{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1761 <br>KARAR NO: 2025/871<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2021<br>NUMARASI: 2019/7 Esas - 2021/585 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'nın sevk ve idaresindeki diğer davalı ...'ya ait olan ve davalı sigorta şirketi nezdinde de ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, yaya konumundaki müvekkiline çarpması neticesinde meydana gelen 28/05/2018 günlü trafik kazasında sağ kolu kırılan davacının sakat kaldığını, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün asli kusurlu bulunduğunu, kazanın davalı sigorta şirketine ihbar edilmesine rağmen sonuç alınamadığını beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 4.000,00-TL'si geçici, 4.000,00-TL'si kalıcı iş göremezlik tazminatına ve 2.000,00-TL'si de tedavi gideri zararına karşılık olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; dava dilekçesinde ayrıca manevi tazminat talep haklarını da saklı tuttuklarını bildirdiği görülmüştür.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde ise özetle; asıl davanın konusunu oluşturan kazada sol kolu kırılan müvekkilinin kaldırıldığı ... Gaziosmanpaşa Hastanesi'nde yapılan ilk müdahalenin artından ameliyat edilerek koluna platin takıldığını, bir süre hastanede devam edilen tedavisine müteakip kendisine fizik tedavi de uygulandığını, müvekkilinin daha sonra 29/05/2019 tarihinde ikinci bir ameliyat geçirdiğini, bu ameliyatlar için müvekkili tarafından hastaneye toplam 13.225,00-TL ödeme yapıldığını, hastaneye yapılan belgeli bu ödemenin SGK tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 13.225,00-TL tedavi gideri zararının ödeme tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı SGK'dan tahsiline karar verilmesini ve bu davanın asıl dava ile birleştirilmesini talep etmiştir.Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açılan ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/118 esasına kayıtlanan davanın, asıl dava dosyası ile birleştirildiği görülmüştür. Sosyal Güvenlik Kurumu'na yönelik olarak açılan davanın, asıl dava ile birleşmesinden sonra davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 10/05/2021 günlü ıslah dilekçesi ile; müvekkilinin uğradığı maddi zararların bilirkişi raporuyla seçenekli biçimde belirlendiğini beyanla, söz konusu raporda ikinci alternatife göre tespit edilen hesaplama doğrultusunda geçici iş göremezlik zararına ilişkin istek miktarını 12.000,00-TL'ye, kalıcı iş göremezlik zararına ilişkin istek miktarını 31.628,66-TL'ye, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve bakıcı gideri zararına ilişkin istek miktarını 3.129,50-TL'ye çıkarttıklarını açıklayarak, hastaneye yapılan ödemeye ilişkin istek miktarını da 12.165,00-TL olarak güncellediklerini, bu biçimde toplam 58.923,16-TL maddi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş ve ıslah dilekçesinde ayrıca, 40.000,00-TL manevi tazminatın da kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı sürücü ve davalı araç malikinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl ve birleşen dava davalıları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilmesi neticesinde; talep konusu kazanın oluşumunda, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kazazede davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve davacının kaza neticesinde %3 oranında maluliyete uğradığı, iyileşme süresinin de 3 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içerisinde 1 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğunun bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, davacı her ne kadar kaza tarihinde evlere temizliğe gitmek suretiyle gelir elde ettiğini, bu gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu ileri sürmüş ise de; temizlik işleri devamlılık gösteren bir çalışma olmadığından hesaplamanın asgari ücret baz alınarak yapılması gerektiği benimsenerek 15/03/2021 tarihli ek aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın konusunu oluşturan maddi tazminata ilişkin talepler bakımından davacı yararına hüküm tesis edilmesi gerektiği; her ne kadar davacı taraf ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talebinde de bulunmuş ise de; dava dilekçesinde manevi tazminat talep edilmediğinden yani usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmadığından, ıslah yolu ile manevi tazminat talep edilemeyeceği; birleşen davanın davalısı SGK, 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca belgeli tedavi giderlerinden SUT'a bağlı olmaksızın sorumlu olması nedeniyle, talep gereği 12.165,00-TL'lik tedavi gideri zararından sorumlu tutulması gerektiği şeklindeki özet gerekçeyle; -Asıl davanın kısmen KABULÜNE; -5.803,64 TL geçici iş göremezlik, 24.924,29 TL sürekli iş göremezlik, 3.129,50 TL sair tedavi ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 33.857,43 TL maddi tazminatın davalı ... sigorta A.Ş yönünden 24/09/2018 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi 28/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Davacı tarafından manevi tazminata yönelik harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, -Birleşen İstanbul 10. ATM'nin 2020/110 esas, 2020/277 Karar sayılı davanın KISMEN KABULÜ ile -12.165,00 TL'nin 5.500,00 TL'sine 30/05/2018 tarihinden 6.665,00 TL'sine 28/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı birleşen dava davalı SGK vekili ile asıl dava davalısı sigorta şirketi vekili ve davacı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekilinin istinaf nedenleri; dava dilekçesinde talep edilmeyen hususların daha sonra ıslah yoluyla talep edilmesini engelleyen yasal bir düzenleme olmadığı halde, tüm harçları yatırılmak suretiyle ıslah yoluyla talep edilen manevi tazminat hakkında da karar verilmesi gerekirken bunun yapılmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; ayrıca, maddi tazminat talepli dava bakımından davacının, kazanın meydana geldiği dönemde evlere temizliğe gitmek suretiyle ayda 3.000,00-TL'nin üzerinde gelir elde ettiği kendisinin ve eşinin beyanlarıyla sabit olduğu halde hükme esas alınan hesap raporundaki ikinci seçeneğe, yani gelirin asgari ücretin 2,7 katı olduğu varsayımıyla düzenlenen duruma göre karar verilmesi gerekirken, gelirin asgari ücret olduğu varsayımıyla yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının doğru olmadığına yöneliktir.Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri; davacıda var olduğu iddia edilen maluliyetin hatalı yönetmeliğe göre belirlendiği, ayrıca tazminat hesaplamasının poliçe tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ZMM Sigortası Genel Şartları gereğince 1,8 teknik faiz uygulamasıyla yapılması gerekirken, Prograsif Rant yöntemiyle yapılmasının doğru olmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davalı SGK vekilinin istinaf nedenleri ise; talep konusu kaza nedeniyle davacının hastanede görmüş olduğu tedavi giderlerinin SUT kapsamından zaten kurumca karşılandığını, bu kapsam dışında kalan giderlerden SGK'nın sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği, sonuç itibariyle birleşen davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğuna yöneliktir.Asıl ve birleşen dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup; başlangıçta talep edilmediği halde sonradan sunulan ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talebinde bulunulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun Islah ve Maddi Hataların Düzeltilmesi, Kapsamı ve sayısı başlığı adı altında düzenlenen 176.maddesinin 1.fıkrasında; taraflardan birinin yapmış olduğu usulü işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği, 2.fıkrasında da aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Öte yandan aynı yasanın 177.maddesinde de ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar sözlü yada yazılı yapılabileceği belirtilmiştir. Yargılama sürecinin ana ilkelerinden biri olan \"Davanın Genişletilmesi ve Değiştirilme Yasağı\" nın bir istisnasını teşkil eden bu yöntem ile kanun koyucu taraflara basit yargılama usulünde cevap dilekçesinin sunulması ile yazılı yargılama usulünde ise ikinci cevap dilekçelerinin sunulmasıyla başlayan yasağa karşı bir defalığına mahsus olmak üzere karşı tarafın rızası aranmaksızın bir imkan sunulmuştur. Zira ıslahın amacı davadaki taraflardan birinin davada eksik bıraktığı veya yanlış bildirdiği vakıaları, talep neticelerini tahkikat bitinceye kadar düzeltmesi olup, düzeltilebilecek işlemler tarafların kendi usul işlemleridir. Fakat bu hakkın sınırı davanın kapsam ve yönünü belirleyen irade beyanının değiştirilmesine kadardır. Yargıtay tarafından ayrıksı bazı içtihatlarda davacı tarafça usulüne uygun olarak açılmış maddi tazminat talepli bir davada davanın başlangıcında talep edilmemiş olsa bile ıslah yolu ile manevi tazminat talep edilebileceği kabul edilmiş ise de (Bkn; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2012/5120 Esas - 2013/4672 Karar sayılı ilamı) Yargıtay tarafından benimsenen genel durum; dava dilekçesine konu edilen talebin yanına ıslah yolu ile yeni bir talebin eklenemeyeceği, zira ıslahın ancak açılmış bir dava için söz konusu olacağı, başlangıçta dava edilmeyen bir hususun ıslah yolu ile dava konusu haline getirilmeyeceği yönündedir. Yani ıslah yolu ile dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Daha açık bir ifade ile sadece maddi tazminat talep edilen bir davada başlangıçta talep edilmeyen manevi zarara dayalı taleplerin ıslah yolu ile dava kapsamına alınması olanaksızdır. (Bkn; Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/4-1193Esas-2016/800Karar sayılı ilamı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2016/10831E,-2017/1213K ve 2016/12622E,-2019/5488K, sayılı içtihatları)<br>Hal böyle olunca ilk derece mahkemesi tarafından, uygun şekilde açılmış bir dava mevcut bulunmadığı gözetilerek davacının manevi tazminata ilişkin talepleri bakımından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin gelirin hatalı değerlendirildiğine yönelik istinaf itirazı incelendiğinde; Haksız bir eylem nedeniyle meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat talepli bir davada, kazazede gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Dosyada mevcut belgelere göre davacının emekli olduğu ve emekli aylığı almakta bulunduğu ve kaza tarihinde 52 yaşında olduğu anlaşılmaktadır.Her ne kadar davacı emekli aylığı gelirinden başka gündelik temizlik işlerine gitmek suretiyle gelir elde ettiğini, bu suretle de aylık gelirinin en az 3.000,00-TL bulunduğunu ileri sürmüş ise de, kazazedenin iddia edildiği gibi bir çalışması olduğunu gösterir herhangi bir somut bilgi ve belge sunulmamış, bu durumun tanık beyanlarıyla kanıtlanacağı açıklanmıştır.Gelirin asgari ücretin üzerinde olduğuna ilişkin böyle bir iddianın somut yan delillerle desteklenmediği (-kazazedenin var olduğu iddia edilen ve devamlılık gösterdiği belirtilen çalışmaları yaptığını ve bu çalışmalar karşılığında yapılan ödemelerin varlığını gösteren belge ve bilgi gibi-) sürece kural olarak sadece tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir.Somut olayda, davacının gelirinin ne olduğuna ilişkin olarak gösterilen ve dinlenilmesi istenilen tek tanık eşi olup, başkaca bir kişi tanık olarak gösterilmemiştir. Davacının eşi olan tanığın beyanıyla da iddianın kanıtlandığı söylenemez. Kaldı ki mahkemece yapılan SED araştırmasına verilen resmi cevapta da davacı ...'in emekli olduğu, çalışmadığı ve emekli aylığından başkaca bir gelirinin de bulunmadığı bildirilmiştir. Hal böyle olunca, kaza tarihinde 52 yaşında olan ve 2004 yılından beri yaşlılık aylığı almakta bulunan bir kişinin düzenli olarak evlere temizliğe gittiği ve bu suretle ek gelir elde ettiği hususunun somut olarak kanıtlanabildiğinden söz etmek olanaklı bulunmadığından, davacı gelirinin asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlenen hesaplamanın hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre herhangi bir isabetsizlik tespit edilemediğinden, davacı vekilinin bu yöne amaçlayan istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.3-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; Haksız fiil sonucu çalışma gücünün kaybedildiği, bedensel bütünlüğün bozulduğu ve maluliyet oluştuğu iddiasıyla tazminat talep edilmesi durumunda; zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının ne olduğunun belirlenmesi esaslı unsur olup, bu yöndeki  belirlemelerin  ise; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra ise de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Bkn: Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 11/01/2022 gün ve 2021/7309 E.-2022/122 K. sayılı içtihadı). Eldeki davada, kaza tarihi 25/05/2018 olup, maluliyete ilişkin belirlemenin kaza tarihi  itibariyle yürürlükte olan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri doğrultusunda yapılması gerekirken “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümlerine göre düzenlendiği anlaşılan ATK raporunun karara dayanak yapılması kural olarak doğru değil ise de; davacının uğramış olduğu trafik kazasına bağlı yaralanmasının niteliği gözetilerek aralarında ortapedi-travmatoloji uzmanı ve radyoloji uzmanı bulunan ve davacının geçirmiş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi ve kişinin bizzat muayenesi neticesinde konusunda uzman ATK 2. İhtisas Kurulunca düzenlendiği anlaşılan 31/08/2018 günlü  heyet raporuna karşı başka nedenlerle itiraz edilmiş ise de  söz konusu raporda belirlenen maluliyet oranına ve maluliyetin tespit şekline itiraz edilmediği dikkate alındığında, maluliyet oranı bakımından davacı taraf yararına usulü kazanılmış oluşturan iş bu raporun hükme esas alınmasında somut olayın özelliklerine göre herhangi bir yanılgı tespit edilemediği gibi; geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatları bakımından hükme dayanak kılınan 15/03/2021 günlü aktüer bilirkişi raporunun dairemiz ve Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde TRH yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre (1,8 teknik faiz uygulanmaksızın) düzenlenmesinde bir isabetsizlik bulunmaması karşısında davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.4-Birleşen davanın davalısı Sosyal Sigorta Kurumu vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu değerlendirildiğinde; Birleşen dava, davacının geçirmiş olduğu trafik kazasından sonra tedavi gördüğü hastaneye davacı tarafından yapılan ve belgeye dayanan tedavi gideri ödemesinin davalı SGK'dan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu'na yöneltilerek açılan birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.Kazaya neden olan aracın, işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı, 2918 sayılı KTK'nun 91.maddesi ve ZMM Sigortası Genel Şartlarının A.1. Maddesi uyarınca  esasen kaza nedeniyle ortaya çıkan zararlardan sorumlu olup, tedavi giderleri de bu zarar kapsamında ise de,  25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı KTK'nun 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı yasanının 59.madde maddesinde \"Trafik  kazaları  nedeniyle  üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları  sağlık  hizmet  bedellerinin  kazazedenin  sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı\"; Kanun'un geçici 1. maddesinde de \"Bu Kanun'un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet  bedelleri  için  bu Kanun'un 59. Maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı'nın yükümlülüklerinin sona ereceği\" düzenlemesine yer verilmiştir. 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile aracın işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısının, yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü sona ermiş bulunmakta olup, sorumluluk SGK'na geçmiştir.Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil sadece söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur.  SGK, belgeye dayanmayan veya belgeye dayansa bile üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları hizmetler dışında kalan sağlık hizmet bedellerinden ve hastane dışındaki refakatçi giderleri , ulaşım giderleri, yeme içme, bakıcı gideri gibi giderlerden sorumlu olmayıp, bu gibi giderler bakımından sürücünün, işletenin ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.Ne var ki, 6111 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK'nın 98.maddesindeki önceki düzenlemede, tüm resmi ve özel sağlık kurumlarından temin edilen hizmet bedellerinin ödenme esaslarına ilişkin (SUT vs.) herhangi bir sınırlama mevcut değil ise de; 2918 sayılı yasanın 98. maddesinde \"kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın\" ibaresinden sonra gelmek üzere; 6645 sayılı yasanın 60. maddesi ile eklenen ve 22/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren \"genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde\" şeklindeki Ek  cümle getirilmiş olup, bu düzenleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yasa gereği olan sorumluluğu daraltılmıştır.Dosya kapsamında temin edilen ve doktor bilirkişinin katılımı ile düzenlendiği anlaşılan 31/12/2020 günlü raporda; davacının hastanede gördüğü tedavi giderlerinin SUT fiyatları esasıyla SGK tarafından karşılandığını, davacı tarafça ödenen 12.165,00-TL'lik belgeli giderin ise fark ücreti olduğu açıklanarak, 12.165,00-TL tedavi gideri harcamasında SGK'nın sorumlu tutulamayacağı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, SGK'nın yasa gereği olan sorumluluğunun kapsamını daraltan ve 22/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren yasal düzenleme, kaza tarihinden ve yapılan harcamanın faturaya bağlanmasından önce yürürlüğe girmesi nedeniyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması zorunludur.Hal böyle olunca, davacının tedavi gördüğü hastaneye fark bedeli olarak yaptığı anlaşılan ödemeyi SGK'dan istemesi olanaklı olmadığı gözetilerek, SGK aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, az yukarıda açıklanan yasal değişikliğin göz ardı edilmesi neticesinde SGK'nın sorumluluğu yoluna gidilmesi isabetsiz olmuştur.Ancak, davalı SGK bakımından yapılan hatalı değerlendirmenin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, birleşen davanın davalısı SGK tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek asıl davaya ilişkin hüküm bölümüne dokunulmaksızın ( kararın yazım ve ifade  şekline ilişkin  düzeltimler hariç), sadece birleşen dava bakımından SGK aleyhine açılan davanın reddine karar verilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2019/7 Esas - 2021/585  Karar sayılı kararına karşı asıl dava yönünden davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan sebeplerle; davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise (3) nolu bentte gösterilen nedenle HMK.m.353/1-b/1 madde hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE; 2/İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2019/7 Esas - 2021/585  Karar sayılı kararına karşı birleşen dava yönünden  davalı SGK vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda  (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle KABULÜNE, a/Asıl  dava yönünden istinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,b/Asıl dava yönünden istinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketinden alınması gereken 2.312,80-TL harçtan peşin yatırılan 578,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.734,60-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, c/Birleşen dava davalısı SGK harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, ç/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarça, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren yapan  üzerinde bırakılmasına, 2/İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2019/7 Esas - 2021/585 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, (I)-Asıl davanın kısmen KABULÜ ile; a/5.803,64-TL geçici iş göremezlik, 24.924,29-TL sürekli iş göremezlik, 3.129,50-TL sair tedavi ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 33.857,43-TL maddi tazminatın davalı ... sigorta A.Ş yönünden 24/09/2018 tarihinden, davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi 28/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, b/Davacı tarafından manevi tazminata yönelik harcı yatırılarak açılmış bir dava bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, c/Asıl dava bakımından alınması gereken,  2.312,80-TL harçtan peşin  alınan 170,78TL ve ıslahla alınan 1.350,00TL olmak üzere toplam 1.520,78TL harcın  mahsubu ile eksik 792,02TL harcın asıl davanın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına; ç/Asıl dava bakımından davacı  tarafından  yatırılan toplam 1.561,88TL (35,90TL BH, 170,78TL PH, 5,20TL VSH, 1.350,00TL ıslah harcı) harcın asıl davanın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya  verilmesine, d/Asıl dava bakımından davacı tarafından yargılama sırasında yapılan toplam 8.174,00TL (4.200,00TL bilirkişi ücreti, 3.974,00TL posta ve müzekkere masrafı, ) yargılama masrafının davanın kabul red oranına göre takdiren 4.696,81TL'sinin  asıl davanın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; e/Asıl dava bakımından ( usulü kazanılmış hak nedeniyle ) ilk derece mahkemesince belirlenen 5.078,62-TL vekalet ücretinin asıl davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, f/Asıl dava bakımından ( usulü kazanılmış hak ve karşılıklılık ilkesi nedeniyle) ilk derece mahkemesince belirlenen 4.080,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş'ye verilmesine, (II)-Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu  aleyhine açılan birleşen davanın REDDİNE, a/Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, davacı tarafından davanın başında yatırıldığı anlaşılan 225,85-TL pesin harcın düşümü ile kalan  389,55-TL  harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,b/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin  üzerinde bırakılmasına, c/Davalı SGK'nın yargılama sırasında vekille temsil edildiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen12.615,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı SGK'ya verilmesine,(III)-Asıl ve birleşen dava yönünden taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"24d01d34fae73b55","SID":"7e01bea2204be0c1"}}