{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>     Esas No: 2023/317 - Karar No:2025/605<br>                        T.C.<br>                   ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         27. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/317 <br>KARAR NO\t: 2025/605<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 08/11/2022<br>NUMARASI\t: 2022/731 E-2022/1049 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21.05.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21.05.2025<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili: Taraflar arasında birbirinin devamı niteliğinde olan 18/07/2005, 15/10/2008, 10/04/2012 ve 09/06/2014 tarihli dört adet inşaat yapım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeler gereğince müvekkilinin sözleşmelerde belirtilen ada ve parsellerin davalı tarafından projelendirilmiş konut inşaatlarının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı birim fiyat ile anahtar teslimi esaslarına göre yapımını üstlendiğini, sözleşme hükümlerine göre 46941 ada 1 parselin hafriyatı ile temel betonu aynı ada 2 parselin hafriyat, temel su basma, zemin ve birinci katın betonları ile temel betonunun kooperatifçe yapıldığını, bu işler dışında kalan tüm işlerin tamamının müvekkili tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, karşılığında da sözleşmelerde belirlenmiş ücretlerin yine belirtilen tarihlerde ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde işin bedelinin ödenmesine ilişkin olarak 18/07/2005, 15/10/2008, 10/04/2012 tarihli sözleşmelerde hakediş ödemelerine ilişkin olarak işin bitirildiği tarih itibariyle müteahhidin kalan alacaklarının aylık ödemelerle 3 ay içinde ödeneceğinin, ödemenin bu süre içerisinde yapılmamış olması halinde kalan miktarın ödeme yapılacağı güne kadar geçecek süre için aylık % 4 oranında vade farkının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 09/06/2014 tarihli sözleşmede ise bu oranın % 2 olarak belirlendiğini,  müvekkilinin edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, işin geçici kabulünün yapıldığını, kesin hakediş raporları doğrultusunda eksiksiz ve tam olarak da teslime edildiğini, ancak davalının ödemeleri sözleşmelerde belirtilen sürelerde yapmadığı gibi hakedişleri de eksik ödediğini, müvekkilince Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/20 D.iş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırdığını, tespit raporu ile inşaatın sözleşmeye uygun yapıldığı, basit birkaç husus dışında eksik imalatın bulunmadığının belirlendiğini, davalı tarafından yapılan geç ödemelerin sözleşmelerde belirlenmiş vade farkları ile birlikte hesaplanarak davalıdan alınması, müvekkili şirketin toplam alacağının belirlenmesi için işbu davanın açıldığını belirterek, öncelikle davalı adına kayıtlı taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik taraflar arasında akdedilen 18/07/2005, 15/10/2008 ve 10/04/2012 tarihli sözleşmelerin 16.maddesi gereğince davalı kooperatif tarafından yapılan geç ödemelerin %4 vade farkları ile, 09/06/2014 tarihli sözleşmenin 16.maddesi gereğince %2 vade farkının hesaplanarak davalıdan alınmasına, şimdilik müvekkilinin 10.000,00 TL alacağının ödenmesi gereken günden tahsil tarihine kadar işleyecek en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t\tDavalı vekili: Davacının sözleşme ile üstlenmiş olduğu işleri zamanında yerine getirmediğini, işleri tamamlamadan inşaat sahasını terk ettiğini, bu nedenle davacının bir çok kez noter ihtarnameleri ile uyarıldığını, müvekkili kooperatifin bu uyarılarına karşın davacı işleri tamamlayamadığı için sözleşme konusu işlerin müvekkili kooperatifçe başkalarına tamamlattırıldığını ve yapılan bu işlerin bedelinin davacının hakedişinden kesildiğini, gerek hak edişe konu işlerin ve gerekse hak edişlerin düzenlenme tarihlerinden davacının sözleşme konusu işleri zamanında ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğinin görüleceğini, davacının inşaatı zamanında tamamlayamaması nedeniyle müvekkili kooperatifin arsa sahiplerine dairelerini zamanında teslim edemediğini ve bu sebeple müvekkilinin arsa sahiplerine çok yüksek miktarlarda gecikme (kira) tazminatı ödemek zorunda kaldığını, ödenen bu miktarlarla ilgili davacıya rücu haklarının saklı olduğunu, davacının yaptığı işlerle ilgili olarak henüz işler tamamlamadan, müvekkilinden avans talebinde bulunduğunu, çoğunlukla müvekkili kooperatifçe bu taleplerin karşılandığını, davacı işleri zamanında ve teknik şartnamaye uygun olarak tamamlamadığı için müvekkili kooperatifçe işin tamamlanması amacıyla bir çok kez davacıya ek süre verildiğini ve sözleşme süresinin uzatılması konusunun sık sık kooperatif genel kurullarında gündeme geldiğini, davacının yapmış olduğu işlerle ilgili gecikmeli de olsa hakedişlerinin düzenlenerek karşılığının davacıya ödendiğini, davacının yapmış olduğu hakedişlerle ilgili son olarak bakiye alacağı için müvekkili kooperatif hakkında icra takibi başlattığını ve müvekkili kooperatifin 70 kadar dairesi üzerine haciz koydurduğunu, bu dosya borcunun da müvekkili tarafından büyük ölçüde ödendiğini ve halihazırda davacıya 100.000,00 TL civarında borç kaldığını, kalan borç için müvekkili kooperatifin yaklaşık 30 trilyon liralık malının hacizli olduğu değerlendirildiğinde davacının iş bu davayı açmada ve tedbir talep etmesindeki gerçek amacının sadece kooperatifi zor duruma düşürerek haksız kazanç elde etmek olduğunu belirterek davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince: Davanın, davacı tarafın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının davalı kooperatiften tahsili talebine ilişkin olduğu, mahkemenin  2018/394 esasına kayden açılan davada 13.06.2018 tarihinde verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın Ankara Batı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği,  Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/01/2022 tarih 2018/327 esas  sayılı ilamı ile de karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü amacıyla gönderildiği Ankara BAM 13. Hukuk Dairesinin 22/06/2022 tarih 2022/833-752 E-K.sayılı ilamı ile mahkemenin yargı yeri olarak belirlendiği, dosyanın mahkemenin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan 20/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; davalının 20/10/2021 tarihi itibariyle davacıya 163.827,54 TL fazla ödemesinin bulunduğu, davacının davalıdan talep edebileceği vade farkı alacağının 39.456,67 TL olduğu, davalının yapmış olduğu fazla ödemenin, davacı vade farkı alacağından mahsubu sonucunda dahi davalının fazla ödeme gerçekleştirdiği görüldüğünden, davacının davalıdan alacağı bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, tüm dosya kapsamı, kayıt ve belgeler ile usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; davacının 17.558.908,71 TL'lik hak ediş faturasına karşı davalının işbu rapor tarihine kadar yapmış olduğu ödeme miktarının 17.722.736,25 TL olduğu, davalının fatura bedellerinden daha fazla miktarda bir ödemesinin mevcut olduğunun tespit edildiği, yine  taraflar arasında 4 farklı sözleşme imzalanmış ve vade farkı konusunda birbirinden farklı hükümlerin öngörülmüş olduğu, ancak sözleşmesinin imza tarihleri incelendiğinde tarafların son iradelerini 09.06.2014 tarihli sözleşme ile ortaya koydukları, bir diğer anlatımla yürürlükte olan sözleşmenin 09.06.2014 tarihli sözleşme olduğunun anlaşıldığı, bu  nedenle davacının geç ödemelerden kaynaklanan vade farkı alacağı talebinin 09.06.2014 tarihli sözleşmeye uygun olarak ve yalnızca kesin hesap yapıldıktan sonraki 3 aylık dönem içerisinde davacının halen ödenmeyen bulunması halinde bilirkişilerce hesaplandığı  ve incelendiği, buna göre  taraflar arasındaki kesin hesap 30.05.2017 tarihinde gerçekleştiğinden, sözleşmeye göre geçici kabul sonrası yapılacak olan kesin hesap tarihinden itibaren varsa vade farkı alacağının talep edilebileceği, bu nedenle vade farkı konusunda 30.05.2017 tarihi esas alınması ve davacı alacağının en son 30.08.2017 tarihine dek ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, bu hesaba göre bilirkişilere yapılan hesaplama sonucu davacının bakiye alacağına 30.08.2017 tarihinden itibaren davacı alacağı eksi bakiye verene dek vade farkı uygulandığında toplam 39.456,67 TL vade farkı alacağı bulunmakta olup, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde vade farkına ayrıca faiz işletileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu hususlar gözetildiğinde davalının 20/10/2021 tarihi itibariyle davacıya 163.827,54 TL fazla ödemesinin bulunduğu, davacının, davalıdan talep edebileceği vade farkı alacağının 39.456,67 TL olduğu, davalının yapmış olduğu fazla ödemenin, davacı vade farkı alacağından mahsubu sonucunda dahi davalının fazla ödeme gerçekleştirdiği görüldüğünden, davacının davalıdan alacağı bulunmadığının anlaşıldığı,  fazla ödemenin iadesi talebi ile vade farkı alacağı talebinin ayrı ayrı reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:  Mahkemece daha önce görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunun esas alınarak yazılı gerekçeyle hüküm kurulduğunu,  görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu gibi bu raporlara itirazları giderilmeden hüküm kurulduğunu, karar usul ve yasaya aykırı olduğu gibi üst mahkeme kararları ile de çeliştiğini, alınan asıl ve ek raporların taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde ifade edilen ilke ve esaslara göre hesaplama yapılmadığı için usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, sonuç miktarlar itibariyle de farklı rakamları içerdiğini, raporlara köklü ve teknik itirazlar bulunmasına rağmen alınan rapor ve ek raporların bu itirazları karşılamaktan uzak olduğunu, hesaplama yöntemi ile doğru olmayan ve çelişkiler içeren, köklü ve teknik itirazları karşılamaktan uzak rapor dayanak alınarak karar verildiğini, esas bakımından ise; dava dilekçesinde ve dosyaya delil olarak sundukları tespit talebinde açıkça belirtildiği üzere  taraflar arasında birbirinin devamı niteliğinde olan 18.07.2005, 15.10.2008, 10.04.2012 ve 09.06.2014 tarihli 4 adet sözleşmeye uygun şekilde müvekkilinin imal ettiği eseri, davalı kooperatife geçici hakediş raporları ve ardından geçici olarak kabulü yapılan işlerin kesin hakediş raporları doğrultusunda eksiksiz ve tam olarak teslim ettiğini, \tfakat davalı tarafın sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, ödemeleri sözleşmelerde belirlenen sürelerde yapmadığı gibi yapılan işlerin karşılığı olan hakediş bedellerini müvekkiline eksik ödendiğini, 20.03.2018 tarihinde kesin hakediş raporlarının davalı tarafa sunulduğunu, fakat davalı tarafça onaylanıp geri dönüş sağlanmadığını  ve müvekkilinin yapmış olduğu işin bedeli kendisine tam olarak ödenmediği gibi yapılan ödemelerin de süresinde yapılmayarak müvekkilinin zararına sebep olunduğunu, taleplerinin sadece vade farkından kaynaklanan alacak talebi olmayıp, müvekkilinin sözleşme gereği yapıp teslim ettiği işlerin karşılığı olan  edimleri de kapsayan bir alacak davası olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak dayandıkları  tespit dosyasında müvekkilinin eserin sözleşmesine uygun şekilde imal edilip edilmediği, eksik imalatın olup olmadığı, imalatlara ilişkin ödenmesi gereken hakedişlerin belirlenmesi amacıyla ileride açılacak davalara esas teşkil etmek üzere Ankara Batı 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/20 D. İş sayılı dosyasıyla delil tespiti yapılması talebinde bulunulduğunu, tespit dosyasına bilirkişi kurulunun sunduğu raporda, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereğince müvekkili şirketin edimini üstlendiği eseri sözleşmeye uygun bir şekilde imal ettiği, eserde birkaç basit husus dışında eksik bir imalatın olmadığı tespitinde bulunulduğunu, kesin hakediş ve alacak miktarının tespit yoluyla belirlenemeyeceğinin belirtildiğini, sözleşmeye uygun şekilde eserin eksiksiz tam teslimi ile birlikte müvekkilinin alacağının varlığı ortaya çıktığını  ve artık muaccel hale geldiğini, fakat davalı ödemeleri sözleşmelerde belirlenen sürelerde yapmadığı gibi yapılan işlerin karşılığı olan hak ediş bedellerinin ödemesini eksik yaptığını, dava dilekçesi ve tespit talebi ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketin hak ediş raporlarında eksik ödemeler olduğunu, hakediş ödemelerinin eksik yatırıldığını, hakediş  miktarlarının belirlenerek eksik ödemelerin hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin sözleşmede belirtilen işleri eksiksiz ve zamanında teslim ettiğini, işlerin  geç bitirilmesi ya da uzatılmasının davalının yapılan hakediş ödemelerini geciktirmesinden kaynaklandığını, müvekkilinin  haketmiş olduğu ödemelerin yapılmaması durumunda kalan bir takım işleri yapamayacağını ve hakedişlerinin ödemesini talep ettiğini, akabinde davalı tarafın ödeme yapmaması üzerine müvekkilinin  kalan bir takım işlerin tamamlanması amacıyla, ücreti kendi hakedişlerinden kesilmek suretiyle başkalarına tamamlattığını, müvekkilinin  tamamlamış olduğu işlere ilişkin olarak hakediş raporlarını zamanında  düzenlediğini, davalı kooperatife verdiğini, hakedişlerin geç düzenlenmesinin sözkonusu olmadığını, aksine müvekkilinin vermiş olduğu hakediş raporları onaylanmasının davalı tarafça sürekli şekilde geciktirildiğini, müvekkilinin sürekli oyalandığını, hatta müvekkilinin yapmış olduğu bir kısım işler için düzenlediği  ve kesinleşmiş hakedişlerin, davalı tarafça süresinde ödenmediğini, bu hususun defalarca kendilerine bildirilmesine rağmen ödemenin gerçekleşmediğini, davalı tarafın da bu durumu cevap dilekçesinde doğruladığını, davalı  tarafın ödemelerde gecikme olmadığına ilişkin beyanının  gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline ödemelerin yapılmaması ve yapılan bir kısım ödemenin süresinde yapılmamasından dolayı işlerin aksadığını, müvekkilinin bu durumda işin tamamlanan sürelerde bitirilemeyeceğini, geç ödemelerin yapılması ve bitirilen bazı işlere ilişkin ödemelerin yapılmaması sebebiyle zor durumda kaldığını belirttiğini, kendisine ek süre verilmesi ve sözleşme süresinin uzatılması konusunun davalı tarafa bildirildiğini ve kooperatifin genel kurullarında görüşülmesini talep ettiğini, ayrıca müvekkilinin  hak edişleri davalı tarafından bilinçli olarak geciktirildiğini, ödeme gücü olmayan davalının hakedişleri geciktirerek müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın bu durumu müvekkilinin işleri zamanında bitirmemesine bağlamasının gerçekle bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalı tarafın cevap dilekçesinde halı hazırda davacı tarafa 100.000,00 TL borç kaldığı yönünde savunma yapmasına rağmen bilirkişi raporunda ve buna dayanan mahkeme gerekçesinde müvekkilini adeta davalıya karşı borçlu ilan ettiğini, müvekkili tarafından kooperatife sunulan kesin hakediş raporları onaylanmadığı gibi bu hakedişlerden doğan alacaklarının müvekkiline ödenmediğini, sözleşmenin bu hükmüne göre kesin hesabın mahkemece çözümlenmesi gerektiğini, sözleşmeye konu işle alakalı olarak  geçici kabul işlemleri yapılmakla birlikte kesin kabul ve kesin hesap işlemlerinin yapılmadığını, mahkemece tasfiye kesin hesabının çıkartılarak sonucuna göre fazla ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davalı kesin hakedişi onaylamadığından dolayı, mahkemece yapılması gereken işin 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun şekilde  uyuşmazlık konusunun uzmanı ve deneyimli bilirkişilerle mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi heyetinden, imalatların,  metraj ve miktarlar esas alınmak suretiyle, dosyada bulunan sözleşmedeki şartlar ve yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapılarak iş bedelini tespit ettirmek, bulunacak toplam alacaktan, davalı kooperatifçe yapıldığı ispat edilebilen ödemeleri mahsup ederek müvekkilinin talebi yönünden bakiye iş bedelini belirleyerek itirazları da değerlendirilerek işin kesin hesabının mahkemece çıkarttırılması suretiyle alacaklarının  hüküm altına almasından ibaret olduğunu, bu hususlar üzerinde durulmadan, açılan davanın sadece vade farkı alacağına ilişkin olduğu değerlendirip, müvekkilinin sözleşme konusu işin tamamlanması nedeniyle hak ettiği bakiye alacağına ilişkin herhangi bir araştırmaya girilmeyerek, hukuki yanılgıya düşülerek hükme varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi her ne kadar faiz konusunda temerrüde ilişkin bir ihtar bulunmadığından bahisle takdiri  mahkemeye bıraksa da sözleşmeler incelendiğinde zamanında ödenmeyen hakedişlerle ilgili vade farkının ve faizin olacağı kararlaştırdığını, sözleşmelerde faiz için temerrüde düşürme şartının olmadığının da açıkça görüldüğünü, sözleşmeler detaylı bir şekilde incelendiğinde bu husus açıkça görüleceğinden bu hususun da göz önünde tutulması gerektiğini, mahkemeye daha önce sunulan 31.12.2014, 24.11.2014 ve 18.06.2015 tarihli ihtarnamelerde de görüleceği üzere müvekkili şirketin birçok kez davalıyı ihtarname yoluyla temerrüde düşürdüğünü ve alacaklarını talep ettiğini, dolayısıyla işbu ihtarnamelerin dikkate alınması gerektiğini, mevzuatta ve yerleşik yargı uygulamasında, eser sözleşmesinin taraflarının hak ve borçlarının açık biçimde belli olduğunu, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükünün yükleniciye, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükünün iş sahibine ait olduğunu, hakediş belgeleri ve tanık anlatımları ile davacının yaptığı imalât bedelinin sözleşme fiyatları ile belirlenmeli, bu konuda denetime elverişli şekilde rapor alınmalı ve bundan sonra da davalı tarafından kanıtlanan ödemelerin mahsup edilerek bulunan iş bedeline hükmedilmesi gerekirken  tarafların ticari defterleri ve faturalar üzerinden yapılan bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme kararının Yargıtay uygulamaları ile usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak  istemine ilişkin olup,  mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavacı alt yüklenici vekili dava  dilekçesinde; taraflar arasında ve birbirinin devamı niteliğinde olan 18.07.2005, 15.10.2008, 10.04.2012 ve 09.06.2014 tarihli 4 adet inşaat sözleşmesi imzalandığı, yine sözleşmelerde işin bitirildiği tarih itibariyle ödemelerin yapılacağı süreye ve ödenmemesi durumunda vade farkına ilişkin düzenlemelerin bulunduğunu, davalı tarafça ödemelerin sözleşmelere uygun ve süresinde de yapılmadığını belirterek netice-i talep kısmında sözleşmeler ve vade farkı hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL'nin tahsilini talep etmiş, 27.04.2019 tarihli dilekçesiyle de davada hem bakiye hakediş alacağı hem de vade farkı talep ettiğini belirtmiş, ancak söz konusu dilekçelerde ve mahkemesince yapılan yargılamada davacının talep kalemlerinin açıklanmasının, her bir talep kalemi yönünden kuruşlandırılmasının yapılmadığı görülmüştür. <br>\tMahkemesince, görevsizlikle dosyanın geldiği asliye hukuk mahkemesinde alınan 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı tarafından kesilen faturalar ve ödemeler değerlendirilerek davalı tarafça 163.827,54 TL fazla ödemenin olduğu, taraflarca imzalanan son sözleşmedeki %2 vade farkının dikkate alınması gerekeceği, buna göre davacının talep edeceği vade farkının 39.456,67 TL olduğu kabul edilerek, davacıya fazla ödeme olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDosya kapsamı itibariyle davacının bakiye hakediş alacağı olduğu iddiasına dayalı olarak davalı aleyhine icra takibi yapıldığı, davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde yapılan icra takibi kapsamında büyük ölçüde ödeme yapıldığı halihazırda 100.000,00 TL civarında borcun kaldığının belirtildiği görülmüştür. <br>\tMahkemesince öncelikle davacının bakiye hakediş ve vade farkı alacağı olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL talep ettiği görülmekle, HMK’nın 31. maddesi kapsamında düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacının hakediş ve vade farkı alacağına ilişkin talep ettiği miktarların açıklattırılıp kuruşlandırılması gerekir.<br>\tDavaya konu talepler yönünden taraflar arasındaki sözleşmeler, düzenlenen tutanak ve hakedişler, yapılan ödemeler, değerlendirilerek kesin hesabın çıkartılması, davacının bakiye hakediş alacağı nedeniyle icra takibi yaptığı beyan ve kabulleri de değerlendirilerek söz konusu icra dosyası da getirtilmek suretiyle o dosyadaki talep, beyan ve itirazlar da değerlendirilmek suretiyle çıkartılacak denetlenebilir nitelikte kesin hesaba yönelik  yapılacak bilirkişi incelemesi doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, görevsiz mahkemede alınan ve itiraz edilen yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde bir inceleme ve tespiti içermeyen sadece kesilen faturalar ve yapılan ödemeler dikkate alınarak eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. \t<br>\tAçıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>   \t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,<br>\t2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.11.2022 gün ve 2022/731 E.,2022/1049 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.4-6 maddeleri  gereğince  kaldırılmasına,<br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece  mahkemesine  gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf  başvuru harcının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 21.05.2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>Başkan...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Üye...<br> <br><br>Katip...<br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"792064128a04a7ca","SID":"7f33deb588b7cdc1"}}