{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/554 - 2025/956<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/554 <br>KARAR NO\t: 2025/956<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/223 E.  -  2023/13 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 tarih ve 2022/223 E. - 2023/13 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkil şirketin  BDDK tarafından onaylı ... şirketi olup 2021/03884 başvuru sayısı ile  \"... ...\" ibareli markanın 35 ve 36. sınıflar kapsamında tescili talebinde bulunduğunu, davalılar  ... Bankası ile ... Sigorta'nın itirazı sonrasında Markalar Dairesi Başkanlığı'nca bir kısım mal ve hizmetin markadan çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının YİDK  tarafından nihai olarak reddedildiğini, taraf markalarının bulundurdukları ibareler, oluşturuluş biçimleri, içerdikleri görseller ve yazı tipleri itibariyle farklı olduklarını, yine telafuzlarındaki farklılık nedeniyle işitsel bir benzerliğin de söz konusu olmadığını, müvekkilline  ait tescili talep edilen “... ...” markasında ayırt edicilik bakımından markanın bir bütün olarak  değerlendirilmesi gerektiğini, \"...\" ibaresinin markaya ayırt edicilik kattığını, \"...\" ibaresinin Türk kültürünün bir parçası, herkes tarafından kullanılan genel bir ibare olarak  davalıların tekeline bırakılamayacağını, ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının da yer aldığını ve dolayısı ile tescile gerek kalmadan korunması gerektiğini ileri sürerek YİDİK'in 2022-M-4326 sayılı kararının iptali ile 2021/03884 sayılı marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ...  vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının 27/9/2011 tarihinden itibaren  tescilli olup koruma  altında bulunduğunu,  müvekkilinin bu markayı taşıyan kredi kartları ile tarımsal faaliyetlerde ihtiyaç duyulan tohum, fide, gübre, zirai ilaç, mazot (akaryakıt), yem, tarımsal ekipman vb. harcamaların finansmanını amaçladığını, davacının \"...\" esas unsurlu markasının  müvekkilinin yoğun kullanım ve reklam faaliyeti ile bilinir hale getirdiği  markası ile iltibas teşkil edecek kadar benzer olduğunu, davalının bu kullanımının müvekkilinin markasının itibarının zarar görmesine ve ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağını ve  taraf markalarının benzer ve ilişkili türden emtia ve hizmetlere ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta vekili, müvekkilinin markası ile davaya konu markanın \"...\" ibaresi ile başlaması nedeniyle markalar arasında ayniyete varan görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerliğin söz konusu olduğunu ve müvekkilinin markasının 36. sınıfta yer alan hizmetleri ile davalının markasının kapsamında bulunan 36. sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer niteliği sahip bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini  istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının  esaslı unsurunu oluşturan “...” sözcüğünün Türkçe’de “birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi” yerleşik anlamını haiz,  anlamı herkes tarafından bilinebilecek, kullanımı yaygın ve yarattığı algı aynı olan, ayırt edici niteliği zayıf ibare niteliğinde bulunduğu, bu tür zayıf ibareleri marka olarak seçen kişilerin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu,  davalı bankanın gerek dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunduğu belge ve delillerden başta “...” olmak üzere “...” ibaresini içeren markalarının bankacılık sektöründeki ürün ve hizmetlerde Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanım ve tanıtımı neticesinde, belirli bir ayırt edicilik kazandığı,   bankanın “...” ibareli seri marka yarattığı, bunun sonucunda markalar arasındaki  benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davacının markasında “...” ibaresinin redde mesnet markalarda olduğu gibi yerleşik anlamı haiz başka kelimelerle aynı kompozisyonda kullanıldığından davalı bankanın “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabileceği, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin varlığı ve bu ibarenin kelime öbeklerinin baş kısmında yer almasının kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan düşük düzeyde benzerlik oluşturduğu, ibarenin yerleşik/bilinen anlamından dolayı markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının söylenemeyeceği, bu itibarla markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal ve genel kompozisyon itibariyle benzerlik bulunduğu,  her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından \"karşılaştırılan markalar arasında, 35. Sınıf altındaki genel mağazacılık hizmetleri haricinde kalan, 35 ve 36. Sınıflara giren tüm hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin  (kısmen) bulunduğu\" belirtilmiş ise de,  anılan nedenlerle taraf markaları arasında görsel işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında mal ve hizmetler bakımından emtia ayniyeti/benzerliği şartı da  gerçekleştiğinden  karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının bulunduğu  gerekçeleriyle davanın reddine  karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı şirket vekili,  müvekkili şirketin  6361 sayılı Kanun kapsamında \"... faaliyeti\" yürüttüğünü, BDDK'nın talebi üzerine şirketin unvanının 6361 sayılı Kanun'un 5/c'inci maddesindeki yasal zorunluluk gereği \"... ... AŞ\" olarak değiştirildiğini, bu kapsamda müvekkilinin \"... ...\" ibaresini kullanmasının yasal bir hak ve aynı zamanda yükümlülük olduğunu, \"... ve ...\" ibarelerini kullanmaması durumunda müşterileri tarafından anlaşılmayacağını, ''... ...'' markası ve ... Bankası A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. şirketlerinin anılan markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzemediğini, tüketiciler tarafından karıştırılma riskinin bulunmadığını, yerel mahkemece 6361 sayılı Kanun gerekliliklerine dikkat edilmediğini, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin ... finans şirketi iken  davalının klasik anlamda bir banka olduğunu, dolayısı ile markalar aynı sınıfta tescilli olsa da fiilen gerçekleştirilen faaliyetlerin tamamen farklılaştığını, müvekkiline ait markanın kesilip \"...\" gibi çok sayıda markanın içinde yer alan bir ibarenin benzerliğinden yola çıkılarak taraf markalarının benzer bulunduğunun kabulünün doğru olmadığını, bu ibarenin herhangi bir kişinin tekeline  bırakılamayacağını, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunmadığından tüketici tarafından karıştırılma riskinin mevcut olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi  kararının  kaldırılmasını ve davanın  kabulüne  karar verilmesini talep etmiştir.<br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...\" ibareli marka başvurusu ile  \"...\" esas unsurlu redde mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında \"...\" ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığı, dava konusu başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan \"... \" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, redde mesnet marka  kapsamında 35. Sınıf kapsamında 1 ile 34. sınıflardaki bütün mal ve hizmetlerin bulunması nedeniyle markalar arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, davacı vekilinin iddiasına konu 6361 sayılı Kanun kapsamında \"...\" ibaresinin kullanımını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde ortalama tüketicilerin, dava konusu başvuruyu davacının seri markalarından biri olarak algılayabilecekleri gibi başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı bulunduğunu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan hizmetler olduğunu düşünebilecekleri, bunun da karıştırılma tehlikesinin kabulü için yeterli bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f3deb50f7a2c8ba0","SID":"ef88c1ce4a69e533"}}