{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1001 - 2025/1178<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1001 <br>KARAR NO\t: 2025/1178<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/04/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/291 E.  -  2023/128 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Markaya Tecavüzün Kaldırılması, Marka Hükümsüzlüğü, İlan <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/291 E. - 2023/128 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 233 sayılı KHK hükümlerine tâbi, kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve sermayesinin tamamı Devlete ait bulunan bir İktisadi Devlet Teşekkülü olan müvekkili Kurumun unvanı \"... Genel Müdürlüğü\" iken 25/3/2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile \"... Genel Müdürlüğü\" olarak değiştirilmiş olup bahse konu Kararnamenin, 27 Nisan 2013 tarih - 28630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini ve tadilli unvanın 03 Mayıs 2013 tarih - 8312 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiğini; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli 91/003010, 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804, 2013/52156 ve 2013/62596 sayılı markalarının bulunduğunu; davalı ... adına; 2018 47070 sayı ile \"... ...\", 2019 109957 sayı ile \"... ... ...\" markalarının tescil edildiğini, davalının hükümsüzlüğü istenen ve müvekkili Kuruma ait markalar ile iltibas taşıyan markalarını, Gebze/... adresinde bulunan işletmesinde kullandığını; davalının müvekkilinin şubesi izlenimi verdiğini, müvekkilinin mazisi ve kapasitesinin iltibasın varlığının tayininde nazara alınması gerektiğini, davalının müvekkiline ait markaların gücünden faydalanma amacı taşıdığını, tescilin artık tek başına hukuka uygunluk sebebi kabul edilmediğini, davalı markalarının müvekkili markalarıyla iltibas oluşturduğunu, davalının markalarını kötü niyetli tescil ettirdiğini, eyleminin aynı zamanda marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalı şirkete ait işyerindeki markasal kullanımların, müvekkilinin tescilli markaları ile iltibaslı olması hasebiyle müvekkili Kuruma ait tescilli marka hakkına tecavüz teşkil eden tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, İnternet ve sosyal medyadaki kullanımları ile tespit olunacak tüm ihlallerin 6769 sayılı SMK'nın 149/1-ç maddesi uyarınca hükmen kaldırılmasına, 2018 47070 ve 2019 109957 sayı ile tescilli markaların müvekkilinin maliki bulunduğu markalarla benzer mal ve hizmetler yönünden iltibaslı olduğunun tespiti ile neticeten benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, mahkeme ilamının masrafı davalı yandan alınmak suretiyle ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş; 16.02.2023 havale tarihli ıslah dilekçesiyle, dava konusu markaların kötü niyetli olarak tescil ettirildiklerini ileri sürerek, hükümsüzlüklerini talep etmiştir. <br>Davalılar vekili, taraf markalarının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığını, davacının müvekkilinin faaliyet gösterdiği ...'nde satış mağazasının bulunmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markaların kapsamındaki 29. sınıf mallarla davacı markaları kapsamlarındaki 29. sınıf malların ilişkili olduğu; dava konusu \"... ...\" ve \"... ... ...\" ibareli markalar ile davacıya ait \"... ...\", \"... ... ...\" ve \".... ... ...\" ibareli markalar, her ne kadar markalarda yer alan \"...\" ibarelerinin ayırt edici niteliği zayıf ibareler olsa da, tüketicinin \"...\" ibaresini bütüncül şekilde markasal olarak algılayacağı, markalarda yer alan diğer ibarelerin ikincil planda kalacağı, dolayısıyla bu ibarelerin mevcudiyetinin markaları farklılaştırmaya yeterli olmayacağı, dava konusu markalar ile davacıya ait \"... ... ...\", \"... ... ...\" ve \".... ... ...\" ibareli markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu; davacının sınırlı biçimdeki \"et ve süt ürünleri ve bunların satış hizmetleri\" üzerindeki tanınmışlığının yahut bilinirlikten doğan imajının dava konusu 2019/109957 sayılı markanın kapsamındaki diğer hizmetlere transferinin mümkün olmadığı; davalının, davacı ile daha önce franchise bağı bulunan bir bayi olduğu, doğal olarak davacının markasını ve tescilini bildiği, bu markayı seçerek davalının marka tescilinde bulunması markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edildiği, rakipleri ile haksız rekabete girme amacı taşıdığı, bu markayı gören bir kişinin davacının markası olan ... markasının ününden ve itibarından etkilenebileceği ve davalının bu yönüyle haksız kazanç elde edeceğinin aşikar olduğu, davalının bu nedenlerle kötü niyetli tescil nedeniyle markasının hükümsüz kılınması gerektiği; davalı şirketin eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı firmaya ait işyerindeki markasal kullanımların davacı kuruma ait tescilli markalara tecavüz teşkil ettiği anlaşıldığından, davacı marka hakkına tecavüz teşkil eden tabela, afiş, filama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, internet ve sosyal medyadaki kullanımlara ilişkin tecavüzün kaldırılmasına; davalı ... adına 2018/47070 ve 2019/109957 sayılı markaların tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, masrafı davalı yandan alınmak üzere, hüküm özetinin yurt çapında trajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, itirazlarını karşılar yeni rapor alınmadığını, karşı tarafın ıslah talebinin reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde markaların kötü niyetli tescil edildiğine dair talep bulunmadığını, davacının yasal bir haftalık süre içinde dosyaya yeni bir dava dilekçesi sunmadığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddialarının değerlendirmeye alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, markaya tecavüzün kaldırılması, marka hükümsüzlüğü ve ilan istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının markalarının \"et ve süt ürünleri ile bunların satış hizmetleri\" yönünden tanınmış olduğu, davalı şirket ile şirketin yetkilisi olan diğer davalı şahsın, taraflar arasındaki franchise sözleşmesi nedeniyle davacı markalarından haberdar oldukları, davalı şahsın, davacıya ait olduğunu bildiği markaların iltibas yaratacak derecede benzerini adına tescil ettirdiği; öte yandan, davacı vekilinin dava konusu markaların kötü niyetle tescil ettirilmeleri gerekçesiyle hükümsüzlüğünü talep eden ıslah dilekçesinin ilk derece mahkemesince verilen süre içerisinde dosyaya sunulduğu, kaldı ki, mahkemece verilen bu sürenin kesin de olmadığı; SMK'nın 25/6. maddesi hükmü uyarınca marka tescilinin kötü niyetli olması halinde söz konusu beş yıllık sürenin uygulanmayacağı; davalılar vekili bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü  diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,\t  <br>\t3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 12/06/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8973359923e7611","SID":"c1f58cb9c65ff34a"}}