{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/1966 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1075<br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/331 Esas 2021/445 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 22/05/2025<br><br>Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında tekstil ürünü satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, ürün bedelinin \"euro\" cinsinden olduğunu, ödemelerin TL'ye çevrilerek yapıldığını, uygulamanın bu şekilde devam ettiğini, ancak davalının bu şarta uymak istememesi üzerine müvekkilinin davalı şirkete 30/04/2020 tarih ve 50.326,26 TL bedelli \"kur farkı faturası\" kestiğini, davalının bu faturayı kabul etmemesi üzerine Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1913 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin süresinde ödemeleri yaptığını, müvekkili şirketin davacıdan 08/07/2020 tarihi itibariyle 3.530,31 TL alacağı bulunduğunu, taraflar arasında ödemelerin \"euro\" cinsi üzerinden yapılacağına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, dava ve takip konusu faturanın içeriği itibariyle herhangi bir alacak hakkı yaratmadığını, faturaya usulüne uygun şekilde itiraz ve iade edildiğini, davacının hangi faturalar için kur farkı faturası kestiğini açıklamadığını, yapılan icra takibinin kötüniyetli olduğunu bildirerek davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Dava, İİK nun 67 vd., TTK'nun 23. maddesi yollamasıyla TBK'nun 207 vd. madde hükümlerine göre açılmış, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan bakiye alacağın ve fer'ilerinin tahsili konusundaki icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında tekstil ürünü satımına ilişkin açık hesap şeklinde yürütülen ticari ilişkinin bulunduğu,<br>Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2020/1913 E.sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 22/06/2020 tarihinde 50.323,26TL fatura, 684,19TL işlemiş faiz (avans faizi) olmak üzere toplam 51.007,45TL alacağın tahsili yönünde takip açıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 08/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı-borçlunun vekili aracılığıyla verdiği 09/07/2020 tarihli borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği; dava şartı arabuluculuk son tutanağının davadan önce  28/07/2020 tarihinde düzenlendiği, aslının dosyaya sunulduğu hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun: Sözleşme konusu tekstil ürünlerinin satış bedelinin euro cinsinden mi yoksa TL cinsinden mi kararlaştırıldığı, bu yönde bir uygulamanın bulunup bulunmadığı, dava ve takip konusu faturadan dolayı davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle kur farkı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa ne kadar olduğu  noktalarındadır.<br>Uyuşulmayan noktalar yanında takip talebinde belirtilen 684,19 TL işlemiş faize ilişkin peşin ilam harcının yatırılmasının gerekip gerekmediği ve buna bağlı olarak işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa tutarının ne kadar olduğunun tespiti noktalarındadır.<br>TBK'nun 207.maddesi gereğince, satım akdinde satıcının asıl borcu malı alıya teslim ve mülkiyeti ona geçirmektir. Alıcının borcu ise, semeni yani malın bedelini ödemektir. <br>Esas itibariyle ticari davalarda geçerli olan ticari delil sistemi gereğince, tarafların iddialarını ve savunmalarını \"ticari defterler\" ile ispat etmeleri mümkündür. Ancak, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m.222).<br>İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK m.190/1)<br>Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir (TBK m.1).<br>Maddi ve hukuki olgular ışığında olaya dönüldüğünde:<br>Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2018 yılı öncesine dayandığı, 2018 ve 2019 yılındaki tüm faturaların TL cinsinden tanzim edildiği, karşılığında da ödemelerin TL cinsinden yapıldığı, bu uygulamanın 30/12/2019 tarihine kadar devam ettiği, 2019 yılından 2020 yılına devreden 78.573,83 TL davacı alacağının 27/01/2020 tarihinde ... Bankası havalesi ile kapatıldığı, <br>Bu tarihten sonra 2020 yılındaki taraflar arasında karşılıklı düzenlenen faturaların EURO cinsinden tanzim edildiği, fatura tarihindeki kur üzerinden TL'sına çevrilmek suretiyle defterlere kaydedildiği, 2020 yılında davalının davacıya yaptığı 17/03/2020 tarihli 30.000 EURO haricindeki ödemelerin TL cinsinden yapıldığı, belirtilen dönemde 16 adet faturanın düzenlendiği ve mal satım bedelinin EURO cinsinden ödenmesine yönelik uygulamanın gerçekleştiği ve tarafların mal bedelini 2020 yılı itibariyle örtülü şekilde EURO olarak kararlaştırdıklarının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Bu çerçevede, davalının davacıya yapılan ödemeleri ödeme tarihlerindeki döviz üzerinden EURO'ya çevrilmesi sonucu davacı lehine 6.782,23 EURO fark hesap edilmiş ise de, davacı defterinde bu tutar 6.781,94 EURO olarak işlenmiştir. Bu tutarın 30/04/2020 tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığı ise 50.323,26 TL'sıdır. Bu tutardan davalı tarafından davacıya iade edilen 3.530,23 TL malın bedelinin düşülmesi gerekir.<br>TBK.'nun 117.madde hükmü çerçevesinde, davacının takip tarihinden önce  düzenlediği ve 3 iş günü atıfet mehli tanıdığı ihtarnamenin davalıya 15/05/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davalının 21/05/2020 tarihi itibari ile temerrüde düştüğü belirlenmiştir. Bu bağlamda, davalının temerrüd tarihi 21/05/2020'den icra takip tarihi 22/06/2020'ye kadar dava ve takip konusu asıl alacak için 46.792,96 TL x 32 x 13,75 / 365 x 100 = 482,03 TL işlemiş faiz alacağı tahakkuk etmiştir. <br>Bu açıklamalar ışığında, icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 46.792,96 TL (=50.323,26 - 3.530,23) asıl alacak ve 482,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.274,99 TL alacağının bulunduğu, fazlaya ilişkin istemin yersiz olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir,\" gerekçesi ile;<br>\"I-Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>Davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2020/1913 E.sayılı dosyası ile yapılan takibin 47.274,99 TL'lik kısmına yönelik haksız itirazının İPTALİNE,<br>Takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak tutarı 46.792,96 TL'na takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülerek DEVAMINA,<br>Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, % 20 icra-inkar tazminatı 9.454,99 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,<br>İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, % 20 kötüniyet tazminatı 706,06 TL'nin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takip taleplerinin 50.323,26 TL tutarındaki kur farkı faturasına dayandığını,  reddedilen 3.530,23 TL.nin ise, 25.05.2021 tarihli 2. bilirkişi raporu sonuç kısmında belirtilen \"...Davalı şirketin kayıtlarında, davalının davacıdan icra takip tarihi itibari ile 3.536,23TL alacağının bulunduğu...\" tespitine dayandığını, icra takibine davalı tarafından yapılan itirazda; cari hesaptan kaynaklı olarak müvekkili şirketin davalıya 3.530,31 TL borcu bulunduğunun belirtildiğini, cevap dilekçesinde de yine aynı rakamın zikredildiğini, ancak belirttikleri evrakların hiçbirinde borcun sebebinin açıklanmadığını, aksine, 09.03.2021 tarihli 1. bilirkişi raporunda müvekkili şirket kayıtlarında böyle bir borç tespitinden bahsedilmediğini, yani, kısmi red için gerekçeli kararda yapılan tespitin sadece davalı şirket kayıtları esas alınarak yapıldığını, müvekkili şirketin cari hesaptan kalan yahut başka bir sebeple davalı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca, bu hususla ilgili davalı yanın müvekkilini temerrüte düşüren hukuki bir işleminin de bulunmadığını, davalarına dayanak kur farkı faturası alacaklarının kabulü yanında sözde borcun bakiyeden düşülmesinin hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki, müvekkilinin ticari defterlerinde görülmeyen, mutabıklık yahut likit bir alacağı ihtiva etmeyen, daha önce davalı tarafından müvekkiline bildirilmeyen ve işbu davaya konu icra takibine itiraz dilekçesinde ilk defa zikredilen alacak iddiasına ilişkin olarak, müvekkilinin davalı yana  3.530,23 TL borçlu olduğunun \"2. Bilirkişi raporundaki davalı ticari defterlerinden tespiti\" esas alınarak aleyhlerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin başlı başına hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kısmi  kabul-kısmi red kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>Davalı  vekili istinaf dilekçesinde özetle;  tarafların mal bedelini 2020 yılı için örtülü olarak euro cinsinden kararlaştırmasının söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararında 2020 yılındaki faturaların taraflar arasında karşılıklı olarak Euro cinsinden tanzim edildiği, fatura tarihindeki kur üzerinden TL'sına çevrilmek suretiyle defterlere kaydedildiği, mal satım bedelinin Euro cinsinden ödenmesine yönelik uygulamanın gerçekleştiği ve tarafların mal bedelini 2020 yılı itibariyle örtülü şekilde Euro olarak kararlaştırdıkları tespitlerinde bulunularak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, mahkemenin bu tespitlerinin yerinde olmadığını, Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere; kur farkına ilişkin bedel talep edilebilmesi için taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunması veya bu hususta taraflar arasında fiili veya sürekli bir uygulamanın gerektiğini, taraflar arasında ödemelerin Euro cinsinden yapılacağı konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi kur farkı talep edileceğine yönelik oluşmuş bir ticari teamülün de bulunmadığını, nitekim dosyadan alınan 25.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirket tarafından 30.04.2020 tarihli faturanın, 05.05.2020 tarihinde KEP üzerinden iade edildiği, taraflar arasında kur farkı ödemesine ya da ödemelerin döviz olarak mı ya da TL cinsinden mi ödeneceğine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, 2018 ve 2019 yıllarındaki faturaların TL olarak düzenlendiği, ödemelerin de TL olarak yapılmış olduğu, kur farkı faturası düzenlemesine ve ödemelerin ne şekilde yapıldığına ilişkin bir uygulamaya rastlanılmadığının belirtilmiş olup, işbu  rapor ile taraflar arasında kur farkı faturası kesilmesi yönünden yazılı ve sözlü herhangi bir anlaşma olmadığı, taraflar arasında bu yönde bir ticari teamül de bulunmadığının sabit hale geldiğini, davacının hangi faturalar için kur farkı faturası  kestiğini açıklamamış olup, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun da dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı gibi aksine müvekkili şirketin alacaklı durumda olduğunu, mahkemece davacının ürünleri geç teslim ettiği, bu nedenle  ödeme tarihleri yönünden müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla düzenlenen kur farkı faturasının dayanaktan yoksun olduğu yönündeki itirazlarının da dikkate alınmadığını, önceki beyanlarında davacının ürünleri geç teslim etmesi sebebiyle müvekkiline atfı kabil bir kusur olmadığı, ödeme tarihleri yönünden bir kusur bulunmayan müvekkilinden, dayanaktan yoksun şekilde kur farkı faturası kesilmesinin kötü niyetli olduğunun izah edildiğini ve bu yönde inceleme yapılmasının talep edildiğini, ancak ne mahkemece ne de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında bu yönde bir inceleme yapılmadığını, mahkemece rapora karşı itirazları karşılanmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından  ihtarnamenin tebliğ şerhi sureti süresi geçtikten sonra sunulmuş olup, müvekkili aleyhine takip öncesi faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, iddia edilen alacağın yargılamayı gerektirdiği için likit olmayıp, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, eksik ve yetersiz inceleme ile karar verildiği sabit olup, yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, satımdan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde :<br>Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2021 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.880,00 Türk Lirasıdır. Davacı yönünden davanın 3.048,27 TL üzerinden kısmen reddine karar verildiği,  davacının istinafa konu ettiği miktar  3.048,27 TL olduğundan 08/07/2021 tarihli  karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2829 Esas ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında HMK 346/1. madde uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.<br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde :<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekmekte olup, davacı tarafından düzenlenen sipariş teyit formlarında faturalarda bedel EURO cinsinden de gösterilerek döviz cinsinden satışlarda ödeme tarihindeki TCMB döviz kurunun esas alınacağının, ödeme tarihinde kur farkı faturasının kesileceğinin yazılı olduğunun ve 2020 yılındaki faturalar döviz cinsinden düzenlendiğinden davacının kur farkını talep edebileceğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2.maddesi uyarınca miktar yönünden kesin olması nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, <br>2-Davacının yatırmış olduğu 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 59,30 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına. <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>B-1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/07/2021 tarih, 2020/331 Esas ve 2021/445 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.229,35 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.034,00 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 255,04 TL harç olmak üzere toplam 1.289,04 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.940,31 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 22/05/2025<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db863eb7c90197fc","SID":"bbcc447703b33504"}}