{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/293 - 2025/646<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/293 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2025/646<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/11/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2021/1064 E -  2022/870 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 23/05/2025 <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 12/06/2025<br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili aleyhine maden ruhsatı devrinden kaynaklı sözleşmeye dayalı olarak cezai şart alacağı için icra takibi başlattığını,   ruhsat sahibi davalı ... olmasına rağmen sözleşmenin ... tarafından imzalandığını, sözleşme imzalanırken vekalatname veya yetki belgesinin sunulmadığını, yetkisiz olarak imzalanan sözleşmesinin geçersiz olduğunu, her nekadar sözleşme geçersiz olsa da müvekkilinin iyi niyetli olarak sözleşmenin ifa edilmesi için davalıya elden ve banka yoluyla yaklaşık 40.000,00 TL para yolladığını, şirket kurulması gerektiği söylendiğinden müvekkilinin ... Otomotiv Madencilik İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adında şirket kurduğunu, davalının ruhsat devir işlemlerini tamamlamadığını, edimini yerine getirmediğini, devir işlemlerini ötelediğini, sözleşmede yer alan cayma bedelinin fahiş bir bedel olup devir bedelinin nerdeyse iki buçuk katına karşılık geldiğini, davalının cezai şart iddiası ile takip başlattığını, sözleşmede cezai şartın öngörülmediğini, cayma bedelinin kararlaştırıldığını, cezai şart ve cayma bedelinin birinden farklı kalemler olduğunu belirterek müvekkilinin icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; maden ruhsat devri sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığını, ruhsat sahibinin müvekkili ... olup sözleşmede adı geçen ...'nın müvekkilinin babası olduğunu ve 27/05/2013 tarihli noterden düzenlenen vekaletname ile müvekkilinin faaliyet konuları ile ilgili her türlü işlemleri yapmaya yetkili kılındığını, sözleşmede kararlaştırılan devir bedelinin büyük kısmının ihtar ve takip tarihi itibariyle ödenmediğini, müvekkili tarafından gönderilen ihtara davalının itiraz ettiğini, son olarak 08/06/2021 tarihli ihtar ile davalının edimini yerine getirmesinin talep edildiğini, davalının edimini yerine getirmediğini, sözleşmede kararlaştırılan 2.500.000,00 TL tazminattan şimdilik 20.000,00 TL alacak için takip başlatıldığını, sözleşmenin bağlayıcı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Mahkemece toplanan delillere, tüm dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre,  dava dışı ...'nın davalı ...'nın yetkili temsilcisi olduğu, bu konuda vekaletname bulunduğu, sözleşmeye göre tarafların 850.000,00 TL nakit para, bir adet traktör kepçe, bir adet 2005 model üstü taksi karşılığında anlaştığı, 10.000,00 TL kapora alındığı, alıcı şirketin hazırlığını yapıp en geç 30/09/2020 tarihine kadar geriye dönük ruhsatla ilgili herhangi bir borç kalmamak kaydıyla devir işleminin yapılacağı, herhangi bir cayma durumunda cayan diğer tarafa 2.500.000 TL tazminat ödeneceği, bu sözleşme hükümlerince davacının davalı aleyhine cezai şart talebi adı altında alacak için takip başlattığı, ancak davalının göndermiş olduğu ihtarnameler ve davacı vekilinin beyanları ve sözleşme içeriği incelendiğinde sözleşmede tazminat olarak belirtilen miktarın cayma parası olarak düzenlendiği, cezai şart olmadığı, bu nedenle sözleşmenin geçerli olup olmadığı, geçerli ise taraflarca sözleşmedeki hükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hususların değerlendirilmesinin gerektiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin kararlarında da görüleceği üzere taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli bir sözleşme haline gelebilmesi için maden siciline şerh edilmesinin zorunlu olduğu ve bu hususta 3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 5. maddesi, 38.maddesi ve 82.maddesinin de aynı doğrultuda olduğu, bu nedenle sözleşmenin geçerli kabul edilemeyeceği, ayrıca davacı tarafça sözleşmede 10.0000,00 TL kapora ve 1.000,00 TL banka havalesi yapıldığı ve sözleşmenin yerine getirilmesi için kısmen de olsa edimin ifa edilmeye çalışıldığı, ayrıca davacı tarafça sözleşmeden cayıldığına dair bir delilin de davalı tarafça sunulmadığı, tüm bu nedenlerle öncelikle sözleşmenin geçerli olmaması nedeniyle ve sözleşmeye bağlı olarak düzenlenen cayma parasının talep edilemeyeceği, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi davalı tarafça davacının sözleşmeden caydığına dair bir delilin ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin  reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan adi yazılı sözleşmede davacının edimlerini yerine getirmesine müteakip maden ruhsatının maden sicilinden devrinin amaçlandığını, bu hali ile sözleşmenin maden ruhsat devir vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğunu, Maden Kanunu 5.maddesinde sadece tasarruf işleminin düzenlendiğini, borçlandırıcı işlem konusunda düzenleme bulunmadığını, bu nedenle borçlandırıcı işlemlerde herhangi bir şekil şartının bulunmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunu, davalının sözleşmede üzerine düşen edimleri kısmen yerine getirdiğini, davacıya gönderilen ihtar ile edimin yerine getirilmesinin talep edildiği halde edimin yerine getirilmediğini, temerrüde düştüğünü, davacının müvekkiline gönderdiği 28/05/2021 tarihli ihtar ile sözleşmeden döndüğünü/caydığını, müvekkilinin cezai şart talebinin yerinde olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan maden ruhsat devri başlıklı sözleşmenin geçerli olup olmadığı, sözleşmede kararlaştırılan cayma bedelinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.\t<br>Davacı alıcı ile davalı satıcı ... vekili ... arasında imzalanan 13/09/2020 tarihinde adi yazılı Maden Ruhsatı Devri Sözleşmesi başlıklı sözleşmeye göre; davalı ...'ya ait ruhsatlı maden sahasının ruhsat haklarının karşılığı olarak 850.000,00 TL nakit para, bir adet traktör kepçe, bir adet 2005 model üstü taksi olarak tarafların anlaştıkları, 10.000,00 TL kapora verildiği, alıcı şirketin hazırlığını yapıp en geç 30/09/2020 tarihine kadar geriye dönük ruhsatla ilgili herhangi bir borç kalmamak kaydıyla devir işleminin yapılacağı hususlarının kararlaştırıldığı, sözleşmenin maden ruhsat devri vaadi sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. \t<br>Eskişehir 2.İcra Müdürlüğünün 2021/5553 Esas sayılı dosyasının yapılan incelemesinde, 15/09/2021 tarihinde davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 13/09/2020 tarihli sözleşme uyarınca kısmi cezai şart alacağına dayalı olarak 20.000,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davacı borçlunun takibe itirazının süresinde olmaması nedeniyle icra müdürlüğü tarafından red edildiği görülmüştür. <br>Konuyla ilgili;<br>06/07/1970 Tarih, 1967/7 Esas, 1970/6 Karar sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında, madenlerin arama ruhsatnamesinin devri vaadi konusunda sözleşme düzenlenmesinin asla hukuki sonuç doğurmayacağı, maden ruhsatnamesinin devri vaadinin yetkili memur huzurunda dahi yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek maden arama ruhsatnamesinin devri vaadinin (tahhüdünün) mümkün ve geçerli olmadığına karar verilmiştir. <br>Yine  Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15/06/2017 Tarih, 2015/13004 Esas, 2017/4105 Karar sayılı ilamında; <br>\"...3213 sayılı Maden Kanunu'nun 38/4 maddesi uyarınca \"Madenler üzerinde iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez.\" Yine 06/07/1970 günlü Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında \"arama ruhsatının devrine dair ön sözleşmenin de kanundaki şekle göre yapılması gerektiği\" belirtilmiştir.<br>Dosya incelendiğinde; taraflar arasında adi şekilde 04/03/2011 tarihinde yapılmış, \"II. Grup Maden Sahası Ön Devir Akdi\" başlıklı arama ruhsatlı mermer sahasının ruhsatının devri konusunda sözleşme imzalandığı ve sözleşmeye aykırı davranan tarafın diğer tarafa 30.000 TL ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu haliyle, taraflar arasında imzalanan ve adi şekilde yapılmış olan sözleşme yukarıda belirtilen Maden Kanunu'nun 38. maddesine ve 1970 günlü Y.İ.B.K'na uygun olmadığından geçersizdir. Cezai şartın istenebilmesi için geçerli bir sözleşmenin bulunması gerekir. Şu durumda, davacının geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olan cezai şart bedeli isteğinin reddi gerekir.<br>Anılan yön gözetilmeksizin yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde cezai şart bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.\" gerekçesine yer verilmiştir. <br><br><br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle yukarıda belirtilen İBK ile Yargıtay kararı gereğince  geçersiz sözleşmeye dayalı  talepte bulunulamayacak olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.419,49 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 355,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.064,49 TL harcın istinaf eden  davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 23/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t      <br>\t\t\t\t<br>Başkan <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip<br> e-imzalıdır<br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34d1aba2b2c2aec1","SID":"20ca1534a1e9d7d8"}}