{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2020/1372 - 2025/543<br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ        <br>\t            \t\t         (D Ü Z E L T E R E K  Y E N İ D E N  <br>\t\t\t         E S A S   H A K K I N D A  K A R A R)<br>   <br>ESAS NO\t: 2020/1372 <br>KARAR NO\t: 2025/543<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/06/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2018/432 E.-2019/667 K.<br><br><br>Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; müvekkili idare ile davalı arasında imzalanan sözleşmeler ile (Özelleştirme ile devredilen mülga) Orhaneli Termik Santralı Sahasının genel temizlik ve bakım işinin davalı firmaya verildiğini, dava dışı işçi ...'nın davalı firma tarafından işten çıkarılması nedeniyle müvekkili ve davalı firma aleyhine davalar açtığını, dava dışı işçi tarafından müvekkili ve davalı firma aleyhine yapılan icra takibi ile hüküm altına alınan alacaklar ve iş akdinin feshine bağlı alacak kalemlerinin (kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti) talep edildiğini, müvekkilinin icra dosyasına 25.10.2010 tarihinde 3.660,10 TL,  29.07.2016 tarihinde 17.486,55 TL. ödeme yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmede davalının çalıştırdığı işçilerin ücret ve her türlü alacağından kendisinin sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunduğunu ileri sürerek, toplam 21.146,55 TL.'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; davanın zaman aşımına uğradığını, <br>Davacının muvazaalı olarak girmiş olduğu asıl işveren - alt işverenlik ilişkisinde dava dışı işçinin işvereni statüsünde olduğunu, bu sebeple doğmuş ve doğacak bütün alacaklardan sorumlu olanın müvekkili şirket değil, davacı işverenin olduğunu, <br>Alacak ticari nitelikte olmadığından Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli, müvekkilinin adresi itibariyle Büyükçekmece Mahkemelerinin yetkili olduğunu, <br>Davanın niteliği gereği yasal faiz talep edilebileceğini, <br>Dava dışı işçinin, müvekkili firma alt işverenliği bünyesinde 1 yıldan az bir süre çalıştığını, müvekkilinin bu dönemde kıdem tazminatı ve işe iade konusunda sorumlu olmasının hukuka aykırı olduğunu, <br>Kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı tarafından ödenen kıdem tazminatının %50'sinden davacının sorumlu olduğunu, kalan kısım için müvekkilinin yalnızca kendi dönemi ile sınırlı olmak üzere hesaplama yapılmasının söz konusu olabileceğini,<br>Davacı kurum ile müvekkili firma arasındaki sözleşmenin süreli olduğu hususu davacı ve dava dışı işçi tarafından bilindiğinden, işten çıkarılmasına müvekkili firmanın sebep olmadığını, müvekkil firmadan önceki ve sonraki alt işverenler değişmesine rağmen davacı kurumun asıl işveren sıfatı ile dava dışı işçiyi çalıştırmaya devam etmesi nedeni ile ve daha da önemlisi dava dışı işçinin müvekkili firma ile belirli süreli hizmet akdi yaptığının açık olması karşısında dava dışı işçinin kıdem tazminatı hakkı olmadığı gibi işçiye ödenen kıdem tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu, <br>11.09.2014 tarih ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanununun 8. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 112. maddesine eklenen fıkralar uyarınca; kıdem tazminatlarının ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından ödeneceğini, davanın bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açıldığını, <br>Savunarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>İlk derece Mahkemesince; \"Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş davacı 513,45 TL ödemenin hesaplamaya dahil edilemediğini beyan etmiş, davalı vekili de zamanaşımı itirazında bulunmuş işçinin İş Kanunu gereğince alacaklarının 5 yılda zamanaşımına uğrayacağını belirterek itiraz etmiş ise de davalının bu itirazı İş Mahkemesindeki davaya ilişkin olup, davada dava kabul edilmiş hüküm kesinleşmiştir. Rücu davasında ise  ödeme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı dolmadığından zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Dava konusu olayda da,  davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl (üst) işveren,  davalı (alt) işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, davalı (alt) işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. <br> İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. Nitekim, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 146. maddesinde düzenlenen, \"Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almaya mecburdur. Hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ödeme ile diğerlerine rücu hakkını kazanır.\" <br>Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Yargıtay 13. HD'nin 28.01.2014 tarih ve 2013/22286 E., 2014/2147 K; 25.02.2014 tarih ve 2013/23685 E., 2014/5067 K.,  sayılı ilamları ile 23 HD nin  23.06.2014 tarih ve 3992 E., 4794 K.; 13.11.2014 tarih ve 9000 E., 7235 K; 30.10.2014 tarih ve 1137 E., 677 K; 26.10.2015 tarih ve 5859 E., 6854 K. sayılı ilamları da bu yöndedir.  <br>Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, icra dosyası, iş mahkemesi kararı, taraflar arasında kurulan sözleşme örneği, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine  göre, dava dışı işçinin davalı şirkette işçi olarak  çalıştığı, sözleşme ve teknik şartnameye göre davalının yüklenici olarak işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, mahkeme ilamına dayalı olarak yapılan icra takibi sonrasında yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile rücuen tahsili gerektiği, davacının rapora itirazında belirttiği 513,45 TL ödeme sonradan davacıya icra müdürü tarafından iade edildiğinden bu miktarı rücuen tahsil talebinin haksız olduğu....Rücu davalarının niteliği gereği müteselsil sorumlulukta ödeyenin diğerini temerrüde düşürmesi gerekmediğinden ödeme tarihinden itibaren avans faizine (taraflar tacir)  hükmedilmiştir. <br>7166 sy ile yapılan değişikliğin 11/09/2014 tarihinden sonra yapılan sözleşmeleri kapsaması, somut olaydaki sözleşme tarihleri  2005-2008 arası  döneme ilişkin olduğu için bu davada  uygulanma imkanı olmadığı\" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 21.146,65 TL'nin 3.660,10 TL'sinin ödeme tarihi olan 25.10.2010 tarihinden, 16.873,06 TL'sinin ise ödeme tarihi olan 29.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.\t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki açıklama ve savunmalarını tekrar ederek, ayrıca cevap dilekçelerinde \"Yemin\" deliline dayanmış olmalarına rağmen İlk derece Mahkemesince bu delillerinin göz ardı edildiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>\tI-Dava, İş Mahkemesi kararlarına dayalı olarak dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsili istemine  ilişkindir. <br>\tİspat yükü kendisine düşen taraf bütün delillerle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı takdirde son çare HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca olarak yemin deliline başvurur (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6.baskı, cilt III, sh.2493). Somut olayda davacı taraf sözleşme, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla iddiasını kanıtladığına ve davalı tarafça ödeme savunması da ileri sürülmediğine göre, artık davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılmasına gerek bulunmamaktadır. <br>\tBu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tII-İlk derece Mahkemesince hükmün gerekçesinde, davacı tarafın 513,45 TL ödemesi sonradan icra müdürü tarafından iade edildiğinden bu miktarı rücuen tahsil talebinin haksız olduğunun kabul edilmesine, hüküm fıkrasında ayrı ayrı tarihlerde yapılan ödeme miktarlarının yazımı sırasında bu ödeme tutarının mahsup edilmesine ve hatta harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin doğru tutar üzerinden hesaplanmış olmasına rağmen, kabulüne karar verilen toplam tutarın yazımı sırasında bu tutar mahsup edilmeksizin, dava ile talep edilen tutar yazılmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nın \"Hükmün tashihi\" başlıklı 304/(1) maddesi, \"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tBu nedenle Dairemizce, HMK'nın 304. maddesi uyarınca re'sen, aynı Kanunun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince, İlk derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki maddi hatayı düzelterek, yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t                                                       :<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>I-Yukarıda (I nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin diğer İSTİNAF SEBEPLERİNİN REDDİNE,<br>II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; HMK'nın 304. maddesi uyarınca re'sen, aynı Kanunun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.06.2019 tarih ve 2018/342 E, 2019/667  K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>\tBuna göre; <br>\t\"1-Davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen 20.533,16 TL için açılan  rücuen alacak davasının kısmen kabulü ile;<br>Bilirkişi raporu esas alınarak ödenen 3.660,10 TL'nin ödeme tarihi olan 25.10.2010 tarihinden 16.873,06 TL'nin ise ödeme tarihi olan 29.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, <br>2-Fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.402,62 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 361,14TL harçtan mahsubu ile 1.041,48 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>4-Davacı  kendini vekille temsil ettiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden  AAÜT gereğince 2.463,98 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile  davacıya verilmesine, <br>5-Davalı kendini vekille temsil ettiğinden AAÜT 13/2 gereğince reddedilen kısım için 613,49 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından peşin yatırılan 361,14 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  <br>7-Davacı tarafından aşağıda dökümü yapılan 560,50 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre %97,09'u olan 544,18 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine 16,32 TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>8-Kullanılmayan gider avansının  karar kesinleştiğinde resen yatırana  iadesine,<br>\"<br>\tIII-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, <br>\tIV-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden alınarak iadesine, <br>\tV-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\tVI-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince/Dairemizce yerine getirilmesine,     <br>04.06.2025 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (04.06.2025 tarih ve 32920 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile değişik Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava tarihindeki parasal sınırlara göre yeniden değerleme oranına göre belirlenen dava  tarihindeki 47.500,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  04/06/2025\t\t\t\t<br>    <br>Başkan <br> e-imza<br>Üye <br> e-imza<br>Üye <br> e-imza<br>Katip <br> e-imza<br>      <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f337bc528a1abfa7","SID":"9adfa4150af3ee39"}}