{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/354 - 2025/672<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/354 <br>KARAR NO\t: 2025/672<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/247 Esas - 2023/782 Karar<br><br>  <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 13/05/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 04/06/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... İnş. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 18/03/2016 tarihinde davacının karşıdan karşıya geçmekte olduğu sırada davalı sürücü ...'nin, sevk ve idaresindeki aracın davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek, sürekli iş göremezlik zararına mahsuben şimdilik 500,00-TL, geçici işgöremezlik zararı olarak 500,00-TL, en son çalıştığı işyerinden ayrılması nedeniyle mahrum kalınan gelire ilişkin 500,00-TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ortopedik rehabilitasyon malzemeleri, tedavi ve ulaşım giderleri vb. belgesi olan ya da olmayan masraflara mahsuben şimdilik 1.290,00-TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 15.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Sigorta Şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile tedavi ve yol gideri talebini 1.939,90TL, geçici işgöremezlik tazminatı talebini 23.280,43TL, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 12.022,42TL olarak artırmış, BAM kaldırma kararı sonrası sunulan 19.10.2023 tarihli dilekçe ile de geçici işgöremezlik tazminat talebinin 22.780,43 TL olduğunu belirterek, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 65.761,43 olarak artırmıştır.<br>\tDavalı ... İnş. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ..., usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece verilen ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 1.939,90-TL tedavi-yol giderinden kaynaklı, 23.280,43-TL geçici işgöremezlikten kaynaklı ve 12.022,42-TL sürekli işgöremezlikten kaynaklı toplam 37.242,75-TL maddi tazminatın davalılardan ... ve ... İnş. ve Tic. A.Ş.'den kaza tarihinden, davalılardan ... Sigorta A.Ş.'den ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 9.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... İnş. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili, davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... İnş. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/718E. - 2023/283 K. nolu 01/03/2023 tarihli ilamı ile kararın; ‘davacının aktif çalışması ve elde ettiği ek gelirin net biçimde belirlenmesi bakımından çalıştığı bildirilen yerden, bordroları, SGK dökümleri, geçici iş göremezlik süresi içinde mahrum kalınan kazanç iddiasına ilişkin kayıt ve belgeler getirtilip akabinde dosya aktüer bilirkişiye tevdi edilerek usuli kazanılmış haklar korunarak, hükme esas alınan rapor tarihine kadar davacının işlemiş aktif dönem zarar hesabının bilinen kazancı nazara alınarak, kazancın asgari ücretten az olması halinde yürürlükte bulunan asgari ücretler (asgari geçim indirimi dahil) dikkate alınarak, bilinmeyen aktif dönem zarar hesabının ise hesap tarihindeki bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınarak yapılması, pasif dönem hesabında ise asgari geçim indirimi uygulanmaksızın asgari ücret üzerinden zarar hesabının yapılması suretiyle sürekli işgöremezlik zararının ve geçici işgöremezlik süresi içinde zarar görenin aktif çalışmasına devam ettiği süreç olması halinde mahrum kaldığı ücret yahut ek ödemeler varsa bu sürece dair zarar hesabının mahrum kalınan miktar ve süre ile sınırlı olarak geçici işgöremezlik zararının hesaplanması için rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi’ gerektiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılamayı müteakip davanın kısmen kabulüne, 1.939,90-TL tedavi-yol gideri, 23.280,43-TL geçici işgöremezlik (davalılar ... İnş. ve Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin 10.088,74-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) ve 65.761,43-TL sürekli işgöremezlikten kaynaklı toplam 90.981,76-TL maddi tazminatın (davalılar ... İnş. ve Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin 77.790,07-TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar ... ve ... İnş. ve Tic. A.Ş. yönünden kaza tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 9.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... İnş. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... İnş. A.Ş. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, hem dosyada alınan bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmesi hem de ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle bu konuda davalı tarafların herhangi bir usuli kazanılmış hakkı doğmadığını, mahkemece usuli kazanılmış hakkın doğduğundan bahisle davalılardan ... A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'nin maddi tazminatın belirli bir kısmından sorumlu olduğu yönünde verilen kararın yerinde olmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, KTK’nın 88. maddesi gereği  birlikte zarara sebep olanların, zarar görene karşı müteselsil sorumlu olduğu dikkate alındığında, davalıların kazadaki kusur oranı ve poliçe limitine göre sorumlu oldukları miktarların sınırlandırılmasının yerinde olmadığını, davanın müteselsil sorumluluk esasına göre açıldığını, tüm davalıların tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydı ile kabul edilen zararın tamamından sorumlu tutulmaları gerektiğini, bu kapsamda mahkemece davalılar ... İnş. Ve Tic. A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. yönünden ayrıma gidilerek, KTK 88 ve TBK 61. maddesine aykırı olarak sorumlu oldukları miktarların sınırlandırılmasının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davacının maluliyet oranı şüpheye yer bırakılmayacak şekilde tespit edilmeden karar verilmemesi gerektiğini, dosya kapsamındaki maluliyet raporları arasında çelişkiler olduğunu, Ankara Üniversitesi Adli Tıp   Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 18/01/2018 tarihli rapora göre davacının çalışma gücünün kaybı oranının % 0 olarak tespit edildiğini, hükme esas Alınan Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu’ndan alınan 18.11.2019 tarihli raporda ise % 3 olarak belirlendiğini, mahkemece gerekçeli kararda davacının %13.1 oranında sürekli çalışma gücünü kaybettiğine dair Ankara Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Raporuna atıf yapılarak karar verildiğini, ceza dosyasındaki tespitlerin dosyaya kazandırılmadığını, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilemeyeceğini, gerekçeli kararda faiz başlangıç tarihinin açıkça belirtilmediğini, dosya kapsamında alınan raporlarda da kaza tarihinin 18/03/2016 olarak esas alındığını ancak kaza tespit tutanağına göre kazanın 28/03/2016 tarihinde gerçekleştiğini, davacının geçici iş göremezlik süresinin 1 ay olduğunu ancak bilirkişi tarafından 6 ay süreyle geçici iş göremezlik kaybı hesaplandığını, davacının iş göremezlik süresinin 6 ay olmadığını, sadece 6 aya kadar uzama ihtimali bulunduğunu, bu ihtimalin de gerçekleşmediğini, davacının 12/07/2016 tarihli sosyal ve mali durum araştırma formunda\" ... Hastahanesinde Doktor\" olarak çalıştığını belirterek, bu belgeyi imzaladığını, dosyada mevcut SGK hizmet dökümü incelendiğinde de davacının, 28/03/2016 tarihinde meydana gelen kazadan sonra 09/05/2016 tarihinde yeni bir işe girdiğinin açıkça görüldüğünü, iş göremezlik süresinin kısa olduğu ve davacının kazadan kısa bir süre sonra işe başladığının açık olduğunu, bu kapsamda 6 ay üzerinden iş göremezlik hesaplanmasının yerinde olmadığını, davacının emekli olduğunu, karar tarihinde kişinin emekli olduğu biliniyor ise pasif dönem başlangıcının 60 yaş ikmali değil emeklilik tarihi olarak kabulü gerektiğini, pasif dönem başlangıcının davacının emekli olduğu tarih yerine 60 yaş ikmali olarak kabul edilmesinin yerinde olmadığını, mağdurun kazancında meydana gelen bir azalma yoksa geçici iş göremezlik zararının tazmin edilemeyeceğini, davacının geçici iş göremezlik süresinin kaza ile işe giriş tarihleri arasında kabul edilerek geçici iş göremezlik tazminatında fazlaya dair talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, geçici iş göremez kaldığı dönemde çalışarak gelir elde ettiği anlaşılmakla elde ettiği tüm ödemelerin işverenlerden sorularak tespit edilmesi ve geçici iş göremezlik tazminatından mahsubunun yapılması gerektiğini, ceza dosyası içeriği ve akıbetinin de değerlendirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan kusur belirlemesini kabul etmediklerini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Sigorta Şirketine Kanun'da belirtilen evraklar ile hasar aşamasında müracaat edilmediğini, geçici iş göremezlik  ve tedavi gideri taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara aykırı olarak düzenlendiğini, başvuruda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun sunulmadığını, davacının ulaşım gideri talebinin dolaylı gider niteliğinde olup sigorta teminatı dışında kaldığını, mahkemece hükme esas alınan kusur belirlemesini kabul etmediklerini, maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamanın denetime açık olmadığını, hesaplamada %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, hesaplamada davacının bakiye ömrü hesaplanırken hesap tarihinin esas alınması gerektiğini, davacının hak kazanmış olduğu SGK ödemesinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kazanın iş kazası olması sebebi ile açılmış başka bir davanın olup olmadığı, işveren poliçesinden destek tazminatını kapsayan bir ödeme yapılıp yapılmadığı, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığının tespiti, tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde, ödenen tutarların hesaptan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının maddi tazminat tutarına ilişkin herhangi bir itirazı bulunmadığından, Şirket lehine oluşmuş usuli kazanılmış hak gereği bozma öncesi hükme esas alınan hesap tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini, itiraza uğramış raporun hükme esas alınamayacağını, müşterek müteselsil sorumluluk çerçevesinde hüküm kurulamayacağını, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini, davalı Şirket temerrüde düşmediğinden faize hükmedilmesi yerinde olmadığı gibi, faiz başlangıç tarihinin de hatalı belirlendiğini, davalı Sigorta Şirketinin sorumlu tutulabilmesi için usulüne  uygun bir ihbarda bulunulması gerektiğini, dava konusu uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından ancak yasal faize hükmedilebileceğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\t1-6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. <br>\tÖte yandan, tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin, HMK'nın 298/3. maddesi uyarınca kararı, gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu HMK'nın 294/3. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.<br>\tİşte bu gibi hallerde, HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi Yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.12.2011 tarih, 15-708 Esas - 737 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder, Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. <br>\tKanun'da belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, Kanun'un olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, gerekçe ile hüküm fıkrasının veya kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması durumunda hâkimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.<br>\tSomut olayda; mahkemece İstanbul Adli Tıp 2.İhtisas Kurulu’ndan alınan  18.11.2019 tarihli maluliyet raporu uyarınca kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre  davacının kaza sonucu sol tibia plato kırığı niteliğindeki yaralanmasına bağlı %3 kalıcı maluliyeti ve 6 ay geçici işgöremezliğinin meydana geldiğinin belirlendiği, hükme esas alınan 11/06/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda da davacının kaza sonucu sol tibia plato kırığı niteliğindeki yaralanmasına bağlı %3 kalıcı maluliyeti ve 6 ay geçici işgöremezliğinin meydana geldiğinin esas alınmasıyla rapor tanzim edildiği, anılan raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamakla beraber, mahkemece gerekçeli kararda; ‘Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından  kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen 17/04/2017 tarihli rapora göre davacının sürekli özür oranının %13,1 olduğu, 6 hafta süre ile iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği raporun hükme esas alındığının’ belirtilmesiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde denetime elverişli, gerekçeli bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tKabule göre de;<br>\t1-Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca 28.03.2016 tarihinde sürücü ...’nin yönetimindeki otomobil ile seyri sırasında kavşağa dönüş yaparken, yolun karşısına geçmekte olan yaya ...'e çarpması sonucu, meydana gelen kazada sürücünün ve yayanın kural ihlali olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %80 oranında, yayanın %20 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, buna mukabil mahkemece kazaya ilişkin ceza dosyasının getirtilmediği ve anılan dosyada hükme esas alınan kusur raporu irdelenmeden ve varsa çelişkileri giderici rapor alınmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda mahkemece  Ankara 7. ASCM’nin 2016/437 Esas sayılı dosyasının fiziken dosyaya kazandırılması, bu dosyada hükme esas alınan kusur durumunun ve delillerin irdelenmesi, varsa çelişkilerin giderilmesi için ATK’dan kusur raporu alınmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>\t2-Kaza tespit tutanağına göre kazanın 28.03.2016 tarihli olduğu, Dairemizin  2022/718E. - 2023/283 K. nolu 01/03/2023 tarihli ilamında ve dosya kapsamında yer alan epikriz raporlarında da kazanın 28/03/2016 tarihinde meydana geldiğinin açıkça belirtildiği, buna karşın mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunda, aktüer bilirkişi raporunda ve hükümde kaza tarihinin hatalı olarak 18.03.2016 olarak alındığı, bu suretle hükme esas alınan maluliyet raporu ve aktüer raporunda da hatalı (tarihsel) belirlemeler yer aldığı anlaşılmakla, mahkemece Ankara 7.ASCM’nin 2016/437 Esas sayılı dosyasının fiziken dosyaya kazandırılması, kaza tarihinin yanılgıya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, gerektiğinde (kaza tarihinin 28.03.2016 olduğunun anlaşılması halinde) maluliyet raporunu tanzim eden merciden ve akabinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, istinaf eden davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, (Dairemizin ilk kaldırma kararında belirtilen hususlara da riayet edilerek) davanın yeniden görülmesi, yukarıda açıklanan hususlardaki eksiklikler ikmal edilerek, Ankara 7. ASCM’nin 2016/437 Esas sayılı dosyasının fiziken dosyaya kazandırılması, kaza tarihinin yanılgıya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, bu dosyada hükme esas alınan kusur durumunun ve delillerin irdelenmesi, varsa çelişkilerin giderilmesi için ATK’dan kusur raporu alınması, kaza tarihinin 28/03/2016 tarihi olduğu kesin olarak belirlendiğinde maluliyet raporunu tanzim eden merciden ve akabinde aktüer bilirkişiden kaza tarihinin doğru şekilde belirtildiği ek rapor alınması, hüküm gerekçesinde, karara esas alınan maluliyet, kusur ve aktüer bilirkişi raporlarının çelişkiye yer vermeyecek şekilde belirtilmesi ve hükmün doğru şekilde gerekçelendirilmesi, hükümde istinaf eden taraflar yönünden oluşan usuli müktesep hakların da korunmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden davacı vekilinin tüm, davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... İnşaat A.Ş. vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1- Davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-a-3-6 maddesi uyarınca ayrı ayrı KABULÜ ile; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/12/2023 tarih, 2023/247 Esas - 2023/782 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı ... Sigorta A.Ş vekili ve davalı ... İnşaat A.Ş. vekilinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-İstinafa gelen taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,<br>\t3-İstinafa gelen taraflarca yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>\t4-İstinafa gelen taraflarca sarf edilmiş istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine,<br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ef34690eb5fb8825","SID":"4e11c4485a31d0c1"}}