipotek alacaklısı tarafından da her bir taşınmaz ile ilgili 1.228.080,00.TL ipotek alacağı bulunduğu ve ipotek bedelinin altında satışa muvafakat verilmediği hususunda beyanda bulunulduğunu, ancak dava konusu ipoteğin dava dışı banka lehine üst limit ipoteği olarak ve 155.000,00.TL limit ile sınırlı olmak üzere tesis edildiğini, ayrıca işbu ipotek alacağının yalnızca 102.000,00.TL'sinin davalıya temlik edildiğini, dolayısıyla davalının ipotek alacağının 102.000,00.TL'yi geçemeyeceğini, bu hususta icra müdürlüğüne başvuru yaptıklarını, ancak talebin reddedildiğini, bunun üzerine Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/... Esas, 2017/... Karar sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu, icra mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde işbu talebin dar yetkili İcra Mahkemesi'nce değerlendirilemeyeceğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiğini belirterek davalının ipotek alacağının temlik tarihi itibari ile 102.000,00.TL olarak kabul edilmesine, bu alacağa faiz işlemeyeceğinin kabulüne, yada faiz ve masraflar dahil olmak üzere davalının ipotek alacağının 155.000,00.TL'yi geçemeyeceğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı ise ipotek alacağının %69 faiz ile 155.00,00.TL borç miktarı için ve her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı geçerli olmak üzere tesis edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, 4721 sayılı Kanun'un 881 ilâ 897 nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde ipoteğin tanımı yapılmaksızın, ipoteğin amacı ve niteliği  (md. 881), kurulması ve sona ermesi (md. 882- 887), hükümleri (md. 888- 891) ve kanunî ipotek hakları (md. 892- 897) ile ilgili hususlara yer verilmiştir.<br>Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı aynî hak olarak tanımlanmaktadır (Jale Akipek/Turgut Akıntürk: Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 786;  Lale Sirmen, Eşya Hukuku, Ankara 2017, s. 572). Bu şekilde, aynî teminat sağlayan sınırlı bir aynî hak niteliğindeki ipotek; belirli bir borcun ifasının teminat altına alınması amacını güder ve alacaklıya, teminatın konusunu oluşturan taşınmazın paraya çevrilmesi suretiyle alacağını elde etme yetkisi sunar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2023 tarihli ve  2022/7-679 Esas, 2023/896 Karar sayılı kararı).<br>Türk Hukuk Lûgatında ise ipotek, “Bir taşınmazın bir borca karşı güvence oluşturmasını içeren ve bir eşya hukuku işlemi niteliğinde olan taşınmaz rehni” şeklinde ifade edilmiştir.  (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 588).<br>İpoteğin kurulması sözleşmeye dayalı olabileceği gibi kanundan da kaynaklanabilir. Sözleşmeye dayanan ipotek, taşınmaz malikinin  iradesine bağlı olarak  kurulan  ipotek  olup, 4721 sayılı Kanun'un 856. maddesi gereğince sözleşmenin geçerliliği resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır ve söz konusu aynî hak tapu kütüğüne tescil ile kurulmuş olur. <br>İpotek sözleşmelerinde şekle ilişkin şartın yanında gerek alacak, gerekse taşınmaz maliki yönünden bazı koşulların  mevcut olması gerekir.<br>Öncelikle ipotekle güvence altına alınmak istenen alacak mevcut veya doğacak bir alacak niteliğini taşımalıdır. 4721 sayılı Kanun'un 881 inci maddesi bu hususu “Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir” şeklinde düzenlemiştir. Bu noktada ipotek sözleşmesinin kurulabilmesi için alacak miktarının mutlaka belirli ve değişmez nitelikte olmasının gerekli olmadığı gözden kaçırılmamalıdır.(TMK md.  882/1)<br>Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olan alacaklar için ana para ipoteği (sabit ipotek, adi ipotek, karz ipoteği, kesin borç ipoteği), miktarı ipoteğin tesisi anında belli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği (limit ipoteği, azami meblağ ipoteği, maksimal ipotek) kurulur(TMK md. 851). Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemeyecek olan kısmıdır.(bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/1-909 Esas, 2023/1086 Karar sayılı kararı)<br>Somut olayda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, dava konusu ipoteğin 15/11/2000 tarihinde doğmuş ve doğacak banka alacaklarının teminatını teşkil etmek üzere üst limit ipoteği olarak ve 155.000,00.TL bedel ile tesis edildiği, akabinde banka tarafından iş bu ipotek alacağının 53.000,00.TL'si banka uhdesinde tutulmak suretiyle bakiye 102.000,00.TL'lik ipotek alacağının ...'na temlik edildiği, sonrasında işbu ipotek alacağının sırasıyla ... ve davalı ...'a temlik edildiği, davalı tarafından her ne kadar icra müdürlüğüne verilen 30/12/2016 tarihli beyan dilekçesinde her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı 1.228.080,00.TL ipotek alacağı bulunduğu belirtilerek ipotek bedelinin altında satışa muvafakat edilmediği bildirilmiş ise de, temlik konusu ipotek alacağının üst limit ipoteği olarak tesis edildiği, 53.000,00.TL'sinin banka uhdesinde tutularak bakiye 102.000,00.TL'sinin dava dışı ...'na ve neticede davalıya temlik edildiği, bu haliyle davalının ipotek alacağının üst limit olan 102.000,00.TL'yi aşamayacağı, bu husus nazara alınarak davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere  ve oybirliğiyle karar verildi.23/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c5b764976729d15","SID":"e8bd71cb54bcda46"}}