{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1172 <br>KARAR NO\t: 2025/1008<br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/739 Esas, 2022/148 Karar <br><br>DAVACI\t: ... -...<br>VEKİLİ\t: Av. ...\t  <br>DAVALI\t: ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 23/05/2025<br>YAZIM TARİHİ                   : 23/05/2025<br><br>Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/739 esas ve 2022/148 karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile arsa sahibi davalı şirket arasında ... İli, ... İlçesi, ... Ada, ... Parsel numarasında kayıtlı arsa üzerinde yapılacak yapıya ilişkin 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu uyarınca 19/08/2013 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, belirtilen yapının %71 oranında tamamlandığına dair yapı denetim hizmet bedeline ait 2 nolu hakediş raporu düzenlendiğini, rapora göre davalının müvekkili şirkete 90.577,41.TL ödemesi gerektiğini, ancak davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, bunun üzerine Adana 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11348 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkili şirketin zarara uğramasına yol açtığını, davacı tarafın müvekkili şirketten alacağının bulunmadığını, davacı tarafın ruhsat aşamasında ortaya koyduğu ihmaller nedeniyle ilgili belediye nezdinde fatura düzenleyememekte cebri icra tehdidiyle müvekkilinden para tahsil etmeye çalıştığını, protokol uyarınca tarafların 94.996,96.TL üzerinde anlaştıklarını, davacının fazla bedel talep ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davaya konu işin davacı tarafından %100 oranında tamamlanmadığının taraflarca kabul edildiği, iskan verilmemesinin sebebinin işin tamamlanmamış olmasından kaynaklı olduğu, bu nedenle iskan ruhsatı alınamamasında davacının sözleşmeye aykırı bir eyleminin sebebiyet verdiğinin söylenemeyeceği, davalı tarafça da bunun aksini gösterir bir belgenin sunulmadığı, yapı ruhsatının da iptal edildiğine dair bir belgenin de dosyada bulunmadığı, ...'nca verilen   %10 seviyeye kadar hak ediş düzenlendiği, ruhsat eki projelerine aykırı bir durumun bulunmadığı, inşaatın yapı ruhsatına esas mimari projesine uygun olarak tamamlandığına dair cevabi yazıda dikkate alınarak  ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesi  gereğince ödemeye ait makbuzun bir suretinin yapı sahibi tarafından ilgili idareye ve yapı denetim kuruluşuna verileceğinden davacının fatura düzenleyip göndermemesinin, davalı tarafça gönderilmiş bir ödeme makbuzu bulunmadığından sözleşmeye aykırı bir durum olmadığı, öncelikle sözleşme hükümlerinin uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerektiğinden hak ediş raporuna göre davacının davalıdan alacağının bulunduğu, ikrar edilen dışında  herhangi bir ödemenin yapılmadığı, yapı ruhsatının alındığı veya iptal edildiğine dair bir belgenin bulunmadığı, inşaata iskan verilmemesinin sorumlusunun davacı olmadığı, davalıdan 90.577,41.TL alacağı bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile  alacağın likit bir alacak olduğundan hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: raporları hazırlayan bilirkişi heyetinde herhangi bir yapı denetim uzmanı bulunmadığı gibi, bilirkişilerin yapı denetim mevzuatı konusunda bir bilgisi ve yetkinliğinin de bulunmadığını, yapı denetim alanına ve mevzuatına hakim bilirkişilerden rapor aldırılmasının talep edildiğini, taleplerinin reddedildiğini, bilirkişi heyeti ve yerel mahkemenin kanaatinin aksine yapı denetim mevzuatının yapı denetim şirketine para ödenmesi bakımından getirdiği sistemin sözleşme hükümleri ile değiştirilemeyeceği gibi, sözleşme hükümlerinin müteahhidin yapı denetim şirketine doğrudan para ödemesine imkan sağlayacak şekilde yorumlanmasının da mümkün olmadığını, davacı ... şirketinin sadece inşaatın %10'luk kısmı için hak edişinin düzenlendiğini, bu hak edişin idarece onaylanmış ve müvekkilce de idare hesabını yatırılmak suretiyle ödendiğini, ancak davacının bu dava ile talep ettiği bedel bakımından hak ediş yapmamış olduğunu, parayı doğrudan icra takibi ile talep ettiğini, bu uygulamanın mevzuata aykırı olduğunu, yaptırıma da tabi olduğunu, davacı tarafın icra takibi başlatmadan önce müvekkilinden hiçbir ödeme talebinde bulunmadığı gibi hak edişi de düzenlemediğini, sadece bir hak ediş taslağı düzenlendiğini, bunu da icra takibinin ekinde müvekkiline gönderdiğini, daha önceden hak ediş düzenleyerek müvekkiline ihtar vs gibi yollarla bildirim yapılsa ödemenin idare hesabına yapılmasının mümkün olduğunu, ancak davacı tarafın bu yola başvurmadığını, müvekkilinin inşaatına iskan alınamadığını, iskan alınmamasının sebebinin ise yargılama aşamasında ...'ne yazılan müzekkere cevabında \"%100 seviyeye kadar hak ediş düzenlenmemiş olması\" olarak belirtildiğini, müvekkilinin başka bir yapı denetim firmasından da bu anlamda hizmet alamadığını, davacı tarafın sözlemeyi feshi üzerine yapılan seviye tespit tutanağına göre inşaatın %70'lik kısmının davacı tarafından yapı denetime tabi tutulduğunu, dolayısı ile bu kesite ilişkin hak edişin de davacı tarafça yapılması gerektiğini, bu yapılmadıkça müvekkilinin geri kalan kısım bakımından yeni bir yapı denetim şirketi ile çalışamadığı ve bu nedenle de iskan alamadığını, bu durumda, hak edişe bağlanmamış yapı denetim bedelinin idare aracılığıyla değil ve fakat doğrudan ödenmesi halinde müvekkilinin iskan almasının imkansız hale geleceğini, yapı denetim şirketinin hak ediş yapması gerektiğini, bunu idareye onaylatarak ve bedelini de idare kanalıyla tahsil etmesi gerektiğini, somut olayda bu durumun yapılmadığını, yapı denetim şirketine yapılacak ödemelerden kamu payı kesintisi yapılması gerektiğini ancak  icra yoluyla bedelin tahsilinde bu kesintilerin yapılmamış ve davacının haksız şekilde kamu hazinesi aleyhine zenginleşmiş olacağını, talep edilen bedelin davacı tarafça faturaya bağlanmadığını, bu nedenle bu bedelin icra takibi ile ödenmesinin vergi kaybına yol açacağı gibi müvekkili bakımından da gider kalemi anlamında vergi dezavantajı yaratacağını, protokol ile anlaşılan fiyat hizmetin tümüne ilişkin fiyat olduğunu,  davacının hizmeti yarıda bırakarak sözleşmeyi feshettiğini, dolayısıyla, hiçbir surette kabul anlamına gelmemek üzere bir an için müvekkilinin davacıya borçlu olduğu varsayılsa dahi, bu borcun protokol ile anlaşılan toplam bedel üzerinden inşaat seviyesine isabet eden kısmın bulunması, bu şekilde bulunacak bedelden de müvekkili tarafından yapılan ve davacı tarafça da ikrar olunan 14.414,09.TL ödemenin mahsubu ile tespit edilebileceğini, hususun icra takibinin haksızlığını ortaya koyduğunu, sözleşmeden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki alacak tutarının her halükarda çekişmeli olduğunu, bu durumda icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan yapı denetim hizmet sözleşmesi uyarınca müvekkili tarafından davalıya yapı denetim hizmeti verildiğini, ancak müvekkili tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini, davalının 1. hakediş raporu doğrultusunda ilk hakediş bedelini ödediğini, ancak sözleşmenin fesih tarihinde işin %71 oranında tamamlanmasına rağmen bakiye hakediş bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş, davalı ise alacağın muaccel olmadığını, zira davacının takip tarihinden önce hakediş raporu düzenleyerek idareye ve müvekkiline bildirimde bulunmadığını, Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre hakediş ödemesinin nasıl yapılacağının belirlendiğini, davacının kusuru sebebiyle inşaatın tamamlanamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, neticede mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Bilindiği gibi 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 5/6. maddesinde \"Yapı denetim hizmet bedeli, yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılır. Yatırılan tutarların %3’ü ruhsatı veren idarenin, %3’ü Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmesinin hesabına aktarılır\" hükmü yer almaktadır.<br>Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinin 25. maddesinde \"Kanun ile öngörülen hizmet bedellerini karşılamak üzere, Bakanlıkça Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü ve Mal Müdürlüklerinde emanet hesapları açılır. Yapı denetim kuruluşunun hizmet bedelleri, yapı sahibince bu hesaplara yatırılır. Yapı denetim hizmetine ait her hakediş bedelinin % 3’ü ruhsatı veren ilgili idarenin ve % 3’ü ise Bakanlık bünyesindeki döner sermaye işletmesinin hesabına aktarılır\" hükmü, hizmet bedelinin ödenmesine ilişkin 28. maddesinde ise \"Yapı denetim kuruluşu, 27 nci maddede belirtilen oranlara göre her yapı bölümü veya kısmi yapı bölümü için, bu bölümlerin tamamlanmasını müteakiben, ek-24’de gösterilen form-22’ye uygun hakediş raporunu tanzim eder. 27 nci maddede belirtilen gerçekleşme seviyelerinin geçildiği tarih itibariyle geride bırakılan seviyeye dair hakedişin bir ay içinde hazırlanması ve ilgili idareye sunulması gereklidir.<br>Her bir taksit, yapının ölçülebilir seviyesi esas alınarak, kısmi taksitlere bölünerek ödenebilir.<br>Düzenlenen hakediş raporu, yapı denetim kuruluşunca ilgili idareye sunulduktan sonra, idarece ekleriyle birlikte kontrol edilerek, bu yapı bölümünde denetim açısından herhangi bir eksiklik veya kusur yok ise, (Mülga ibare:RG-22/8/2015-29453) (…)  ilgili bölüme ait hizmet bedeli yapı denetim kuruluşuna ödenir. Aksi takdirde, (Mülga ibare:RG-22/8/2015-29453) (…), gerekçeleri ile birlikte durum yapı denetim kuruluşuna bildirilir\" hükmü yer almaktadır.<br>Somut olayda; taraflar arasında 19/08/2013 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 4. maddesine göre iş bedelinin KDV hariç 93.317,25.TL olduğu, ayrıca Bakanlık ve Belediye paylarının ayrı ayrı 2.799,52.TL olduğu, davacı tarafından düzenlenen 1 nolu hakediş raporuna göre davalı tarafından 14.414,09.TL ödeme yapıldığı, akabinde davacı tarafından keşide edilen Adana 10. Noterliği'nin 23/07/2014 tarihli ve 15778 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği, fesih bildiriminden sonra 05/08/2014 tarihinde düzenlenen seviye tespit tutanağına göre inşaatın %71 oranında tamamlandığı, davacının bakiye hizmet bedelinin tahsili amacıyla dava konusu icra takibini başlattığı, celbedilen kayıtlara göre her ne kadar davacı yukarıda zikredilen yönetmelikteki bazı yükümlülüklerini yerine getirmemiş ise de, ilgili idarenin de katılımı ile seviye tespit tutanağı düzenlendiği ve belediye işlem dosyasından davalıya ait binada yapı denetim faaliyetinin davacı tarafından yapıldığı, bu haliyle davacının ücrete hak kazandığı(Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 06.04.2017 tarih, 2015/16195 Esas,  2017/4156 Karar sayılı ilamı), verildiği sabit olan ve benimsenen hizmet karşılığının sırf şekli sebeplere dayalı olarak ödenmemesinin objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı(Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 25.12.2012 tarih, 2012/3079 Esas, 2012/29929 Karar sayılı ilamı), o halde mahkemece, takip tarihi itibariyle inşaatların gerçekleşme seviyesinin tespiti ile hakedişlerin takip tarihi itibariyle hesap edilmesi ve buna göre verilen hizmet oranında yapı denetim ücretine hükmedilmesi gerektiği, eldeki dava dosyasında da bilirkişiler tarafından yapı denetim hizmet bedelinin sözleşmenin 4. maddesine göre uygulama yılı yapı yaklaşık birim maliyeti de nazara alınarak yöntemince hesaplandığı ve davalının yapmış olduğu ödeme mahsup edilerek, Belediye ve Bakanlık payı da ayrılmak suretiyle davacının bakiye alacağının hesaplandığı, ilk derece mahkemesince bilirkişilerce hesaplanan 90.577,41.TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sözleşmeye göre dava ve takip konusu alacağın likit olduğu, bu sebeple icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, neticede inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun  ESASTAN REDDİNE,<br> 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 6.187,34.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.547,00.TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.640,34.TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere  ve oybirliğiyle karar verildi.23/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>         ¸e-imzalıdır                      <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3b73d7f0f0c684d","SID":"8713baca239dfd48"}}