{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/833 - 2025/1104<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/833 <br>KARAR NO\t: 2025/1104<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/422 E.  -  2023/119 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2023 tarih ve 2022/422 E. - 2023/119 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... nezdinde 2021/020257 sayılı ve \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Resmi Markalar Bülteninde yayınlandığını; diğer davalının \"...\" ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabulüne karar verilerek müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin bu kez ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-11267 sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa söz konusu YİDK kararının haksız olduğunu, müvekkilinin 2016 yılından beri markaya yatırım yaptığını, taraf markalarınını karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, 2022-M-11267 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, müvekkili adına tecilli markaların \"seri marka\" niteliğinde olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkilinin tescilli \"...\" markasını çağrıştıracağını, \"...\" markası ile seri marka izlenimi uyandıracağını ve tüketicinin söz konusu markanın müvekkilin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili adına tescilli \"...\" markalarının 41. sınıf kapsamında tanınmış olduğunu ayrıca 45 sınıfın tamamında tescil edildiğini, \"... ...\" ibareli başvurunun da 16. ve 41. sınıftaki mal ve hizmetlerde yani müvekkilinin sektörel olarak tanınmışlığı olan hizmetler bakımından tescil edilmek istendiğini, benzerlik ve karıştırılma ihtimali söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında \"...\" sözcüğünün ortak olarak yer aldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.11.1999 tarih ve 1999/5790 E.- 1999/9590 K. sayılı kararına göre \"...\" sözcüğünün mamul veya hizmetin nevi ile birlikte farklı gerçek/tüzel kişiler adına tescilinin mümkün olduğu, öte yandan herkes tarafından kullanılabilecek veya tanımlayıcı bir işaretin ayırt edici hale gelmesi ile bağımsızlaşmasının mümkün olduğu, söz konusu işaret ayırt edici nitelik kazandığı zaman, bir işletmeye ait mal veya hizmetleri işaret etmeye başlayacağı, yeni bir kavrama dönüşeceği, yani herkes tarafından bilinen, kullanılan bir ibare olmaktan öteye geçeceği ve yeni bir anlam kazanacağı, Yargıtay’ın \"Çırağan\" kararında da soyutlanmanın dikkate alındığının görüldüğü; coğrafî bir markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmasından söz edilebilmesi için markanın belirli bir teşebbüse ait olacak şekilde algılanması, söz konusu mal/hizmet ile teşebbüsün bağlantılı hâle gelmesinin gerektiği, markanın ayırt edicilik kazanmış sayılması için, ilgili çevrenin tamamının coğrafî marka ile belirli bir teşebbüs arasında bağlantı kuruyor olmasının zorunlu olmadığı, bu çevrenin önemli orandaki bir kesiminin kanaati, ayırt edicilik için yeterli olduğu; buna göre \"...\" kelimesinin İstanbul Boğazı ile iki kıyısını içine alan kent parçasının adı olup manzarasıyla, restoranlarıyla, köprüsüyle ve siluetiyle Türkiye’nin maruf yer adlarından birini temsil ettiği, bu itibarla herkesin kullanıma açık bir ibare olduğu, ancak redde mesnet \"...\" markalarının eğitim öğretim hizmetleri ve bu eğitim kalitesi ile özdeşleştiği, ...’nin Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın en iyi eğitim veren kurumlarından biri olarak yüksek tanınmışlığının bulunduğu, ... adının gerçek bir marka değerini ifade ettiği dikkate alındığında, davacının \"... ...\" markası altında sunacağı eğitim öğretim hizmetlerinin de \"...\" tarafından sunulduğu yönünde bir algı yaratabileceği, tüketicilerin idari ekonomik bir bağlantı bulunduğu zannı ile davacı markalarından hizmet almaya yönelebileceği zira hayatın olağan akışı içinde de ülkemizin pek çok köklü üniversitesinin ilk-orta-lise düzeyinde kendi adıyla kurduğu eğitim kurumları ile hizmet verdiğinin bilindiği, dava konusu markalarda ortak \"...\" ibaresi sebebiyle markalar arasında oluşan benzerliğin 6769 sayılı SMK'nın 6/1 kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimaline neden olacağı; davacının, öncelikli hak sahipliği iddiası bakımından tescilsiz bir işarete dayanmadığı anlaşılmakla başka bir inceleme yapılmadığı; davacının önceki tarihli 2017/33702 sayılı markasının 12.10.2017 tarihinde, 2017/33707 sayılı markanın 13.08.2018 tarihinde, 2017/55871 sayılı markanın 26.01.2018 tarihinde tescil edildiği, dava konusu YİDK kararının verildiği 09.09.2022 tarihinde bu markaların taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmadığı, davacının önceki tarihli markalarından 2021/020257 sayılı markanın 21.12.2022 tarihinde ve 16. sınıfta, 2021/043288 sayılı markanın 17.06.2022 tarihinde, 16 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu, dava konusu YİDK karar tarihinde bu markaların taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmadığı ve tescil kapsamlarının da dava konusu marka ile aynı olmadığı, davacının önceki tarihli 2021/138017 sayılı markasının başvuru tarihinin 01.10.2021 olduğu dava konusu YİDK karar tarihinde henüz tescil edilmediği, davacının önceki tarihli 2019/84280 sayılı markasının ise içerdiği ibareler bakımından kazanılmış hak sağlamadığı, 2016/35153 sayılı markası çekişme konusu olmakla birlikte esas unsurunun \"... ...\" ibaresi olduğu ve davacı lehine kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin 2016 yılından beri markasına yatırım yaptığını, taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin eski tarihli markalarının müktesep hak sağladığını, başvurunun seri marka niteliği taşıdığını, 2017/33707 sayılı markasındaki aynı imaj ve unsurların korunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararı iptali istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davalının itiraza mesnet markaları arasında \"...\" ibaresinin ortaklığından kaynaklı yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamından çıkartılan 41. sınıf hizmetler bakımından emtia benzerliğinin de gerçekleştiği, öte yandan, \"...\" ibaresi herkesin kullanımına açık bir ibare ise de, dava konusu başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 6/3. maddesi şartları bulunmadığı gibi ilk derece mahkemesi kararında tartışıldığı üzere müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekili istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/06/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70da460da6eedd56","SID":"85b4418daeafafbb"}}