{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2361 <br>KARAR NO: 2025/866<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 21/05/2024<br>NUMARASI: 2023/480 Esas - 2024/360 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15/12/2017 tarihinde saat 22.30 sıralarında İzmir Fevzipaşa Bulvarı üzerinde Basmane istikametine doğru seyreden ...'ın, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile yaya konumunda olan müvekkili ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, ... plaka sayılı aracın davalı ...  Sigorta A.Ş. nezdinde kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesi bulunduğunu, davalı ... Sigorta A.Ş.’ye 18/04/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu ancak ödeme yapılmadığını belirterek  fazlaya ilişkin tüm dava ve tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan kusuru oranında tahsiline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı KTK’ un 97. maddesi gereğince  başvuru koşulunun yerine getirilmediğinden davanın usul yönünden reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMSS poliçesiyle ile sigortalı olup bu poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatlarının ise kaza tarihi itibariyle kişi başına teminatla sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasına ilişkin savcılık dosyası ve ceza dosyasında kusur hususunda alınan rapor ile çelişki bulunduğunu, İTÜ Trafik Kürsüsünden alınacak rapora göre karar verilmesi gerektiğini, yeteri kadar inceleme yapılmadan  somut, objektif ve hukuki verilere dayanılmadan yanlış sonuçlara ve kanaate varılarak karar verildiğini,  12/03/2024 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin kusur raporunun  dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, raporda dava konusu kazanın gerçekleşmesine ilişkin olarak hava durumu, yol şartları ve kazanın oluşumunu etkileyebilecek diğer hususların dikkate alınmadığını, 12/03/2024 tarihli blirkişi raporunun eksik inceleme sonucu oluşturulduğunu, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 08/06/2023 tarih, 2021/410 esas ve 2023/1084 karar sayılı kararı ile \"...İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/17320 Soruşturma, 2018/6312 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Taksirle Yaralama Suçunun şikayete bağlı suçlardan olması, mağdur ...'ın şüpheli ...'dan şikayetçi olmaması ve  şüphelinin bilinçli taksirle yaralamaya sebebiyet verdiğine ya da genel güvenliği tehlikeye soktuğuna dair delil elde edilmemesi nedeniyle \" kovuşturma yapılmasına yer olmadığına\" dair karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kusur oranlarının tespiti için alınan  10/05/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi raporunda;  kusur izafesi yapılabilmesi için mahal özelliklerini ve tarafların seyir durumlarını belirten kaza tespit tutanağı veya bilirkişi raporunun gönderilmesi gerektiği, gönderildiğinde kusur izafesi yapılabileceği bildirilmiş, bunun üzerine talimat yazılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı tarafça mahkemece talimat yolu ile  alınan bilirkişi raporuna itiraz edilerek  ATK Trafik İhtisas Dairesinden rapor aldırılması talep edilmiş ise de mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinin yazısının gereği yerine getirilmediği gibi davacı vekilinin itirazı reddedilerek davanın reddine karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ATK Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin yazısı gereği de yerine getirildiğinden kusur oranlarının belirlenmesi için  dosyanın  ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi ile dosyada mevcut olan  taraflarca sunulan deliller ve davacı tarafın itirazlarını da irdeler biçimde denetime elverir nitelikte kusur raporu alınması ve sonucuna göre  karar verilmesi  olmalıdır.\" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda  ATK Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin yazısı gereği yerine getirilerek kusur oranlarının belirlenmesi için  dosya  ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş ve alınan 12/03/2024 tarihli kusur raporunun kaza mahalli, yol durumu incelenerek, daha önce mahallinde yapılan keşif ve alınan ifadeler dikkate alınarak düzenlendiği buna göre; \"15.12.2017 günü saat 22:30 sıralarında sürücü .. idaresindeki ... plakalı araç ile Fevzipaşa Bulvarı üzerinde seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, sağ tarafından kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ...'a çarpması sonucu yayanın yaralanmasına konu olay meydana gelmiştir. \" açıklamasıyla kazanın gerçekleştiği ve sürücü ... idaresindeki araç ile dört şeritli ve tek yönlü yol üzerinde seyir halindeyken kontrolsüzce yola giren yayaya karşı alabileceği bir önlem bulunmadığı anlaşılmakla atfı kabil bir kusuru bulunmadığı, davacı yaya ... tek yönlü yol üzerindeki geçişi öncesinde araç trafiğini doğru kontrol ederek araçların hız ve konumlarına ilişkin gerekli kontrolleri yapmadığı, ilk geçiş hakkını dört şeritli yol üzerindeki araçlara vermediği, dikkatsizce geçişi nedeniyle de kazaya sebebiyet verdiği olayda kusurlu olduğu\"  tespit edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; \"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.\" Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;  kasa mahallinde keşif yapılarak düzenlenen ATK kusur raporunun gerekçeli, yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, yaya olan  davacının tek yönlü yol üzerindeki karşıya geçişi öncesinde araç trafiğini doğru kontrol ederek araçların hız ve konumlarına ilişkin gerekli kontrolleri yapmadığı, ilk geçiş hakkını dört şeritli yol üzerindeki araçlara vermediği, dikkatsizce geçişi nedeniyle de kazaya sebebiyet verdiğinden tam kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına  göre meydana gelen kazada davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması halinde kaza ile davalının sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olacağından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye  187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"307406e6c88c9e20","SID":"c02359af23064677"}}