{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/898 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/205 Karar<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 24/10/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 05/03/2025<br>G. K. YAZILDIĞI TARİH \t : 24/03/2025<br><br><br>Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı .... San.ve Tic  A.Ş.'nin 01.07.2022 tarihinde yapılan Genel Kurulunda Yönetim Kurulu üyeleri olarak Azerbaycan uyruklu .... ve T.C.uyruklu ....'in yönetim kurulu üyeliklerine seçilerek müşterek imza ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, 20.11.2023 tarihinde ise ... San.ve Tic  A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Kararı ile 2022 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısı düzenleme kararı alındığını, Olağan Genel Kurul Toplantı tarihlerinin; 19.12.2023 1. Toplantı,  26.12.2023 2. Toplantı tarihidir. Toplantı yeri şirket adresi olan;  ... Mh. ... cd. .... park H  Blok No:45-5-50 Bağcılar / İSTANBUL olduğunu, 19.12.2023 tarihinde ki toplantıya müvekkilinin Yönetim Kurulu Başkan Vekili sıfatıyla katıldığını fakat hissedarlardan hiçbirinin katılmadığından ertelendiğini, 26.12.2023 tarihli toplantıda yine kimse katılmadığından düzenlenemediğini, 24.09.2024 tarihinde Yönetim Kurulu Kararının oluşturulduğunu ve Başkanlığı'na ....'in 3 yıllığına seçildiğini, akabinde aynı gün  herhangi bir Yönetim Kurulu kararı olmaksızın, Ticaret sicilinde ilan edilmeksizin ve bildirimsiz olarak 24.09.2024 tarihinde olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, bu hususun şirketlerin Olağan Genel Kurul Toplantısı düzenleme  kurallarına ve kanuna  aykırı olduğunu, Yönetim Kurulu Kararı olmaksızın, Ticaret Sicilinde ilanı yapılmaksızın ve taraflara bildirilmeden yapılan Olağan Genel Kurulun yok hükmünde olduğunu, neticede; öncelikle usulsüz yapılan 24.09.2024 tarihli Genel Kurulda alınan kararların  yürütmesinin  durdurulmasına, usulsüz yapılan 24.09.2024 tarihli Genel Kurulda alınan kararların   iptaline (Yok hükmünde sayılmasına), verilecek kararın ticaret sicil memurluğuna tescil ve ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı şirket yetkilisi .... sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Yargılamanın temel ilkeleri gözetildiğinde iptal davası ile butlan(yokluk) davasının aynı anda açılamayacağının aşikar olduğunu, bu iki talebin Yargıtay'ın düzenli içtihatları doğrultusunda da aynı anda değerlendirilemeyeceğini, öncelikli olarak davacı tarafın huzurdaki davaya ilişkin talebinin açık ve net olmadığını, iptale ve butlana dair iki husus bir arada yazılarak derdest davanın talep kısmında karışıklık yaratıldığını, bu hususun davacı tarafça aydınlatılmasının gerektiğini, öncelikle mevcut davaya eldeki delil ve her ne kadar karışık talepler içerse de talep değerlemesi yapıldığında, söz konusu davaya konu Genel Kurul'un mevzuata aykırı olmadığının ortada olduğunu, çağrısız genel kurul yapılabileceğinin tanımlandığını, hazirun cetveli incelendiğinde şirketin bütün pay sahiplerinin temsilcilerinin genel kurul toplantısına eksiksiz katıldığını, bu konuda pay sahiplerinin veya temsilcilerinin herhangi bir tanesinin itirazda bulunmadığının görüleceğini, davacının ve diğer şirket yönetim kurulu üyelerinin görevlerini düzgün şekilde yerine getirmemesi, görevi ihmal etmesi ve görevlerini kötüye kullanmaları nedenleriyle, şirket pay sahipleri ivedilikle TTK 416. Maddesinin açık hükmü dolayısıyla temsilen genel kurul yaptığını, bu Genel Kurul'a pay sahiplerinden veya temsilcilerinden herhangi bir itiraz gelmediğini, davacının pay sahiplerinden veya temsilcilerinden olmadığını, şirket pay sahiplerinin tamamının temsilen Genel Kurula katıldığını, huzurdaki davanın iptal davası olarak değerlendirilecekse, TTK'nın 446 maddesinin d bendine göre ''Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri'' yönetim kurulu üyelerinden biri dava açabileceğini, yönetim kurulunun mevcut yönetim kurulu öncesinde davacı ve ...'den müstakil olduğu, iki kişi tarafından oluşturulduğu gözetildiğinde, bir üye tarafından dava açılabilmesi için genel kurulda alınan kararın doğrudan kişisel sorumluluğa sebep olmasının gerektiğini, alınan kararın yönetim kurulu değişikliği olduğu gözetildiğinde davacı yana ayrıca bir sorumluluk yüklemediği, mevcut sorumluluğunu ortadan kaldırdığı görüleceğini, bu hususta açık kanun hükmü karşısında dava ve itiraz ehliyetinin olmadığını, derdest davanın kötü niyetle açıldığını, yönetim kurulu üyeliğinden doğan maaş kaynaklı alacağı iddiası ile davacı tarafça Kırklareli İcra Dairesi ... E. ve Kırklareli İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyalarından icra takiplerinin başlatıldığını, davacı tarafın fiili olarak genel kurul kararı alınana kadar yönetim kurulu üyeliğinden doğan hiç bir sorumluluğunu yerine getirmediğini, yine fiili olarak şirketin aleyhine dahi işlemleri yürüttüğünü, ... E. Sayılı dosyanın haziran ayında başlatıldığını, kendi e-imzası ile tebligat alındığını, bu şekilde şirketin zarara uğratıldığını, davacı tarafın yürütmenin durdurulması talebinin reddine, neticede davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, ticaret sicil kayıtları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;<br>Dava, davalı şirketin 24.09.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile kararların yok hükmünde sayılması istemine ilişkin olduğu görülmüştür.<br>6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: davalı şirketin 24.09.2024 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile kararların yok hükmünde sayılması noktalarında toplandığı görülmüştür.<br>İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; davalı .... sicil numarasında kayıtlı .... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin adresinin,... Mah. ... Cad. ...  Sitesi H Blk. No: 45/5/115 Bağcılar/İSTANBUL olduğu görülmüştür. <br>Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6102 sayılı TTK' nın 445. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce  incelenip sonuçlandırılmıştır.<br>Davalı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava tarihi itibariyle davacının, davalı şirketin ortağı olmadığı ve dava konusu 24.09.2024 tarihli genel kurul öncesinde davalı şirketin yönetim kurulu başkan vekili olduğu görülmüştür.<br><br>a) Dava takip yetkisi yönünden değerlendirme:<br>6102 sayılı TTK' nın \"İptal davası açabilecek kişiler\" başlıklı 446/1-a maddesinde, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Ancak, iş bu davada davacı taraf dava konusu genel kurul kararının yokluğunun tespitini talep etmektedir. Genel kurul kararlarının yokluğu, bunda hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süreye bağlı olmaksızın itiraz şeklinde veya dava yoluyla ileri sürülebilir. Bu haliyle davacının yönetim kurulu başkan vekili olarak, iş bu davayı açmakta hukuki yararı ve yetkisi olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. <br>b) Yokluk yaptırımı yönünden değerlendirme:<br>Kavram olarak yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi \"yokluk\" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.<br>Şirketler hukukundaki emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir: Birincisi \"genel kurul toplantısı yapılması\", ikincisi toplantıda \"yeterli irade beyanları ile karar alınması\"dır. Bunların birisindeki eksiklik halinde, işlem (karar) hiç doğmamış sayılır; yani baştan itibaren yoktur.<br> Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örneklerden biri, 6102 sayılı TTK’ nın 416. maddesindeki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılması ve karar alınmasıdır. Buna göre, tek istisnası 6102 sayılı TTK' nın 416. Maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurul toplantısıdır. O toplantıda da, ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gerekir.<br> 6102 sayılı \"Çağrısız Genel Kurul\" başlıklı TTK md. 416 hükmü; \"(1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler. (2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.\" şeklindedir.<br>Somut olayda; dava konusu genel kurul toplantısının, davalı şirketçe verilen cevap dilekçesi içeriğinden de anlaşıldığı üzere çağrısız olarak yapıldığı ihtilafsızdır. <br>Yukarıda belitilen yasal düzenlemeye göre, çağrısız genel kuruldan söz edilebilmesi için iki unsurun gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan bir tanesi bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması, diğeri ise pay sahiplerinin toplantıya ve karara itiraz etmemiş bulunmalarıdır.<br>Davacı, anılan genel kurul kararındaki vekaletnamelerin gerçek olmadığı ve bu vekaletnamelerin bulunmadığını iddia etmiştir. Bu iddia kapsamında, temsilci sıfatının hukuka uygunluğunun tespiti gerekmektedir.<br>Mahkememizce yapılan incelemede; dava konusu genel kuruldaki toplantı ve kararların asaleten değil de, hepsinin vekaleten (temsilci eliyle) alındığı görülmüştür.<br>Mahkememizce, hem davalı şirkete hem yetkilisi olarak gözüken temsilciye genel kurul toplantısına katılınmasına ve oy kullanılmasına yönelik ortaklar ..., .... ve .... Dış Ticaret Limited Şirketin'den alınan vekaletnamelerin Türkçe Tercümeli ve onaylı bir suretini dosya sunması için birden fazla kez süreler verildiği ve en son verilen kesin süreye rağmen, vekaletnamelerin dosyaya sunulmadığı görülmüştür.<br> 6102 sayılı TTK' nın 416/1. maddesi uyarınca çağrısız genel kurul toplantısı yapılabilmesi için bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması gerektiğinden, yasanın bu amir hükmüne aykırılık 6102 sayılı TTK' nın 447/1. maddesindeki paydaşın genel kurula katılma hakkını ortadan kaldırıcı niteliktedir. Somut olayda toplantının usulüne uygun vekaletname ile temsilci eliyle yapıldığı ve yeterli irade beyanı ile de karar alındığı ispat edilemediğinden, yapılan genel kurul toplantısı yok hükmündedir. Bu sebeplerle davanın kabulü ile davalı şirketin 24/09/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının davasının KABULÜ İLE;<br>-Davalı şirkete ait 24/09/2024 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 nolu kararların YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN VE GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİTİNE,<br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, <br>-Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00-TL harcın davalıdan alınarak yatıran davacı tarafa VERİLMESİNE,<br>3-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 180,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak yatıran davacı tarafa VERİLMESİNE,<br> -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)<br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı asil ile vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı. 05/03/2025<br><br>Başkan ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Katip ....<br>¸e-imzalı <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"951e4362959b1bce","SID":"c2ae4fd3b1f01d97"}}