{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/2461 <br>KARAR NO\t\t: 2025/934<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/213 Esas - 2023/415 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 15/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t\t: 15/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 16/06/2025<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının fındık üreticisi, davalının ise tacir olup yem ve fındık tüccarı olduğunu, davacının davalıdan teminat bonosu aldığını, açığa imza atılan bonoyu kendisi ya da çalışanlarına doldurtarak 288.390,00 TL bedel, tanzim, vade tarihi ve alacaklı olarak kendisinin doldurduğunu ve icraya koyduğunu, davalının ticari defterlerinde böyle bir alacak olmadığını ve bu defterlere dayandıklarını beyan ederek; Kandıra İcra Dairesi'nin 2020/318 esas sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve %20 haksız icra tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinin ticari defterlerde olup olmamasının bir önemi olmadığını, kambiyo senedinin ticari defterlerde kayıtlı olmamasının onu hükümden düşürmeyeceğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2008/38747 esas ve 2010/31655 karar sayılı ilamının bu konuya ilişkin olduğunu beyan ederek, davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere davacının tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... Davanın KABULÜ ile;<br>1-Davacının Kandıra İcra Müdürlüğünün 2020/318 esas sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine,<br>2-Davalının kötü niyeti subut bulmadığından davacının kötü niyetli tazminat isteminin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf davalının para değil, un, gübre vs gibi mal verdiğini iddia ederek senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, mahkeme ise davacının iddiasını da aşıp bambaşka bir yorumla, verilen paranın karşılığında senet alındığını kabul etmesine rağmen senedi teminat senedi olarak kabul ettiğini, bu kabulün usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ayrıca davacı tarafın dava dilekçesinde boş senet verdiğini ve boş senedin müvekkil tarafından doldurulduğunu iddia ettiğini, soruşturma dosyasındaki şikayet dilekçesinde ise davalının oğlu tarafından kandırıldığını senet vermediğini iddia ettiğini, bu dilekçeler dahi çelişmekte ve borçlu davacının borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli olarak hareket ettiğini gösterdiğini, mahkemece senede üstünlük tanınması gerekirken ve senede karşı iddiaların aynı kuvvette belge ile ispatı gerekirken mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 Tarih - 2021/213 Esas - 2023/415 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br><br> İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davalı tarafından, davacı aleyhine Kandıra İcra Dairesi'nin 2020/318 esas sayılı dosyası ile 05/01/2019 tanzim tarihli, 31/10/2019 vade tarihli, 288.390,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılması üzerine, davacı tarafından eldeki davanın açıldığı ve açılan davada bono nedeniyle borçlu olmadığına karar verilmesinin talep edildiği, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).<br>İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. <br>Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. <br>Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. . <br>İspat yüküne yönelik mahkemece yapılan değerlendirme sonrasında kambiyo senedi ve bononun hukuki niteliğine ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği göz önüne alınarak bu hususa kısaca değinilmesinde yarar görülmüştür.  <br>Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. <br>Bonoda şekil şartları 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konulabilir.<br>Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik \"bedel kaydı\"dır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip, edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. <br>Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı \"malen\" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı \"nakten\" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni \"mal\" ya da \"nakit\" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir.<br>Nihayet, “nakden” ibaresi bulunan bir bonoda paranın verildiği, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının parayı verdiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, paranın verilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. <br><br>Yapılan açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı  senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını kendisinin fındık üreticisi, davalının ise tacir olup yem ve fındık tüccarı olduğunu, davalıdan teminat bonosu aldığını (her ne kadar davacı davalıdan teminat senedi aldığını dava dilekçesinde dile getirmişse de, dosyanın muhteviyatından davalının davacıdan teminat senedi aldığı, davacının sehven davalıdan teminat senedi aldığını dava dilekçesinde belirttiği anlaşılmıştır), ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği tüm hususların gerçek dışı olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. Bu durumda yukarıda da değinildiği gibi eldeki davada ispat genel anlamda  davacı tarafa  düşmektedir.<br>Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında, davalı tarafından 31/03/2022 tarihinde yapılan savunmada 'işyerimin karşısında bulunan ve davacının babasına ait olan arsanın 1/2 oranında satabileceği sözü karşısında ve kendisine gübre ve un satışı yaptığı kendisine yapılan bu ödemeler nedeni ile senedi tanzim ettik' şeklindeki beyan ile davalı tarafından mahkeme huzurunda yapılan isticvap neticesinde verilen \"Ben 288.390,00 TL bedelli davaya konu bonoyu dükkanımın karşısında bulunan ve ...'ın babasına ait olan arsanın 1/2 hissesi ile Bağırganlı Köyünde bulunan bir arsanın tarafıma satılması karşılığında davacı ...'a elden 288.390,00 TL para verdim. Bu paranın karşılığında bu senedi teminat olarak aldım. Davacı bana tapuları devredecek, ben de kendisine senedi teslim edecektim. Ancak davacı tapuları bana devretmedi, ben de senedi icraya verdim.\" şeklindeki  beyanların,  takibe ve eldeki davaya konu edilen 05/01/2019 tanzim tarihli, 31/10/2019 vade tarihli, 288.390,00 TL bedelli bononun talil'i şeklinde yorumlanmış olduğu görülmüş, dairemizce de mahkemece varılan bu yöndeki kanaatin yerinde olduğu değerlendirilmiştir.<br>Eldeki davada; taraflar arasında tanzim olunan ve nakden kaydını ihtiva eden 288.390,00 TL bedelli bononun düzenlenme nedeninin davalının ceza soruşturması ve mahkeme huzurundaki  isticvap beyanında davaya konu senedin taşınmaz satışı nedeniyle verdiğini ileri sürdüğü paranın geri ödenmesini teminen verildiği yönündeki beyanları gözetildiğinde davalı tarafından senedin talil edildiği anlaşılmaktadır (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/1281 esas 2022/1579 karar sayılı ilamı).<br>Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda  bonodaki bedel kaydı davalı tarafından talil edilmesi nedeniyle ispat yükü davalı üzerinde olup, 6100 sayılı HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddeleri uyarınca davalı tarafından bononun taşınmaz satışı nedeniyle verdiğini ileri sürdüğü paranın geri ödenmesini teminen verildiğini, başka bir söyleyişler taraflar arasında harici taşınmaz satış sözleşmesi olduğunu ve bedelini elden verdiğini ispat etmesi gerektiği kabul edilmelidir.<br>Tüm bu açıklamalara göre; senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine alan davalının savunmasını usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 21.510,15 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.377,54 TL'nin mahsubu ile bakiye 16.132,61 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br><br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır. <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e239281f1cb2470","SID":"722394f49564eea1"}}