{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/619 <br>KARAR NO: 2025/584<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/01/2025<br>NUMARASI: 2024/638 Esas, 2025/18 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 03/06/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın istemine ilişkin olup, mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacılar vekili, taraflar arasında, davacıya  ait  İstanbul İli, Sarıyer İlçesi ... ada'da yer alan ... projesinin (...) sundurma ve tadilat işleri için 74.500,00 Euro karşılığında anlaşma sağlandığını, taraflar arasındaki protokol hükümleri gereği davacı şirketler tarafından  malzeme alımı ve işe başlama avans bedeli olarak, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının 04.04.2024 tarihinde satış kuru üzerinden, davalı şirkete, 37.250 Euro karşılığı, 1.289.676,95 TL tutarında ödeme yapıldığını, tarafların anlaştığı ücret olan 74.500 EURO ücretin içinde çelik yapım işi de olduğunu, davalı şirketin üstlendiği iş çelik işlerini de kapsadığından, söz konusu işi, dava dışı ... Ltd. Şti'ne (kısaca: ...) taşere ettiğini, ve üçüncü kişi olan ... şirketi, sundurma ve tadilat işleri için müvekkili  şirkete ait şantiyeye bir takım çelik malzemeleri getirerek malzemeleri proje sahasına bıraktığını, şantiye sahasına bırakıldıktan sonra, şantiye sahasında iş kazası gerçekleştiğini ve bunun üzerine müvekkili şirket tarafından  Kadıköy ... Noterliği'nin 26 Haziran 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile, davalı şirket ile süregelen ticari ilişkinin ve  taraflarca akdedilen sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, malzeme alımı ve işe başlama avans bedeli olarak davalı şirkete ödenen 1.289.676,95 TL'nin, müvekkili şirketlerin sahasına bırakılan malzeme bedeli olan 48.799,05 TL'nin mahsubu sonrası bakiye 1.240.877,90 TL'nin iadesini talep ettiğini ancak davalının malzeme bedelini fahiş bir bedel üzerinden hesaplayarak, malzeme bedelini 408.115,36 TL olarak belirlediğini, müvekkili şirketlerce ödenen tutardan mahsup ederek, bakiye kalan (1.289.676,95 TL - 408.11.5,36 TL =) 832.763,54 TL'yi 01.07.2024 tarihinde müvekkili şirketlere iade ettiğini, üçüncü kişi olan ... Tİcaret Ltd. Şti'nden alınan fiyat teklifinde, objektif ve piyasa rayiçlerine göre malzeme bedelinin 48.799,05 TL olarak belirlendiğini, 48.799,05 TL'nin mahsubu sonrası bakiye kalan 408.115,36 TL'nin iadesini defalarca hem yazılı hem de sözlü olarak talep etmelerine rağmen, davalı şirket bakiye tutarı iade etmediğinden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline takibin devamına davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, borçlunun yerleşim yeri icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olduğunu beyan ederek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme, yetkili icra dairesinde usûlüne uygun takip yapılmaması karşısında, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmadığından eldeki itirazın iptali davasında dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde,  taraflarca akdedilen yazılı bir eser sözleşmesi bulunmasa da, davalı şirketin de kabul ettiği üzere, taraflar arasında inkar edilmeyen bir eser sözleşmesinin mevcut olduğunu, hal böyle iken, davacı şirketler tarafından bu sözleşmeye dayalı olarak, davalı şirkete ödenen avansın, para borcu olduğu ve para borçlarının Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1 maddesi gereğince, alacaklının ödeme tarihindeki yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, bu doğrultuda, müvekkil şirketlerin adresinin Ataşehir-İstanbul'da olduğu göz önünde bulundurulduğunda İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, huzurdaki davaya konu uyuşmazlık ile bire bir aynı uyuşmazlığın yansıdığı Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararının mahkemeye sunulmasına rağmen mahkemece bu kararın dikkate alınmayarak göz ardı edildiğini, somut olayda davalının para borcundan oluşan edimi yönünden borcun ifa edileceği yer, davacı takip alacaklısının ikametgâhının bulunduğu ... olduğuna ve icra takibi de bakiye iş bedelinin ödetilmesi istemiyle yapıldığına göre HMK'nın 10 uncu maddesi gereğince ... İcra Dairelerinin de özel yetkiye sahip olacağını, özel yetkinin, genel yetkiyi ortadan kaldırmaz ise de onun yanında varlığını sürdüreceğini,  dolayısıyla dava veya icra takibinin davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel hem de özel yetkili icra müdürlüğünde veya mahkemede açılabileceğini, Bu durumda, somut olayda icra takibinin yapıldığı ... 3. İcra Müdürlüğünün yetkili olduğunun açık olup, mahkemece davalı aleyhine davacının ikametgâhının bulunduğu ... 3. İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin usulüne uygun ve geçerli olduğu gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddi yerine işin esası incelenmek suretiyle hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddeleri kapsamında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında yazılı bir eser sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı, ... projenin sundurma ve tadilat işleri için tarafların 74.500,00 Euro anlaştıklarını, avans olarak davalı şirkete ödeme tarihi kur üzerinden 1.289.676,95 TL ödeme yaptıklarını, davacı edimini yerine getirmediğini, bir kısım malzeme bedelleri ile birlikte bakiye 408.115,36 TL bedelin iadesi talep edildiğini, ödeme bedeli iade edilmemesi üzerine İstanbul Anadolu İcra dairesinde icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz edilmesi üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, eser sözleşmesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda icra takibinin; borçlunun yerleşim yeri ya da akdin ifa yeri veya taraflar arasında yetki sözleşmesi varsa orada icra takibinin yapılması gerektiğini, para alacaklarına ilişkin TBK 89 maddesi yollamasıyla HMK 10 gereği davacının ikametgahı yetkili olmadığını belirterek, yetkili icra dairesinde icra takibinin yapılmamış olması sebebiyle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlâmsız icradaki yetki, bir ilâmsız icra takibine hangi yerdeki icra müdürlüğü tarafından bakılacağını gösterir. İİK'nın 50/1 inci maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 447/2 nci maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın  yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Takibe esas olan akdin yapıldığı icra müdürlüğü de takibe yetkilidir.Yargıtayın yerleşik içtihatları ve kararlılık kazanmış uygulamalarına göre, itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yapılan bir itirazın var olup olmaması sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2019 tarihli ve 2017/15-261 Esas, 2019/854 Karar sayılı kararı). İtirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış ve  geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilen hâllerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı müddetçe  açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı maddesi gereğince aksine yasal bir düzenleme olmadıkça, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Bu hükme göre, her dava açıldığı tarihte davalının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde görülecektir.Sözleşmeden doğan davalarda yetki ise HMK'nın 10 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Özel yetkiye ilişkin  düzenleme içeren bu maddede sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir.Anılan Kanun'un \"Yetki sözleşmesi\" başlıklı 17 nci maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri,  aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.TBK 89/1 maddesi; \"Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir. \"  düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda, taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi kurulmuştur. Davacı, avans olarak davalı yükleniciye iş bedelinin ödenmesine rağmen davalı edimini yerine getirmediğini belirterek; davacı tarafından alınan malzeme vb. Bedelleri düşülerek bakiye bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında talep edilmiştir. Davacı talebi, sözlü eser sözleşmesi kapsamında para alacak talebi değildir. Davacı talebi davalıya verilen avans bedelin sebepsiz zenginleşme kapsamında tahsili talebi olup, TBK 89/1 maddesinde para alacak talebi kapsamında değildir. O halde, davacı icra takibini HMK 6 maddesi gereğince genel yetkili mahkeme olan takip borçlusunun ikametgahında veya HMK 10. Maddesi gereğince edimin ifa edileceği yer icra dairesinde başlatması gerekmektedir. Her iki durumda da yetkili icra daireleri İstanbul Çağlayan Adliyesi yetkilidir. İcra takibinin İstanbul Anadolu Adliyesi icra dairelerinde yapılmış olması doğru olmamıştır. Davacı vekili gerek yargılama aşamasında ve gerek ise istinaf dilekçesinde; HGK 2022/449 Esas ve 2023/395 kararına dayanmış ise de, kararda yüklenicinin iş bedeli talebi itibariyle TBK 89/1 maddesi kapsamında takip alacaklısının ikametgahı yetkili olduğunu belirmiştir. Oysa işbu dava dosyasındaki talep sözleşme kapsamında alacak olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Mahkemece yazılı olduğu şekilde dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine yönelik kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/01/2025 tarih ve 2024/638 Esas, 2025/18 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 -İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3- Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER  OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"04615f3d6c8f2277","SID":"8fc161116393dbb2"}}