{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1777 <br>KARAR NO: 2025/624<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2022<br>ESAS NO: 2018/1125 <br>KARAR NO: 2022/791<br>DAVA: İtirazın Kaldırılması ve İflas <br>KARAR TARİHİ: 28/05/2025<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Arşiv Saklama ve Yönetimi” sözleşmeleri bulunduğunu, ilgili sözleşmeler çerçevesinde müvekkili şirketin davalı şirkete 14.07.2007-31.12.2017 tarihleri arasında arşiv saklama hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki akdin yenilenmeme sebebiyle 31.12.2017 tarihinde sona erdiğini, davalı şirkete ait 68002 adet arşiv kutusunun müvekkili şirketten teslim alınmadığını, söz konusu malların teslim alınmaması üzerine sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra gerçekleştirilen saklama hizmeti için davalı şirketin hesabına her ay saklama bedeli tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk ettirilen saklama bedelinde daha önceki bir tarihte davalı şirkete keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 27.03.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesindeki birim fiyatlarının esas alındığını, ilgili birim fiyatları üzerinden hesaplanan saklama hizmeti için davalı firmaya faturalar keşide edildiğini, davalı firmaya ait mallar teslim alınmadığı gibi bahse konu faturaların da ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından davalı firma aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden iflas yoluyla adi takip başlatıldığını, ilgili takibe 27.12.2017-14.08.2018 tarihleri arasındaki alacakların konu edildiğini, söz konusu alacakların bir kısmının akdi ilişki içinde diğer bir kısmının ise akdi ilişkiden sonra doğduğunu, ilgili takibe davalı firma tarafından itiraz edildiğini, davalı şirketin iflasa tabi şahıslardan olduğunu, TTK'nın 376. maddesi uyarınca iflas koşullarının oluştuğunu, davalı şirketin itirazının kötüniyetli olduğunu belirterek davalı şirketin takibe itirazının kaldırılmasına, icra inkar tazminatı ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 31.03.2014 tarihinde sözleşme akdedildiğini, ilgili sözleşmenin yürürlük tarihinin 01.01.2014 olarak belirlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesine göre sözleşmenin 3 yıl süreyle yürürlükte kalacağını, yine ilgili sözleşmeye göre müvekkili şirketin yürürlük süresine 3 ay kala taraflar arasındaki sözleşmeyi feshi hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeyi feshetmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl uzayacağının belirlendiğini, somut olayda müvekkili şirket tarafından fesih bildirimi yapılmayarak sözleşmenin 01.01.2017 tarihinden itibaren kendiliğinden 1 yıl süreyle uzadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. maddesine göre müvekkili şirketin uygun bir artış yaparak ödemelerini gerçekleştirdiğini, davacı şirket tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 27.03.2017 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle sözleşme konusunu oluşturan hizmet için belirlenen ücretin arttırılması aksi halde sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliğinin 29.03.2017 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle uzayan dönem için ödenen ücretin sözleşmeye uygun olduğunun belirtildiğini, ilgili ihtarname üzerine davacı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacı şirketin Gebze ... Noterliğinin 24.08.2017 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle arşiv hizmetine konu olan malların 01.08.2018 tarihine kadar teslim alınması konusunda müvekkili şirkete ihtarda bulunduğunu, müvekkili şirketin söz konusu malları teslim alırken davacı şirket tarafından haksız bir şekilde geri çekim bedeli talep ettiğini, davacı şirket tarafından faturalandırılarak talep edilen geri çekim bedeline müvekkili şirket tarafından itirazda bulunulduğunu, ilgili itiraz üzerine davacı şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 16.11.2017 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesiyle arşiv kutularının teslimine ilişkin prosedürün tek taraflı olarak durdurulduğunun bildirildiğini, davacı şirketin arşiv kutularını müvekkili firmaya teslim etmediğini, davacı şirketin arşiv kutularını haksız bir şekilde elinde tuttuğunu, müvekkili şirket tarafından arşiv kutularının iadesine ilişkin olarak İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1387 E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame ettiğini, müvekkili şirketin keşide edilen tüm faturalara itiraz etmesine rağmen davacı şirketin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden iflas yoluyla takip başlattığını, ilgili takibe müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, davacı şirketin sözleşmenin feshiyle birlikte zarara uğradığı kabul edilse dahi davacı şirketin arşiv kutularını iade etmeyerek kendi kendine zararını artırdığını, davacı şirket tarafından sözleşmeye aykırı bir şekilde tek taraflı olarak fiyat artışı yapılarak ödenmeyen kira bedellerinin tahsili için İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1205 E. sayılı dosyası üzerinden dava ikame edildiğini savunarak davanın reddi ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 2018 yılı saklama bedeli için başlatılan iflas yoluyla adi takibe itiraz üzerine açılan itirazın kaldırılması ve iflas istemli davada, uyuşmazlığın davacının 2018 yılı için saklama bedeli talep edip edemeyeceği, edecekse hangi fiyatlar üzerinden talep edebileceği, davalının iflasını talep etme koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu, sözleşmenin 3. maddesine göre davacının 01/01/2018 tarihinde arşiv kutularını nakliye bedeli kendisine ait olmak üzere davalıya teslim etmesi gerekirken, 550.000,00 TL alacaklı olduğu iddiası ile elinde tutarak ödemezlik definde bulunduğu, sözleşmenin 2. maddesine göre 2017 yılı için davacının tek taraflı olarak ücret belirleyemeyeceği, bu sebeple davacının haklı bir ödemezlik defi veya hapis hakkının olmadığı, davacının 2017 yılı için talep edebileceği saklama bedeli, sözleşmenin 6d maddesine göre TÜİK verilerine göre yapılan artışla belirlenen tutar kadar olduğu, iflas talebine konu alacağın net ve açık olması gerektiği, davacının 2018 yılı için haksız olarak elinde tuttuğu arşiv kutuları için ayrıca davalıdan saklama ücreti talep edemeyeceğini, hakların dürüstlük kuralı içinde kullanılması beklenileceğini, paraya çevrilemeyecek bir eşya üzerinde hapis hakkı kullanılamayacağını, ödemezlik definin veya hapis hakkının varlığından veya haklı kullanıldığından söz edilemeyeceğini, haklı bir hapis hakkı olmadan saklanan kutular için saklama ücreti istenmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple 2017 yılına ait alacak için görülmüş ve sonuçlanmış İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2018/1205 E. sayılı dosyasında verilmiş kararın kesinleşmesinin de eldeki davaya etkisi olmayacağını, davacının iflas istemli davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin arşiv kutularının paraya çevrilebilme niteliği yoktur yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, karton kutuların bugün itibariyle değerinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan kutu adedi 67431 adet x 25,00 TL = 1.685.775,00 TL olduğunu, bu miktarın dava tarihi itibariyle minimum 4,00 TL'den x 67431 = 269.724,00 TL olacağını, kutunun arşiv içeriği ile ilgisi olmadığını, arşivlerden bağımsız olarak saklanan kutuların bir mamul olarak 2. el ve hurda değeri mevcut olduğunu. müvekkilinin İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ile sabit olduğu üzere kısmen de olsa alacağı bulunduğunu, bu durum karşısında müvekkilin bu hapis defiinde bulunmasının yasal ve meşru olduğunu, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1205 E. sayılı dosyasında verilmiş kararın kesinleşmesinin de eldeki davaya etkisi olmayacak yönündeki tespitinde hukuken geçerliliği bulunmadığını, mahkemece 2017 yılı alacaklarıyla ilgili hiç inceleme yaptırılmadan karar verildiğini, yukarıda zikredilen dosyada 2017 yılı alacaklarının tamamının talep edilmediğini, müvekkilinin takip konusu alacak döneminde bu kutuları saklaması nedeniyle davalı tarafın sebepsiz zenginleştiğini, ayrıca müvekkilinin de arşiv kutularının davalı tarafından iade alınmaması nedeniyle bu alana yeni kutu alarak kar sağlama imkanından mahrum kaldığını, raftan indirme ve kesin geri çekim bedelinin ödenmemesi sebebiyle ileri sürdükleri ödemezlik definin meşru bir defi olduğunu, 2017 yılı fiyatlarının tek taraflı belirlendiği iddiasının yersiz olduğunu, sözleşmenin 6d maddesi uyarınca her sözleşme yılı için yapılacak artış oranını düzenlediğini, 01.01.2014 yürürlük tarihli sözleşmenin 3 yıl için imzalandığını ve 31.12.2016 tarihinde sona ereceği belirlenmiş sözleşme süresinin taraflar arasında yenilenmeyeceğine ilişkin bir beyan ortaya konulmadığı için kendiliğinden 1 yıl uzadığını, bu kapsamda müvekkilin rayiç üzerinde hizmet bedeli talebinin en tabi hakkı olduğunu, davalı tarafından aşağıdaki alacak kalemleri ödenmediği için ödemezlik defii kapsamında davalıya ait arşiv kutularının iade edilmediğini ve müvekkilinin alacağı kapsamında ticari tedavül kabiliyetine haiz kutu ve klasörler nedeniyle hapis hakkının ileri sürüldüğünü, ödemezlik defiinin kesin geri çekim, raftan indirme, saklama, sair hizmet bedellerinden kaynaklandığını, kesin geri çekim bedeline ilişkin faturanın davalı tarafından önce kabul edilmiş kayıtlarına işlenmiş olmasına rağmen sonra davalının yaşamış olduğu genel mali aciz nedeniyle müvekkili zorlayarak ödememe saikiyle olsa gerek iade faturası konu edilerek müvekkiline iade edildiğini, sözleşme ekinde yer alan hizmet birim fiyat listesine göre kesin geri çekimin bir hizmet olarak belirlenerek fiyatlandırıldığını, hizmet bedeli olan kesin geri çekim bedelinin cezai şart veya tazminat olmadığını, kesin geri çekim bedelinin bir hizmet kalemi olduğunun davacının kabulünde olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide kural istisna tutulmayan her halde ekli çizelgedeki hizmetlerin alınması halinde hizmet bedelinin ödenmesi olduğunu, ancak, sözleşme müşteri tarafından haklı sebebe dayalı olarak feshedilirse kesin geri çekim bedeli ödenmeyeceğini, sözleşmenin sona ermesi halinde de bir hizmet bedeli olan kesin geri çekim bedelinin tahakkuk edeceği hem sözleşmenin hem de  TBK'nın geri verme yeri başlıklı 566. maddesinin gereği olduğunu, raftan indirme ücretinin kesin geri çekim bedelinde olduğu gibi bu bedeli davalı önce kabul edip ticari defterlerine işlemişse de sonra kesin geri çekim bedelinde olduğu gibi müvekkiline iade faturası keserek iade edildiğini, sözleşmenin hiçbir maddesinde bir hizmet bedeli olan raftan indirme bedelinin alınmayacağına ilişkin hüküm bulunmadığını, 2018 yılına ilişkin saklama bedelleri sözleşmenin 31.01.2017 tarihinde sona erdiğinin kabulü halinde piyasa rayiçlerine göre tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece sektör firmalarından rayiç değerler celp edilmesine rağmen bu değerlere göre alacak tespiti yaptırılmadığını, davalı tarafın müvekkilinin 01.01.2018 tarihine kadar arşiv kutularının iade alınmasını istediği hususundaki beyanı gerçek dışı olduğunun ihtarnameler ile ortada olduğunu, müvekkil tarafından davalıya iki seçenek sunulduğunu, davalı tarafın ikinci seçeneği tercih etmesine rağmen davalının organizasyonunun bozukluğu nedeniyle kendi bildirdikleri takvime de uyamadığını, davalının borcunu ödemediği gibi arşivlerini de iade almadığını, Yargıtay 11. HD  2012/4391 E. 2013/3376 K. ve 2016/7194 E. 2018/678 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi saklama ücretinin ödenmemesi halinde ödemezlik defi ve hapis hakkının kullanılabileceğini, borcun vadesi geldikten sonra ödenerek saklanan arşivlerin teslim alınmamasından dolayı gecikilen her gün için yeni ücret alacağı doğduğunu, müvekkilinin gerek 27.12.2021 tarihinden önce gerekse bu tarihten sonra doğan alacağının sabit olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesinde talep ettikleri kötü niyet tazminatına ilişkin gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu konuda herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davacı şirket aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, iflas yoluyla adi takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir.  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasında; alacaklı/davacı tarafından, borçlu/davalı aleyhine 550.182,16 TL cari hesap alacağının tahsili istemiyle 14.08.2018 tarihinde iflas yolu ile adi takip başlattığı, ödeme emrinin 17.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/borçlunun 7 günlük yasal süre içerisinde 17.08.2018 tarihinde itirazı üzerine takibin durduğu, İİK'nın 156/3. maddesi uyarınca davanın ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde 28.09.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 154/1. maddesi uyarınca davalının sicilde kayıtlı adresi Ataşehir/ İstanbul itibariyle iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde başlatılmış, dava yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. İİK'nın 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır.Davacı tarafın takip konusu ettiği cari hesap ekstresi alacağı 2018 yılının ocak ayından temmuz ayına kadar düzenlenen 14 adet faturadan oluşmakta olup, faturaların açıklamalarında ise arşivleme hizmet bedeli ve arşivleme kira bedeli şeklinde kayıt bulunmaktadır. Davacı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona erdiğini, davalı şirketin arşiv kutularını gerekli bedeli ödeyerek teslim almadığını, müvekilince hapis hakkının kullanılması üzerine sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra gerçekleştirilen saklama hizmeti için davalı şirketin hesabına her ay saklama bedeli tahakkuk ettirildiğini, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise davacı şirketin tek taraflı sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle sözleşme konusu malları teslim almak istemelerine rağmen davacı şirket tarafından haksız bir şekilde geri çekim bedeli talep ettiğini, itiraz etmeleri üzerine davacının teslimine ilişkin prosedürün tek taraflı olarak durdurulduğunu, davacı şirketin arşiv kutularını haksız bir şekilde elinde tuttuğunu savunmuş, mahkemece davacının haklı bir ödemezlik defi veya hapis hakkının olmadığı, iflas talebine konu alacağın net ve açık olması gerektiği, davacının 2018 yılı için haksız olarak elinde tuttuğu arşiv kutuları için ayrıca davalıdan saklama ücreti talep edemeyeceği, hakların dürüstlük kuralı içinde kullanılmasının beklenileceği, paraya çevrilemeyecek bir eşya üzerinde hapis hakkı kullanılamayacağı, saklanan kutular için saklama ücreti istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili dava dilekçesinde bildirilen sebepler, davalı vekili tarafından da kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle ayrı ayrı istinaf kanun konun yoluna başvurulmuştur.Hapis hakkının düzenlendiği 4721 sayılı TMK'nun 950. maddesinde; \"Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir. Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler arasında bu bağlantı var sayılır. Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis hakkına sahip olur.\", Aynı Kanun'un 951. maddesinde; \"Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.\" hükümleri yer almaktadır.TBK'nun 561. maddesinde saklama sözleşmesi; saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmış olup, davalı ile dava dışı borçlu arasındaki sözleşme TBK'nun 561 vd maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesidir.TBK'nun 574. maddesinde ise; \"Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış olan ardiye ücretini ve saklamadan doğmayan bakım, taşıma ve gümrük gibi bütün giderlerini isteyebilir. Bu giderler hemen; ardiye ücreti ise her üç ayda bir ve her hâlde malların tümünün veya bir bölümünün geri alınması sırasında ödenir. Ardiyeci, mallara zilyet bulunduğu veya eşyayı temsil eden herhangi bir senet vasıtasıyla onlar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip olduğu sürece, alacakları için bu mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.\" düzenlenmiştir.Taraflar arasında 31.03.2014 tarihli ... Arşiv Saklama ve Yönetimi Hizmetleri Sözleşmesinin akdedildiği sabittir. Sözleşmenin konusu davalıya ait  \"arşivlerin\" davacı şirket tarafından tesislerinde muhafaza edilmesine ilişkindir.Sözleşmenin 2. maddesi \"..Sözleşmede değişiklik ancak yazılı olarak ve tarafların mutabakatı ile yapılabilir\",<br> 3. Maddesi \"Bu Sözleşme taraflarca imzalanması ile yürürlüğe girecek ve üç yıl boyunca devam edecektir. Müşteri 3.Yılın sona ermesinden 3 ay önce yazılı olarak sözleşmenin feshini istemediği sürece, sözleşme her yıl yenilenmiş sayılacaktır. Bu sözleşmenin süresi içerisinde Müşterinin  sözleşmeden doğan haklı bir nedene dayanmaksızın saklanan ürünleri kesin geri çekmek istemesi durumunda ürün başına EK'te belirtilen tutarı, uygulanabilir değer ücretler dahil olarak ödeyecektir. Nakliye bedelleri Müşteri'ye aittir. Şirket sözleşmeyi herhangi bir zamanda Müşteriye 1 yıl öncesinden yazılı bildirimde bulunarak feshedebilecektir. Bu durum için nakliye bedeli şirkete aittir.\",  6.d. maddesi,\"Sözleşmedeki ücretler, her yıl, bir önceki yılın ücretlerine son oniki aya ait TUİK tarafından açıklanacak” (TÜFE+ÜFE)/2 ortalaması oranında artış uygulamak suretiyle belirlenecektir. Ödemeler, ödeyen tarafın banka hesabından alıcı tarafın banka hesabına uygun tutarların havalesi gerçekleştiğinde yapılmış kabul edilecektir. Bu havale ile ilgili komisyonlar ve giderler müşteri tarafından karşılanacaktır. Belirtilen tüm ücretlerde KDV hariçtir. KDV, ücretlerin verilmesi tarihinde geçerli olan orandan uygulanacaktır.\" 7. Maddesi, \"müşterinin istediği her an sözleşmeyi herhangi bir tazminat vs, ödemeksizin feshetme hakkına sahip olduğu, sözleşmenin herhangi bir sebep göstermeksizin müşteri tarafından feshedilmesi durumunda müşterinin kesin geri çekim bedelini ve sözleşmeye uygun şekilde tahakkuk eden müşterinin ödemekle yükümlü olduğu ücretleri ödeyecektir. \" şeklindedir. Davacı tarafından keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği'nin 19.04.2017 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinde, 2018 yılı geçerli olacak asgari miktarların bildirildiğini, sözleşmenin 31.12.2017 tarihinden itibaren yenilenmeyeceğini ve sözleşme süresinin sona erdiğini, sözleşmenin sona ermesi ile birlikte arşivlerin teslime hazır edileceğini, 90.000 kutuluk arşivi almaları gerektiğini iadede oluşacak temerrütten sorumlu olacaklarını, 01.01.2018 tarihinden itibaren arşivler iade alınana kadar 2018 fiyat listesinin uygulanacağını ihtaren davalıya bildirilmiştir. Taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1387 E. sayılı dosyası incelendiğinde; 25.12.2017 tarihinde açılan davanın davacısının ... davalısının ... olduğu, arşiv kutularının teslim edilmesine yönelik davada, ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik 03.01.2018 tarihli ara karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2018 tarihli 2018/1456 E. 2018/1294 K. sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve 20.000,00 TL tutarında teminat karşılığında davalının sözleşme konusu emtiayı davacıya teslim etmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine dair karar verildiği, dosyanın derdest olduğu uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamada duruşmasının 15.10.2025 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1398 E. sayılı dosyası incelendiğinde; 27.12.2017 tarihinde açılan davanın davacısının ... davalısının ... olduğu, 2017 yılına ait hizmet bedellerinin uyarlamasına yönelik davada, uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamada 23.03.2023 tarihinde 2023/232 K. Numarası ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine yönelik karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1205 E. sayılı dosyası incelendiğinde; 15.10.2018 tarihinde açılan davanın davacısının ... davalısının ... olduğu, 01/01/2017- 01/01/2018 tarihleri arasındaki dönem için kesilen fiyat farkı faturasından kaynaklı cari hesap ekstresi alacağı nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptaline yönelik davada, 20.04.2022 tarihinde 2022/337 K. sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddine verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunda neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 27.03.2025 tarihli 2022/1583 E. 2025/543 K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına dair karar verildiği, karar sonrası dosyanın uyap sistemi üzerinden yapılan sorgulamada 2025/354 E. sırasına kaydedildiği ve duruşmasının 16.07.2025 tarihine bırakıldığı anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince icra iflas mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 25.11.2021 tarihli raporda:\"...Davacının ticari defterlerine göre, davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle kaydi olarak 550.182,16 TL tutarında alacağının bulunduğu, Davalı şirketin ticari defterlerine göre, davalı şirkelin davacı şirkete takip tarihi itibariyle kaydi olarak herhangi bir borcunun bulunmadığı,...Davacının derdest davaya dayanak yaptığı Yargıtay İçtihadı Birleşlirme Kurulu tarafından kira sözleşmeleri ile ilgili olarak verilen kararın somut olaya kıyasen uygulanıp uygulanmayacağı ve saklama sözleşmelerinde saklayanın ödemezlik definde bulunup bulunamayacağı hususlarının değerlendirilmesinin borçlar hukukunun alanını ilgilendirdiği, heyetimizde borçlar hukuku alanında uzman bir bilirkişi bulunmadığından, bu konularda bir değerlendirme yapılamadığı, heyete borçlar hukuku konusunda uzman bir bilirkişinin dahil edilmesinin uygun olacağı,...\" şeklinde kanaat bildirilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 165/1.maddesi uyarınca bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tesbitine kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Bekletici mesele olgusu yargı kararları arasında çelişkili durumların ortaya çıkmasının önlenmesi amacına yönelik bir düzenlemedir. Eldeki dava iflas istemine ilişkin ise de, iflas talebi takibe dayanmakta olup icra takibi ise itiraza uğradığı için öncelikle genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı ve itirazın kaldırılması koşullarının oluşup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.Somut olayda sözleşmenin 01.01.2018 tarihinden önce davacı tarafça fesedilmesi nedeniyle sözleşmenin ayakta olmadığı ve davacının bu tarihten sonra 2018 yılı için hizmet vermeye devam etmesi nedeniyle davalı taraftan alacaklı olduğunu iddia ederek düzenlediği cari hesap ekstresine konu faturalar kapsamında iflas yoluyla adi takibe konu ettiği, bu tarihten önce davalı tarafça arşiv kutularının teslim alınmak istenilmesi üzerine davacının ödemezlik defiisini ileri sürerek hapis hakkı kapsamında teslimde bulunmadığı, davalı şirketin de teslimi sağlamak için  İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1387 E. nezdinde 25.12.2017 tarihinde dava açtığı, bu davanın kabulü halinde dava tarihi itibariyle hüküm ifade ediceği için iş bu davada takip konusu yapılan 2018 yılına ait hizmet bedeli konusunda davacının talepte bulunamayacağı, davanın reddi ile davacının ödemezlik defisinin haklı olduğuna kanaat getirilmesi halinde ise, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1398 E. ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1205 E. sayılı dosyaları ile belirlenecek 2017 yılı hizmet bedelleri üzerinden iş bu davaya konu 2018 yılına ait hizmet bedelleri sözleşmenin 6.d. maddesi de dikkate alınarak belirlenecek olup bu kapsamda takibe itirazın kaldırılmasının gerekip gerekmeyeceği ve depo edebilecek tutar tespit edilebilecektir. Yani İlk Derece Mahkemesince arşiv kutularının haksız yere elinde tuttuğu kabulünün çözümleneceği uyuşmazlık İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1387 E. sayılı arşiv kutularının teslim edilmesine yönelik dosyası olup, bu davada verilen karar eldeki davayı etkileyecek mahiyette olup, çelişkili kararların ortaya çıkmasının engellenmesi amacıyla bu davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince hapis hakkına konu materyalin bedelinin olmadığı kabul edilerek davacının hapis hakkını kullanmayacağına kanaat getirilmiş ise de, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf dilekçesindeki iddiası, arşiv kutusunun sayısının fazlalığı, materyalinin niteliğinin paraya çevirmeye elverişli olup olmadığının teknik boyutu itibariyle bilirkişi incelemesi vasıtasıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Bu hususlar dikkate alınmadan hüküm tesis edilmesi yargılamadaki eksiklik olup isabetli değildir.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, kararın kaldırılması sebebine göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1125 E. 2022/791 K. sayılı 09/11/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davalıvekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,4-Taraflarca yatırılan istinaf başvurma harçlarının Hazineye irat kaydına, istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6cc0f304fabac37","SID":"b89b675e9869e552"}}