{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t:....<br>KARAR NO\t:....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/05/2021<br>NUMARASI\t\t: ... Esas - ... Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-... - ...<br>\t<br>\t 2-... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>\t  <br>DAVALI\t: ... - <br> \t......<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ..\t\t\t.\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t.<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/10/2024<br>Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TALEP\t:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin  davalı taraf ... Şti'den toplamda 10 adet olmak üzere paspasmatik adında otomobil içinde kullanılacak paspas veren makineler satın aldığını, müvekkili ile davalı firma arasında 12/12/2016 tarihinde bayilik sözleşmesi imzaladığını,  makineler müvekkiline teslim edildikten sonra makinelerin arıza verdiğini, makinelerin yalnızca 1 TL ile çalışması gerekirken 1 TL veya aynı boyuttaki metal parçası ile de çalıştığını ve buna bağlı olarak müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkili davalı tarafla yapmış olduğu iletişim sonucunda defalarca makinelerin tamir edildiğini, parça değiştirildiğini fakat sürekli bir çözüm bulunamadığını, müvekkilinin zararını gidermesi için davalı tarafça satılan ürünlerle ilgili olarak KOSGEB desteğinin verildiği garanti edildiğini, ancak makinelerin farklı farklı adreslerde bulunduğundan bu desteği alamadığını, kurulumu yapılarak anlaşmalı benzinliklere yerleştirilen makinaların kısa sürede arıza verdiğini, makineler için, sorunun müvekkili ile ilgili olduğunun söylenerek geçiştirildiğini ve müvekkilinin maddi olarak zarara uğratıldığını, satın alım sürecinde de davalı şirketçe makinelerin küflenmez olduğunun iddia edildiğini, dava konusu makinelerin iç haznesine yerleştirilen ve müvekkile kilogram ile satışı gerçekleştirilen kağıtların eksik olarak gönderildiğini, ayrıca kağıtlara ek yapılarak müvekkiline gönderildiğini,  sözleşme sürecinde hiçbir eksiklik veya ayıp belirtilmemesine rağmen makinelerin kullanılması sürecinde makinelerin bir kısmı değil, 10 makinenin hepsinin birden ayıplı olduğunun anlaşıldığını, kağıtların makineden yırtık geldiğini, ayrıca gelen kağıtlarda ters baskılı kağıtların teslim edildiğini, bu ters baskılı kağıtların makinelerde hiç bir şekilde çalışmadıını, gelen kağıtların renginin araç paspaslarına aktığını, satılan ayıplı mallar için müvekkilinin seçimlik yaptırımlarını kullanmak istediğini, makinelerin arızalarının giderilmesi denendiği halde kalıcı çözüm bulunamadığını, belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı tutulmak kaydı ile, sözleşmenin feshedilerek müvekkilin ödemiş olduğu satış bedelinin ticari faizi ile birlikte geri ödenmesine, sözleşmenin feshi mümkün olmadığı takdirde ise müvekkilini makinelerin ayıplı çıkması sebebiyle uğramış olduğu menfi ve müspet zararlarının tazmini için şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, dava masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında mahkemece verilen ara karar üzerine dava değerini makine bedeli 37.210 TL bayilik bedeli olarak 3.720 TL olamak üzere toplam   40.930 TL üzerinden harcın tamamlandığı anlaşılmıştır.<br>Davalı vekili cevap dilekçesini özetle; davacının  sözleşme doğrultusunda teslim aldığı ticari malı, kanunların öngördüğü süre ve şartlar dışında tamamen hukuka aykırı bir şekilde iade etmek suretiyle maddi menfaat temin etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin  teslim ettiği makineleri anlaşmaya uygun ve çalışır olduğu halde tamamen asılsız iddialar ile dava açıldığını, davanın reddine,  karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;<br>Davanın, taraflar arasında imzalanmış sözleşme ile, davacı tarafın davalıdan satın almış olduğu 10 adet paspasmatiğin  ve yan ürünlerin ayıplı olmasından bahisle sözleşmenin feshi ve ödenmiş olan bedellerin ödeme tarihlerinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline ilişkin alacak davası olduğu, dava konusu makinelerin üzerinde öncelikle dosya üzerinden bilirkişi raporu aldırıldığı, daha sonra ise bilirkişiler eşliğinde talimat mahkemesince keşif incelemesi sonucu yeniden bilirkişi raporu aldırıldığı,  inceleme yapılan dava konusu makinelerinin kullanım bakım ve onarımlarının olması gerektiği gibi yapılmadığı, makinelerin yoğun korozyona uğradığı bu sebeple tasarımdan kaynaklı mı yoksa kullanımdan kaynaklı mı olduğunun net olarak tespit edilemediğinin belirtildiği, kağıt paspasların ayıplı olduğu ancak bu ayıbın açık ayıp olduğunun belirtildiği,  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 23 üncü maddesinde \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde ifade edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satım sözleşmesinde kaynaklandığı, ayıp iddiasının davacı tarafında ileri sürüldüğü ve ayıbın ispat külfetinin davacı tarafta bulunduğu, davacı tarafın makinelerin tamamının tam ve çalışır durumda olup olmadığının tespiti için  bilirkişilerce incelenecek şekilde hazır etmediği, kendisine verilen sürede makinelerin yerinin bildirilmediği, yapılan incelemede makinelerin çalışır vaziyette olmadığı bu sebeple bilirkişilerce malların ayıplı olup olmadığının tespit edilemediği, davacı tarafça daha önce delil tespiti mahiyetinde de bir inceleme yapılmadığı değerlendirilmekle davacının makineler açısından ayıp iddiasını ispat edemediği, kağıt paspas yönünden ise süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığı anlaşılmakla, davacının davasında haksız olduğu kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, sunulan delil ve yapılan savunmaların dikkate alınmadığını, hakimin davayı aydınlatma ödevine de aykırı davranılarak davacının  mağdur edildiğini,  mahkemece, davacı yanın kendisine verilen sürede dava konusu makinelerin yerini bildirmemesi ret sebepleri arasında gösterilmiş ise de  04/03/2021 tarihli dilekçe ile makinelerin adresi ve sayısının mahkemeye yeniden bildirildiğini, ancak mahkemece sadece kurulumu yapılmamış olan 7 makinenin bulunduğu adreste keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığını, kalan 3 makinenin yeri de bildirilmiş olmasına rağmen bunlara ilişkin bir inceleme yapılmadığını, mahkemenin adres bildirilmediğine ilişkin gerekçelerinin yerinde olmadığını,  ayıplı olduğu iddia edilen makinelerin tamamının incelenmediğini, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirme ile hazırlandığını, ilk bilirkişi raporunda (15/12/2020 tarihli) ise söz konusu makinelerin tasarım/üretim kaynaklı ayıplı olduğu ve bu ayıpların gizli ayıp olduğu sonucuna varıldığını, ayıpların niteliği itibariyle üretim kaynaklı olduğu aşikar olup hükme esas alınan 29/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda ayıpların üretim kaynaklı mı kullanım kaynaklı mı olduğunun tespit edilemediğine ilişkin sonucun oldukça yersiz olduğunu, iki bilirkişi raporunun da aynı bilirkişiler tarafından hazırlandığını,  bilirkişi tespit ve görüşlerinde bu denli bir değişikliğin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  kağıt paspaslardaki ayıpların açık ayıp olduğu tespiti ile mahkemenin bu şekildeki kabulünün de hatalı olduğunu, alıcı müvekkillerin makineleri kullanmaya başlamadan önce paspaslardaki hasarı tespit ederek malın ayıplı olduğu bildiriminde bulunmasının imkansız olduğunu, bilirkişi raporundaki tespitin aksine paspas kağıtlarının hasarlı olması, yapıştırılarak birleştirilmiş olması, ağırlıklarının üzerindeki etikete uymadığı ve boya akıtması/ayakkabı boyaması gibi makinede bulunan ayıpların gizli ayıp olduğunu, malın teslimi anında görülebilecek ayıplardan olmadığını,  dava konusu makinelerin her türlü madeni para ve araç ile çalıştığını gösterir video kayıtları dosyaya sunulduğunu, sunulan CD kayıtları ile  makinelerin kullanım kaynaklı olarak yıpranmadığını, ayıpların daha ilk satın alındığı zamandan itibaren var olduğunu göstermekte iken, bilirkişilerin aykırı tespitlerde bulunduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, mahkemece verilen süreye rağmen davaya konu 7 adet makinenin yerinin bildirildiğini, 3 adet makinenin yerinin ise yaklaşık 9 ay sonra bildirdiğini, adresi bildirilen makineler üzerindi keşif yapıldığını, bilirkşi raporunun uzman öğretim görevlileri tarafından hazırlandığını, keşif yapılmayan üç makinenin ise davacının adres bildirmeyi sürüncemede bırakmasından kaynaklandığını, daha önce alınan bilirkişi raporunun CD üzerinde inceleme yapılarak verildiğini, mahallinde yapılan inceleme sonucu verilen raporun hükme esas alındığını, davacının açık ayıp olan kağıt paspaslar  yönünden 2 günlük ayıp ihbarına uymadığını, taraflar arasında bayilik sözleşmenin 12/12/2016 tarihinde imzalandığını, davacı tarafın sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyan ihtarnamenin ise 20/12/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın ise 3 seneden fazla süre geçtikten sonra açıldığını, bilirkişilerin makinelerin kullanım, bakım ve onarımlarının gerektiği gibi yapılmadığı, problemin kullanıcıdan kaynaklı olduğu kağıt paspaslar üzerindeki ayıbın açık ayıp olduğu ve davacının iddalarının zamanaşımına uğradığı belirtilerek   istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı taraftan alınan makinelerde ayıp iddiasına dayalı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde uğramış olduğu zararın tazmini talebine ilişkindir.<br>Mahkemece, satım sözleşmesine konu makinelerin ayıplı olmadığı, kağıt paspas yönünden ise süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler uyarınca, taraflar arasında 12/12/2016 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacının davalıdan 09/06/2017 tarihli fatura ile dava  konusu 10 adet  araç içi kağıt paspas otomatı ve 8.000 adet  araç içi kağıt paspas satın aldığı, davacı tarafça satın alınan makinelerin ve kağıt paspasların ayıplı olduğunun iddia edildiği, hükme esas alınan 29/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda; keşif yapılan yerin bir daire olduğu, dairenin salon balkon bölümünde üç adet, dairenin başka bir odasında da 4 adet paspastamik makinesinin depolandığının görüldüğü, balkon bölümünde bulunan 3 adet makinenin kullanılmış olduğu ve oldukça korozyona uğradığı, kaporta kısımlarının yoğun paslandığı ve etiket vb. kısımların da soyulduğunun tespit edildiği, oda içerisinde depolanmış 4 adet makinelerin hiç kullanılmadığı, fakat bu makinelerin içerisindeki parçaların, mekanik aksamların ve elektronik parçalarının söküldüğü, makinelerin eksik olduğunun anlaşıldığı, evde bulunanların beyanlarında bu makinelerin istasyonlarda yerleştirilen makineler arıza verdiğinde parçalarının sökülerek arızalanmış makinelere takıldığının anlaşıldığı, yani kullanılmamış makinelerin parçalarının kullanımdakiler için yedek parça olarak kullanıldığının anlaşıldığı, hiçbir makine tam olmadığı için bunların çalıştırılmasının mümkün olmadığı, sonuç olarak, dosya muhteviyatında sunulan bilgiler çerçevesinde söz konusu makinaların kullanım, bakım ve onarımlarının olması gerektiği gibi yapılmadığı, makinelerin yoğun korozyona uğradığı, keşif incelemesinde çalışır bir makine görülmediği için ayıpların tasarım/imalat kaynaklı mı yoksa kullanım kaynaklı mı olup olmadığı net olarak tespit edilemediği, kağıt paspas ürünleri ile ilgili ayıpların olduğu fakat bu ayıpların (rulo hasarı, bant ile birleştirme, ağırlık/miktar) görülebilir ve kolaylıkla tespit edilebilir olması sebebi ile açık ayıp niteliğinde olduğu, makinelerdeki arıza ve duruşların miktarının herhangi bir kaydı olmadığından hak ve kazanç kayıplarının tespitinin mümkün olmadığı beyan ve müta edilmiştir.<br>Yargılama sırasında alınan 15/12/2020 tarihli ilk bilirkişi raporunun yalnız dosyaya sunulan CD görüntüleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edildiği, bu raporda makinelerin üretim /tasarım kaynaklı ayıplı olduğu, gizli ayıp niteliğinde olduğu kağıt paspas ürünlerindeki ayıbın ise açık ayıp niteliğinde olduğu  tespit edilmiş ise de  29/03/2021 tarihli ikinci raporun davacı tarafça adresleri bildirilen 7 adet makineye ilişkin yapılan keşif ile dosya kapsamında bulunan CD ve fotoğrafların da değerlendirilmesi neticesi düzenlendiği, bu itibarla aynı heyet tarafından hazırlanan raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği, öğretim üyesi  makine mühendisi ve elektrik elektronik mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 29/03/2021 tarihli raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece hükme esas alınmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, keşfi yapılan makineler üzerinde ayıp iddiasının davacı tarafından ileri sürüldüğü ve ileri sürülen ayıbın ispat külfetinin davacı tarafta bulunduğu, sunulan deliller ile bu iddianın ispatlanamadığı, yine dava konusu makine ve kağıt paspasların 09/06/2017 tarihli fatura ile davacıya teslim edildiği, davacı tarafça ise 18/12/2018 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulduğu, kağıt paspaslardaki ayıpların açık ayıp olduğu ve ayıp ihbarının TTK'nın 23/1.maddesinde belirtilen süre içerisinde yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği nazara alındığında mahkemenin davaya konu edilen ve keşfen incelenen 7 adet makine ile ilgili  vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı  anlaşılmış, davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Yine, davacı taraf satın aldığı 10 adet  makinenin de ayıplı olduğunu ileri sürmektedir. Keşfen incelenen 7 makine dışında kalan 3 adet makinenin kurulumu yapılan adreslerin  dilekçe ekinde olduğu bildirilmiş ise de 09/07/2020 tarihli dilekçe ekinde adres listesinin bulunmadığı, talimat mahkemesinin bildirimi ve yerel mahkemenin \"makinelerin nerede olduğunun bildirilmesine dair\" ihtar tebliğinin 28/02/2021 tarihinde davacı vekiline e-tebligat ile yapıldığı, davacı vekilinin 05/03/2021 tarihinde dilekçe ile makinelerden 7 tanesinin kurumu yapılmamış olup ..... adresinde bulunduğu, kurulumu yapılan diğer 3 makinenin ise ... , ..., ....adreslerinde olduğu bildirilmiş, talimat mahkemesi 08/03/2021 tarihli tensip ile keşif yapılması talep edilen adreslerin bir kısmının mahkeme yargı çevresi dışında olduğundan, keşif talebinin kısmen kabulü ile, dava konusu olan makinelerden kurulumu yapılmayan 7 tanesinin bulunduğu \"...\" adresinde; yapılmasına karar verdiği verdiği bu suretle alınan bilirkişi raporu ile talimat evrakının  06/04/2021 tarihinde iade edildiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece davacı tarafa 26/01/2021 tarihli duruşmada da herhangi bir ihtar yapılmadığı halde , Mahkemece 25/05/2021 tarihli duruşmada \"26/01/2021 tarihinden sonra yaklaşık  3 ay sonra makinelerin bulunduğu yerin davacı tarafça bildirildiği, süresi içinde bildirilmediği  gerekçesi ile 3 adet makine üzerinde yeniden inceleme yapılması yönündeki davacı vekilinin talebinin reddine ve neticeten davanın esası hakkında karar verilmiştir.<br>6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Anılan TBK'nın 223/2. Maddesine göre ise,  alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Davacı alıcı, gerek dava dilekçesi ,gerek ihtarname içeriği ve yargılama aşamasındaki beyanlarında makinaların alındıktan kısa bir süre sonra arıza verdiğini, defalarca tamir edildiğini, ayıbın satın alındığı günden beri mevcut olduğunu ileri sürmüş, ancak bu yönde herhangi bir servis kaydı sunmadığı anlaşılmıştır. Makinaların 09/06/2017 tarihli fatura ile teslim edildiği, dikkate alınarak ,Buna göre incelenmeyen üç adet makinalardaki ayıp gizli bile olsa gizli ayıbın davacı tarafça daha önce öğrenildiği  ancak bu yönde servis kaydı sunulmadığı gibi ayıp ihbarına ilişkin ihtarın 18/12/2018 tarihinde yapıldığı gözetilerek süresinde yapılan ayıp ihbarının bulunduğundan söz edilemeyecektir. Bu nedenle  her ne kadar mahkemece üç adet makina üzerinde inceleme yapılmadan karar verilmiş ise de ;  bu makinalar yönüyle de süresinde yapılan ayıp ihbarı bulunmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiş, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; <br>1-Davacı vekilinin vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli 427,60TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30TL'nin mahsubu ile bakiye 210,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 01/10/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip<br>...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aeea27e307f972d1","SID":"ee01bb188375e102"}}