{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/462 Esas<br>KARAR NO: 2025/741<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 04/03/2025<br>NUMARASI: 2025/72 Esas<br>DAVANIN KONUSU: KONKORDATO (Adi Konkordatodan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordatonun tasdikine karar verilmesi talebi ile açılan dava kapsamında davacı vekili 19/02/2025 tarihli talep dilekçesi ile; konkordato projesinin başarıya ulaşması için gerekli olan tahsil veya temlik cirosu ile bankalara ciro edilen ve mühlet sonrasında tahsil edilen çek bedellerinin alacaklı bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına; henüz vadesi gelmeyen çeklerin ise komiser denetiminde ibrazının sağlanması için taraflarına iadesine veya banka tarafından tahsili halinde çek bedelleri üzerinde alacaklı bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine, hesabın konkordato projesi ve konkordato komiseri denetiminde kullanılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 04/03/2025 tarihli ara kararı ile; geçici mühlet tarihinden önce bankalara devredilen ileri tarihli çeklerin yada çek bedellerinin iadesi konusundaki taleplerin muhatap banka hasım gösterilmek suretiyle açılacak ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı, çeklerin yada çek bedellerinin iadesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, bununla birlikte banka tarafından tahsil edilen çeklerin borç miktarından düşülmeksizin bloke altında tutulmasının Mahkemece tesis edilen ara kararlara aykırılık teşkil ettiği gibi borçlunun ve dolayısıyla diğer alacaklıların da zararına sebebiyet verdiği gerekçelerine istinaden mühlet tarihinden önce bankalara temlik cirosu ile devredilmiş çeklerin yada tahsil edilmiş ise çek bedellerinin iadesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine; mühlet tarihinden önce bankalara devredilen çeklerin yada çek bedellerinin iadesine yönelik talepler açılması gereken ayrı bir davanın konusunu teşkil ettiğinden davacı şirketlerin bu hususta muhtariyetine; mühlet tarihinden önce bankalara devredilen müşteri çeklerinin mühlet süresi içerisinde tahsil edilmiş olmaları halinde banka tarafından blokede tutulmayarak mevcut borç miktarından mahsup edilmesine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; komiser heyeti tarafından sunulan rapor ile tedbir taleplerinin kabul edilmesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirilmesine rağmen mahkemece taleplerinin reddine karar verildiğini, öncelikle Mahkemenin 24.01.2025 tarihli tensip zaptının 12. maddesi ile \"borçluların ,borçlu oldukları banka hesaplarına geçici mühletin karar tarihi ve sohnrasında gelecek olan alacakları konusunda alacaklı bankaların kendi alacakları yönünden mahsup işlemleri yapmalarının önlenmesine,...\" şeklinde karar verilmişken bu karar ile çelişecek şekilde 04/03/2025 tarihli ara karar ile \"mühlet tarihinden önce bankalara devredilen müşteri çeklerinin mühlet süresi içerisinde tahsil edilmiş olmaları halinde banka tarafından blokede tutulmayarak mevcut borç miktarından mahsup edilmesine\" şeklinde karar verildiğini, dolayısıyla bu kararın, konkordato projesine tamamen aykırı, projenin gerçekleşmesini imkansız hale getiren, alacaklılar arasında menfaat dengesini bozan  ve verilen ilk tedbir kararı ile tamamıyla çelişen bir karar olduğunu, konkordato talepleri ve projelerinde, söz konusu çek bedellerinin proje kapsamında kullanılacağının ve projenin başarıya ulaşması için gerekli olduğunun açık bir şekilde ortaya konulduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılarak müvekkili tarafından bankalara temlik veya tahsil cirosu ile verilmiş ve vadeleri mühlet içinde olup mühlet içinde tahsil olan çek bedellerinin komiser denetiminde kullanılmasına; henüz vadesi gelmemiş çeklerin ise komiser denetiminde ibrazı için müvekkiline iadesine yönelik tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkin olup derdest dava kapsamında verilen ara karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konkordato komiser heyeti tarafından sunulan 24/02/2025 tarihli görüş yazısında özetle; sunulan çek listelerinde 1 ve 2 nolu listede yer alan çeklerin, konkordato ön projesinde, alacaklılar/çekler hesabında yer aldığı, ayrıca şirketin proforma gelir tabloları ve nakit akış tablolarında dikkate alındığı, bu bakımdan düzenleme tarihleri/vadeleri geçici mühletten sonra olan, bu sebeple geçici mühlet içinde tahsil edilerek banka hesaplarına intikal eden/edecek toplam çek tutarının 30 milyon TL'nin üzerinde olduğu gözetildiğinde şirketin geçici ve olası kesin mühlet dönemindeki nakit akışını ve işletme sermayesi ihtiyacını olumsuz etkileyecek boyutta olduğu, konkordato projelerinin başarıya ulaşması için mühlet içinde komiser nezaretinde kullanılacak nakit kaynakların bir parçası olan inceleme konusu çek bedellerinin, temlik veya tahsil cirosuyla temlik edilmesi vesilesiyle bankalar tarafından tahsil edilip kendi alacaklarına mahsup etmeleri konkordatonun başarıya ulaşmasını olumsuz etkileyebileceği gibi alacaklılar arasında da eşitsizlik yaratacağı, çeklerin toplam tutarı 30 milyon TL'nin üzerinde olup tümünün bankalar tarafından mühlet öncesi alacaklarına mahsup edilmesi halinde, davacı şirketin konkordato ön projesinde ve eklerinde yer verdiği nakit akışı olumsuz etkileneceği gibi, banka ve piyasa kredisi kullanmanın imkansız hale geldiği geçici mühlet döneminde, nakit işletme sermayesi ihtiyacı bulunduğundan bunlara şirketin şiddetle ihtiyacı olduğu, zira, diğer konkordato tedbirleriyle birlikte ancak şirketin yeterli nakit işletme sermayesine sahip olması halinde, konkordato projelerini başarıyla uygulayabileceği, bunun da tüm alacaklıların ortak yararına olacağı, bu nedenle davacı vekilinin 19.02.2024 tarihinde sunulan talep dilekçesi ekinde listelenen çeklerin muhatap bankası, çek numarası, düzenleme tarihi, çek bedeli ve keşidecisi açıkça belirtilerek geçici mühlet kararından önce tahsil veya temlik cirosu ile bankalara devredilen talep dilekçesine ekli 1 ve 2 nolu listede yer verilen çekler için, bankaların kendi alacakları yönünden takas/mahsup işlemi yapmasının önlenmesi; talep dilekçesin ekli 1 nolu listede yer verilen çeklerden mühlet içinde tahsil edilen çek bedellerinin, konkordato komiseri denetiminde konkordato projesi doğrultusunda kullanılması, tahsil edilemeyip teminatta bekletilen çek asıllarının şirkete iadesi; ekli 2 nolu listede yer verilen, henüz vadesi gelmeyen çeklerin şirkete iadesi ve konkordato komiseri denetiminde ibraz ve tahsil edilerek konkordato projesi doğrultusunda kullanılması yönünde ek tedbir kararı verilmesinin konkordato projesinin başarıya ulaşması bakımından yararlı olabileceği belirtilmiştir.İİK'nun 285. maddesinde belirtildiği üzere, konkordatonun amacı, borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmesi veya muhtemel iflastan kurtulmasını sağlamaktır. Konkordatonun başarıya ulaşabilmesi için geçici mühlet kararı veren Mahkemenin, İİK'nun 287/1. fıkrada, 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hallerde dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı belirtilmiştir. Bu hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için alınabilecek tedbirler sınırlı değildir. Yasada düzenlenen muhafaza tedbirleri arasında yer almayan taraf talebine veya mahkemenin durum ve şartlara göre takdir edeceği tedbirlerin ise HMK'nun 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunu kabul etmek gerekir. Kanunda öngörülmeyen ancak Mahkemece verilebilecek ihtiyati tedbirlerin amacı da, konkordato talep eden borçlunun malvarlığı veya işletmesinin bütünlüğünün korunması ve konkordatonun amacına ulaşmasının sağlanmasıdır. Ancak, yasanın açık düzenlemelerine aykırı düşecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi de kabul edilemeyecektir.Somut olayda, davacının talebi, maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran ve borçlu konkordato talep eden şirkete nazaran üçüncü kişi konumunda olanların maddi hukuktan doğan talep ve def-i haklarını etkileyen tedbirler olarak değerlendirilebilir. Konkordato talebinde, gerek geçici mühlet ve gerekse kesin mühlet süresi içerisinde, üçüncü kişilerin sahip oldukları hakları ve yüklendiği borçları etkileyeceğinden bu konuda tedbir kararı verilemez. Bu nedenle Mahkemece, mühlet tarihinden önce bankalara temlik cirosu ile devredilmiş çeklerin yada tahsil edilmiş ise çek bedellerinin iadesi yönünde tedbir talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. Mahkemece ayrıca mühlet tarihinden önce bankalara devredilen müşteri çeklerinin mühlet süresi içerisinde tahsil edilmiş olmaları halinde banka tarafından blokede tutulmayarak mevcut borç miktarından mahsup edilmesine yönelik de karar verilmiş olup davacı vekili bu kararın tensip ara kararı ile çeliştiğini ileri sürmüştür. Ancak tensip ara kararına konu husus, davacının ticari ilişki içinde bulunduğu taraflardan banka hesabına gelecek paralara ilişkin olup istinaf konusu ara karar ise, bankanın elinde bulunan çek yada tahsil edilmiş ise çek bedellerinin iadesine yönelik talebin reddinin bir sonucu olarak tahsil edilen çek bedelleri ile ilgili bankanın ne şekilde işlem yapacağına yönelik bir karar olduğundan bir çelişki bulunduğundan söz edilemez. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/72 Esas sayılı derdest dosyada verilen 04/03/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f bendi ve İİK'nun 258/son fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22.05.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e4c1c4273f0d44e","SID":"77ba0e482c5a5ace"}}