{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/762 - 2025/996<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/762 <br>KARAR NO\t: 2025/996<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/189 E.  -  2022/394 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2022 tarih ve 2022/189 E. - 2022/394 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin haftalık ... adlı gazetenin imtiyaz sahibi olarak 2020/113675 sayılı \"...\" ibareli markanın tescili talebine yönelik davalı ... A.Ş nin itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 35,38 ve 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin markadan çıkarılmış olup müvekkilinin bu karara yönelik itirazının  YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkili ile davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörler farklı olduğundan müvekkiline ait markanın davalının markaları ile iltibasa yol açacak derecede benzerliğinden söz edilemeyeceğini, vasıf  bildirici niteliğe sahip \"...\" ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasındaki \"...\" ve davalı şirketin \"...\" ibarelerinin tamamen farklı olup  aralarında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığını, markaların faaliyet alanı ve tüketicilerin bilinç düzeyi de nazara alındığında tüketicilerin markaları kolaylıkla birbirinden ayırt edebileceklerini,  markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların benzerlik ihtimalini azalttığını, davalı şirketin her bir markasının tescil tarihi üzerinden 5 yıllık süre geçmiş olup müvekkilin markasının tescilinin talep edildiği sınıflarda ciddi bir kullanımın söz konusu olmadığını ileri sürerek 2022-M-3539 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı şirket vekili, müvekkiline ait \".../...\" markasının yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, davaya konu markanın esaslı unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin öne çıkartıldığını, markadaki haftalık ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını ve bu haliyle davalı markanın müvekkiline ait seri markların devamı veya yeni bir versiyonu olduğu izlenimi uyandırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı markasının emtia listesindeki redde konu olan tüm malların davalının redde mesnet gösterdiği markanın tescil kapsamında yer aldığı, markalarda ortak olan \"...\" ibaresi nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, anılan işaret ve emtia benzerliğinin tüketiciler nezdinde markaların birbiri ile ilişkili olduğu yönünde bir algıya neden olacağı “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler açısından ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, hal böyleyken tüketicinin iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aralarında iktisadi ya da idari bir bağ bulunduğu zannına kapılabileceği ve bu durumun  karıştırılma ihtimalini ortaya çıkardığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mal ve hizmetlerin aynı sınıfta bulunmasının markaların karıştırılması anlamına gelmeyeceğini, benzer alıcı çevresine hitap etmeyen, benzer ihtiyaçları giderip gidermeyen, son kullanıcıları ve tüketici profilleri farklı, birbirini tamamlama ve birbiri ile rekabet etme olanağı bulunmayan, kullanım amaçları ve dağıtım kanalları farklı mal ve hizmetlerin karıştırılmasının mümkün olmadığını,  müvekkilinin yayımcılık, davalının ise telekomünikasyon alanında faaliyette bulunduğunu,  dolayısı ile tamamen farklı sektörlerde bulunan ve farklı tüketici kesimlerine hitap eden markaların benzer kabul edilemeyeceğini, ... ibaresinin vasıf bildirici niteliği ile kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve davalının itiraza mesnet markaları kullanıp kullanmadığının saptanmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın  kabulüne  karar verilmesini istemiştir  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu ile \"...\", \"...\" esas unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında  biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında \"...\" ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan \" ...\" ekinin \"...\" ibaresinin öne çıkarılmış olması nedeniyle başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu, ayrıca dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br> <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br> <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025<br><br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b03a8a3777ac5e88","SID":"5277df590a45f3ab"}}